
Av. Vehit Nekibzade
Eski Lefke Belediye Başkanı 20 ASRIN BAŞLANGICINDAN 1974'E KADARKİ DÖNEM
20. Yüzyılın ilk yıllarında Lefke,
verimli arazileri denize kadar uzanan, büyük oranda tarıma dayalı ekonomik
faaliyetlerin sürdürüldüğü küçük bir kasaba idi. Tarıma dayalı oluşu yanında,
bölgesinin idari ve ticari merkezi de yine Lefke idi ve Lefke'ye idari yönden bağlı
irili ufaklı 53 köyü bulunuyordu.
Bunların yanında eski çağlardan beri Lefke ve yöresinde zengin bakır rezervleri
olduğu biliniyordu.
I. Dünya Savaşı'ndan
sonra zamanın Kıbrıs Koloni Hükümeti'nden Lefke ve yöresindeki bakır madenini
işletme imtiyazı alan Kıbrıs Maden Şirketi (C.M.C'),1920'li yıllarda ciddi
boyutlarda çalışmalara başlamıştır. Akıp giden yıllar içerisinde madencilik
çalışanları ve üretiminin artmasì ile birlikte Lefke'nin ekonomik faaliyetleri de
değişikliklere uğramış ve madencilik ön plana çıkıp tarımın, bölgenin ekonomik
potansiyeli içerisinde payı azalmıştır.
Gün gelmiş maden şirketi çalışmalarını 3 vardiya olarak
sürdürmüş ve çalıştırdığı personel sayısı 2500'e yaklaşmıştır. Bu
çalışmaların olduğu yıllarda ülkemizde kitle ulaşım araçlarının yok denecek
sayıda oluşu, madende çalışanların Lefke ve yakın çevresinde oturmaları
zorunluluğunu yaratmış ve iç göçle Lefke nüfusunun 8-10 bine yaklaştığı olmuştur.
Anılan ekonomik faaliyet birtakım ihtiyaçları da beraberinde
getirmiştir. Maden şirketince çalışanlarının barınma ihtiyaçları için 500
civarında lojman, sağlık gereksinimleri için tam taşekküllü hastahane, çocukları
için anaokulları ve diğer sosyal gereksinmeler için de tesisler inşa
edilmiştir.Şirket asrımızın başlangıcında ülkemizde pek yaygın olmayan elektrik,
su ve diğer gerekli hìzmetleri de kendi bünyesinde kurduğu birimlerle vermeğe
başlamıştır. Maden şirketi bunları ge rçekleştirirken,
bölge halkı da artan ekonomik faaliyetlerin yarattığı talep doğrultusunda birtakım
yatırımlara girdi ve Lefke'nin bugünkü çarşı merkezi büyük ölçüde o dönemde
inşa edildi. Belirtilen büyümeyle doğru orantılı olarak Lefke'de Sanat Okulu, Orta Okul açıldı. İnşa edildiği zamanlarda büyük kasabalarda
inşa edilen hacimde ilk Okul binasì inşa edildi. Daha sonra Sanat Okulu bugünkü
Meslek Lisesi’ne, Orta Okul da Liseye dönüştü.
Maden Şirketinin yarattığı ekonomik potansiyel gerek merkezi ve
gerekse yerinden yönetimi de etkiledi. Bugün de kullanılmakta olan Devlet Daireleri
Binaları, Belediye Binası, Belediye Hali, Belediye Sineması hep o dönemde inşa
edilmiş binalardır. Hatta 30'lu yılların sonunda Lefkoşa İlçesi’nin ikiye
bölünüp Lefke'nin ayrı bi r ilçe olması gündeme
geldi.
Yukarıya aktarılan süratli gelişme II. Dünya Savaşı esnasında kesintiye uğradı.
Savaş sonrasında Maden Şirketi’nin aktiviteleri yeniden başladı.
Ekonomiye belirtilen katkılar sağlanırken maden şirketi birçok olumsuzluğu da
beraberinde getirdi. Maden işletme imtiyazı alınırken, anılan şirkete verilen bir
diğer
imtiyaz da sözkonusu ekonomik faaliyetin
gerektirdiği gayrì menkullerin şirket tarafìndan satın alınabilmesi idi. Bu yetkiye
dayanarak şirket, Lefke ve yakın çevresinde 10 binlerce dönüm araziyi mal
sahiplerinin tüm itirazlarına rağmen yok pahasına ellerinden aldı. Bundan sonra
Lefke'nin denize kadar uzanan güzelim tarım arazileri, denize nazır sırtları
Lefkeliler’in olmaktan çıktı ve Maden Şirketi’nin mülkiyetine geçti.
