|
CMC şoku sürüyor
DİKKATLER CMC'DE... Gemikonağı'nda
Cyprus Mines Corporation (CMC) maden tesisleri içerisinde yer alan
kimyasal madde havuzlarının patlayarak doğayı kirletmeye başlaması,
ülke gündemine bomba gibi düştü. Olay, bölgede korku ve öfke yaratırken,
çevreciler, bilim adamları ve yetkililer de ayağa kalktı
YETKİLİLERE
TEPKİ...
Çevreciler ve bilim adamları, yetkililerin bugüne kadar bekleyip
"iş işten geçtikten sonra" olaya el atmasına tepki gösterdi.
YDÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, LAÜ Öğretim Üyesi
Dr. Mehmet Cevaz, Lefke Çevre ve Kalkındırma Derneği Başkanı Atilla
Karaderi ve Güzelyurt İlçesini Geliştirme ve Kalkındırma Derneği Başkanı
Hakan Kuntay, dün yetkililere sert eleştirilerde bulundular
ÇEVRE
DAİRESİ DEVREDE... Çevre Dairesi Müdürü Ertan Özpek, KIBRIS'a yaptığı açıklamada,
CMC konusunda bazı uluslararası çalışmaları olduğunu ve bunları önümüzdeki
günlerde açıklayacaklarını söyledi
"UYARMIŞTIK..."
YDÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Gökçekuş: Bir ay önce devlet
yetkililerini CMC'deki tehlike için uyardık, ancak önlem alınmadı ve
bugünkü felaketle karşı karşıya kaldık. Bir ay önce patlayacağını
söylüyorduk ve patladı. Zehir çevreye saçıldı, yüzeye ve denize
ulaştı
"SORUN
DEĞİL FELAKET..." LAÜ Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Cevaz: Bugüne kadar CMC sorunu vardı.
Bugünden sonra CMC sorunu değil, CMC felaketi başlamıştır
Ali
CANSU'nun haberi
Gemikonağı'nda
Cyprus Mines Corporation (CMC) maden tesisleri içerisinde yer alan
kimyasal madde havuzlarının patlayarak doğayı kirletmeye başlaması,
ülke gündemine bomba gibi düştü. Olay, çevrecileri, bilim adamlarını
ve yetkilileri ayağa kaldırdı.
KIBRIS'ın
dün manşetten verdiği "Felaket" başlıklı haber, kamuoyunda
öfke yaratırken, yetkililer de harekete geçti.
Çevreciler
ve bilim adamları, devletin bugüne kadar bekleyip "iş işten geçtikten
sonra" olaya el atmasına bir anlam veremediklerini belirtirken, Çevre
Dairesi yetkilileri de yaptıkları açıklamada konu hakkında önümüzdeki
günlerde geniş açıklama yapacaklarını söyledi.
Bilim
adamları, düne kadar yetkililerin önünde CMC'nin bir sorun olarak
durduğunu ve bir felakete dönüştüğünü belirtti. Havuzların
patlamasıyla insanın ve tabiatın çok büyük bir tehlike altına girdiğine
dikkat çeken bilim adamları, "Burada insanlar, hayvanlar ve tabiat
zarar görüyor. Denizin kirliliği yalnızca bölgenin değil Akdeniz'in
kirlenmesine neden olacaktır" dedi.
Denizin
ve toprağın kahverengi veya mor halini almasının, asitin çevreye yayılmasından
kaynaklandığını anlatan bilim adamları, CMC'deki boyutun tehlike arz
edebilecek bir konuma geldiğini kaydederek, "Hemen önlem alınmazsa
insanlık ve tabiat büyük zarar görür" uyarısında bulundu.
"Uluslararası
çalışmalarımız var"
Çevre
Dairesi Müdür Ertan Özpek, KIBRIS'a yaptığı açıklamada, CMC
konusunda bazı uluslararası çalışmaları olduğunu ve bunları önümüzdeki
günlerde açıklayacaklarını söyledi.
CMC
ile yakından ilgilendiklerini kaydeden Özpek, "Elimizde bazı
raporlar vardır. Bu raporlar doğrultusunda temaslarımızı sürdürüyoruz.
Gerekli çalışmalar tamamlandıktan sonra açıklama yapacağız"
dedi.
Gökçekuş:
Çok geç kalındı
Yakın
Doğu Üniversitesi (YDÜ) Genel Sekreteri Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş,
bir ay önce devlet yetkililerini CMC'deki tehlike için uyardığını
ancak önlem alınmadığı için bugünkü felaketle karşı karşıya
kalındığını söyledi.
