SARS
hakkında merak ettiklerinizKasım ayında Çin’in güneyinde
ortaya çıktıktan sonra başta komşu ülkeler olmak üzere, seyahatler
yoluyla 25’den fazla ülkeye yayılan Akut Solunum Yetmezliği Sendromu (SARS
- Severe Acute Respiratory Syndrome) tehdidi devam ediyor.
26 Nisan itibari ile SARS yüzünden
Çin, Hong Kong, Kanada, Singapur, Vietnam, Tayland ve Malezya’da 290’ı aşkın
kişi öldü. Hastalığa yakalanan kişilerin sayısı ise 5 bine yaklaştı.
SARS nedir?
Ağır
hastalık oluşturan, aniden başlayıp gelişen, öncelikle üst solunum yolları
ve akciğerleri tutan bir enfeksiyon hastalığı olarak tanımlanabilir.
Bu hastalığa yol açan enfeksiyon etkeni nedir?
Hastalardan elde edilen klinik örnekler,
hastalığın etkeninin yapısı “coronavirus” diye adlandırılan bir
aileye ait bir virüs olduğunu gösteriyor. Coronavirus’lar, kışın sıkça
salgınlara yol açan ve halk arasında soğuk algınlığı adı verilen hastalıkların
üçte birinden sorumlu tutulur.
SARS nasıl bulaşır?
Hastalık solunum yollarını tuttuğu için
bir hastanın öksürme, hapşırma gibi eylemlerle oluşturduğu, havada asılı
kalan damlacıklardaki virüslerin solunması ile vücuda alınır. Hastalığın
özellikle yakın temas ile aile bireyleri ve sağlık personeline bulaştığı
gözleniyor.
SARS’ın kuluçka süresi ne
kadardır?
Hastalık etkeni alındıktan ilk
belirtilerin ortaya çıkmasına dek geçen kuluçka süresi 2 ila 7 gün olarak
ifade ediliyor.
SARS’ın belirtileri nelerdir?
SARS’ın en önemli belirtisi yüksek ateş.
Bugüne dek saptanan hastaların tamamında yüksek ateş görüldü. Üşüme
ve titreme, şiddetli kas ağrıları, kuru öksürük ve baş ağrısı
hastaların yarısından fazlasında görüldü. Bazı hastalarda ise, balgam çıkarma,
boğaz ağrısı, burun akıntısı, sersemlik hali, bulantı, kusma ve ishal de
görülebiliyor.
SARS hangi yaştakileri
etkilemektedir, öldürücü bir hastalık mıdır?
26 Nisan itibari ile SARS yüzünden 290’ı
aşkın kişi öldü. Hastalığa yakalanan kişilerin sayısı ise 5 bine yaklaştı.
Hastalığa yakalanların çoğunluğu 25 yaş üzerinde olmasına karşın, çocuklarda
da görüldü. Ölüm oranı yaşlılarda gençlere oranla biraz daha yüksek.
SARS’ın tedavisi var mıdır?
Hastalığın özgül tedavisi henüz yok.
Virüslerin etken olduğu tüm diğer enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi
antibiyotikler tedavide etkili değil. Ribavirin gibi bazı antiviral ilaçların
ve ağır olgularda kortizon benzeri ilaçların yararlı olabildiği gösteriliyor.
SARS’tan toplumun korunması için ne yapmak gerekir?
Toplumu korumanın en etkin yolu hastaların
erken saptanması, ve hastahaneye yatırılarak izole edilmesi. Ayrıca sağlık
personelinin koruyucu maske, gözlük, eldiven, önlük, galoş gibi önlemler
ile hasta yanına girmesi gerekir.
SARS’ın kesin tanısı nasıl konur?
Hastalık belirtileri gösteren kişilerden
alınacak boğaz sürüntüsü, balgam gibi örneklerile konur. Virüsler klasik
mikroskobi ve kültür gibi yöntemlerle kolayca gösterilemediğinden moleküler
tanı yöntemlerinin kullanılması gerekir.
SARS’ın tanısını koymak için moleküler bir tanı
yöntemi geliştirilmiş midir? Ülkemizde bu tür bir test uygulanabilmekte
midir?
SARS virüsünün kalıtımsal bilgisini taşıyan
RNA’nın dizgisi okunmaya başlandı. Bu bilgi RNA’nın DNA kopyasının çıkartılması
ve bunun tüp içerisinde çoğaltılmasına dayalı bir moleküler tanı yönteminin
geliştirilmesini sağlıyor. Bu tür yöntemler başka enfeksiyon etkenlerinin
tanısı için ülkemizde birçok araştırma ve tanı merkezinde yaygın olarak
kullanılıyor.
SARS ilk kez nerede görülmüştür? Şu anda hangi ülkelere
yayılmıştır?
Sars, Kasım ayında Çin’in güneyinde
ortaya çıktıktan sonra başta komşu ülkeler olmak üzere, seyahatler
yoluyla ABD, Avrupa ülkeleri dahil 25’den fazla ülkeye yayıldı. Türkiye’de
henüz kesin tanısı konmuş bir olgu yok.
SARS endişe verici bir hastalık mıdır?
Hastalık solunum yolu ile bulaştığı ve
seyahat edenlerle yayıldığı için tüm dünyada hızla yayıldı. Henüz
hastalığa karşı özgül bir tedavinin olmaması tedirgin edici bir
durum.
SARS’tan korunmak için aşı geliştirilebilir mi?
