|

Konferans kitabımız
çıktı...

| |
|
LEFKE ÇEVRE VE TANITMA DERNE Ğİ
11 Ağustos 2006
BASIN AÇIKLAMASI
Lefke bölgesi genellikle yeşil
örtüsü ile birlikte anılmaktadır. Kıbrıs geneli ile karşılaştırıldığında
Lefke’nin, diğer birçok bölgemize nazaran daha yeşil
bir doğaya sahip olduğu gerçektir. Buna rağmen gerek Lefke vadisi,
gerekse Lefke’yi çevreleyen tepelerin yaklaşık yarısı ormandan yoksul
çıplak arazilerdir.
Diğer kurumların
yanında, Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği de yıllardır ağaçlandırma
kampanyaları ile Lefke ve bölgesinin daha yeşil bir doğaya
kavuşturulması için çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmaların
yetersizliğinin bilincinde olan bizler, daha yoğun
bir tempoyla ağaç ekimi için çaba sarfedeceğiz.
Ama, çevremizdeki yeşil
dokunun geliştirilmesi kadar korunması da önemlidir. Derneğimizin
karşılaştığı en önemli sorunlardan biri de ağaç kesimleridir. Gelişmekte
olan bir kasaba durumundaki Lefke’de arsa açmak amacıyla yapılan ağaç
kesimleri çoğu zaman amacı da aşan bir ağaç katliamına dönüşmektedir.
Lefke Çevre ve Tanıtma
Derneği, ağaç kesimlerine karşı yıllardır sürdürdüğü ve zaman zaman
üyelerinin karakollara düşmesine neden olan mücadelesini değerlendirip
yeni bir süreç başlatmaya karar vermiştir. Bu yeni dönemde,
Güzelyurt-Lefke Kaymakamlığı, Çevre Dairesi ve Lefke Belediyesi
ile var olan ilişkiler daha da geliştirilip
bir ortak komite ile kurumlaştırılmaya çalışılacak ve Orman Dairesi’nin
ağaç kesim izinlerinde çok daha titiz davranması talep edilecektir.
Bugün buradaki etkinlik bu çalışmaların
ilk adımıdır. Lefke bölgesinde en büyük risk altındaki yeşil alan olarak
tespit ettiğimiz Gemikonağı sanayii bölgesinden başlayarak
kapsamlı bir yeşil doku envanteri çıkarmaya başlayacağız.
Bu sayede, genellikle ağaç
kesimlerinden sonra ortaya çıkan, ne kadar ağaç kesildiği, ağaçların
yaşı ve durumları ile ilgili tartışmaları sonlandırmayı ve keyfi ağaç
kesimlerine karşı hem baskı unsuru, hem de hukuki kanıt elde etmeyi
amaçlamaktayız.
Kamuoyu desteği olmadan
başarı şansının sınırlı olduğunu bildiğimiz bu çalışmamızda,
çevre dostu tüm yöre halkının desteğini bekleriz.
