ÇÖZÜM, AB VE CMC ÜÇGENİNE DERNEĞİN BAKIŞI

       

CUPRUM SERGİSİ  İNCİ KANSU                                  Konferans Bildirileri

Kese kurdu ile mücadele...          çam kese kurtları ile mücadeleden resimler...  
  Konferans Sonuç Bildirgesi
CMC hakkında birçok şey bu sitede

Lefke karlar altında CMC konusundaki son gelişmeler...
Aklın ve bilimin yolu tektir.

DÜNYADA VE KKTC'DE ÇEVRE
Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş 

TURKISH REPUBLIC OF NORTHERN CYPRUS

    KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ

Do you want to learn aboutCMC
Miss Betül Atasayan

Lefke'nin Siyanürlü Geçmişinden...
Okumadan geçmeyiniz!!!

 Enver Bıldır
Bergamalıların Sitesi 

Tarih

 CMC'yi protesto eyleminden bir kesit
İleri
Haziran 2002-A

Konferans kitabımız
çıktı...

 


Aşağıdaki resimler mayıs 2002  tarihinde atık havuzlarının çevreye yaymış olduğu
asit kirliliğini göstermektedir. Çevre, dere yatağı ve atık çevresindeki bazı ekili 
alanlar yanında deniz bu asitli sulardan nasibini almıştır. 

Sizce bu görüntüler Felaket mi değil mi? Karar sizin...

Atık havuzunun içi
Dere yağaındaki çukur alan Atık havuzunun ön kısmı
asitten özelliğini yitirmiş taş Dere yatağındaki çukur alan Dere yatağındaki çukur alan
Dere yatağındaki çukur alan Dere yatağında denize akan asit Dere yatağındaki çukur alan
Dere yatağındaki 2. çukur alan Yandan atığın patlamış hali Atığın içindeki 30 bin ton asit
Dere yatağında denize akan asit Dere yatağında denize akan asit
Dere yatağında denize akan asit Dere yatağında denize akan asit Dere yatağında denize akan asit
Atığın önündeki patlak-denize... Atığın içindeki 30 bin ton asit Atığın içindeki 30 bin ton asit
Kıbrıs Gazetesi muhabiri Ali Cansu'ya vermiş olduğu destek için teşekkür ederiz.              

ŞİMDİ KONUYU BASINDAN İNCELEYELİM

29 Mayıs 2002  30 Mayıs 2002 31 Mayıs 2002
Felaket CMC Şoku Sürüyor CMC'de 3. Patlama
5 Haziran 2002 9 Haziran 2002 11 Haziran 2002
Dünya Çevre Günü CMC'de bir havuzda daha patlama oldu CMC'de sızıntı bitmiyor
12 Haziran 2002 13 Haziran 2002 *** 3 Haziran 2002
Felakete davetiye çıkardık CMC'yi dünyaya şikayet ediyoruz! Lefke Kadınlar Konseyi'nin Eylemi

 

Felaket

SONUNDA PATLADI... Gemikonağı'nda Cyprus Mines Corperation (CMC) maden tesisleri içerisinde yer alan havuzlardan bir tanesi patladı ve içerisinde kimyasal madde içeren sular denize ve çevreye akmaya başladı

DENİZ KAHVERENGİ... Gemikonağı'nda daha çok yağışlı havalarda kirlenen deniz, bu kez patlama sonrası kirlendi. Masmavi deniz, renk değiştirerek kahverengi oldu. İki yerden patlayan havuzun çevresindeki yeşil arazi de kahverengiye boyandı

BÖLGEDE SEBZE ÜRETİLİYOR... Havuzların hemen yanında bulunan su motorları felaketin boyutlarını artırıyor. CMC tesislerinin yakınında sulu tarım yapılıyor ve kimyasal madde içeren sularla üretilen sebzeler sofralarımıza geliyor

İNSAN VE ÇEVRE TEHLİKEDE...Güzelyurt ve Lefke yöresinde yetkililerin böylesine önemli bir konuya ilgisiz kalması ve yıllardır önlem almaması sonucunda hem bölgedeki çevre, hem de insan sağlığı tehlike altına girdi

ÖNLEMLER HAYATA GEÇMELİ... Lefke Çevre Tanıtma Derneği Başkanı Atilla Karaderi, CMC konusunda bugüne kadar önlem almayan yetkilileri görev yapmaya çağırarak, bölgede kısa vadeli yapılması gereken 6 maddelik önlemleri sıraladı

Ali CANSU'nun haberi

Gemikonağı'nda Cyprus Mines Corperation (CMC) maden tesisleri içerisinde yer alan havuzlar patladı ve içerisindeki kimyasal madde içeren sular, denize ve çevreye akmaya başladı.

cmc3.jpg (26865 bytes)Uyuyan dev sonunda uyandı ve yalnız bölge değil, Akdeniz kıyılarında sahili olan ülkeler de korkunç bir felaket ile karşı karşıya kaldı. Bilim adamlarının "doğanın yok olduğu yer" olarak nitelediği tesislerde, önlem alınmaması felaketin doğmasında en önemli faktör oldu.

Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği ile bilim adamlarının yetkililere önlem almaları için yıllarca yaptıkları çağrılar sonuçsuz kalınca, sonunda olan oldu ve dün havuzlardan bir tanesi kimyasal reaksiyon yaparak patladı. Patlama sonrasında içerisinde kimyasal madde içeren sular havuzdan dışarıya doğu boşalmaya başladı.

Genelde yağışlı havalarda denizin kirlendiği Gemikonağı'nda patlama sonrası, masmavi deniz renk değiştirerek kahverengi oldu. Öte yandan, iki yerden patlayan havuzun çevresindeki arazi de kahverengiye boyanmış durumda.

zehirson.jpg (26932 bytes)Yemyeşil doğanın renginin kırmızıdan yeşile, kahverengiden sarıya döndüğü CMC'de yaşam ölmüş durumda. Havuzlar içerisindeki kimyasal reaksiyon ise giderek artıyor. Diğer havuzların bu reaksiyona ne kadar dayanacağı ise bilinmiyor.

Gökkuşağı gibi her rengin hakim olduğu ve doğanın yavaş yavaş yok olduğu bu ortamın hemen yanında ise sulu ziraat ile hayvan beslenmesi, insan sağlığının ne kadar tehlike altında olduğunu da ortaya koyuyor.

Kanserin en fazla görüldüğü bölge olarak belirtilen Güzelyurt ve Lefke yöresinde yetkililerin böylesine önemli bir konuya ilgisiz kalması ve önlem almaması olayın hem çevre hem de insan sağlığı açısından yarattığı tehlikeli unsurları gözler önüne seriyor.

 

Yetkililer uyarılmıştı

Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği ile bilim adamları, tesislerin içerisinde yer alan ağır metaller ve maden atıklarından kaynaklanan kirliliğin önlem alınmaması durumunda hem insanlar hem de doğal denge açısından büyük bir tehlike oluşturduğu konusunda yetkilileri uyarmıştı.

Zehirson1.jpg (29546 bytes)Türkiye ve Avrupa'dan CMC'ye çeşitli zamanlarda gelen bilim adamları, CMC'de evrensel bir felaket görüntüsü olduğunu belirterek, "Adeta yaşamın olmadığı bir gezegendeyiz. Bu alanda yaşamsal kontrol yapılması gerekir. Alanın çevresinin tellenmesi ve buraya her türlü canlı giriş-çıkışının yasaklanması gerekir. Önlem alınmazsa doğal denge bozulur. Tedbir alınmadığı takdirde olay çok ciddi boyutlara ulaşacak" diye uyarmıştı.

Bilim adamları ayrıca, "Ağır metallerin en kötü tarafı 10-15 yıl sonra ortaya çıkmasıdır. Herkes burada biraz asit yiyor ama farkında bile değil. İçeriden çalışan bu kimyasal yapı dışa patlamıştır. Yani canlılığı sürüyor, kimyasal reaksiyon da devam ediyor. En erken bir zamanda önlem alınması gerekir" demişti.

Ancak, aradan yıllar geçmesine rağmen yetkililer konuya duyarlılık göstermedi ve olayın bugünkü aşamaya gelmesine en büyük etken oldu.

"İnsan girişi yasaklanmalı"

Bilim adamları, CMC çevresinde yaşamsal kontrol yapılması gerektiğini belirtmiş ve alanın çevresinin tellenmesi ve buraya her türlü canlı giriş-çıkışının yasaklanması gerektiği yönünde yetkilileri uyarmıştı.

Ancak tüm bu uyarılara kulak tıkayan ve olayın ciddi boyutunu tahmin edemeyen yetkililerin, bugünkü duruma gelindikten sonra ne yapacağı merak konusu.

Kimyasal maddeler soframızda

CMC tesislerinin yakınında sulu tarım yapılıyor ve buradan çıkan sebzeler sofralarımıza geliyor.

