ÇÖZÜM, AB VE CMC ÜÇGENİNE DERNEĞİN BAKIŞI

       

CUPRUM SERGİSİ  İNCİ KANSU                                  Konferans Bildirileri

Kese kurdu ile mücadele...          çam kese kurtları ile mücadeleden resimler...  
  Konferans Sonuç Bildirgesi
CMC hakkında birçok şey bu sitede

Lefke karlar altında CMC konusundaki son gelişmeler...
Aklın ve bilimin yolu tektir.

DÜNYADA VE KKTC'DE ÇEVRE
Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş 

TURKISH REPUBLIC OF NORTHERN CYPRUS

    KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ

Do you want to learn aboutCMC
Miss Betül Atasayan

Lefke'nin Siyanürlü Geçmişinden...
Okumadan geçmeyiniz!!!

 Enver Bıldır
Bergamalıların Sitesi 

Tarih

 CMC'yi protesto eyleminden bir kesit
İleri

Konferans kitabımız
çıktı...

 

BAŞ...

  1.  5 Haziran  Dünya Çevre Günü 
  2
CMC'de bir havuzda daha patlama oldu  
  
3. 
CMC'de sızıntı bitmiyor
  4. 
Felakete davetiye çıkardık
  5. 
CMC'yi dünyaya şikayet ediyoruz!
  6. 
Lefke Kadınlar Konseyi'nin Eylemi   

CMC'de üçüncü patlama

·  FELAKETİN BOYUTU BÜYÜYOR... Gemikonağı'nda CMC'nin neden olduğu çevre felaketinin boyutları gün geçtikçe büyüyor. Tesis içerisindeki kimyasal madde havuzunda reaksiyon sonucu önceki gün meydana gelen iki patlamanın ardından dün yeni bir patlama meydana geldi

·  ÇEVRE FELAKETİ MÜZESİ... Türkiye'de, kendi alanlarında uzman olan ve geçmişte bölgeye gelerek araştırma yapan bilim adamları, KIBRIS muhabirine açıklamalarda bulundu. Bilim adamları, bölgeyi her an patlamaya hazır "ölüm vadisi" olarak nitelendirdi ve CMC'nin kalıntılarının açık bir "çevre felaketi müzesi" olduğunu söyledi

·  ÇEVRE DAİRESİ EKİPLERİ BÖLGEDEYDİ... Çevre Dairesi Müdürü Ertan Özpek, dün bölgede incelemelerde bulundu. Çalışmalara hemen başlayacaklarını kaydeden Özpek, CMC ile ilgili rapor hazırlayan Amerikalı Harby Kohe'nin yapılacak çalışmaları koordine etmek için önümüzdeki günlerde KKTC'ye geleceğini söyledi

·  EYLEM HAZIRLIĞI... Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği Genel Sekreteri Hakan Oran, CMC alanının temizlenmesi ile ilgili haklı mücadelelerinin gün geçtikçe elzem bir hal aldığını ve süratle müdahale edilmemesi halinde eylem yapacaklarını söyledi

Ali CANSU

Gemikonağı'ndaki Cyprus Mines Corporation'ın (CMC) neden olduğu çevre felaketinin boyutları, gün geçtikçe büyüyor. Tesis içerisindeki kimsayal madde havuzunda reaksiyon sonucu önceki gün meydana gelen iki patlamanın ardından dün de üçüncü patlama oldu.

Havuzdan devam eden kimyasal sızıntısı 3'üncü patlama ile yoğunluk kazanırken, kimyasal tehlike de yeraltı ve yerüstü kaynaklarına da zarar vermeye devam ediyor.

Gerek bölge insanı, gerekse bölgede yetişen ürünleri piyasadan satın alarak yiyen halkımız göz göre göre zehirleniyor. Önemli bir çevre ve sağlık sorunu olarak çevreyi ve insanımızı tehdit eden bu faciaya bir çözüm bulunamaması durumunda ileriki günlerde, felaketin boyutlarının daha da büyüyeceğinden endişe ediliyor.

Çevre Dairesi yetkilileri, dün olay yerine giderek araştırma yaptı.

Öte yandan Türkiye'de her biri kendi alanlarında uzman olan ve geçmişte bölgeye gelerek araştırma yapan bilim adamları KIBRIS muhabirine açıklamalarda bulundu.

Bilim adamları, bölgenin her an patlamaya hazır "ölüm vadisi" görünümü arz ettiğini ve açık bir "çevre felaketi müzesi" olarak şekillendiğini söyledi.

CMC'nin Gemikonağı tesislerinde yıllarca çalışan müdürlük de yapan Halil Hoca, CMC'nin Amerika'daki müdürü ile iki yıl önce konuştuğunu ve KKTC'den hiçbir yetkilinin CMC'nin sahibi ile temasa geçmediği için sorunun buraya kadar geldiğini iddia etti.

Sorun büyüktür

Çevre Dairsi Müdürü Ertan Özpek, CMC'nin yıllardan beridir bir problem olarak bölgede durduğunu belirterek, bölge ile ilgili bazı girişimlerin yapıldığını söyledi.

Son olarak 3-4 yıl önce CMC'den denize akan suyun kesilmesi ile ilgili önlemler alınmaya çalışıldığını, ancak daha sonra bu yeterli düzeyde olmadığından dolayı yine kimyasal suların denize aktığını söyleyen Özpek, şöyle konuştu:

"Esas önemli olan, sorunu gerçek anlamda tespit etmektir. Buna yönelik olarak uluslararası bazı girişimlerimiz olmuştur. UNDP (United Nations Program Development) ve UNOPS (United Nations Offise of Project Servise) ile United States Egenty for International Development'in finansal katkılarıyla geçtiğimiz yıl içerisinde Amerika'dan adaya Harby Kohe isimli bir uzman geldi ve burada çalışma yaparak 15 Ocak 2002'de bu çalışmaları bize bir rapor halinde sundu."

Sunulan raporların iki tane olduğunu kaydeden Özpek, birincisi mevcut durumun tespiti ve geçmişine yönelik olarak CMC'nin araştırması, ikincisi de ne yapılmasına yönelik çalışmaları içeren raporun kendilerine verildiğini söyledi.

Özpek'in verdiği bilgiye göre bu rapor içerisinde kısa, orta ve uzun vadeli bazı girişimler öneriliyor. CMC ile ilgili çalışmalar yapan Amerikalı Harby Kohe yakında adamıza gelerek yapılması gerekenlerle ilgili koordine etme, danışmanlık yapma girişimleri sürüyor.

Varılan noktada kısa vadeli olarak 6 konuda hayata geçirilmesine yönelik tedbirlerin kendilerine sunulduğunu kaydeden Öztek, bunları şöyle sıraladı:

1- CMC'in içerisine 50-60 noktada kuyular kazılarak, en derin noktasına inilip, iki üç metre aralarla numuneler alınıp, ağır metal, asit ve mineral olarak ne olduklarını tespit çalışması yapılacak.

2- Etraftaki su kaynaklarının izlenmesi ve bu kaynağın etrafını kirletip kirletmediği, kirliliğin artıp artmadığı ve gerek yeraltı gerek yerüstü ve gerekse deniz suları izlenecek.

