|

Konferans kitabımız
çıktı...

| |
 |
LEFKE KENTİNİN ÜLKE
İÇERİSİNDE GÜÇLÜ KONUMA YENİDEN GELEBİLMESİ İÇİN GEREKEN EKONOMİK YATIRIMLAR
VE ALINMASI GEREKEN DİĞER TEDBİRLER:
öyle bir başlık altında fikir
yürütürken önce mevcut verilerin neler olduğuna bakmakta yarar vardır. Lefke (Lefke derken duruma göre yöresi de birlikte kastedilmektedir.) denizden Trodos Dağları’na çok tatlı bir eğilimle
yükselen, yaklaşık 7-8 km. derinliğinde
bir vadi içerisinde yer almaktadır. Esas vadiye ek olarak tali vadiler de mevcuttur.
Dağla denizin kucaklaştığı bu yörede yapılmakta olan narenciye tarımı, yeşil bir
doku oluşturmakta ve özellikle Lefke kent merkezindeki narenciye
bahçeleri arasına serpiştirilmiş olan
hurma ağaçları yöreye başdöndürücü egzotik bir görünüm kazandırmaktadır. Lefke, tabir caiz ise hangi tepesinden baksan şirin, hangi tepesine baksan
şirindir. Toprakları verimlidir. Toprak yapısının özelliği nedeni ile burada
yetişen narenciyenin aroması çok hoş ve diğer narenciye aromalarından farklıdır.
Yöre, yeterince devreye konulmamakla beraber su
kaynakları bakımından Kıbrıs şartlarına göre zengindir.
Maden şirketinin yarattığı çevre katliamı dışında hatırı sayılır bir çevre
sorunu yoktur.
Tarihi bir geçmişe sahip olup, az da olsa
ören yerleri mevcuttur. 1571 yılından beri bir Türk kenti olma özelliğine sahiptir.
İnsanları güler yüzlü ve sevecendir.
Bütün yukarıda belirtilenler olumlu veriler olup,
Lefke’nin ekonomik, sosyal ve kültürel
düzeyinin olduğu seviyeden daha yükseklere ulaşıp ülke içerinde etkin yerine
yeniden kavuşmaması için bir neden yoktur.
Neler yapılabileceği hususuna gelince; 1980’li yıllarda Lefke’nin ekonomik açmazlardan kurtulması için düşünülenler bugün de güncelliğini
korumaktadır. Kalkınma için aynı başlıklara ısrarla sarılmak şarttır.
TARIM
Yukarıda da
belirtildiği gibi yöre yeşil dokusunu tarıma borçludur. Bu nedenle tarım hem bir üretim dalı olarak ve hem de
bir diğer ekonomik alan olarak düşünülen turizm için yeşil bir doku oluşturması bakımından önemlidir.
Tarımın en önemli girdisi olan su yörede mevcut olmakla birlikte, üreticinin
kullanımına yeterince ve zamanında sunulamamaktadır. Bu da mevcut
üretimi menfi yönde etkilemekte, kantite ve kalitenin düşmesine neden
olmaktadır. Buna ek olarak üretim alanlarının genişletilmesi de mevcut şartlarda
mümkün olamamaktadır. Bunların ötesinde büyük ölçüde vahşi sulama
yöntemi kullanılmakta ve susuzluk çekilen bir ülkede su savurganlığı
yapılmaktadır. Yapılması gereken Gemikonağı, Kafizes ve
Maratasa göletlerinden üreticinin
maksimum yararlandırılmasıdır. Bu da, Gemikonağı Göleti’nden yörede sulanması mümkün olan en uç
noktalara kadar su götürülmesi, Kafizes Göleti su taşıma borularının
yenilenmemiş kısmının yenilenmesi, Maratasa Göleti’nin silitlerden
temizlenmesi, bu göletten su alan üreticilerin Gemikonağı Göleti’nin (0)
noktasında mevcut kuyuların biriyle gerektiğinde takviye edilmesi, yöredeki diğer su
kaynağı ve artezyenlerin gözden geçirilip rantabl hale
getirilmesi ve hepsinden önemlisi yukarıdaki tedbirlerle
sağlanacak suyun modern sulama sistemleriyle kullanılıp maksimum tasarrufun
sağlanması ile mümkündür.
Su için gerekli tedbirler alındıktan sonra, bölge
tarım dairesi takviye edilerek yörede meyvecilik teşvik
edilmelidir.
Kuzey Kıbrıs’ın en büyük hurma üretim merkezi olan Lefke’de,
hurmacılık maalesef eski yöntemlerle sürdürülmekte ve bu da
çoğu kez başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Hurmacılığa gerekli önemin Tarım Bakanlığı’nca verilip bu konuda
uzmanlaşmak maksadıyla tarım mühendislerine olanak ve burs
sağlanmalı, hurmacılık mesleği teşvik edilmelidir. Hurma üretimini rantabl hale
sokamadığımız takdirde hurma ağaçları ve doğada
yarattıkları büyülü atmosferi korumak mümkün olamayacaktır.
Bir diğer tarım dalı olan hayvan besiciliği ve balıkçılık da
desteklenmelidir.
Tarıma elverişli olmayan her kare toprağın ağaçlandırma çalışmaları
çerçevesinde ağaçlandırılması sağlanmalı, Temmuz 98’de
yanan Yeşilırmak Ormanı yerine ilk dikim sezonunda planlı ağaç dikimi
yapılmalıdır.
TURİZM
Ülkemizde Lokomotif sektör olarak kabul edilmekte olan turizmden
yöremiz , nasibini alamamıştır. Halbuki yöre, Kuzey Kıbrıs'ta eşine rastlanmayan yeşil bir doku ve doğal güzelliğe sahiptir. Bu konuda eksik olan öncelikle elde mevcut olanlara sahip çıkılmamasıdır. Yöredeki Vuni sarayı ve Antik Soli Tiyatrosu doğanın
tahribatına terkedilmiştir. Güzelim soli mozaikleri her geçen gün biraz daha
yıpranmakta, yok olmaktadır. Lefke-Aplıç anayolunda bulunan ve
“Uraniye Gerizi” diye anılan yerdeki tarihi Venedik Kemeri yıkılmak
üzeredir. Acendu
Çeşmesi böğürtlenler altında kaybolmuştur. Tahir Efendi Sokak’tan başlayıp devam eden Osmanlı Su Kemerleri, Çevre
Derneği’nin birkaç
yıl önceki temizliğinden bu yana el değmemiş, kaderiyle baş başa
bırakılmıştır.
Pir Paşa Camisi ise
depremden sonra tabir caiz ise yıkıma terk
edilmiştir.
DEVAM EDECEKTİR...... |
SAYFA BAŞINA DÖN...
|