ÇÖZÜM, AB VE CMC ÜÇGENİNE DERNEĞİN BAKIŞI

       

CUPRUM SERGİSİ  İNCİ KANSU                                  Konferans Bildirileri

Kese kurdu ile mücadele...          çam kese kurtları ile mücadeleden resimler...  
  Konferans Sonuç Bildirgesi
CMC hakkında birçok şey bu sitede

Lefke karlar altında CMC konusundaki son gelişmeler...
Aklın ve bilimin yolu tektir.

DÜNYADA VE KKTC'DE ÇEVRE
Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş 

TURKISH REPUBLIC OF NORTHERN CYPRUS

    KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ

Do you want to learn aboutCMC
Miss Betül Atasayan

Lefke'nin Siyanürlü Geçmişinden...
Okumadan geçmeyiniz!!!

 Enver Bıldır
Bergamalıların Sitesi 

Tarih

 CMC'yi protesto eyleminden bir kesit
İleri

Konferans kitabımız
çıktı...

 


CMC gerçeği-1 / CMC gerçeği-2 / CMC gerçeği-3 / CMC gerçeği-5 / CMC gerçeği-6

                                              
            C.M.C. GERÇEĞİ 4             

Enver Bıldır

 CMC gerçeği başlığı ile devam eden yazı dizimizin çevre sorunları ile ilgili bölümü bu sayıda sona eriyor. Ancak bu, konu burada kapanıyor anlamına gelmiyor. İleriki sayılarda bu dosya çok daha kapsamlı bir şekilde yeniden açılacak. CMC’nin bıraktığı korkunç miras ortada dururken zaten başka türlüsü de düşünülemezdi. Bugüne kadar devam eden yazı dizisinde ağırlıklı olarak çevre felaketi ele alındı, aslında çevre felaketinin bir bölümü ele alındı demek çok daha doğru olacak. Dünyanın en büyük çevre felaketlerinden biri olduğu artık tartışmasız kabul edilen bu durumun bölgedeki canlılar, özellikle de insanlar üzerindeki etkilerini araştıran derli toplu bir tek çalışmanın bile bulunmaması çok üzücü. Fakat sadece üzülmek sorunlara çare getirmiyor. Lefke’deki kanser vakalarındaki önemli artış, oranları bilmesek de apaçık ortada. Bağlıköy nüfusunun önemli bölümünün kanserden öldüğü de. İnsanlar hastalıklarını kolay kolay açıklayamıyorlar ama Cengizköy’de yaşayanlar arasında önemli bir yüzdenin guatır hastası olduğunu da artık herkes biliyor. Peki şimdi ne yapılmalı? Daha yapılması gereken çok iş var ama bu alanda çalışma yürütmesi gereken devletin ilgili birimleri ortada yok. Maliye Bakanlığı CMC tesislerinden sorumlu, yani bugün CMC tesislerinden çevreye yayılan, denizi kirleten, canlıları zehirleyen atıklardan sorumludurlar, ama onlar bütçelerini denkleştirebilmek için CMC mallarını satışa çıkarmaktan başka bir şeyle ilgilenmiyorlar. Tarım Bakanlığı, Gemikonağı Göleti’ni temize çıkarmayı kendisine görev edinmiş. Bu konu Lefke Gazetesinin 2 ve 3 sayılarında yayımlanan bu yazı dizisinde detaylı bir şekilde ele alındığı için burada tekrar etmeyeceğim ama bu sayıda üçüncü sayfamızda yayımladığımız Teoman Oktay’ın yazısı da konunun kısa bir özeti. Teoman, Tarım Bakanlığının tavrını çok güzel özetliyor. Sağlık ve Çevre Bakanlığına gelince, bu iki bakanlık şimdiki hükümet döneminde birleştirilmiş ama biz yine de daha kolay anlaşılabilmesi için ayrı ayrı ele alacak olursak, rahatlıkla söyleyebiliriz ki, ne bu dönem ne de geçmiş hükümetlerde Sağlık Bakanlığının konu ile ilgili hiç bir çalışması mevcut değildir. Ayni bakanlık (biz Çevre Bakanlığı diyelim), CMC konusunda çalışmalar yürütebilecek bir komite kurmuş, adına da CMC Komitesi demişler. Komite, bakanlık yetkilileri ve konusunda uzman araştırmacılardan oluşacak şekilde tasarlanmış ve Lefke Çevre Derneği’ne de komiteye bir üye gönderme hakkı tanınmış. Bu komite geçen onca zaman içinde soruna yönelik hiçbir çalışma yapmadı. Sadece düzenli olarak toplanıp sorunun ciddi olup olmadığını tartışıp durdular. Ve bir de bazı komite üyeleri, CMC atıkları konusunun abartıldığını ima eden açıklamalarda bulundular. Uzun zamandan beridir Lefke Çevre Derneği bu toplantılara katılmıyor. Komitenin geri kalan üyelerinin eskiden olduğu gibi düzenli olarak toplanıp toplanmadıklarını bilmiyoruz ve merak da etmiyoruz...