Yeraltından reaksiyona devam eden ve sızıntı yaparak su kuyularına da sızan kimyasal sular daha sonra su kuyusundan motor yardımıyla her türlü sebzenin yetiştiği tarlalara ulaşıyor. Buradan da soframıza ve midemize iniyor.

KIBRIS muhabirinin CMC'de bulunduğu saatlerde bölgeye gelen bir toptancı, havuzların yakınında üretilmiş ve kasalara yüklü olarak hazırlanmış sebzeleri aldı.

Sebzeler arasında yüründüğünde, köklerindeki toprağın havuzların toprağının rengini almış olduğu ve yapraklarının kükürtten veya çevredeki kimyasal reaksiyondan erimiş olduğu görülüyor.

Öte yandan, CMC tesislerinin çevresinde beslenen hayvanlar, buradan ot yiyor ve daha sonra kesilen bu hayvanların etleri de buzdolabımıza giriyor.

CMC'deki tablo, ülkemizde insana ve çevreye ne kadar değer verildiğini ortaya çıkarıyor.

Kimyasal variller hâlâ duruyor

Tesisler içerisinde yer alan K-santat denilen 150 adet kanserojen madde içeren varillerin tüm uyarılara rağmen yerlerinde durduğu ve hiçbir önlem alınmadığı görüldü.

Varillerin, güneş görmemesi ve kapalı yerde olması gerekirken üstünü kapatan demir çatının kaldırılması, olayın boyutunu daha da büyüttü.

Bilim adamları, varillerin hemen beton içerisinde konup koruma altına alınması gerektiğini söylemesine ve yetkilileri defalarca uyarmasına rağmen hiçbir şey yapılmadı.

Karaderi: Bekleyecek zaman kalmadı

Lefke Çevre Tanıtma Derneği Başkanı Atilla Karaderi, CMC konusunda bugüne kadar önlem almayan yetkilileri görev yapmaya çağırdı.

Atilla Karaderi şu uyarılarda bulundu:

"Derneğimiz, son yapmış olduğu gözlem ve araştırmalarda Gemikonağı'ndaki atık havuzlarda dipten, patlaklara rastlamıştır. Bir pınarı andıran bu asit dolu sular dereye, oradan da denize ulaştığı tespit edilmiştir. Peki bütün bunlar ne anlama gelmektedir?

Beş yıldır, derneğimiz bu konuyu bilimsel bir şekilde ele almış, ortaya veriler koymuştur. Geçen yıl 20 bildirinin sunulduğu uluslararası boyutta çevre konferansı düzenlenmiştir. Türkiye'nin seçkin üniversitelerinden, seçkin hocalar bu alanlarda incelemelerde bulunmuş, uyarılar yapmışlardır. Alınması gerekli kısa ve uzun vadeli önlemler ortaya koymuşlardır. Yapılan son gözlemler hocalarımızın ve bulgularının ne kadar doğru ve haklı olduklarını göstermektedir. Anlaşılan odur ki, bundan böyle sadece kışın değil yazın da akan deremiz ve kırmızı denizimiz olacaktır...

Bu kirlilikle nereye kadar? Artık bekleyecek zamanımız kalmadı. Yetkililer biran önce bu duyarlı konuya el atmalı, çözüm üretmeye başlamalıdır. Bir gün bölge insanını CMC alanı önünde yol kesip eylem yapar görürlerse yadırgamasınlar. Sorun sadece Lefke bölgesinde yaşayan bizlerin değildir. KKTC'de yaşayan tüm insanların ciddi bir problemi olarak görülmeli ve çözüm aranmalıdır. Devlet büyükleri kirliliğin üzerini balçıkla sıvamasın. Sonunda hep beraber yapışıp kalacağız."

Atilla Karaderi, artık bilimsel değerlere kulak asma zamanının kapıya gelip dayandığını ve gelecek kuvvetli yağışlar ile gözlemleyemediğimiz yer sarsıntılarının bir anda bu atık havuzların tamamen göçmesine neden olacağını söyledi.

Olacak olanların vebalinden bu ülkeyi idare edenlerin kurtaramayacağını belirten Karaderi, devletin kısa vadeli alması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

1- Gemikonağı'ndaki alan süratle insan girişine kapatılmalıdır. Etrafı tellenmeli ve rüzgarın yaratacağı tozlanmaya karşı uygun ağaç türüyle çevrilmelidir.