3- Burada bulunan kimyasal santatların yok edilecek.

4- Halk bilinçlendirilecek.

5- CMC arşivi yeniden düzenlenecek

Çalışmalar başlayacaktır

Bölgede hava kalitesinin araştırması ölçümlerine önümüzdeki günlerde başlanacağını anlatan Ertan Özpek, buradan denize akan bir akıntı olduğunu tespit ettiklerini ve bu bağlamda bu patlakların kapatılmasına yönelik çalışmalar başlatacaklarını söyledi.

Gerekli mühendis arkadaşlarla görüştükten sonra bu akıntının denize ve havuzlardan dışarıya akmasını önlemek için bir tedbir alacaklarını kaydeden Özpek, "Ayrıca deniz içerisinden balıklar da olmak üzere, çevredeki kuyulardan, sebze ve meyvelerden örnekler alarak sonuçlarını halka açıklayacağız" dedi.

Gemikonağı tesisleri içerisinde 2.5 milyon ton atık maden bulunduğunu ve bunların havuzların içerisinde yer aldığını anlatan Özpek, bir proje kapsamında haziran veya temmuz ayında kısa vadeli tedbirleri hayata geçirmeyi planladıklarını söyledi.

Öncelikle CMC'deki havuzların statik olarak gözden geçirilerek sağlamlaştırmanın ilk aşamada hayata geçirileceğini kaydeden Özpek, "Bu atıkların mineral, ağır metal ve asit açısından ne olduğu önemlidir. Bu özel makinelerle gelerek aşağıya kazma ve oradaki numuneleri alma işidir. Çünkü burası çok yumuşak bir tabakadır ve nem oranı da çok yüksektir. Bu yüzden özel aletlerle yapılacak."

 

İnsan ve hayvanlar bölgeye girmesin

Çevre Dairsi Müdürü Ertan Özpek, CMC'de insanın boğazını yakan maddenin kükürt olduğunu ve mümkün olduğunca insanların buraya girmemesi, hayvanların da bölgede otlatılmaması gerektiğini söyledi.

Kükürt diyoksitin de insan sağlığını etkilediğini anlatan Özpek, ancak bu kükürtün ne kadar etkisi olduğunu bilmediklerini, ölçümler yapıldıktan sonra bunun ortaya çıkacağını kaydetti.

Bölgenin tüm analizleri yapılmadan insan ve hayvanların buradan uzak tutulması gerektiğini kaydeden Özpek, "Çevre politikaları içerisinde Avrupa Birliği'nin kabul ettiği dünyada ihtiyati tedbir dediğimiz bir politika vardır. Siz etkisinin ne olduğunu bilmediğiniz şeylere bazı ihtiyati tedbirler almanız gerekir. Bu bağlamda insanların bölgeye girmemeleri ve hayvanlarını çevrede otlatmamaları gerekir" dedi.

Sebzelere dikkat

Çevre Dairesi Müdürü Ertan Özpek, CMC havuzlarının hemen yanında yetişen sebzelerde daha önceki ölçümlerde insan sağlığına zararlı bazı maddelerin görüldüğünü söyledi.

Özpek, bu konu ile ilgili sebzelerden bu hafta içinde yine örneklerin alınacağını ve tahlile yollanacağını kaydederek, zararlı sebzelerden 3-4 kez alınması durumunda insan sağlığına tehlike arz edebileceğini söyledi.

"Bu olaydan sonra Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Devlet Laboratuvarı ile görüşerek sonuçları halka açıklayacağız. Tarım Bakanlığı'nın şu anda bu tahlilleri yapıp yapmadığını bilmiyorum" diyen Özpek, bir işbirliği içerisinde bu testleri yaparak insanlara doğru bilgilerin aktarılacağını belirtti.

Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği

Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği Genel Sekreteri Hakan Oran, CMC alanının temizlenmesi ile ilgili haklı mücadelelerinin gün geçtikçe elzem bir hal aldığını ve süratle müdahale edilmemesi halinde ne Lefke, ne Girne, ne de Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerde kirlenmemiş bir yer kalacağını söyledi.

Hakan Oran, atık havuzlarındaki toprağın set toprak olma özelliğini, yapısına sızan asit sayesinde yitirdiğini ve bundan dolayı meydana gelecek olan patlama ve yıkılmaların kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Oran şöyle konuştu:

"Bölgenin rehabilitesi kaçınılmaz bir boyut almıştır. Burada olan vatandaşlar bu kirliliğin içinde yaşamaya hapsedilemez. Bu bir kader değil, yetkili merci ve kişilerin insan hayatına ve doğal yaşama verdikleri değerin bir sonucudur. Ne yazık ki yıllarca yaptığımız uyarılara rağmen yalnızca CMC alanı üzerindeki tonlarca demirbaş ve malzemeyi bir çırpıda kaldıran hükümet yetkilileri acaba bölgenin atıklardan temizlenmesi içinde biraz çaba sarf edemezler miydi?

Ne yazık ki konuya birici derecede duyarlı olması gereken Sağlık Bakanlığı, Çevre Bakanlığı yanında bölgemizin en etkili ve büyük kurumu belediye ve kirliliğin içinde eğitim veren ilim irfan yuvası üniversitemiz de konuya yeterli ve gereken duyarlılığı göstermemişlerdir."

Eyleme doğru

Hakan Oran, çözümde yer almayanlarda problemin bir parçası olmaya devam gerçeğini unutmamalarını ve bundan sonra sivil toplumun göstereceği eylem ve hareketlerin de sorumlularının kendileri olmayacağını söyledi.

Oran, "Unutulmamalıdır ki bir beldede yaşayan insan kalmadığı takdirde o belde de ne hükümet yetkili organına ne belediyeye ne de üniversiteye ihtiyaç kalacaktır. Tüm yetkili mercileri bir kez daha göreve çağırır acil olarak bu felaketin önlenmesi ve temizlenmesi yoluna gitmelerini bekleriz" dedi.

Yetkililer temas etmeli

CMC'nin Gemikonağı tesislerinde yıllarca çalışan ve müdürlük de yapan Halil Hoca, CMC'nin Amerika'daki müdürü ile iki yıl önce konuştuğunu ve KKTC'den hiçbir yetkilinin CMC'nin sahibi ile temasa geçmediği için sorunun buraya kadar geldiğini söyledi.

KKTC'den bir yetkilinin CMC'nin sahibi ile temasa geçmesi gerektiğini kaydeden Hoca, yetkililerin adamızda bulunan Amerikan elçiliği ile irtibata geçip konuyu aktardıktan sonra çözümlerin ortaya çıkacağına inandığını belirtti.

 

Başa dön3...

BASIN AÇIKLAMASI
 5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ

Sürdürülebilir bir çevre düzeni yaratmak, gelişen dünyamızda daha bir elzem konu haline gelmiştir. Değişen insanoğlu çevresini hoyratça, sanki hiç bitmeyecekmiş gibi kullanır duruma gelmiştir. Bugün su yarın toprak ve hava...

                        Ülkemizde de durum hiç farklı değil. Doğudan batıya kuzeyden güneye çevremizi  dolayısı ile sağlığımızı, göz zevkimizi umutlarımızı kirleten onca atık ve tahribat mevcut.