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği
Yönetim Kurulu
|
|
5 HAZİRAN
DÜNYA ÇEVRE GÜNÜNÜZÜ KUTLUYAMIYORUZ, ÇÜNKÜ; |
|
|
|
1972 yılında Stockholm’de yapılan
BM İnsan ve Çevre Konferansı’ndan bu yana dünya gündeminde yer
alan en önemli konulardan biri olmasına ve konuya ilişkin
çalışılmasına karşın, hepimiz, iklim değişikliği ve küresel
ısınma, toprak, hava ve su kirliliği, çölleşme gibi çevre
sorunlarının etkilerini her geçen gün giderek artan şiddetlerde
görmekte ve yaşamaktayız. Çünkü sürdürülebilir kalkınmanın,
sürdürülebilir yaşamın hayata geçirilebilmesi ve
uygulanabilmesi, bireylerin ve toplumların çevre bilincine,
bireylerin ve toplumların bu bilinç ışığı altında eyleme
geçmelerine bağlıdır; |
|
“DOSTLAR, ACABA BU SÜRDÜRÜLEBİLİR
SÖZCÜĞÜ TARTIŞILMALI MIDIR?!!!” |
|
5 Haziran Dünya Çevre Günü,
Çevre Koruma Haftası yada 22 Nisan Dünya Günü gibi tarihler
bizim için bu nedenle önemlidir. Aslında biz, dünya gündemine
girmeden yaklaşık 40 yıl önce, 25 Mayıs 1933 yılında, Atatürk’ün
önderliğinde, ilk çevre gününü kutlayan bir ülke olmamız
nedeniyle çok önde yer almamız gerekmektedir; |
|
“AMA ŞİMDİ, ATATÜRK’ÜN ÇEVRE
GÜNÜNÜ (ÇİFTLİK BAYRAMI) KUTLADIĞI BU ORMAN ÇİFTLİĞİ İÇİN
DEĞİŞİK BİÇİMLERDE KULLANILMAK ÜZERE YASA TASARILARI ORTAYA
KONULMAYA ÇALIŞILMAKTADIR! BÖYLE ÖZGÜN BİR ALAN İÇİN BU
KARARLARDA TARTIŞILMAK DURUMUNDA DEĞİL MİDİR?!!!” |
|
Ancak, Çevre Bilincinden
bahsedebilmek için, konunun bilimsel çerçeveye oturtulması
gerekmektedir. Ancak, maalesef ülkemizde, bilgi yuvaları olan,
üniversitelerimizde bile kurumsallaşamamış olan çevre sorunları
konusunda yönetim, politika, ve uygulama aşamalarında ciddi
çarpıklıklar yaşanmaktadır; |
|
“ÇÜNKÜ, BURALARDA ÇEVRE SÖZCÜĞÜ
DENİLDİĞİNDE ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ ANLAŞILMAKTADIR, HİÇ KUŞKUSUZ
MÜHENDİSLİĞE GEREKSİNİM VARDIR. AMA, TEMELDE , ÇEVRE BİLİMLERİ
(ÇEVRE BİLİNCİ, ÇEVRE SOSYOLOJİSİ, ÇEVRE PSİKOLOJİSİ, ÇEVRE
PLANLAMA, vd.) KAPSAMINDA ÜLKESEL ÖLÇEKTE ÇALIŞMALARDA BULUNAN
KURUM VE ARAŞTIRICI SAYISI NE YAZIKKİ BİR ELİN PARMAKLARINI
GEÇMEMEKTEDİR! BU KONU DA, ÇAĞDAŞ KAPSAMDA KURUMSALLAŞMA
YÖNÜNDE AYRICA TARTIŞILMALIDIR?!!!” |
|
Örneğin ülkemizde, çevre
politikalarının yetersizliği, bu konulara yeterli mali
desteklerin aktarılamaması, kurumlar arasında yetki
kargaşalarının varlığı ve en önemlisi yaşam temelli uzmanların
(ekolog, biyolog, coğrafyacı, sosyolog, peyzaj mimarı, vb.) plan
karar odaklarında bulunamayışı nedeniyle çevre sorunları
katlanarak artmaktadır; |
|
“NÜFUS KİRLİLİĞİ, AÇLIK,
YOKSULLUK VE EŞİTSİZLİĞE BAĞLI NÜFUS GÖCÜ, TOPRAK KAYBI, SU
KAYBI, HAVA KAYBI (KÜRESEL ISINMA), YEŞİL KAYBI VE ÇÖLLEŞME VE
TEKRAR AÇLIK VE BUZULLARIN ERİMESİ VE SULAR, SELLER, İKLİM
DEĞİŞİKLİKLERİ VE İÇİNDEN ÇIKILMAZ EVRENSEL BİR KARMAŞA? KIYAMET
Mİ ACABA TARTIŞILMALIDIR? !!!” |