2- Denize akan ağır metal yüklü asit atıklarının akışı engellenmelidir. Hele son yaptığımız gözlemlerden sonra bu daha da elzem bir hale gelmiştir.

3- K-santat denilen kanserojen, variller dolusu maddenin artık açıkta bekleyecek zamanı kalmamıştır. Profesörlerin dediği gibi hemen beton içerisinde koruma altına alınmalıdırlar.

4- Atık alanla, üretim ve otlatma yapılan alan arasına tampon bölge yaratılmalıdır. Kontamine olmuş alanda kesinlikle üretim ve hayvan otlatılması yapılmamalıdır.

5- Alanın rehabilitasyonu için süratle harekete geçilmelidir. Alan için bir bilim kurulu oluşturulmalı ve bu iş sonuçlanıncaya kadar yardım ve destek alınmalıdır.

6- Çevre Dairesi'ne bağlı hava ölçüm aracının süratle bölgede değer alması sağlanmalıdır.

Başa dön....


CMC şoku sürüyor

DİKKATLER CMC'DE... Gemikonağı'nda Cyprus Mines Corporation (CMC) maden tesisleri içerisinde yer alan kimyasal madde havuzlarının patlayarak doğayı kirletmeye başlaması, ülke gündemine bomba gibi düştü. Olay, bölgede korku ve öfke yaratırken, çevreciler, bilim adamları ve yetkililer de ayağa kalktı

YETKİLİLERE TEPKİ... Çevreciler ve bilim adamları, yetkililerin bugüne kadar bekleyip "iş işten geçtikten sonra" olaya el atmasına tepki gösterdi. YDÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, LAÜ Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Cevaz, Lefke Çevre ve Kalkındırma Derneği Başkanı Atilla Karaderi ve Güzelyurt İlçesini Geliştirme ve Kalkındırma Derneği Başkanı Hakan Kuntay, dün yetkililere sert eleştirilerde bulundular

ÇEVRE DAİRESİ DEVREDE... Çevre Dairesi Müdürü Ertan Özpek, KIBRIS'a yaptığı açıklamada, CMC konusunda bazı uluslararası çalışmaları olduğunu ve bunları önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını söyledi

"UYARMIŞTIK..." YDÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Gökçekuş: Bir ay önce devlet yetkililerini CMC'deki tehlike için uyardık, ancak önlem alınmadı ve bugünkü felaketle karşı karşıya kaldık. Bir ay önce patlayacağını söylüyorduk ve patladı. Zehir çevreye saçıldı, yüzeye ve denize ulaştı

"SORUN DEĞİL FELAKET..." LAÜ Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Cevaz: Bugüne kadar CMC sorunu vardı. Bugünden sonra CMC sorunu değil, CMC felaketi başlamıştır

 Ali CANSU'nun haberi

Gemikonağı'nda Cyprus Mines Corporation (CMC) maden tesisleri içerisinde yer alan kimyasal madde havuzlarının patlayarak doğayı kirletmeye başlaması, ülke gündemine bomba gibi düştü. Olay, çevrecileri, bilim adamlarını ve yetkilileri ayağa kaldırdı.

KIBRIS'ın dün manşetten verdiği "Felaket" başlıklı haber, kamuoyunda öfke yaratırken, yetkililer de harekete geçti.

Çevreciler ve bilim adamları, devletin bugüne kadar bekleyip "iş işten geçtikten sonra" olaya el atmasına bir anlam veremediklerini belirtirken, Çevre Dairesi yetkilileri de yaptıkları açıklamada konu hakkında önümüzdeki günlerde geniş açıklama yapacaklarını söyledi.

Bilim adamları, düne kadar yetkililerin önünde CMC'nin bir sorun olarak durduğunu ve bir felakete dönüştüğünü belirtti. Havuzların patlamasıyla insanın ve tabiatın çok büyük bir tehlike altına girdiğine dikkat çeken bilim adamları, "Burada insanlar, hayvanlar ve tabiat zarar görüyor. Denizin kirliliği yalnızca bölgenin değil Akdeniz'in kirlenmesine neden olacaktır" dedi.

Denizin ve toprağın kahverengi veya mor halini almasının, asitin çevreye yayılmasından kaynaklandığını anlatan bilim adamları, CMC'deki boyutun tehlike arz edebilecek bir konuma geldiğini kaydederek, "Hemen önlem alınmazsa insanlık ve tabiat büyük zarar görür" uyarısında bulundu.