                        En temiz görünen denizlerimiz gemilerden veya kendi atıklarımızla kirletiliyor. Çarpık betonlaşmalara mesken oluyor.   Eğlendiğimiz yerde atıklarımızı bırakıp gidiyoruz. Bu insan olarak bizim ayıbımız.

                        Dağlarımıza bakıyoruz. Fareler nasıl kemiriyorsa o şekilde kemirilmiş. Bundan böyle Beş Parmak Dağları’nın adı, Dört Parmak Dağları olacak. Sonra üç sonra iki. Peki bu ayıp kimin?

                        Şehirlerimizin, kasabalarımızın çöp alanlarına bakıyoruz. İnanılmayacak şekilde çevreyi, sağlığımızı tehdit eder, kirletir durumda. Yerel  idarelere bu konuda önemli işler düşmektedir. Geri dönüşüm bir şekilde bu ülkeye girmelidir. Yerel idareler ortak hareketlerle bu soruna kalıcı ve akılcı çözüm getirebilirler. Çöplerimize işe yaramaz diye attığımız birçok madde esasında geriye dönebilir, ekonomiye kazandırılabilir. Şişeler, kağıtlar, poşet şişeler vs.

                        Şehir ve kasabalarımızın iç düzenlerine bakıyoruz. Büyük bir çoğunluğunun master planları olmadığı için gelişigüzel betonlaşıyor. Yeşil alan, çocuk oyun alanları son derece kısıtlı. İnsanımız, ilkokuldan başlayarak çevre konusunda bilinçlendiriliyor. Ama en önemli ayak olan aile bu konuda örnek olamadığı için çevremizi hoyratça kirletiyoruz. Bütün bunlara rağmen yine de çözüm eğitimde yatmaktadır.

                        Ülkemizin çevre konusundaki en büyük ayıbı ise CMC atık alanıdır. Yıllardır üzerinde durulup anlatılmasına rağmen giderek büyüyen bir yara halini almıştır. Çözüm önerileri vardır. Önemli olan çözüm için niyetin olup olmadığıdır. Turizm açısından 1. derecede öncelikli bölge olan güzelim Lefke’ye bir yara gibi oturan bu ayıbı ortadan kaldıralım. En zengin su kaynakları burada. Dağla deniz, maviyle yeşil burada buluşuyor. Portakal, çilek kokuları burada. Zaman geçmeden gelin bu ayıbı temizleyelim. Çocuklarımızdan ödünç aldığımız bu toprakları doğanın güzelliğiyle onlara teslim edelim. Demokrasilerde çare tükenmiyorsa, doğanın korunmasında da çareler tükenmez. Önümüzdeki üç beş yılda buraları cennete çevirelim. Aranırsa mutlaka kaynaklar vardır.

                        Bugün, 5 Haziran 2002  “Dünya Çevre Günü”.  Sadece  olağan bir gün. Şimdilik... Ayıplarımızı temizleyene kadar.

                                                                                      LÇTD Yönetim Kurulu Adına
                                                                                          ATİLA KARADERİ
                                                                                                                                LÇTD Başkanı

 

 

CMC'de bir havuzda daha patlama oldu

·  Gemikonağı'ndaki CMC maden tesislerinde, havuzlardan birinde meydana gelen üç patlamadan sonra dün de yol kenarında bulunan, "11 b" numaralı büyük havuzda dördüncü bir patlak tespit edildi

·  Üç patlağı bulunan havuzun ön cephesinin çökme tehlikesi bulunduğu gibi, "11 b" numaralı havuzun da selli yağış olması halinde yola çökme tehlikesi olduğu belirtildi

Ali CANSU'nun haberi

Gemikonağı'ndaki CMC maden tesislerinde, havuzların birinde meydana gelen üç patlamadan sonra dün de yol kenarında bulunan, "11 b" numaralı büyük havuzda dördüncü bir patlak tespit edildi.

Bu patlaktan Gemikonağı deresine akan kimyasal madde içeren sular, dereden direkt olarak denize ulaşıyor ve deniz kirliliğinin daha da artmasına neden oluyor. Ancak, gölet içerisindeki su miktarının düşük olması su akışının da düşük olmasını sağlıyor.

Üç yerden patlayan havuzun ön cephesinin çökme tehlikesi bulunması gibi, şimdi de Gemikonağı- Cengizköy anayolu kenarında bulunan "11 b" numaralı havuzun selli yağış olması halinde yola çökme tehlikesi olduğu belirtildi.

Maden, Metalurji ve Jeoloji Mühendisleri Odası'nın CMC'ye düzenlediği inceleme ve araştırma gezisine Jeoloji ve Maden Dairesi ekipleri de katıldı.

Ekip içerisinde, Jeoloji ve Maden Dairesi Müdürü, Maden Mühendisi Mustafa Alkaravlı, Maden Metalurji ve Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı ve Yakın Doğu Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Cavit Atalar, oda yönetim kurulu üyesi ve maden mühendisi Dr. Yücel Tandoğdu, Jeoloji ve Maden Dairesi personeli maden mühendisi Hasan Öznesil, oda fahri başkanı ve maden mühendisi Mehmet Öztürk ile oda saymanı ve jeoloji mühendisi İsmail Sözer bulunuyordu.

Önemli açıklamalarda bulunan ekip üyeleri, CMC konusunda en erken bir zamanda koordinasyon kurulu oluşturulması ve neler yapılabileceğinin araştırılması gerektiğini belirtti.

Konunun, gerçekten önemli olduğunu kaydeden ekip, bütün birimlerin konu ile ilgilenmesi gerektiğini söyledi.

 

Alkaravlı: Koordinasyon kurulu şart

Jeoloji ve Maden Dairesi Müdürü, Maden Mühendisi Mustafa Alkaravlı, CMC'de yaptıkları inceleme ve araştırma gezisinde en önemli konunun; CMC ile ilgili tüm birimlerin bir koordinasyon ile oturup bu önemli konuda neler yapılabileceğinin araştırılması olduğunu söyledi.

En önemli ve ivedi sorunun koordinasyon olduğunu dile getiren Alkaravlı, konunun hakikaten önemli olduğunu vurguladı ve "üzerinde araştırılması gereken bir meseledir" dedi.

Alkaravlı, bunun için devletin ve üniversitelerin ve bütün birimlerin konuya katkıda bulunarak bir arada çalışmasının birinci koşul olduğunu kaydetti.

Jeoloji ve Maden Dairesi olarak, devlete konu hakkında detaylı bir rapor hazırladıklarını anlatan Alkaravlı, bu konuları hazırlarken üç ana başlıkta inceleneceğini söyledi.

Birincisi konunun geçmişi, ikincisi bugün gelinen aşama ve üçüncüsü de ileriye dönük neler yapılabileceği konusu olduğunu kaydeden Alkaravlı, "Birleşmiş Milletler proje servisi UNOPS'un girişimleri sonucunda 2001 yılı içerisinde adamıza Dr. Harvey Khoen isimli bu konularda uzman bir kişi geldi. Bu uzman kişi bizim dairemiz ve Çevre Dairesi ile birlikte bölgede iki kez giderek bir takım inceleme ve araştırmalarda bulunarak konu hakkında raporlar çıkardı" dedi.