|
Çevre sorunlarının önüne geçmek
için yapabileceklerimize baktığımızda, aynı zamanda ekonominin
de temelini oluşturan ekolojik yapıyı ön planda tutan Çevre
Yönetim Modellerinin geliştirilmesi ve bu kapsamda, bir an önce
Çevre Master Planlarının hazırlanması gerekmektedir. Yani
günümüzde, daha çok uygulandığı gibi, kirlilik oluştuktan sonra
çevre mühendisliği çalışmaları ile temizlemek yerine çevre
bilimleri üzerine kurulan doğru planlama yaklaşımları ile
kirlilik oluşmadan, sorunlar yaşanmadan önüne geçilmesi
gerekmektedir; |
|
“O HALDE, ÇÖZÜM: |
|
·
HERŞEYDEN ÖNCE İÇTENLİK
(SAMİMİYET), |
|
·
ÇEVRE BİLİNCİNE SAHİP
ÇIKMAK, |
|
·
YİTİRİLMEKTE OLAN DÜNYA
İÇİN EL ELE TUTUŞMAK, |
|
·
YASA VE YÖNETMELİKLERDE
GEÇİCİ MADDELER KOYARAK, ÇEVRE SUÇUNU TEŞFİK ETMEMEK,
|
|
·
İNSANIN DA BU ALEMDE ANCAK
BİR TÜR OLDUĞUNU KABULLENMEK, İNSAN İÇİN ÇEVRE DEĞİL, ÇEVREYLE
BİRLİKTE İNSAN DÜŞÜNCESİNDE OLMAK, |
|
·
TASARRUF ETMEK, TEKRAR
DÖNGÜYE SOKMAK, YENİDEN KULLANMAK, YANİ TÜKETİM
ALIŞKANLIKLARIMIZI YENİDEN DEĞERLENDİRMEK |
|
·
KYOTO’YU İMZALAMAKTAN
KAÇMAMAK, |
|
·
YARGI KARARLARINA KARŞI
ARKADAN DOLANMALARDA BULUNMAMAK, |
|
·
VE EN ÖNEMLİSİ DE BÜTÜN
BUNLAR İÇİN UĞRAŞ VERİRKEN KORKMAMAK, KORKMAMAK, KORKMAMAK...” |
|
BİLDİYORUZ, DİKKATİNİZİ ÇEKMEK
İSTİYORUZ, ELİMİZİ TUTMANIZI İSTİYORUZ. |
|
SAYGILARIMIZLA |
|
|
Prof. Dr. Ümit ERDEM
E.Ü. Çevre Merkezi Müdürü
E.Ü. Halkın Üniversitesi Daha İyi
Bir Çevre
Çalışma Grubu Başkanı
E.Ü.Z.F. Peyzaj Mimarlığı Öğretim
Üyesi |
|
|
 |
Ulaşabildiğimiz Tüm dünya
ajanslarına, çevre ve
ulaşabildiğimiz 200 e yakın sivil toplum örgütüne,
yerli yabancı gazetelere gönderdiğimiz metin. Cevaplar gelmeye
başladı.
Hakan Oran
DEAR ENVIRONMENTALIST
An American based company the Cyprus Mines
Corporation(Cyprus Amax) which was established in
America under American laws has created a major
environmental disaster in Cyprus and according to
experts and pubic opinion have created one of the
greatest environmental disaster in the world.
The Cyprus Mines Corporation having mined Lefke in
North Cyprus regions for about 50 years has abondoned
the complex in 1975 without claiming any rights on
their own property.During the operation Cyprus Mines
Corporation did not take any precaution to save the
Mediterranean sea or the land.The copany did not warn
of the composition of thousands of tons of debris to
the appropriate authorities and left the debris
without control to any attempts to clean the Lefke
region.
These piles of toxic debris are seriously threatening
the eco system and human health in Northern Cyprus and
the rain water draind into the med is threatening the
neighbouring countries.
Large life threatening deposits of copper from a
copper slag dump situated at the centre of the lefke
community regularly enters the sea turning the water
orange in colour.