Etkenin saptanması ve özelliklerinin tanımlanmaya
başlaması aşı geliştirme umutlarını doğurdu. Hemen aşı çalışmaları
başladı. Üç yıl içerisinde etkili bir aşının geliştirilebileceği
umuluyor.
SARS bir bioterörizm olabilir mi?
Bunu gösterecek bir kanıta henüz
rastlanmadı.
SARS
virüsü vücut dışında 24 saat canlı kalabiliyor
SARS ile ilgili araştırmalarda
bulunan, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bilim adamlarından Klaus Stohr, bu
incelemelerin, virüsün etkisiz hale getirilmesi ve temizlenmesi için çalışmalarda
bulunulması açısından çok önemli olduğunu belirtti.
Bu araştırmaya göre, SARS virüsü, virüsün
daha önce bulaştığı bir masaya ya da kapı tokmağına dokunan kişiye geçebiliyor.
Araştırma sonuçlarının bugün WHO’nün
internet sitesinde yayımlanması bekleniyor.
SARS’ın kaynağı
uzay olabilir’
Galler’deki Cardiff Astrobiyoloji Merkezi Müdürü
Prof. Chandra Wickramasinghe, “SARS’ın uzaydan gelmiş olması ihtimali
var. Bu çok güçlü bir olasılık” dedi.Yaşamın yeryüzüne uzaydan taşındığı
tezinin savunucularından olan Prof. Wickramasinghe, “Hastalık Çin’de
aniden ortaya çıktı. SARS virüsü, hayvanlarda görülen benzer virüslere göre
farklı bir genetik dizilime sahip. Tam kökeni bilinmiyor. Bu faktörler, onun
farklı bir ortamda, yeryüzünden uzakta evrimleşmiş olabileceği fikrini
akla getiriyor” görüşünü savundu.
Prof. Wickramasinghe, “The Lancet” adlı
tıp dergisinde yayımlanan yazısında da, kendisinin de dahil olduğu bir grup
bilim adamının, SARS’ın kaynağının uzay olabileceği görüşünü dile
getirdi.
Sheffield üniversitesinden moleküler
biyolog Dr. Milton Mainwright da, virüsün kökeninin insanlar olduğu izlenimi
edinmediğini belirtti ve “Virüsün nereden geldiği konusu hala tartışmalı
ve yanıt bekleyen çok soru var” dedi.
Her iki bilim adamına göre, hastalığın
ilk Çin’de görülmesi de anlamlı. Çünkü hastalığın ilk görüldüğü
bölge Himalaya Dağları’nın doğu kısmına yakın. Bu dağlık bölge,
atmosferin stratosfer tabakasının en zayıf olduğu bölge. Bu nedenle virüs,
atmosferi kolayca aşarak yeryüzüne ulaşabilir.
Bilim adamlarına göre, yerden 41
kilometre yüksekten alınan hava örneklerinde çok çeşitli mikroorganizmalar
tespit edilebiliyor.
Bazı bilim adamları karşı çıkıyor
Bazı bilim adamları ise SARS’ın
uzaydan geldiği ihtimaline kesin karşı çıkıyor. Karşı çıkanların
temel tezi ise SARS’a yol açan virüsün çok zayıf ve bu nedenle uzayda yaşayamayacak
olması.
Ulster üniversitesinden moleküler virolog
Dr. Anne Bridgen, “Virüsün uzaydan gelme ihtimalinin imkansız olduğunu düşünüyorum.
Çünkü bir yağ tabakasına sahip ve bu tabaka, atmosfer dışında, uzayda
ortadan kalkar” dedi.
Virolog Prof. Ian Jones da, SARS’ın
uzaydan gelme ihtimali ile ilgili tezi “uçuk” olarak niteledi.
SARS'IN MİSK KEDİSİNDEN
KAYNAKLANDIĞI KAYDEDİLDİ
Hong Kong Üniversitesi bilim adamları,
SARS hastalığı virüsünün Misk kedisinden kaynaklandığını bildirdiler.
HONG KONG - Hong Kong Üniversitesi
bilim adamları, SARS hastalığı virüsünün Misk kedisinden kaynaklandığını
bildirdiler.
Araştırmacılar,
SARS'a yol açan ''coronavirüs''ün bir türünün Misk kedilerinden bulaştığını
saptadıklarını söylediler.
Bazı Çinlilerin
Misk kedilerini yedikleri biliniyor. Araştırmacılar, bu kedilerin yakından
izlenebilmesi için çiftliklerde yetiştirilmesi gerektiğini belirttiler.
"SARS"IN
İLACI: C VİTAMİNİ
Avustralyalı iki
doktor, akut solunum yetmezliği sendromu (SARS) hastalığının yüksek dozda
C vitamini enjekte edilerek tedavi edilebileceğini belirtti.
Tıp araştırmacıları Newcastle'dan Archie Kalokerinos ve Queensland'dan John
West, uygun dozda verilmesi durumunda C vitaminin her türlü virüsü nötralize
edebileceğini bildirdi.
Kalokerinos, The Canberra Times gazetesinde yer alan açıklamasında sarılık,
grip, zona ve öpüşme hastalığı gibi virüsle ilgili bütün
enfeksiyonlarda hastalarını başarıyla tedavi ettiğini kaydetti.
Ancak Kalokerinos, tedaviye telafisi mümkün olmayan hasarlar oluşmadan ve AİDS
hastalığının ölümcül safhasındaki gibi hastanın bağışıklık sistemi
çökmeden başlanması gerektiğine dikkati çekti.
|