Neler yapılmalı?

Jeoloji ve Maden Dairesi Müdürü, Maden Mühendisi Mustafa Alkaravlı, CMC'de yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:

"İlk olarak 19 tane havuzda mevcut prit artıklarını veya tüm artıkların bir ekonomik değerinin olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. Eğer, burada hakikaten ekonomik değere haiz bir malzeme tespit edilirse, bu hem bir artı değer olacak, hem bölgedeki olumsuz görüntülerin görsel kirliliklerin giderilmesine yönelik elimizde bir artı değer olacağı için konunun çözümünde her zaman yardımcı olacak. Bu çalışmalar kapsamında 75 civarında sırf tenerü veya rezevi belli etmek için kuyu kazılacak. 15 tane de su kimyasına yönelik kuyular kazılacak ve bunların sonucunda çıkan raporlar yine bizler tarafından değerlendirilecek."

Dün tesisleri gördükten sonra ileriye yönelik tedbir olarak birkaç konu olduğunu anlatan Mustafa Alkaravlı bunları şöyle sıraladı:

"Bunların birincisinin gördüğünüz gibi CMC havuzlarında bir boşaltım sistemiyle ilgili bir sistem kurulmuştu. Bu drenaj sistemi adı verilen bir sistemdi. Fakat, bugün bu sistem ve aradan geçen 28 yıl içerisinde bozulmuş veya çalışamaz duruma gelmiştir. Bu sistemin çalıştırılması birinci koşuldur. Çünkü, CMC bu havuzlarda toplanan ince malzemeyi belli borular içerisinden bir noktada topluyor ve Gemikonağı Göleti arkasındaki bir alana bunları bir pompa ile naklediyormuş. Sistem şu anda çalışmıyor. Bu sistemin çalıştırılması birinci koşuldur.

İkincisi hakikaten havuzun dış duvarlarında bazılarında bir sağlamlık (stabilite) sorunu vardır. Bu duvarların tespit edilmesi ve bunların da süratle takviye edilmesi alınabilecek ikinci kısa vadeli önlemlerdendir."

 

Bölgeden su örnekleri alınacak

Alkaravlı, bölgeden düzenli olarak su ünitesi aldıklarını ve bu hafta bunlara devam edeceklerini söyledi.

Sızıntıların, herhangi bir şekilde yeraltına sızıp sızmadığını, bölgedeki sebze veya meyve üretimine ne derece etki edip etmediğinin ortaya çıkacağını kaydeden Alkaravlı, "Eğer halkın bilgisine getirilmesi gereken herhangi bir sorun var ise bunu da halka söylemekte hiç bir mahsur yoktur. Bu insanların etkilenmemsi için söylenmesi gerekir. Eğer bugün çıkan sonuçlar halkın sağlığını tehdit ediyorsa söylenmesi gerekir" dedi.

Alkaravlı, "bugüne kadar konu ile ilgilenilmiş olsa durum böyle olur muydu?" soruma yönelik olarak şu cevabı verdi:

"Kimseyi bu konuda yargılamak istemiyoruz. Aradan 28 yıl geçmiştir. Bu büyük bir zamandır. Bu zaman içerisinde tesisler de gördüğünüz gibi tamamıyla kullanılamayacak bir hale geldi. Eğer böyle bir koordinasyon yapılmış olsaydı ekonomik değeri haiz olan bu malzemenin tesisler var iken işletilmesi daha kolaydı. Halbuki şimdi de işin içinde tesis kurma meselesi çıkacak."

"Geçmişte daire olarak ilgili yerlere CMC ile ilgili plan veya öneri verdiniz mi?" sorusuna ise Alkaravlı, "Geçmiş yıllarda çeşitli dönemlerde eşitli birimlere raporlar verilmiştir. CMC'deki bu konuları araştırmak ve buna bir çözüm getirmek bizim bu günlerdeki kısıtlı bütçemizin çok çok ötesinde bir maliyeti gerektirir. Bu küçümsenecek bir rakam değildir. Bunu gerçekleştirmek için belki UNOP'tan, belki başka bir uluslararası kuruluşlardan maddi desteğin sağlanması şarttır" cevabını verdi.

CMC yanlış daireye verildi

Maden Metalurji ve Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Doç. Dr. Cavit Atalar, Jeoloji ve Maden Dairesi'nin birinci derecede sorumlu bir daire olması gerekirken, yıllardır bunun yapılmadığını söyledi.

Bunun çok yanlış olduğunu kaydeden Atalar, doğru yapılmadığı için bazı eksikliklerin yaşandığını belirterek, "Bu ziyareti düzenlememizin nedeni gerçekleri ortaya çıkarmaktı. Biz katkımızı koymak istiyoruz. Şimdiye kadar yapılan bazı yanlışlıklara son verilip, bundan böyle bizim önerimizle bir koordinasyon komitesi oluşturulması gerekir. Ama bu kurul bir bakanlık değil, Başbakanlığın kuracağı bir koordinasyon komitesi olmalıdır. Bunun içersisinde Maden Metalurji ve Jeoloji Mühendisleri Odası, Jeoloji ve Maden Dairesi, Çevre Dairesi de yer almalıdır."

"Büyük çevre sorunu vardır"

Atalar, Gemikonağı'nda büyük bir çevre sorunu olduğunu ve bunun diyalogla, gerçeğin ortaya konularak, yanlışlıkların düzeltilerek mevcut zararların ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.

Bunun, söylenildiği gibi de büyük paralar istemeyen bir şekilde yapabileceğine inandığını anlatan Atalar, "Bugün de arkadaşların ortak düşüncesi budur. Çünkü, memleketimize katkı koymak istiyoruz. Bunu bir zorunluluk değil oda olarak bunu bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu bizim görevimizdir. Bize daha iyi bir imkan tanınırsa görevimizi daha iyi yapacağız" dedi.

Patlakların meydana gelen havuzdan suyun erken bir zamanda boşaltılmasının doğru olduğunu anlatan Atalar, havuzun cephesinin zayıflamış olduğunu ve Çevre Dairesi'nin yaptığının doğru olduğunu kaydetti.

Göçün önüne geçmek için tek yolun suyu boşaltmak olduğunu anlatan Atalar, 28 yıldır CMC'de drenajın çalışmadığını ve su basıncından dolayı duvarların bu hale geldiğini söyleyerek, havuzun su almaması için gerekli tedbirin alınması gerektiğini vurguladı.

Muhabirimizin, "Bütün bunlar ihmalkarlıktan dolayı mı oldu?" sorusuna Atalar şu yanıtı verdi:

"Biliyorsunuz 1974'den sonra CMC yepyeni bir tesis kurdu ve çalıştırmıştır. Bu tesisi 6 ay çalıştırdı ve buradan büyük paralar çıkardı. Bu ilk önce küçük bir pilot tesisi idi ve ileride çok daha büyük bir tesis yapılması düşünülüyordu. Devlet bunu istimlak ettiği zaman CMC'nin bir bakıma çalışmasını da engellemiştir. Bu çalışmama nedeninden dolayı bu raddeye gelmiştir. Çok düşük tedbirlerle bu felaket önlenir."