*Gökçekuş,
"Bu bölge çok tehlikelidir diye bir ay önce yetkilileri uyarmıştım,
toprak yıprandı, artık tutmuyor. Oradaki havuzlar deforme olduğu için
sızdırmama görevini yitirdi. İşte bir ay önce patlayacağını söylüyorduk
ve patladı. Şu anda esas sorun zehrin çevreye saçılması, yüzeye ve
denize ulaşmasıdır" dedi.
Gökçekuş,
CMC'deki havuzlarda suyun sarı köpükler halinde, havada zehrin uçuştuğunu
gördüklerini ve az da olsa orada tarım yapıldığını belirterek,
bunun insana, hayvana ve her türlü canlıya geçtiğini söyledi.
Zehrin
yeraltına aktığını ve su yüzünde hayvanların bu sudan içtiğini
anlatan Gökçekuş, kimyasal maddelerin denize ulaşması halinde bu
durumdan bütün sahil boyundaki deniz yaşamının etkileneceğini
kaydetti.
Gemikonağı
sahilinde sağlıklı bir şekilde denize girilmesinin mümkün olmadığını
kaydeden Gökçekuş, "Orada tuttuğunuz balığın eğer kalmışsa
ne kadar toksit malzeme içerdiğini düşünebiliyor musunuz, balık vasıtası
ile insan zehirleniyor. Solunumla da havada zehrin köpük haline dönmesi
ve onu solumamız çok tehlikeli" diye konuştu.
Gökçekuş,
Kıbrıs'ın isminin bakır madeninden aldığını ve 1974 öncesinde de
yıllarca Kıbrıs'ta işlenen madenden halkın çok büyük maddi
gelirler sağladığını belirtti. Ancak bugün birçok olayda olduğu
gibi taşocaklarında işlenip yok edilen çevrenin Gemikonağı'ndaki CMC
tesislerinde yaşandığını anlatan Gökçekuş, CMC'de olan olayların
direkt olarak insan sağlığını etkilediğini söyledi.
Gökçekuş,
"Burada eski yıllardan işletilmeye açılmış açık maden
yatakları, bakırdan altın elde edilirken işlemlerin yapıldığı
dinlendirme havuzları ve ayrışım yapılırken, o teknoloji kullanılırken
harcanan zararlı maddeler hepsi bölgede bulunuyor. Bunu değerlendirdiğimiz
zaman gerçekten Lefke- Gemikonağı bölgesinde yıllardır bir felaket
yaşanıyor" şeklinde konuştu.
Bölge
asitle doluyor
Gökçekuş,
bilimsel anlamda bölgede zehirlenmenin nasıl ortaya çıktığını şöyle
anlattı:
"Düşünün
ki o bölgede pirit- kalkoprit ve galena gibi değişik bakır türevleri
var. Bu madenler havadaki oksijen ile reaksiyona giriyor ve yağan yağmurla
temas ediyor. İşte olay ve reaksiyon budur. Reaksiyon sonucunda demir,
bakır ve çinko ağır metal toksit materyaller (İnsan ve hayvan sağlığı
için çok büyük bir zarar oluşturuyor) bu ağır metaller su içine
birikmektedir. Daha sonra denizde ve karada reaksiyon oluşturan bu ağır
metaller ortaya çıkıyor. Bu da suyun kalitesini düşürüyor ve en önemlisi
(H+ iyon) dediğimiz asitlik derecesi ortaya çıkıyor. Reaksiyonun
sonunda çökelen ağır metaller asidi ortaya çıkarıyor. Bu durum,
Gemikonağı göletine, yeraltı suyuna olumsuz etkileriyle, denize ulaşması
halinde bütün o bölgedeki deniz canlılarını yok etmesi anlamına
geliyor. Bugün hemen denizin kenarında şu anda kıpkırmızı ve bordo
renkli suların olduğunu görürsünüz. Bunu analiz yaparsanız asitlik
derecesinin 2-2.5 derece olduğunu görürsünüz. Normal 6-7 notürdür.
Ama ölçülenler çok yüksektir. Bu, 2 civarına düşmüşse neredeyse
tamamen aside dönüşmüş sular demektir. Bu tamamen insan sağlığını
olumsuz yönde etkileyen bir olaydır."