Tüm bunlar devlet birimlerinden umudu kesmemiz için yeterli nedenler. Yani bu işler gönüllülerden oluşan sivil toplum örgütlerinin çabalarına kalmış durumda. Zaten bugüne kadar alınan tüm mesafe bu örgütlerin çalışmasının eseri. Fakat geldiğimiz bu aşamada artık yöre halkının da mücadeleye aktif katılımı zorunluluk haline geldi. Sorunun özellikle sağlıkla ilgili güncel boyutu Lefke Çevre Derneği gibi küçük bir yöresel örgütün çabalarından daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. Bu dernek bugüne kadar üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdi. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın bundan sonra da devam edecek. Gazetemizin sayfalarında sağlık sorunları daha da detaylandırılarak araştırılacak, ama hayat boşluk tanımıyor. Özellikle ağır metal zehirlenmesinin kendini uzun vadede gösterdiği bilinmeli ve hem bugünkü sağlık sorunlarıyla geçmişin bağlantısını doğru şekilde kurmalı hem de yarınları kurtarma çabasının ne kadar önemli ve acil olduğunun bilincinde olmalıyız. Bu konuları Lefke Gazetesi’nin ileriki sayılarına bırakarak şimdi CMC konusunun bugüne kadar hiç gündeme gelmemiş bir başka yönünü tartışmaya açalım.