Atalar, "Tesislerin içinin boşaltılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna ise " Tesis çalışıyordu. 1974'den sonra yine çalışmıştır. Türkiye'ye 1987 yılına kadar buradan mal yollanmıştır. Fakat bu arz talep meselesidir. 2500-3000 yıl önce Kıbrıs dünyanın bir numaralı bakır üreten ülkesiydi fakat durduruldu. 1912 yılında gelen bir Amerikalı sayesinde bu başlatıldı. Eğer bakır fiyatının tonu bugün 3000 pound olursa gördüğünüz bütün atıklar ve açık işletme maden olacaktır" cevabını verdi.

"Havuz göçerse felaket olur"

Maden Metarlurji ve Jeoloji Mühendisleri Odası yönetim kurulu üyesi ve maden mühendisi Dr. Yücel Tandoğdu, 3 patlak meydana gelen havuzun ön bölümünün zayıfladığı, dıştan bakıldığı zaman da bunun açıkça göründüğünü söyledi.

Havuzun duvarlarının güçlendirilmesi gerektiğini anlatan Tandoğdu, şöyle konuştu:

"Ancak, şu anda nasıl yapılacak, ne kadara mal olacak, o konuda bir şey söylemek daha çok erkendir. Detaylı bir araştırma gerekir. Eğer bu duvarlar bakıma alınmaz gerekli teknik inceleme yapılmaz ve güçlendirme olmazsa tabii kehanette bulunmak istemiyorum ama bir gün göçerse Allah korusun bu haliyle bir felaket olur. Ancak çalışmalar başlamıştır olayın ciddiyeti yavaş yavaş kavranıyor. Görünen odur ki böyle devam ederse felaketten önce çözüm gelir ve daha büyük bir sorunla karşılaşmayız. Çevre Dairesi'nin önceki gün yaptığı boşaltma işlemi en acil çara olarak görünüyordu ve o yapıldı."

"Çökerse ana yol kapanır"

Jeoloji ve Maden Dairesi personeli maden mühendisi Hasan Öznesil, Cengizköy- Gemikonağı anayolu üzerinde bulunan havuzun desteklenmemesi durumunda yola çökme tehlikesinin olduğunu söyledi.

Havuzun duvarının mutlaka desteklenmesi gerektiğini anlatan Öznesil, "Aksi takdirde selli yağmurlarla karşılaştığımıza zaman bu havuzun akışa geçip Gemikonağı- Cengizköy yolunu tamamen kapatması söz konusu olabilir. Bu bir abartı değildir. Bu yıl gibi yağış almamız halinde ve bu havuzda bu tedbir alınmaması durumunda bu gündeme gelecektir" dedi.

"11 b" numaralı havuzun tamamıyla artık ve bakır ile doldurulduğunu ve son yıllarda üzerine stabilize malzeme serilerek orijinal duvarların üzerine kadar çıkıldığını anlatan Öznesil, "Bunun üzerine de çam ekme operasyonları yapılmıştır. Böyle asitik ortamlarda çam bitkisinin yetişmesi oldukça zordur. Bunun yine hem duvarların stabilitesini sağlamak için çok gelişimi daha hızlı olan gabbar ve akasya özellikle bu toprakları seven bir bitkidirler bunlarla donatılması stabilize sağlamak için önemli bir olay olacak" diye konuştu.

"Potansiyel tehlike"

Öznesil, CMC maden tesislerinde çevreye kazandırılmadan atıl duruma getirilmesinin potansiyel bir tehlike oluşturduğunu söyledi.

Tesislerin ekonomik değerini yitirdikten sonra çevreye kazandırılması için bir takım tedbirler alınıp, çevreye teslim edildiği taktirde problemlerin yaşanmayacağını kaydeden Öznesil, şöyle konuştu:

"Ama, bir takım durumlardan dolayı bizde böyle gelişmedi. En son 1985 yılına kadar bir firma ile işletme operasyonu yapıldı. O yıla kadar herhangi bir çevre problemi yaşanmadı. Onlar da projelerine son vermesinden sonra tesisler tamamen atıl duruma düşürüldü. Zaman içerisinde tesislerin sökülmesiyle bu problemleri yaşadık. Bugün çevresel ve görsel kirlilikler söz konusudur. Şu anda elimizde olan 19 yıl CMC döneminden kalma piritli ve bakırlı artık havuzlarıdır. Bu havuzların hepsinde drenaj sistemleri başlangıçtan sonuna kadar mevcut olması gerekirdi. Bu havuzların drene edilmemesi bir problem yaratıyor. Şimdi son günlerde yaşadığımız olay kapanan sistemlerin kendi kendine açılması olayıdır. Burada tehlike drene edilen suların kendi hallerinde denize akışına bırakılması bir tehlikedir. Bunun yerine drene edilen suların belirli istasyonlarda depolanıp bu istasyonlarda pompalar vasıtasıyla geçirimsiz bir takım yerlere nakledilmesi ve buharlaşmaya terk edilmesi en akılcı çözümdür. İlk etapta ele alınması gereken en önemli tedbir budur. Olaya tamamen bilimsel açıdan yaklaşmak lazımdır. Önümüzde doktor Harby Khoe'nin hazırlamış olduğu bir raporu vardır."

Başa dön4...


CMC'de sızıntı bitmiyor

·  Gemikonağı'ndaki CMC (Cyprus Mines Corporation) tesislerindeki havuzlardan akan kimyasal sular çevreyi tehdit etmeye devam ediyor. Patlayan havuzlardan sızan suyun normal normların üzerinde asit içerdiği ve kimyasal reaksiyon sonucu taşları bile erittiği belirlendi. Zehirli atıkların toprağa ve içme sularına karışmasından endişe ediliyor

·  CMC tesislerine girişi, ön kapıya yerleştirdikleri. tebeşirle yazılmış sıradan bir yasak levhası ile önlemeye çalışan yetkililer, tehlikeli bölgenin her tarafının açık olması yüzünden içeriye girişi önleyemiyor. Konuya duyarlı vatandaşlar, "Narettin Hoca'nın mezarı örneği, kapıdan girilemiyor ama etraftan nereden istersen girebilirsin" diye alınan önlemlerin yetersizliğine işaret ediyor

Ali CANSU

Gemikonağı'ndaki CMC (Cyprus Mines Corporation) tesisleri içerisinde patlayan havuzlardan akan kimyasal sular çevreyi tehdit etmeye devam ediyor.

Çevre Dairesi, üç patlak meydana gelen ve ön kısmında göçme tehlikesi bulunan havuzdaki çalışmaları sürdürürken, patlaklardan dışarıya su sızmaya devam ediyor. Özellikle havuzun ön kısmında bulunan ve nereden sızdığı belli olmayan 3'ncü patlaktaki sızıntı hâlâ önlenemedi.

Havuzlardan dışarıya sızan kimyasal suyun normal normların çok çok üzerinde asit içerdiği ve bunun tehlikeli biçimde çevreye yayıldığı belirlendi...