To alleviate this environmental problem we have
contacted the Cyprus Amax who is successor of CMC in
the past and asked their corperation,but the company
did not respond to our letters or e mails.
This case has now become the first enviromental issue
in Northern Cyprus and is causing grave in the
community.We published the problems in local papers
and received a positive response from the public.
Lefke environmental society is trying its utmost to
persuade the American-owned Cyprus Mines Corporation
to clear up the pollution,thus far without effect.By
challenging this environmental degradation,we believe
that we are in effect joining hands with a global
vetwork of CBO's and NGO's ,as part of the world -wide
movement toward sustainable human settlements
development in an urbanizing world.
Dear Fellow Environmentalists,
I am writing to you on behalf of a environmental
organisation here in Northern Cyprus. We would be very
grateful if you could help us by reading the list
outlining our areas of interest below and sending us
any information you have which might help us. You may
or may not know, but Northern Cyprus is part. of an
.eastern Mediterranean island which, due to political
circumstances' has not been unduly developed for
tourism (unlike its southern neighbour). This, we feel
(in terms of the environment) is a'very
fortunate situation as the area is relatively
unspoilt. However, it does not mean that this part of
the island is not threatened by thoughtless and
haphazard development. For this reason we,
the members of our organisation are concerned for the
future of the Cypriot natural environment and its
cultural heritage in terms of buildings and other man-
made structures of interest. We also have a very
serious problem specific to our area, that is the
Lefke area, concerning waste products left behind by a
mining company which abandoned their operations before
cleaning up the area in any way. This has resulted in
slag heaps of poisonous chemicals which seep into the
sub-soil and the sea harming both wildlife and the
public. This, I am sure you can appreciate, is an
environmental hazard on a very large scale and, as far
as our organisation knows nothing has been done about
it since the company left and nor, do we believe, is
anyone planning to do
anything about it. So, if you feel that you can help
us please do let us know.
Hakan Oran
Civil Engineer
President
Environmental Society of Lefke
22.3.2006
Sayın ilgili,
Amerikan yasaları çerçevesinde kurulan ve 1914
yılından 1975 yılına kadar Kıbrısta maden çıkarma ve
işletme faaliyetinde bulunan ve bir Amerikan şirketi
olan CMC( Kıbrıs maden şirketi) 1974 barış
harakatından sonra silahlı kuvvetlerin ada üzerindeki
varlığını bahane ederek ama aslında azalan ve kendisi
için ratabıl olmayan maden rezervlerinden dolayı adayı
arkasında 5 millik bir alanı etkileyen 50 milyon tona
yakın zehirli atık ,denizimizi ve gidebileceği heryeri
yağmur suları ile birlikte akışa geçip oraları kızıla
boyayan dönümlerce genişlikte atık havuzları, piritli
ve siyanürlü dağ şeklini almış tepeler ,içme ve
kullanma suyuna karışan ağır metaller bırakarak
terketmitir.
Uzunca bir süredir adadan ayrılmayı fırsat bekleyen ve
bu fırsatıda barış harekatı ile yakalayan cmc
şirketinin kıbrıs adasının batısında Lefke bölgesinde
ve Güneyde fugassa bölgesinde bıraktığı atıklar
kontrolsuz bir şekilde havamızı suyumuzu ve
toprağımızı kirletmeye devam ediyor.
Yerleşim ve üretim alanları ile içiçe geçmiş olan bu
kirli alanlar ne yazık ki topraktaki ve sudaki ağır
metal konsantrasyonun artmasına sebebiyet verdiği gibi
kanser başta olmak üzere ağır metal ve havayı
kirleterek insanları etkileyen kükürtlü birleşikler
ilede birtakım hastalıklarında çoğalmasına sebebiyet
vermektedir.