                        TOPLUMSAL BOYUTLARIYLA

      CMC ‘NİN 60 YILI                                                                                               

CMC’nin Kıbrıs’ta faaliyetleri 1913 yılında başladı. Araştırmalarını tamamladıktan sonra maden çıkarma işlemine ise 1916 yılında başlar. Bu tarihten sonra hızla gelişerek tüm Lefke yöresine hakim olur. İşçi sayısı kısa zamanda artarak Kıbrıs ölçülerine göre olağanüstü boyutlara ulaşır. Kendi kayıtlarına göre 1936 yılında şirkette çalışan işçilerin sayısı 6000’ e yaklaşır(1). Bu çapta bir genişleme ve nüfus akışı öncelikle Lefke’deki tüm toplumsal yapıyı parçalar. Tarımsal üretime dayanan bölgenin ekonomik dengesi tümüyle çöker. Çöken sadece ekonomi ve ona bağlı sosyal sistem değildi, ayni zamanda Lefke’nin altyapısı da çökmüştü. İmkansızlıklar içerisinde kıvranan Lefke Belediyesi’nin böylesi bir nüfüs artışına hizmet götürebilmesi zaten olanaksızdı. Önceleri, bölgedeki büyük üreticiden vergi alamayan belediye, CMC gibi dev bir şirketle hiç başa çıkamadı. 1920-1930 yılları arasında Lefke Belediyesi, şirketten vergi alabilmek için çırpınıp durur ama bir türlü sonuç alamaz. Sonunda salgın hastalıklar Lefke’de yaşayanları kırıp geçirir. Doğal olarak şirket de bundan etkilenir. Zaman içerisinde sayıları 600’ü bulan CMC işçi evleri, işgücü kaybına hiç tahammülü olmayan şirketin bu sorunlara kendi bünyesi içerisinde çözüm araması sonucunda ortaya çıkar. CMC, kurduğu işçi evleri ile başka sorunlarına da çözüm bulur. Özellikle 1926 dan sonra otaya çıkmaya başlayan işçi eylemlerini kontrol altında tutabilmek için sınıf farklılıklarını gözeten bir mekan politikası izler(2). İşçi evleri, ustabaşı evleri ve üst düzey yönetici evleri farklı alanlara, çok belirgin farklı mimari tarzıyla kurulur. CMC, çalışanlarını üç sınıfa ayırıp farklı bölgelere iskan etmekle kalmaz, ayni zamanda, gündelik yaşam içerisinde birbirleriyle ilişki içerisinde olmalarını engelleyecek her türlü düzenlemeyi de göz önünde bulundurur. Bu üç sınıfı her şeyleri ile birbirinden ayrı tutar. İşçilerin, ustabaşıların (ebistatlar) ve yöneticilerin, lokalleri, kahvehaneleri ve alış veriş yapabilecekleri dükkanlar birbirlerinden kesin olarak ayrılır. Ayrım o kadar kesindi ki işçilerle ayni maden galerilerine işi kontrol amacıyla inmek zorunda olan ustabaşıların galerilere indikleri asansörler bile işçilerin kullandıklarından farklı idi. Maden galerilerinden çıkıp yıkanmaya giden farklı sınıf mensuplarının hamamlarının ayrılması da ihmal edilmemişti. CMC, kurduğu marketlerle, sadece farklı sınıfları birbirinden ayrı tutmakla kalmaz ama ayni zamanda kantin adı verdiği bu işletmelerin, işletme imtiyazlarını da bir başka amaçla kullanır. Kantin işletme imtiyazlarını, arazilerini satın alacağı büyük üreticilere vererek mallarını ucuza elde etmek için kullanır. Bu yolla arazi fiyatlarını düşürerek üreticinin direncini kırmış oluyordu. Ama bu imtiyazlar işçiler açısından katmerli bir sömürü anlamına geliyordu. İşçilerin maaşları gerekli kesintilerin yapılabilmesi için bir zarf içinde kantin işletmecilerine veriliyor, onlar da işçinin borcu olan miktarı zarfın içinden aldıktan sonra kalanı işçilere veriyordu. Bu uygulamaya işçilerin gösterdiği tepki hiç dikkate alınmaz. CMC ye karşı ilk işçi eylemleri bu uygulamanın kaldırılmasına yöneliktir. Ucuza arazi elde etme politikasının temelini oluşturan kantin imtiyazları sürekli itirazlara rağmen 1944 yılına kadar kaldırılmaz. 1944 de siyasal örgütlenme hakkı ile birlikte sendikal örgütlenme hakkını da kazanan Kıbrıs’lılar kısa zamanda güçlü bir sendikal örgütlenme oluşturunca, CMC de ilk kez sendikalarla tanışmış olur. Madenciler arasında süratle örgütlenen PEO ve Kıbrıs Türk İşçi Birlikleri Federasyonu, CMC’yi kantin imtiyazlarını kaldırmak zorunda bırakır.

Ancak CMC’nin, Lefke bölgesinde kendi ihtiyaçları doğrultusunda bir toplumsal yapı oluşturma çabası Osmanlılar döneminden beridir bölgeye hakim olan karşıt güç odaklarının tepkisine neden olur. Bu tepki, Kıbrıs tarihinin belki de en önemli seçimleri olan 1930 Kavanin Meclisi seçimlerinde açığa çıkar.

                                      LEFKE – 1930
1930 Kavanin Meclisi seçimleri sadece Lefke’nin toplumsal-siyasal örgütlenmesinde bir dönüm noktası değil, ayni zamanda tüm Kıbrıs için önemli bir siyasal dönüşümün başladığı tarihtir. 15 Ekim 1930 da yapılan seçimlerde İngiliz Sömürge Yönetimi’nin kontrolu dışında bir Kıbrıslı Türk üyenin meclise seçilmiş olması var olan siyasal sistemi altüst eder.

İngiliz sömürge yönetiminin Kıbrıs’ı yönetebilmek için geliştirdiği ve o güne kadar başarıyla uyguladığı politikanın çöküşü, sömürgecileri şaşkınlığa düşürmüş, ada’yı yönetemez hale getirmişti. İngilizler böyle bir sonucu hiç beklemiyorlardı. En güvendikleri adam seçimi kaybetmiş, yerine sömürge yönetimi karşıtı rakibi seçimi kazanmıştı. Mecliste, sömürge yönetimine koşulsuz sadakat gösteren üç Kıbrıslı Türk sayesinde kurulan denge çökmüş, Kıbrıslı Türkler bu onur kırıcı politikanın destekçisi olmayı kabul etmemişlerdi. Ama 1930 seçimlerinin beklenmeyen sonuçları genel seçim sonuçlarıyla sınırlı değildi. Genel seçim sonuçları kadar şaşırtıcı ve bir o kadar ‘endişe verici’ durum da Lefke’de ortaya çıkmıştı.