"Uluslararası çalışmalarımız var"

Çevre Dairesi Müdür Ertan Özpek, KIBRIS'a yaptığı açıklamada, CMC konusunda bazı uluslararası çalışmaları olduğunu ve bunları önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını söyledi.

CMC ile yakından ilgilendiklerini kaydeden Özpek, "Elimizde bazı raporlar vardır. Bu raporlar doğrultusunda temaslarımızı sürdürüyoruz. Gerekli çalışmalar tamamlandıktan sonra açıklama yapacağız" dedi.

Gökçekuş: Çok geç kalındı

 

Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Genel Sekreteri Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, bir ay önce devlet yetkililerini CMC'deki tehlike için uyardığını ancak önlem alınmadığı için bugünkü felaketle karşı karşıya kalındığını söyledi.

*Gökçekuş, "Bu bölge çok tehlikelidir diye bir ay önce yetkilileri uyarmıştım, toprak yıprandı, artık tutmuyor. Oradaki havuzlar deforme olduğu için sızdırmama görevini yitirdi. İşte bir ay önce patlayacağını söylüyorduk ve patladı. Şu anda esas sorun zehrin çevreye saçılması, yüzeye ve denize ulaşmasıdır" dedi.

Gökçekuş, CMC'deki havuzlarda suyun sarı köpükler halinde, havada zehrin uçuştuğunu gördüklerini ve az da olsa orada tarım yapıldığını belirterek, bunun insana, hayvana ve her türlü canlıya geçtiğini söyledi.

Zehrin yeraltına aktığını ve su yüzünde hayvanların bu sudan içtiğini anlatan Gökçekuş, kimyasal maddelerin denize ulaşması halinde bu durumdan bütün sahil boyundaki deniz yaşamının etkileneceğini kaydetti.

Gemikonağı sahilinde sağlıklı bir şekilde denize girilmesinin mümkün olmadığını kaydeden Gökçekuş, "Orada tuttuğunuz balığın eğer kalmışsa ne kadar toksit malzeme içerdiğini düşünebiliyor musunuz, balık vasıtası ile insan zehirleniyor. Solunumla da havada zehrin köpük haline dönmesi ve onu solumamız çok tehlikeli" diye konuştu.

Gökçekuş, Kıbrıs'ın isminin bakır madeninden aldığını ve 1974 öncesinde de yıllarca Kıbrıs'ta işlenen madenden halkın çok büyük maddi gelirler sağladığını belirtti. Ancak bugün birçok olayda olduğu gibi taşocaklarında işlenip yok edilen çevrenin Gemikonağı'ndaki CMC tesislerinde yaşandığını anlatan Gökçekuş, CMC'de olan olayların direkt olarak insan sağlığını etkilediğini söyledi.

Gökçekuş, "Burada eski yıllardan işletilmeye açılmış açık maden yatakları, bakırdan altın elde edilirken işlemlerin yapıldığı dinlendirme havuzları ve ayrışım yapılırken, o teknoloji kullanılırken harcanan zararlı maddeler hepsi bölgede bulunuyor. Bunu değerlendirdiğimiz zaman gerçekten Lefke- Gemikonağı bölgesinde yıllardır bir felaket yaşanıyor" şeklinde konuştu.

Bölge asitle doluyor

Gökçekuş, bilimsel anlamda bölgede zehirlenmenin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlattı:

"Düşünün ki o bölgede pirit- kalkoprit ve galena gibi değişik bakır türevleri var. Bu madenler havadaki oksijen ile reaksiyona giriyor ve yağan yağmurla temas ediyor. İşte olay ve reaksiyon budur. Reaksiyon sonucunda demir, bakır ve çinko ağır metal toksit materyaller (İnsan ve hayvan sağlığı için çok büyük bir zarar oluşturuyor) bu ağır metaller su içine birikmektedir. Daha sonra denizde ve karada reaksiyon oluşturan bu ağır metaller ortaya çıkıyor. Bu da suyun kalitesini düşürüyor ve en önemlisi (H+ iyon) dediğimiz asitlik derecesi ortaya çıkıyor. Reaksiyonun sonunda çökelen ağır metaller asidi ortaya çıkarıyor. Bu durum, Gemikonağı göletine, yeraltı suyuna olumsuz etkileriyle, denize ulaşması halinde bütün o bölgedeki deniz canlılarını yok etmesi anlamına geliyor. Bugün hemen denizin kenarında şu anda kıpkırmızı ve bordo renkli suların olduğunu görürsünüz. Bunu analiz yaparsanız asitlik derecesinin 2-2.5 derece olduğunu görürsünüz. Normal 6-7 notürdür. Ama ölçülenler çok yüksektir. Bu, 2 civarına düşmüşse neredeyse tamamen aside dönüşmüş sular demektir. Bu tamamen insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen bir olaydır."