Dünyanın en büyük çevre sorunu olarak kabul edilmesi
gereken Gemikonağı CMC atıkları her şeyden önce
hukuksal bir sorundur. Konu mutlaka uluslar arası
düzeyde hukuk kurullarına taşınmak durumundadır. Her
ne kadar Kıbrıs yayın organları tarafından başlatılan
bu çalışmalar Lefke'ye özgün çalışmalar olsa da, konu
uluslararasıdır. Konu, Türkiye, İsrail, Mısır, Lübnan,
Yunanistan ve İtalya gibi Doğu Akdeniz ülkeleriyle,
Orta Akdeniz ülkelerini tehlike altına almaktadır.
Burada önemli bir konu, insanı ilgilendiren bir olaya
siyasal, politik yada şekilci yaklaşmamak
sorumluluğudur. Çünkü sorun, Lefke yada Kıbrıs
Adası'nın değil, Amerika'dan başlayarak çok uluslu
şirketlerin sorunudur. Türk Araştırmacılar grubundan
önce yapılan çalışmalarla saptanmıştır ki; arsenik
baryum gibi ağır metal birikimi Doğu Akdeniz'de önemli
bir sorunu oluşturmaktadır. Alanda riziko analizi
yapılmadan, orada tarım yapılmamalıdır, su
kullanılmamalıdır, hayvan otlatılmamalıdır ve en
önemlisi de dolaşılmamalıdır.
Bu konudaki uluslararası sözleşmelerde gözardı
edilmemeli ve uluslararası çevre ile ilgili
sözleşmelere imza koyan devletlerinde
sorumluluklarını yerine getirme konusunda dikkatleri
çekilmelidir.Sorunun çözümünde rol almamak sorumlular
kadar çözümde görev almayanlarıda sorumlu konumuna
düşürmektedir.Çevre konusundaki uluslararsı
sözleşmeler ve anayasal haklar kirleten temizler
uluslararası prensibine dayanarak ve aşağıdaki ilgili
maddeler ve görüşler ışığında da sözkonusu kirliliğin
temizlenmesi konusunda yasal haklarımızı kullanma
hakkınıda vermektedir.
Yaklaşık 11 senedir bu konuda sürdürdüğümüz haklı
mücadelemiz gün geçtikçe daha elzem bir hal almakta ve
süratle müdahale edilmemesi halinde ne Lefkede, ne
Kıbrısta ne de Akdenizde kıyısı olan ülkelerde
kirlenmemiş bir yer kalmayacağı ortadadır.
Ne yazıkki yıllarca yaptığımız uyarılara rağmen
yalnızca CMC alanı üzerindeki tonlarca demirbaş ve
malzemeyi bir çırpıda temizleyen hükümetler bölgenin
bu atıklaradan temizlenmesi için yeterli çabayı
sarfetmemişlerdir.
Konu gerek Kuzeyde ,Güneyde ve Kıbrıs adası dışındada
birçok kez gündeme getirilmiş,günlerce görsel ve
yazılı basında irdelenmiştir.
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği olarak Amerikalılara
ait olan Kıbrıs maden şirketinin (CMC)çevreye
,insanlara ve tüm canlılara telafisi mümkün olmayacak
bu zararları durdurmada kirliliği temizlemeye ikna
etmek için en üst düzeyde çalışmalar
yapmaktadır.Kentleşen dünyada insan yerleşimlerinin
düzenlenmesini destekleyen dünya çapında bu global
hareketin bir parçası olarak NGO ve GBO nun küresel
yayınlarıyla elele vererek bu çevre bozulmasına
başkaldırabileceğimize inanıyoruz.
Bir kez de sizlerden de ayni duyarlılığı gösterip
insanın yaşam hakkına saygı için dünyamızı bu şekilde
kirletenlere karşı duyarlılığınızı gösterip, teşhir
edip onları medya gücünüzle göreve çağırmanızı bekler
dünyamızı yaşanılabilir idame ettirmek için bizlere
destek olmanızı bekleriz.
Geleceğimiz çocuklarımıza kirlenmiş bir dünya bırakmak
bizleri tarih önünde sorgulayacaktır.