1930 seçimlerinde Kıbrıslı Türk aydınlar kendilerini toplumsal bir güç olarak ispatlarlar ve bu tarihten sora da tüm engellemelere rağmen yükselişlerini sürdürmeye devam ederler. Laik aydınların Kıbrıs Türk halkının temsilcisi olarak meclise girmelerine engel olmak için İngilizler her yola baş vururlar. Laik kadronun örgütleyicisi olduğuna inandıkları Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Kıbrıs Konsolosu Asaf Bey’in geri gönderilmesini sağlarlar, Kıbrıslı Türk aydınlara yönetim kadrolarında hayat hakkı tanımazlar, Laikler karşısında, işbirlikçi, gerici Evkaf kadrolarına ise her türlü imkanı sağlarlar. Fakat tüm çabalara rağmen seçilecek üç Kıbrıslı Türk den birinin laik kadrodan çıkmasının önüne geçemezler. Lefkoşa bölgesinden Necati Özkan, İngiliz vali’nin ‘Kıbrıs’ta Türkler ve Rumlar arasında en güvenilir adam’ dediği Evkaf’ın başı Mehmet Münür karşısında seçimi kazanır.

Necati Özkan, seçimi %55 lik oy farkı ile kazanır, ancak Lefke’deki başarısı bunun çok üzerindedir. Lefke,%67 yi de aşan bir oranla (bu oran Necati Özkan’ın seçim bölgelerinde aldığı en yüksek oy oranıdır) laikleri destekler. Üstelik Lefke’liler, Necati Özkan’ı sadece Lefke’de desteklemekle kalmazlar, ayni zamanda civar köylerde de seçimin örgütlenmesine aktif olarak katılırlar. Örneğin, Pirgo da Necati Özkan grubunun sandık temsilcisi Lefke’li Salih Suphi bey dir. Öte yandan Laikler de oy potansiyelleri oldukça yüksek olan Lefke’ye hak ettiği önemi vermeyi ihmal etmezler ve yayın organları Söz gazetesinin sahibini Lefke’ye sandık temsilcisi olarak gönderirler. Laik’lerin Lefke’deki ikinci sandık temsilcisi ise Mulla Hasan Uzunoğlu dur(3).Her iki sandık temsilcisinin de Lefke’nin söz sahibi varlıklı ailelerinden oluşu ise özellikle dikkat çekicidir. Laiklerin, Lefke’de çok yüksek oranda oy almaları, o sıralar bir işçi kasabası haline gelen Lefke’nin alt ve orta sınıflarının desteğini kazandıkları anlamına geliyordu ama işin başını üst sınıf mensuplarının çekişi o yıllarda oldukça garipsenecek bir durumdu. Osmanlı Dönemi boyunca, yönetime koşulsuz sadakatte hiç kusur etmeyen Kıbrıs Türk üst sınıfları İngiliz Sömürge yönetimi döneminde de daha ilk günden itibaren hoşnut tutulmaya özen gösterilmişti. Birçok olay, İngilizlerin bu tavrının Lefke için de geçerli olduğunu göstermesine rağmen Lefke’ye ne olmuştu. Bu sorunun cevabı, özellikle Lefke’nin varlıklı ailelerinin tepkilerinin nedeni, CMC’nin bölgedeki gelişmesi ile doğrudan ilişkilidir.
Devam Edecek....

Yararlanılan Kaynaklar:

(1). Lefke Kasabası’nın Tarihsel Boyutunda Bir Kesit- Kıbrıs Maden Şirketi (CMC) ve Bugünkü Demografik Yapı / Feridun Kemal Feridun (Lefke 1 Kültür Festivali (1998) çerçevesinde düzenlenen panelde sunulan tebliğ)
(2). CMC evleri ile ilgili mimari ayrıntılar konusunda daha fazla bilgi için,
Lefke- Deniz İle Ağaç Kokusunun Karıştığı Bir Yerleşim Yeri / Nevter Zafer, 26 Mart 1999, Yenidüzen. (Ayni makale için bkz. Kıbrıs Sokaklarında Mimariye Yaşama Ve Çevreye Dair / Uğur Ulaş Dağlı, Işık Kitapevi. Yayınları, içinde s76-83)
(3) M. Necati Özkan, Ergin M. Birinci, Cem Yayınevi, s133-139

 

        



 
tugce@north-cyprus.net
  emailweave.gif (3912 bytes)
        Webmaster: Atila Karaderi