Çevre Dairesi Müdürü Ertan Öztek, sızıntının durdurulması için havuzdaki 3'üncü patlak üzerinde çalışma yapmadıklarını, sızıntının daha fazla artmasından korktuklarını söyledi.

Öztek, zehirli suların denize ve çevreye yayılmasını önlemek için havuzdaki boşaltma işleminin sürdüğünü belirtti.

Taşlar bile eridi

Çevreye yayılan kimyasal maddeler doğayı tahrip etmeye devam ediyor. Özellikle patlakların olduğu yerlerde bulunan taşlar kimyasal reaksiyon sonucu erimiş durumda.

Bölgede geçtiğimiz hafta araştırma ve incelemelerde bulunan ekipler, sert ve kolayca kırılamayan taşların bile kimyasal reaksiyon sonucu eridiğini görünce şaşkınlıklarını gizleyemedi. Yüksek oranda asit içeren kimyasal atıkların taşları bile ufalayarak kuma dönüştürmesi, çok sert kayaların şekil değiştirmesi çevrenin ne kadar büyük bir tehlike altında olduğunun açık bir göstergesi.

Varillerin yanında bekçi

Geçtiğimiz gün CMC tesislerine girdiğimiz zaman bir bekçinin tehlikeli maddelerin yanında dolaştığını gördük.

Yanıcı ve yakıcı özelliğe sahip potasyum amil santat bulunan 200 varilin hemen tesislerden kaldırılmasının kararlaştırmasına rağmen,varillerin üstünün de açılması, tesislerde çalışan kişilerin insan sağlığına ne kadar önem verdiklerini de ortaya koydu.

Kanserojen madde ihtiva eden Xantat varillerinin oradan alınıp gömülmesi gerektiği 1999 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından da vurgulanmış ancak bir süre öncesine kadar üzerleri kapalı olan bu varillerin üzerindeki çatı, hurdacılar tarafından alınınca tamamen açıkta kalan variller yağmur suları ve havadaki oksijen ile daha rahat temasa geçerek çevrenin tahribatını daha da artırmış oldu...

Kendisiyle konuştuğumuz bekçi 18 yıldır CMC'de çalıştığını ve varillerin yanından defalarca geçtiğini söyledi.

İlgili bakanlığın "gereken yapılacak" sözü ne yazık ki, yine lafta kaldı ve aradan geçen 3 yıl içerisinde hiçbir tedbir alınmaması bir yana eskisinden daha da kötü bir durum yaratıldığı ortaya çıktı.

Bilim adamları, "Bunların hepsi zehirlidir. Bu varillerden yayılan atıklar toprağa sızabilir, daha kötüsü içme sularına da karışabilir. Derhal kaldırılmaları gerekiyor... Genelde bunların yaklaşılmaması, uzakta durulması gerekiyor" uyarısında bulunmuştu.

Nasrettin Hoca misali

CMC tesislerinin bağlı olduğu Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi yetkililerinin tesislerin içerisine girilmesini önlemek için ilginç bir yöntem buldu...

Tesislere girişi "ön kapıdan" yasaklayan yetkililer, çevreden buldukları sandalye, masa, ağaç kütüklerini ana giriş kapını önündeki yola koydular, bu "barikatın" yakınına da tebeşirle yazılmış "Tesislere girmek yasaktır" diye sıradan bir levha yerleştirdi.

Ancak, tesislerin etrafında tel olmaması ve her tarafın açık olması bize Nasrettin Hoca'nın mezarını hatırlattı. Hocanın mezarının da kapısının zincirli ve kilitli ancak etrafının açık olması, CMC'deki konuya duyarlı vatandaşları yüzlerinde tebessüm oluşturdu.

 

Başa dön5...

Felakete davetiye çıkardık

·  1999 yılında Gemikonağı'ndaki CMC tesislerinde radyoaktif elementler bulunmasının ardından harekete geçen yetkililer, 2001 yılı bütçesinden CMC atıklarının temizlenmesi için 5 milyar TL kaynak ayırırken, 2002 yılı bütçesinden bu ödeneğin kaldırıldığı ortaya çıktı

·  Dünyada çevre temizliği için trilyonlar harcanırken ülkemizde en büyük çevre felaketinin yaşandığı CMC'ye yalnızca 5 milyar TL ayıran yetkililerin çevreye ne kadar önem verdiği belli oldu

·  Avrupa Birliği'nin Çevre Politikaları Kararı Raporu'nda, çevrenin insan sağlığına ciddi zarar veren yönerge kapsamında olduğu belirtildi. Raporda, "İhmal veya yanlışlık sonucu doğaya zarar veren tüm operatörler (işletmeciler) yanlışlığı düzeltmek ve kaybı yerine koymakla yükümlüdür" deniliyor

 

Ali CANSU

1999 yılında Gemikonağı'ndaki CMC tesisleri içerisinde radyoaktif elementler bulunmasının ardından harekete geçen yetkililer, 2001 yılı bütçesinden CMC'ye kaynak ayırırken, 2002 yılı bütçesinden bu kaynağı kaldırdı.

Bölgeye, çevreye ve insana verilen önem ve saygı 2002 yılında kaynağın geri çekilmesiyle bir kez daha anlaşılmış oldu. Devlet, 2001 yılı bütçesinde "CMC'deki atıkların temizlenmesi" adı altında Çevre Dairesi'ne 5 milyar TL'lik ek kaynak ayırırken, bu ödeneğin olayın daha vahim hal aldığı bu yılkı bütçede yer almadığı görüldü.

Bölge halkı, dünyada çevre temizliğine trilyonlar harcanırken ülkemizde en büyük çevre felaketinin yaşandığı CMC'ye yalnızca 5 milyar TL ayrılması sonra da bu ödeneğin geri çekilmesinin bu son derece ciddi konuya en önemin bir göstergesi olduğunu belirtiyor.

Yetkililer, CMC için ayrılan kaynağın Maliye Bakanlığı'nca serbest bırakılmadığı için kullanılamadığına işaret ederek, 2002 yılı bütçesinde bu kaynağın geri çekilmesinin nedenini bilmediklerini söyledi.

KKTC Anayasası'nda, herkesin sağlıklı bir ortamda yaşaması için devletin sorumluluk sahibi olduğunun açıkça belirtilmesine karşın, Çevre Dairesi dışındaki yetkililerin olayla ilgilenmemesi vatandaşların sert tepkisine neden oldu.

Çevre Dairesi'nin elindeki kısıtlı olanaklarla bir şeyler yapmaya çalışması ve bu durumu gören yetkililerin hala harekete geçmemesini eleştiren bölge halkı, "yetkilileri bölgemizle ilgilenmeye ve CMC'deki felaketi görmeye çağırıyoruz. Yalnız ilgili daire yetkililerinin değil, cumhurbaşkanının, başbakanın, sağlık bakanının, tarım bakanının, içişleri bakanının CMC'ye gelmelerini bekliyoruz" diye adeta feryat ediyor.