1994 yılında Rum Jeoloji Dairesi Müdürü Jorce Konstantin ile Amerika'da bir araştırma yaptıklarını anlatan Gökçekuş, Amerika'da atıl durumda olmuş madenlerin nasıl rehabilite edildiğini ve yüzey su kaynakları ile yeraltı sularında olan olumsuz etkilerinin azaltılması konusunda araştırma yaptıklarını belirtti.

İyileştirme çalışmalarına milyarlar harcanıyor

Gökçekuş, bugün tartışılan CMC konusunun Amerika'da enine boyuna tartışıldığını kaydederek, "Amerika'da kirletilen araziler için milyon dolarlar harcanırken, iyileştirme için de milyar dolarlar harcanıyor" dedi.

Bugün, CMC kenarında yetişen bitkilerde tolore edeceğinden fazla ağır metalin yüklenmesi durumunda bunun büyük zararı olduğunu anlatan Gökçekuş, "İnsan bu konuda en hassas olandır. İnsanın da belirli demiri, bakırı alabilmesi çok hassastır. Şimdi orada gördüklerimiz gerçekten şaşırtıcı idi. Olay birçok bilim dalını etkiler. Çok ciddi anlamda araştırmalar yaptık ve geri döndük" dedi.

Kıbrıs Türk Mimar ve Mühendis Odası'nın 1995 yılında düzenlediği 2. Su Kongresi'nde CMC konusunda araştırmaları anlattığını kaydeden Gökçekuş, 15 Ocak 2002'de UNOPS'un 300 sayfalık CMC projesinde Su Kongresi'nde anlatılanların yer aldığını söyledi.

 

Defalarca uyardık

CMC'nin nasıl iyileştirileceği konusunda defalarca makaleler sunduğunu, televizyon programları ve çeşitli yerlerde konferanslarda yetkilileri uyardığını kaydeden Gökçekuş, "Maalesef bugüne kadar konu yeterince dikkate alınmadı ve maden atıkları hâlâ orada duruyor" dedi.

Bugüne kadar CMC'nin 50 milyon dolara temizleneceği konusunda birçok söylemler yer aldığını anlatan Gökçekuş, bunun hayalci yaklaşım olduğunu kaydederek, "Sizin atıklarınızı hangi ülkeye satacaksınız. Hangi ülke sizin bu tonlarca zehrinizi alacak" diye konuştu.

Yapılması gereken

Gökçekuş, Amerika ve Avrupa'nın uyguladığı yöntem ile CMC'nin yaşanabilir bir yer olmasının mümkün olduğunu belirtti. Öncelikle maden sahasının tümünün rehabilite edilmesi gerektiğini kaydederek şöyle konuştu:

"Orada rehablilitasyon bir peyzaj yönü ele alınması gerekir. Maden atıklarının olduğu bölgeler dikkatle titizlikle saptanarak gerek o atıkların olduğu depolar gerekse atıkların olduğu tepelerde (Gemikonağı göleti de dahil) Lefke- Gemikonağı değil bölgeyi düşünerek hareket edilmesi gerekir. Yerleşim bölgesi, sahil deniz, bunların enine boyuna ele alınması gerekir. Atıkların olduğu bu bölgelere şer düzenlemesinin (Yamaş eğimi) ne olduğuna bakmak lazımdır. Şu anda atıl durumda olan bu madenler nasıl bir yamaç eğimiyle nasıl bir açıyla duruyorlar. İşte bunu incelemek gerekir. Birinci aşama bu. Bu olay buldozerlerle çok rahatlıkla yapılabilir.

Bölgede ne büyük şans, kil ve marın var. Kil ve marın nereden çıkar. Kil ve marın hastanın ilacıdır. Killer ve marınların özelliği geçirimsiz malzeme olmasıdır. Yani kimyasal maddelerin olduğu yerin şevine düzeltip meyil verdikten sonra üzerine kamyonla çıkıp toprak dökeriz. Yani kil, geçirimsiz toprağı dökebilecek duruma getirdikten sonra belli bir santim bunu zararlı bölgelere yaydığınız zaman kilin de üstüne çok ince bir toprak tabakası kapatırsanız olay bitmiştir. Bunun da 50 milyon dolar gibi bir paraya mal olacağını sanmıyorum. Ayrı bir fizibilite çıkarılırsa onun da rakamları çıkartılır. Çözüm de kesindir."