1994
yılında Rum Jeoloji Dairesi Müdürü Jorce Konstantin ile Amerika'da
bir araştırma yaptıklarını anlatan Gökçekuş, Amerika'da atıl
durumda olmuş madenlerin nasıl rehabilite edildiğini ve yüzey su
kaynakları ile yeraltı sularında olan olumsuz etkilerinin azaltılması
konusunda araştırma yaptıklarını belirtti.
İyileştirme
çalışmalarına milyarlar harcanıyor
Gökçekuş,
bugün tartışılan CMC konusunun Amerika'da enine boyuna tartışıldığını
kaydederek, "Amerika'da kirletilen araziler için milyon dolarlar
harcanırken, iyileştirme için de milyar dolarlar harcanıyor"
dedi.
Bugün,
CMC kenarında yetişen bitkilerde tolore edeceğinden fazla ağır
metalin yüklenmesi durumunda bunun büyük zararı olduğunu anlatan Gökçekuş,
"İnsan bu konuda en hassas olandır. İnsanın da belirli demiri,
bakırı alabilmesi çok hassastır. Şimdi orada gördüklerimiz gerçekten
şaşırtıcı idi. Olay birçok bilim dalını etkiler. Çok ciddi
anlamda araştırmalar yaptık ve geri döndük" dedi.
Kıbrıs
Türk Mimar ve Mühendis Odası'nın 1995 yılında düzenlediği 2. Su
Kongresi'nde CMC konusunda araştırmaları anlattığını kaydeden Gökçekuş,
15 Ocak 2002'de UNOPS'un 300 sayfalık CMC projesinde Su Kongresi'nde
anlatılanların yer aldığını söyledi.
Defalarca
uyardık
CMC'nin
nasıl iyileştirileceği konusunda defalarca makaleler sunduğunu,
televizyon programları ve çeşitli yerlerde konferanslarda yetkilileri
uyardığını kaydeden Gökçekuş, "Maalesef bugüne kadar konu
yeterince dikkate alınmadı ve maden atıkları hâlâ orada
duruyor" dedi.
Bugüne
kadar CMC'nin 50 milyon dolara temizleneceği konusunda birçok söylemler
yer aldığını anlatan Gökçekuş, bunun hayalci yaklaşım olduğunu
kaydederek, "Sizin atıklarınızı hangi ülkeye satacaksınız.
Hangi ülke sizin bu tonlarca zehrinizi alacak" diye konuştu.
Yapılması
gereken
Gökçekuş,
Amerika ve Avrupa'nın uyguladığı yöntem ile CMC'nin yaşanabilir bir
yer olmasının mümkün olduğunu belirtti. Öncelikle maden sahasının
tümünün rehabilite edilmesi gerektiğini kaydederek şöyle konuştu:
"Orada
rehablilitasyon bir peyzaj yönü ele alınması gerekir. Maden atıklarının
olduğu bölgeler dikkatle titizlikle saptanarak gerek o atıkların olduğu
depolar gerekse atıkların olduğu tepelerde (Gemikonağı göleti de
dahil) Lefke- Gemikonağı değil bölgeyi düşünerek hareket edilmesi
gerekir. Yerleşim bölgesi, sahil deniz, bunların enine boyuna ele alınması
gerekir. Atıkların olduğu bu bölgelere şer düzenlemesinin (Yamaş eğimi)
ne olduğuna bakmak lazımdır. Şu anda atıl durumda olan bu madenler
nasıl bir yamaç eğimiyle nasıl bir açıyla duruyorlar. İşte bunu
incelemek gerekir. Birinci aşama bu. Bu olay buldozerlerle çok rahatlıkla
yapılabilir.
Bölgede
ne büyük şans, kil ve marın var. Kil ve marın nereden çıkar. Kil ve
marın hastanın ilacıdır. Killer ve marınların özelliği geçirimsiz
malzeme olmasıdır. Yani kimyasal maddelerin olduğu yerin şevine düzeltip
meyil verdikten sonra üzerine kamyonla çıkıp toprak dökeriz. Yani
kil, geçirimsiz toprağı dökebilecek duruma getirdikten sonra belli bir
santim bunu zararlı bölgelere yaydığınız zaman kilin de üstüne çok
ince bir toprak tabakası kapatırsanız olay bitmiştir. Bunun da 50
milyon dolar gibi bir paraya mal olacağını sanmıyorum. Ayrı bir
fizibilite çıkarılırsa onun da rakamları çıkartılır. Çözüm de
kesindir."