Tüm hükümet yetkililerinin nükleer savaştan çıkmış bir yer izlenimi veren bu açık çevre müzesini yerinde görmeleri ve sivil toplum örgütlerinin sesine kulak vermeleri gerektiğine işaret eden vatandaşlar,

"yaşadığı topraklara saygı duyan ve gelecek nesillere üzerinde yaşanılabilir bir ülke bırakmak isteyen

fertler olarak yetkililerin soruna ivedilikle bir çözüm bulması gerekiyor. Unutulmamalıdır ki çevre bir bütündür ve vatanı ise tüm dünyadır"diye konuşuyor.

Avrupa Birliği Çevre Raporu

Avrupa Birliği'nin Çevre Politikaları Kararı Raporu'nda çevrenin insan sağlığına ciddi zarar veren yönerge kapsamında oldu belirtildi.

Raporda, "İhmal veya yanlışlık sonucu doğaya zarar veren tüm operatörler (işletmeciler) yanlışlığı düzeltmek ve kaybı yerine koymakla yükümlüdür" ifadesi yer alırken AB yetkilileri, AB'nin "Polluter pays" (kirlilik ödeneği) prensibini uygulamaya koyma zamanının geldiği mesajını veriyor.

Sağlığımızla oynamasınlar

Bölge halkı, geçtiğimiz yıl tesislerin yakınında yetiştirilen sebze ve meyvelerde yapılan testler sonucunda insan sağlığına zararlı maddeler bulunmasına karşın bölge halkına bunun duyurulmamasını da eleştirdi.

Bugün yaşanmakta olan felaketin ardından yetkililere gerçeklerin açıklanması çağrısında bulunan vatandaşlar, "bizlere gerçekler söylenmeli ki ona göre hareket edelim. Ancak bu yapılmıyor. İçtiğimiz su, yediğimiz meyve ve sebze, kokladığımız havanın temiz olduğundan şüphe duyuyoruz. Yazıktır günahtır. Üstelik bu sebzeler ülkenin dört bir yanına dağılıyor. Oradaki insanlara da yazık" diye konuşuyor.

Anayasa ne diyor?

Çevre felaketinin sorumluları buradan çekip gitse de anayasanın ilgili maddesine göre bu kirlilik alanını üzerinde barındıran topraklar devletin mülkiyeti altındadır.

Anayasanın çevreyle ilgili 40. maddesine göre:

"1. Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

2. Gerçek veya tüzel kişiler hiçbir amaçla insan sağlığını bozacak veya deniz varlıklarını tehlikeye düşürecek nitelikteki sıvı,gaz ve katı maddeleri denizlere,barajlara,göllere ve derelere akıtamaz veya dökemez.

3. Çevreyi geliştirmek ,çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin gerçek ve tüzel kişilerin ödevidir."

Öte yandan, 9/90 sayılı Çevre Yasası'nın 18. maddesinde ise "Kirletenin kirletmeyi durdurmak, gidermek veya azaltmak için gerekli önlemleri almaması veya bu önlemlerin yetkili makamlarca doğrudan alınması nedeniyle yapılan harcamalar,,bu yasanın amir kuralları uyarınca kirletenden tahsil edilir" deniliyor.

Türkiye Cumhuriyeti Çevre Bakanlığı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sağlık ve Çevre Bakanlığı'nın 1997 yılı ortak çalışma programında da yer alan Lefke'nin kıyı bölgesindeki maden atıklarının bertaraf edilmesiyle ilgili madde de bugüne kadar işletilmedi.

Başa Dön6...


CMC'yi dünyaya şikayet ediyoruz!

·  CMC'de yaşanan çevre felaketinin ardından harekete geçen sivil toplum örgütleri, konuyu uluslararası alana taşımak için harekete geçti

·  Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Ahmet Gülle KIBRIS'a yaptığı açıklamada, CMC'nin uluslararası alana taşınması için konunun 8-12 Temmuz tarihleri arasında İstanbul'da yapılacak Dünya Çevre Konferansı'na (İFFA 2002) götürülmesi kararını aldıklarını söyledi

·  İstanbul'da yapılacak olan Dünya Çevre Konferansı'nın çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gülle, konunun uluslararası alana taşınması için bunun çok güzel bir fırsat olduğunu belirtti

Ali CANSU'nun haberi

CMC'deki çevre felaketinin ortaya çıkmasının ardından harekete geçen sivil toplum örgütleri, çevre dernekleri ile bilim adamları konuyu uluslararası alana taşıma kararı aldı.

Lefkoşa'da Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği lokalinde yapılan bir toplantıda, bundan sonra CMC'deki durum konusunda neler yapılabileceği, konunun nasıl daha ileriye götürüleceği tartışıldı ve bu büyük çevre felaketinin 8-12 Temmuz tarihleri arasında İstanbul'da yapılacak Dünya Çevre Konferansı'na (İFFA 2002) taşınmasına karar verildi.

Toplantıya, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Ahmet Gülle ile yönetim kurulu üyeleri, Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği Başkanı Atilla Karaderi ve Genel Sekreter Hakan Oran ile Yakın Doğu Üniversitesi Genel Sekreteri Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş katıldı.

 

Dünyanın ilgisi şarttır

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Ahmet Gülle KIBRIS'a yaptığı açıklamada CMC'nin uluslararası alana taşınması için konuyu 8-12 Temmuz tarihleri arasında İstanbul'da yapılacak Dünya Çevre Konferansı'na (İFFA 2002) taşıma kararı aldıklarını söyledi.

Gülle, İstanbul'da yapılacak konferansa Tabipler Birliği, Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği ile Çevre Dairesi yetkililerinin yanında bilim adamları ve çevreye duyarlı kişilerin katılmasının amaçlandığını belirtti.

Geçtiğimiz günlerde Gemikonağı'ndaki CMC tesislerindeki incelemelerinin ardından konunun uluslararası alana taşınması gerektiğini söylediklerini ve bunun yapılması için de ellerinden gelen bütün imkanları kullanacaklarını belirten Gülle, "Çünkü biz burada pek çok açıklamalarımızla konuyu gündeme getiriyor ve doğru, olumlu şeyler yapıyoruz. Ancak bu konu uluslararası bir konudur. Doğu Akdeniz'de bir kirlenme, bölgesel kirlenmenin boyutları ve atıklar var; dolayısıyla bunun uluslararası alana kaydırılması gerekiyor.

Bu konuda çeşitli çalışmalar yapılmıştır ama görüyoruz ki yeterli değil. O ilgi yok, dünyanın ilgisi yok bu yöreye. Bu demektir ki, olaya biraz daha duyarlı bakmak gerekiyor. İstanbul'da yapılacak konferansa katılmak istiyoruz ancak bazı finansal sorunlar var. Yetkililer bu konuda ciddiyse CMC'yle ilgili ciddi adımlar atmayı düşünüyoruz" dedi.

Yetkililere katkı koymalı

Gülle, İstanbul'daki Dünya Çevre Konferansı'na yetkililerin de katılması gerektiğini söyledi. Konferansın fuar alanında olacağını ve burada katı atıkların, kimyasal atıkların, tıbbi atıkların, nasıl temizleneceği, ne tür cihazlar kullanıldığı, ne tür yöntemler izlendiğinin görüleceği standların yer alacağını anlatan Gülle, "Bütün dünyadan konferansa gelecek katılımcılar burada ayrıntılı bir şekilde bilgilendirilecektir. Bu yüzden biz İstanbul'daki bu önemli konferansa katılmak istiyoruz. Biz, derken Tabipler Birliği, Çevre Dairesi, Lefke Çevre Tanıtım Derneği, CMC'yle ilgili çalışmalar ve konuya duyarlı diğer kişiler bu çevre felaketinin giderilmesine katkı koymaya çalışacağız. Bunun için gerekli girişimleri başlatıyoruz." diye konuştu.