Önemli olan reaksiyonu durdurmak

Burada önemli olanın reaksiyonu durdurmak olduğunu anlatan Hüseyin Gökçekuş, "Havanın oksijenini, yağan yağmuru da engelleyemezsiniz. Oksijen ve yağmuru durduramazsınız, o zaman kontağı keseceksiniz. Oksijenin ve suyun atıklarla teması kesilmesiyle sorun biter. O bölgenin sihirli değnek değmiş bambaşka bir alanını ele alın. Kırmızı, mavi, sarı renklerin tükendiği, yumuşak bir görüntü karşınıza çıkar" dedi.

Bunların çok zor şeyler olmadığını, yeter ki devlet olarak yazılana çizilene kulak vermek ve yazılana çizilene verilen değer doğrultusunda uygulamaya geçilmesi gerektiğine değinen Gökçekuş şöyle devam etti:

"O zaman bir yerlerde bir yanlışlık var. Biraz insanların üstüne düşeni yapması gerekir. Çevre bilinci çok önemlidir. Çünkü bu çevre bizim değildir. Geleceğe ait bir çevredir. Dünyanın ortak malıdır çevre.

Kirletiyoruz. Bu kirlenme insanların ölümüne de sebep olur. Toplu ölümler olur. İnsanlarda kalıcı etkileri olur. Bu meta, su toprak ve hava kadar önemlidir."

Geniş alanı etkileyecek

 

Gökçekuş, Gemikonağı'nda yaşanan bu olayın çok geniş bir alanı etkileyeceği uyarısında bulundu.

Bu durumun çok geç kalınmış bir olay olduğunu belirten Gökçekuş, "İncelemeler ve tedbirler 1990'lı yılların başında yapılsaydı şimdiki felaketle karşılaşmayacaktık" dedi.

"7-8 yıldır yazılıp çizilen ve söylenen bir konuyla hâlâ daha ilgilenilmemişse, bu düşündürücüdür" diyen Gökçekuş, şöyle konuştu:

"Bunu geciktirmeye kimsenin hakkı yoktur, ciddi adımlar atılmalıdır. Atılacak adımlar da bilimsel çerçevede olmalıdır. Yani bugün bir proje hazırlanır, yapılan çalışmalar bugüne kadar irdelenir ve siyasi otorite de der ki yapılan bu çalışmalar sonucunda bu yöntemle şu, şu, şu, metotlarla biz bu işin üstüne gidiyoruz. Şu kadar süreç içerisinde de perspektifimiz şudur, bu problemi kökten hallediyoruz. Bana göre siyaset yapmak kolay değil. Ülkenin bu ciddi sorununa çözüm bulmakta üniversiteler devreye girebilir. Buradaki bilim adamları devlet ve hükümet yetkilileri bu sorunla ilgilenmelidir, çünkü bu sorun hepimizin sorunudur."

Denize girmek, avlanmak tehlikeli

 

Bölgede denize girmenin ve avlanmanın tehlikesine değinen Gökçekuş, "Balıklar kesinlikle tehlike yaratıyor. Reaksiyona girme olayı var. O bölgede çok değişik şekillerde kirleticiler var gerek ham halde gerek reaksiyon sonucu ortaya çıkan bekleme havuzların depolu bir şekilde bulunduğu olay infilak etmiştir" dedi.

Herkese görevler düşüyor

Burada herkese görevler düştüğünü anlatan Gökçekuş, bir an önce bu işin üzerine gidilmesi gerektiği, gelişmiş ülkelerdeki gibi çözüme ve soruna teşhis konması ve hemen çözüm için adımlar atılması gerektiği üzerinde durdu.

Gökçekuş, "Bu inşallah sözde kalmaz ve uygulamaya geçer. Bu kadar tartışılıp hiçbir şey yapılamaması çok anormaldir. Çok geç kalınmıştır, CMC'nin insanlar, hayvanlar ve çevre üzerinde yaptığı tahribatın hesabını kim verecek? Bilimsel olarak bu yapılırsa bu iş çözülür ama herkese büyük sorumluluk düşer" diye konuştu.

 

Cevaz: CMC sorunu felaket oldu

 

Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ) Öğretim Görevlisi Dr. Mehmet Cevaz, "Bugüne kadar CMC sorunu vardı. Bugünden sonra CMC sorunu yok, CMC felaketi başlamıştır" dedi.