Dünyadaki son ağaç kesildiğinde ,son nehir kuruduğunda
,son balık öldüğünde bazı şeylere paranın yetmediğini
anlayacağız.
Son ağacın kesilmemesi,son nehrin kurumaması,son
balığın ölmemesi ümidi ile.
Şahsınızın göstereceği ilgi ve duyarlılık sorunun
çözümüne en büyük katkıyı koyacağı
inancıyla müsbet gelişmeleri bekler saygılar sunarız.
Yardımınıza ihtiyacımız var hemen şimdi.
Hakan Oran
Başkan
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği
|
|
KIBRISLI GAZETESİ |
|

( 23-01-2006 ) -
Amerikanlar Gemikonağında deniz üssü inşa ediyorlar. Deniz üssü
Gemikonağında, halk arasında "Mangli'nin Limanı" olarak bilinen bölgede
inşa edilecek. Moty Industries adlı bir şirket tarafından tersane adı
altında kurulacak ve Akdeniz'de dolaşan Amerikan savaş gemilerinin bakım
ve onarımı için kullanılacak.
Maliye
Bakanlığı ile imzalanan bir anlaşmayla CMC maden yükleme tesisleri ve
limanı 49 yıllığına Moty İndustries adlı şirkete kiralandı. Anlaşmaya
göre söz konusu şirket Nisan 2006 tarihine kadar yatırımlara
başlayacak, Ağustos 2007 tarihine kadar yatırımların % 40'ını, 30 Nisan
2009 tarihine kadar ise tümünü tamamlayacak.
Maliye Bakanlığı ile yapılan anlaşmaya göre Moty İndustries tesislerin
inşası için ilk etapta 30 milyon dolar civarında bir yatırım yapacak.
Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre yatırımların 5 yıl
içinde 150 milyon dolara çıkması bekleniyor.
Gazetemizin elde ettiği bilgilere göre Moty İndustries ile anlaşma 2002
yılında imzalanmış 2005 yılında ise yatırımlara başlanmadığı
gerekçesiyle Maliye Bakanlığı tarafından iptal edilmişti.
Kısa bir süre önce ise ABD Dışişleri Bakanlığının devreye girmesiyle
anlaşma yenilenmiştir.Moty İndustries şirketi temsilcileri bir süre önce
kendileriyle görüşen muhabirlerimize ABD savunma Bakanlığının
projeleriyle yakından ilgilendiğini ve anlaşmanın yenilenmesi için ABD
Dışişleri Bakanlığının desteğini aldıklarını doğruladılar.
Kaynaklar üs ve tesislerin üzerine kurulacağı yerin mülkiyetinin kötü
ünlü Amerikan Maden şirketi CMC'ye ait olduğunu ifadeyle Moty İndustries
adlı şirketin CMC adına hareket etmesi ihtimali üzerinde duruyorlar
Gemikonağı’da bulunan Amerikan Kıbrıs Maden Şirketi’ (CMC) ne ait ve
halk arasında “Mangli’nin Limanı” olarak bilinen dev maden yükleme
tesisi yine bir Amerikan şirketi tarafından 49 yıllığına Amerikan
gemilerinin bakımı ve konaklaması için bir tersaneye dönüştürülüyor.
Geçmişte Amerikan Savunma Bakanlığı’nın birçok projeyi ihale ettiği
belirtilen Moty Industries adlı Amerikan şirketinin Gemikonağı’ndaki
tesisi bir Tersaneye dönüştürmeye ve bölgedeki Amerikan gemilerinin
bakım ve onarımını burada sürdürmeyi planladığı öğrenildi. Baku Ceyhan
Boru Hattı’ndan dolayı Doğu Akdeniz’de bir Amerikan Gemisi enflasyonunun
olduğunu ve bunun da artarak devam edeceğini öngören Amerikan
şirketinin, bu talebi karşılamak için bu yola gittiği ifade ediliyor.