Önemli
olan reaksiyonu durdurmak
Burada
önemli olanın reaksiyonu durdurmak olduğunu anlatan Hüseyin Gökçekuş,
"Havanın oksijenini, yağan yağmuru da engelleyemezsiniz. Oksijen
ve yağmuru durduramazsınız, o zaman kontağı keseceksiniz. Oksijenin
ve suyun atıklarla teması kesilmesiyle sorun biter. O bölgenin sihirli
değnek değmiş bambaşka bir alanını ele alın. Kırmızı, mavi, sarı
renklerin tükendiği, yumuşak bir görüntü karşınıza çıkar"
dedi.
Bunların
çok zor şeyler olmadığını, yeter ki devlet olarak yazılana çizilene
kulak vermek ve yazılana çizilene verilen değer doğrultusunda
uygulamaya geçilmesi gerektiğine değinen Gökçekuş şöyle devam
etti:
"O
zaman bir yerlerde bir yanlışlık var. Biraz insanların üstüne düşeni
yapması gerekir. Çevre bilinci çok önemlidir. Çünkü bu çevre bizim
değildir. Geleceğe ait bir çevredir. Dünyanın ortak malıdır çevre.
Kirletiyoruz.
Bu kirlenme insanların ölümüne de sebep olur. Toplu ölümler olur. İnsanlarda
kalıcı etkileri olur. Bu meta, su toprak ve hava kadar önemlidir."
Geniş
alanı etkileyecek
Gökçekuş,
Gemikonağı'nda yaşanan bu olayın çok geniş bir alanı etkileyeceği
uyarısında bulundu.
Bu
durumun çok geç kalınmış bir olay olduğunu belirten Gökçekuş,
"İncelemeler ve tedbirler 1990'lı yılların başında yapılsaydı
şimdiki felaketle karşılaşmayacaktık" dedi.
"7-8
yıldır yazılıp çizilen ve söylenen bir konuyla hâlâ daha
ilgilenilmemişse, bu düşündürücüdür" diyen Gökçekuş, şöyle
konuştu:
"Bunu
geciktirmeye kimsenin hakkı yoktur, ciddi adımlar atılmalıdır. Atılacak
adımlar da bilimsel çerçevede olmalıdır. Yani bugün bir proje hazırlanır,
yapılan çalışmalar bugüne kadar irdelenir ve siyasi otorite de der ki
yapılan bu çalışmalar sonucunda bu yöntemle şu, şu, şu, metotlarla
biz bu işin üstüne gidiyoruz. Şu kadar süreç içerisinde de
perspektifimiz şudur, bu problemi kökten hallediyoruz. Bana göre
siyaset yapmak kolay değil. Ülkenin bu ciddi sorununa çözüm bulmakta
üniversiteler devreye girebilir. Buradaki bilim adamları devlet ve hükümet
yetkilileri bu sorunla ilgilenmelidir, çünkü bu sorun hepimizin
sorunudur."
Denize
girmek, avlanmak tehlikeli
Bölgede
denize girmenin ve avlanmanın tehlikesine değinen Gökçekuş, "Balıklar
kesinlikle tehlike yaratıyor. Reaksiyona girme olayı var. O bölgede çok
değişik şekillerde kirleticiler var gerek ham halde gerek reaksiyon
sonucu ortaya çıkan bekleme havuzların depolu bir şekilde bulunduğu
olay infilak etmiştir" dedi.
Herkese
görevler düşüyor
Burada
herkese görevler düştüğünü anlatan Gökçekuş, bir an önce bu işin
üzerine gidilmesi gerektiği, gelişmiş ülkelerdeki gibi çözüme ve
soruna teşhis konması ve hemen çözüm için adımlar atılması
gerektiği üzerinde durdu.
Gökçekuş,
"Bu inşallah sözde kalmaz ve uygulamaya geçer. Bu kadar tartışılıp
hiçbir şey yapılamaması çok anormaldir. Çok geç kalınmıştır,
CMC'nin insanlar, hayvanlar ve çevre üzerinde yaptığı tahribatın
hesabını kim verecek? Bilimsel olarak bu yapılırsa bu iş çözülür
ama herkese büyük sorumluluk düşer" diye konuştu.
Cevaz:
CMC sorunu felaket oldu
Lefke
Avrupa Üniversitesi (LAÜ) Öğretim Görevlisi Dr. Mehmet Cevaz,
"Bugüne kadar CMC sorunu vardı. Bugünden sonra CMC sorunu yok, CMC
felaketi başlamıştır" dedi.