Avrupa Komisyonu başkanı ve Kıbrıs'taki AB temsilcisine CMC ile ilgili bir yazı yazdığını anlatan Cevaz, olayın bugünkü konumuna gelmesinin devlet yetkililerinin ilgisizliğinden dolayı kaynaklandığını belirterek, "Burada asit gölleri var ve havuzlar da önlem alınmadığı için iki yerden patladı. Dere yatağının tam ortasında su kuyuları var. Gözle görülür halde toprağa işlemiş, toprağa inmiş kimyasal zehirler vardır. Olayın bir lokal boyutu, çevre boyutu vardır. Burada insanlar, hayvanlar ve çevre tehlike altına girmiştir. Olay çok büyük boyutlara ulaşmıştır" dedi.

Çevrenin bu felaketten çok büyük zarar göreceğini anlatan Mehmet Cevaz, "Avrupa Birliği'nin bu konuya el atması gerekir. AB'nin kurallarında 'orayı kirleten temizler' mantığı ile burasını temizlemesi gerekir. Bunun ne dini, ne ülkesi vardır. Denizin kirlenmesi bütün Akdeniz'i etkiler. Buna en erken bir zamanda çare bulunması gerekir" diye konuştu.

Karaderi

Lefke Çevre ve Kalkındırma Derneği Başkanı Atilla Karaderi, Gemikonağı'ndaki CMC atık alanında gerçekleşen son olayın yeni bir başlangıcı işaret ettiğini belirtti.

Karaderi şöyle konuştu:

"Uzun bir zamandır CMC atıklarının ne olduğu yönünde kafa yoruldu. Fakat gelinen süreçte gerçekler ortadadır ve çözüm beklemektedir. Çözüm elzem ve kaçınılmazdır. Bizi kimse edebiyat yapar zannetmesin.

Lefke bölgesindeki sorunun tek bir ayağı yoktur. Gölet, Gemikonağı'ndaki atıklar, tüm bunların insan sağlığı ve ekolojik yapı üzerindeki etkileri yanında sorunun hukuksak çözümü, bütünün birer ayağıdırlar.

Çocuklarımıza yaşanılır bir çevre bırakmak zorundayız. Bölgede dokunduğumuz her şey gittikçe şaibe altında kalmaktadır. Yaza geliyoruz, acaba denizimiz temiz mi? Göletten sulama üzerine elimizdeki raporlar hiç de güzel şeyler söylemiyor. Yediğimiz marul bundan böyle sadece ilaç, hormon değil acaba hangi ağır metalleri taşıyor? İnsan vücudu üzerindeki zararları nelerdir? Profesörlerin bize aktardıkları; en az 10-15 yıl sonra etkilerin görüleceği üzerinedir. Ya içtiğimiz su! Buna benzer soruları çoğaltabiliriz.

Geçmişte bir CMC komitesi oluşturulmuştu. İsmi var, kendisi yok. Süratle canlandırılmalı. Çözüme yönelik beceri ortaya koymalıdır. İnsan hayatı bu kadar ucuz ve rastlantıya bırakılamaz.

Artık bu yeni başlangıçta herkes, başta yetkililer, çözüme yönelik ciddi sorumluluklar yüklenmeliler.

5 Haziran "Dünya Çevre Günü" kapımızda. Bizi kimsenin böyle bir çevrede yaşatmaya hakkı yok. Çevre ve sağlık bakanlıklarını daha ciddi görev yapmaya davet ediyoruz."

Bölgeye ilgisizlik var

Güzelyurt İlçesi Geliştirme ve Kalkındırma Derneği Başkanı Hakan Kuntay, CMC tesislerinin Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne bölgesinde olması durumunda aynı ilgisizliğin olmayacağını söyledi.

1974'ten bugüne kadar atıkların aynı durumda olduğunu, bunun da yetkililerin bölgeye olan ilgisizliğinden kaynaklandığını belirten Kuntay, "Akdeniz'in en büyük çevre faciasına halen daha hiçbir önlem alınmaması, devlet yetkililerinin ilçeye ne kadar önem verdiğini gösterir" dedi.

Çevre sorunlarına daima önem verilmesi gerektiğini anlatan Kuntay, yetkililere seslenerek Güzelyurt ve bölgesiyle daha fazla ilgilenmelerini istedi.

 

Başa dön2...

        



 
tugce@north-cyprus.net
  emailweave.gif (3912 bytes)
        Webmaster: Atila Karaderi