Amerikan Dışişleri Bakanlığı’ndan gayrı resmi olarak elde edilen
bilgilere göre ise Amerikan 6:nci Filo’sunun Malta liman ve
tersanelerinin kullandığını ancak buradaki doluluğunun Amerikan savaş
germileri için de bir ihtiyaç doğurduğunu ifade ediliyor.
Diğer bir kaynak ise yaz aylarında ülkemizi ziyaret eden Amerikan
Senatörler grubunun bu şirketle organik bir bağının bulunduğunu ve KKTC
ziyaretinin büyük ölçüde bu amaç için gerçekleştirildiğini belirtiyor.
İlk sözleşme iptal edildi
Şirket ilk önce 8 Mayıs 2002 tarihindeki bir Bakanlar Kurulu kararı ile
kiraladıkları öğrenildi. 16 Ocak 2003’te şirket ile KKTC Devleti
arasında yapılan sözleşme gereği ön yatırım olarak 22 Milyon 245 bin
Dolar yatırım yapılacağı taahhüdünde bulunuldu. Sözleşemeye göre 25
Şubat 2003’te çalışmalara başlaması gereken şirket, öngördüğü yatırımın
yüzde 40’ını 30 Haziran 2004’e kadar yapmış olması da gerekmekteydi.
Aynı dönemde yapılan sözleşme gereği ise tesisin kullanılır hale
getirilmesi ve taahhüt edilen yatırımın 12 Aralık 2005’e kadar
tamamlanması koşuldu.
Şirket bu koşulları yerine getirmediği için geçtiğimiz yılın ortalarında
KKTC Maliye Bakanlığı talimatı ile bir ihbar gönderdi ve sözleşmelerinin
feshedildiği duyuruldu.
Amerikan Yönetimi devrede
Sözleşmenin iptali üzerine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gelen şirket
yetkilileri bölgede yeni bir inceleme gerçekleşirdiler ve KKTC
Hükümeti’nden sözleşmenin yenilenmesini istediler.
Bu talep görüşülürken, Kıbrıslı Gazetesi’nin güvenilir kaynaklardan elde
ettiği bilgilere göre ABD Dışişlerinden bir yetkili bu konuda KKTC’den
ricacı oldu ve tesisin şirkete yeni bir sözleşme ile kiralanmasını
istedi.Muhabirlerimizle konuşan Moty İndustries şirketi temsilcileriyse
projeleriyle ABD Savunma Bakanlığının yakından ilgilendiğini ve ABD
Dışişleri Bakanlığının desteğini aldıklarını teyit ettiler.
Bunun üzerine şirket ile yeniden sözleşme yapıldı ve bu protokole göre
ise tesisi çalışır hale getirmek için taahhüt edilen ön yatırımın 30
Milyon dolar civarında olduğu ve şirketin önümüzdeki Nisan ayında
çalışmalarına başlama garantisi verdiği ifade edildi. Şirket ayrıca 31
Ağustos 2007’ye taahhüt ettiği yatırımın yüzde 40’ını, 30 Nisan 2009 de
tümünü tamamlamayı protokolle sabitledi.
Bölgede inceleme
Şirket yetkilileri daha sonra gerek bizzat gerekse de tayin ettikleri
temsilciler vasıtasıyla bölgede incelemelerde bulunduklarını ifade eden
bölgedeki bazı kaynaklar, Lefke ve çevresinin ileri gelenleri ile
Mardinli Restoran’da bazı temaslar yaptıklarını belirttiler.
Burada gerek tesis yapımında gerekse de tesis tamamlandıktan sonra
çalışacak işçilerin barınma ihtiyacı ile ilgili soruşturma yapan
Amerikalılar, çevre tahribatı konusunda endişe taşıyan Lefke Çevre ve
Tanıtma Derneği yetkililerine de bu konuda güvence verdikleri ifade
ediliyor. |
|
|
|
|
|
|
|
|
| 10.08.2005 KIBRIS GAZETESİ ve diğer
KKTC Gazeteleri
Lefke Çevre ve Tan ıtma
Derneği’nden DOBA Şirketi’ne büyük tepki... Oran:DOBA Şirketi
sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmiyor...