Konferans büyük bir fırsat

İstanbul'da yapılacak olan Dünya Çevre Konferansı'nın çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gülle, konunun uluslararası alana taşınması için bunun çok güzel bir fırsat olduğunu belirtti.

Tabipler Birliği'nin İstanbul'da yapılacak konferansla ilgili yetkililerle temasa geçeceklerini anlatan Gülle, konferansta gerekirse bir stand açılarak bu çevre felaketinin, kirlenmenin boyutunun ne olduğunun anlatılmasına çalışılması gerektiğini söyledi.

Konferansa bütün dünyadan uzman kişilerin geleceğini kaydeden Gülle, "Bu kişilerle konuşarak, basını da çok iyi kullanarak, CMC sorununa uluslararası boyut kazandırılması gerekiyor. CMC şirketinin de burada sorumlulukları vardır. Bunların yerine getirilmesi mutlaka uluslararası bir baskı oluşturulması gerekir" dedi.

Gerekli adımlar hemen atılmalı

Gülle, CMC'de nereye gelindiğini, hangi noktada bulunulduğunu ve sorunun çözümüne yönelik hangi adımların atılacağına karar vermek için bir toplanı gerçekleştirdiklerini söyledi.

Toplantının çok yararlı geçtiğini anlatan Gülle, ülkemizdeki araştırmacıların CMC ile ilgili ayrıntılı araştırmaları olduğunu ve bu çalışmaların değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Lefke ve bölgesine bu kadar zarar verebilecek bir konunun göz ardı edilemeyeceğini anlatan Gülle, "Bölge insanı da felaketin boyutunu biliyor. Yaptığım araştırmalar sonucunda şunu gördük. Gerçekten çok bilinçsizce davranılmış. Bu bilinçsizlikten kastım, CMC orada bırakılmış ancak bütün binaların koruyucu, örtücü malzemelerin merkezden kaldırılması ve K-santatlı varillerin açıkta ortada bırakılmasıdır. Bu tamamen bir bilinçsizlik örneğidir. Bunun dışında Gemikonağı göletinin yine bir maden havuzunun hemen altında yapılması yine bir bilinçsizlik örneği. Bölgedeki sebzelerin ve bahçelerin göletten sulanması, hayvancıların hemen atık havuzların yanındaki ekinlerden otlanmaları da bir başka bilinçsizlik örneği olarak karşımıza çıkıyor" diye konuştu.

Ciddi önlemler alınmadı

Gülle bugüne kadar bölgede ciddi önlemler alınmadığını, sadece geçici önlemler alınarak konunun bugünlere kadar geldiğini belirtti.

Dünyada yapılan araştırmaların ve felaketin nasıl giderileceğiyle ilgili belli bir birikimin bulunmasının olayın sevindirici yanı olduğunu kaydeden Gülle şöyle devam etti:

"Bu birikimin sonunda, bölgenin etrafının tellenmesi, atıkların denize gitmesinin önlenmesi ve kirli zeminin yeşil alanlar galine getirilmesi şansının bulunması sevindiricidir.

Yani, Lefke yöresinin yeniden canlı, o güzel yeşilliği ile yaşanılabilir sağlıklı bir ortamla bütünleştirme şansı var. Yeter ki bu adımlar hızla atılsın. Bunlardan öncelikli olarak yapılması gereken elimizde birçok veriler var ancak, yaşamımızı sağlığımızı bu atıkların, bu kirliliğin ne ölçüde etkilediğini ortaya koymamız gerekiyor. Bunun için bu konuyla ilgili özel uzmanlarla bir çalışma yapıp bunun sonuçlarını halka anlatma kararı aldık. Bunu sağlıkla ilgili olduğu için Tabipler Birliği yapacak. En kısa zamanda

böyle bir çalışmayı ve bunun sonuçlarını ortaya koyacağız."

Komite oluşturulmalı

Başa dön7...


Konu: Lefke Kadınlar Konseyi’nin                                             Tarih: 03.06.2002
          Eylemine yönelik basın açıklaması

BASIN  AÇIKLAMASI

             Değerli yöre halkı ve basın mensupları,

            Son günlerde CMC atıklarının çevreye olan zarar ve tahribatları nedeniyle, derneğimizin aktif ve kararlı mücadelesi sonucunda yöremizde ve basında büyük hareketlenme olmuştur. Yaklaşık 6-7 yıldır yılmadan sürdürdüğümüz CMC atık mücadelesine, sorun çözümleninceye kadar devam edeceğiz.

            Önceleri yetkililer tarafından sorunun abartılı olduğu yönünde yapılan açıklamalar bugün   ne kadar haklı olduğumuzu tüm kamuoyu ile beraber onlar da  görmektedirler. Burası çevre kirliliği yönünden açık bir laboratuvar. Yüzlerce teze malzeme olmuş bir deney ortamı.

            Bugün bu mücadeleye yeni bir halka daha ekliyoruz. Yöremizin saygın sivil toplum örgütlerinden, Lefke Kadınlar Konseyi, LÇT Derneği’nin haklı mücadelesine destek vermek gayesi ile burada bir uyarı eylemi yapıyor. Kendilerini yanımızda görmekten mutluluk duyuyor başta, dernek başkanı Sn. Emine Sömek olmak üzere tüm üyelerine teşekkür ederiz.

            Bugünden itibaren bu mücadele sadece Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği’nin değildir. Bu mücadele öncelikle burada yaşayan bizlerin yanında bizlerin mücadelesine gönül veren sizlerin, adadaki tüm çevrecilerin ve halkımızındır.

            Yöremizde yaşanan bu dramatik çevre sorununun bekleyecek zamanı kalmamıştır.

            Buraya konan bu sembolik uyarı levhası, çözüm arayışlarındaki yeni bir halkadır. Yöre halkının ve tüm duyarlı insanların  çözüm arayışındaki ayrılmaz kenetlenmsidir.

            Bu önemli çevre sorununda sürekli yanımızda olan basın, yayın mensuplarına teşekkür ediyoruz. Onların desteğiyle birgün bu felaket görüntüsü yeşile bürünecektir.

            Bu vesile ile bir kere daha devlet yetkililerini konuya daha duyarlı ve acilen çözüm üretecek şekilde yaklaşmalarını rica ediyoruz. Bir an önce çözüme yönelik eylem planının, kamuoyunun bilgisine sunulmasının artık kaçınılmaz olduğunu kendilerine hatırlatırız.

            Saygılarımızla,  

                                                                                               
ATİLA KARADERİ
                                                                             
LEFKE ÇEVRE VE TANITMA DERNEĞİ BAŞKANI

  

Başa dön8...

 

        



 
tugce@north-cyprus.net
  emailweave.gif (3912 bytes)
        Webmaster: Atila Karaderi