Avrupa
Komisyonu başkanı ve Kıbrıs'taki AB temsilcisine CMC ile ilgili bir
yazı yazdığını anlatan Cevaz, olayın bugünkü konumuna gelmesinin
devlet yetkililerinin ilgisizliğinden dolayı kaynaklandığını
belirterek, "Burada asit gölleri var ve havuzlar da önlem alınmadığı
için iki yerden patladı. Dere yatağının tam ortasında su kuyuları
var. Gözle görülür halde toprağa işlemiş, toprağa inmiş kimyasal
zehirler vardır. Olayın bir lokal boyutu, çevre boyutu vardır. Burada
insanlar, hayvanlar ve çevre tehlike altına girmiştir. Olay çok büyük
boyutlara ulaşmıştır" dedi.
Çevrenin
bu felaketten çok büyük zarar göreceğini anlatan Mehmet Cevaz,
"Avrupa Birliği'nin bu konuya el atması gerekir. AB'nin kurallarında
'orayı kirleten temizler' mantığı ile burasını temizlemesi gerekir.
Bunun ne dini, ne ülkesi vardır. Denizin kirlenmesi bütün Akdeniz'i
etkiler. Buna en erken bir zamanda çare bulunması gerekir" diye
konuştu.
Karaderi
Lefke
Çevre ve Kalkındırma Derneği Başkanı Atilla Karaderi, Gemikonağı'ndaki
CMC atık alanında gerçekleşen son olayın yeni bir başlangıcı işaret
ettiğini belirtti.
Karaderi
şöyle konuştu:
"Uzun
bir zamandır CMC atıklarının ne olduğu yönünde kafa yoruldu. Fakat
gelinen süreçte gerçekler ortadadır ve çözüm beklemektedir. Çözüm
elzem ve kaçınılmazdır. Bizi kimse edebiyat yapar zannetmesin.
Lefke
bölgesindeki sorunun tek bir ayağı yoktur. Gölet, Gemikonağı'ndaki
atıklar, tüm bunların insan sağlığı ve ekolojik yapı üzerindeki
etkileri yanında sorunun hukuksak çözümü, bütünün birer ayağıdırlar.
Çocuklarımıza
yaşanılır bir çevre bırakmak zorundayız. Bölgede dokunduğumuz her
şey gittikçe şaibe altında kalmaktadır. Yaza geliyoruz, acaba
denizimiz temiz mi? Göletten sulama üzerine elimizdeki raporlar hiç de
güzel şeyler söylemiyor. Yediğimiz marul bundan böyle sadece ilaç,
hormon değil acaba hangi ağır metalleri taşıyor? İnsan vücudu üzerindeki
zararları nelerdir? Profesörlerin bize aktardıkları; en az 10-15 yıl
sonra etkilerin görüleceği üzerinedir. Ya içtiğimiz su! Buna benzer
soruları çoğaltabiliriz.
Geçmişte
bir CMC komitesi oluşturulmuştu. İsmi var, kendisi yok. Süratle
canlandırılmalı. Çözüme yönelik beceri ortaya koymalıdır. İnsan
hayatı bu kadar ucuz ve rastlantıya bırakılamaz.
Artık
bu yeni başlangıçta herkes, başta yetkililer, çözüme yönelik ciddi
sorumluluklar yüklenmeliler.
5
Haziran "Dünya Çevre Günü" kapımızda. Bizi kimsenin böyle
bir çevrede yaşatmaya hakkı yok. Çevre ve sağlık bakanlıklarını
daha ciddi görev yapmaya davet ediyoruz."
Bölgeye
ilgisizlik var
Güzelyurt
İlçesi Geliştirme ve Kalkındırma Derneği Başkanı Hakan Kuntay, CMC
tesislerinin Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne bölgesinde olması durumunda
aynı ilgisizliğin olmayacağını söyledi.
1974'ten
bugüne kadar atıkların aynı durumda olduğunu, bunun da yetkililerin bölgeye
olan ilgisizliğinden kaynaklandığını belirten Kuntay,
"Akdeniz'in en büyük çevre faciasına halen daha hiçbir önlem alınmaması,
devlet yetkililerinin ilçeye ne kadar önem verdiğini gösterir"
dedi.
Çevre sorunlarına daima önem verilmesi gerektiğini
anlatan Kuntay, yetkililere seslenerek Güzelyurt ve bölgesiyle daha
fazla ilgilenmelerini istedi.
|