DOBA Şirketi’ni
DP mi koruyor?
DOBA Şirketi
Annan Planı’na atıfta bulunarak belirsizlik
olan bir bölgede yatırım
yapmayacağını söylüyor
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği, CMC
atıklarını temizlemek amacıyla Gemikonağı tesislerinin 49 yıllığına
kiralayan DOBA şirketine, "kira sözleşmesindeki yükümlülüklerini yerine
getirmediği" gerekçesiyle tepki gösterdi.
Dernek Başkanı Hakan Oran, konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı
açıklamada, DOBA şirketi ile Serbest Liman ve bölge yönetim kurulu
arasında CMC Gemikonağı tesislerinin 49 yıllığına kiralanmasına yönelik
sözleşmenin 11'inci maddesine atıfta bulunarak ilgili şirketin bu
maddeyi ihlal ettiğini ileri sürdü.
Oran, söyleşmeye göre DOBA şirketinin ilk 10 yıl hiçbir kira
ödemeyeceği, bu süre içinde, ayni sözleşmenin ekindeki iş programına
uygun olarak sahada bulunan maden atıklarını kaldırarak, bölgedeki çevre
kirliliği problemini çözerek altyapı çalışmalarını bitirmesi gerektiğine
işaret etti.
DOBA şirketi yetkililerinin bu gerçeğe
karşın son günlerde basına yansıyan açıklamalarını ciddiyetten uzak ve
sorumsuzca bulduklarını anlatan Hakan Oran, dernek olarak yazılı
açıklamayı kamuoyunun daha iyi aydınlatılması amacıyla yaptıklarını
söyledi.
Oran, devletin ilgili birimlerinin, CMC atıkları konusundan hâlâ
yalınızca "bir çevre kirliliği ve 250 milyon dolarlık bir maden
cevheri" olarak bahsettiğini ancak, bu malzemenin işletilmesi
için kaç milyon dolarlık bir tesise ihtiyaç olduğundan habersiz
göründüklerini kaydetti.
Hakan Oran, Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği olarak bölgedeki atıkların
temizlenmesiyle ilgili olarak güçleri ve bilgileri oranında katkı
yaptıklarını ve yapmaya devam ettiklerini anlatarak, 6 ay önce
kendilerinin de içinde bulunduğu bir komitenin belirtilen yerde gerekli
incelemeleri yaptığını belirtti.
İnceleme sonucu Gemikonağı tesislerinin yol kenarından başlanarak
etaplar halinde temizlenmesi için ne kadar paraya ihtiyaç olacağına
yönelik hazırlanan raporun Çevre Dairesi'ne verildiğini ifade eden Oran,
"Atık havuzları dışındaki alanın yüzeysel olarak temizliğinin devletin
il gili birimleriyle koordineli temizlenebilineceği konusunda konsensüse
varılmıştır" dedi.
Yolun kenarında biriken suyu geri atık havuzlarına pompalayan motorun
sökülüp götürüldüğü, Annan Planı bahane edilerek alandaki tüm
faaliyetin durdurulduğuna işaret eden Oran, bunun sonucu korumasız ve
bekçisiz kalan atık alanına hayvanların girdiğini ileri sürdü.
Hakan Oran, ağır metallerle dolu alandan beslenen havanların sütünden
hellim yoğurt yapılarak tüketildiğine dikkat çekerek şöyle dedi:
"Annan planına atıfta bulunarak belirsizlik olan bir bölgede yatırım
yapmayacaklarından bahseden şirket yetkilileri sınırım Annan planına
göre bir bölgeye yapılan yatırımların karşılığının ödeneceği
bölümünden de habersiz kaldı."
Oran, Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği'nin konunun takipçisi olacağını
kaydetti.
|
|