60'lı yıllara gelindiği zaman yeraltı maden rezervleri azalmaya başladı. Bu
kez yer üstü veya açık maden ocağì denen ocaklar açıldı ve çevre katledilerek
maden faaliyetleri sürdürülmeye başlandı. Diğer yandan da Denizli bölgesinde
kurulup geliştirilen tesislerde ocaklardan getirilen maden yarı işlenmiş duruma
getirildi. Maden Şirketi bir yandan Lefke'nin güzelim sırtlarını madeni almak için
şuursuzca katlederken, diğer yandan da kurduğu çok geniş havuzlarda maden işleme
faaliyetlerini ısrarla ve inatla sürdürdü. Bu arada ocaklar ve tesislerden yayılan
maden tozları, Lefke'nin narenciye bahçelerine ve diğer bitkilerine hatırı sayılır
zararlar verdi. Tesislerden denize atılan atıklar denizin kirlenip oradaki canlıların
yok olmasına neden oldu.
Her geçen gün maden rezervi biraz daha azalıyor, buna karşın maden şirketinin
faaliyetleri hızlanarak süriüyor ve çevre katliamı artıyordu.
1970 yılından itibaren gerek rezervlerin azalması ve gerekse açık
maden ocaklarından makinelerle maden çıkarılması, insan gücüne olan ihtiyacı
azaltmış ve belirtilen tarihten itibaren toplu işten durdurmalar ve bunun sonucunda
göç başlamıştı. Nihayet 1974 yazında Mutlu Barış Harekatları’nın yer
almasını takiben Made Şirketi’nin tüm faaliyetleri Şirket tarafından durduruldu ve
Şirket yetkilileri her şeyi olduğu gibi bırakıp
gittiler.
Bir yandan madencilik faaliyetinin durması diğer yandan, Güney
Kıbrıs'taki Türkler’in kuzeyde yeniden iskan edilmeleri, sırf madendeki işleri
nedeniyle Lefke'de bulunan bir kısım işçilerin güneydeki köylülerinin kuzeyde iskan
edildikleri yeni yerleşim birimlerine göç etmeleri sonucunu doğurdu. Bu noktaya
gelindiği zaman, Lefke'nin nüfusu 1,700'e düştü.
Madenciliğe dayalı ekonomik faaliyet sona erdiği zaman Lefke ve
yöresinde büyük bir ekonomik boşluk doğdu. Lefkeliler maden şokunu yaşadı.
1974'TEN GÜNÜMÜZE KADARKİ DÖNEM
Madencilik faaliyetinin durdurulduğu
dönemde Lefke'de üretim faaliyeti olarak tek tarım kalmıştı. Bölge sakinleri
geçimlerini tarım ve buna ek olarak büyük oranda kamu kesiminde olmak üzere kamu ve
özel sektörde istihdam edilerek karşılamaya başladılar.
Kamu ve özel kesimdeki iş olanaklarının az oluşu dış göcü,
mevcut iş olanaklarının genellikle Letkoşa yöresinde oluşu da iç göçü
kamçıladı. Maden faaliyetinin durdurulmasının Lefke yöresinde yarattığı şok ve
doğurduğu ekonomik krizi aşmak için neler yapılabileceğinin ciddi ciddi
düşünüldüğü 80'li yıllarda tarımın geliştirilmesi, turizm ve bir hizmet
sektörü olan üniversitenin kurulup yöre ekonomisine katkı sağlaması, liman inşası
ve hafì f sanayi bölgesinin kurulmasının teşvik
edilmesi yönünde fìkirler üretildi ve bu doğrultuda yetkililerden taleplerde
bulunuldu. Bu çalışìnalar neticesinde 1990 yılında Lefke Avrupa Üniversitesi
gündeme geldi. Lefke Avrupa Üniversitesi kurulduğu günlerde ilk hedef, yılda 200 ek öğrenci ile 10 yılda 2000 öğrenci
kapasiteli bir üniversite yaratmaktı.
Bu üniversite bir kampüs yerine Lefke ve yöresine yayılarak faaliyet gösterecek ve
üniversitenin gelişmesine paralel olarak yöre de nasibini alıp gelişecekti.
Bugün 1000 civarında öğrencisi olan Lefke Avrupa
Üniversitesi’nin özelde Lefke ve yöresine, genelde KKTC'ye kısıtlı da olsa
yaptığı ekonomik katkı yatsınamaz.
Üniversite’nin Lefke ve yöresine sağladığı diğer olanaklar ise
yukarıda sıralananlardan çok daha önemlidir. Her şeyden önce yörede bir bilim ve
kültür yuvası açılmıştır. Bu yuva bilim ve kültürümüze zaman içerisinde
sessiz ve derinden etki edecektir. Değişken olmakla birlikte, şu anda LAÜ
öğrencilerinin yarıdan fazlası Anavat an
Türkiyeli, bir kısmı 3. devletler uyruklu, geriye kalanlar da
KKTC'lidir. Anavatan ve 3. ülkelerden gelen öğrenciler özelde Lefke yöresi, genelde
KKTC'nin kendi ülkelerinde lobilerini oluşturacak ve birer tanıtım elçisi görevi
göreceklerdir. Bu da zaman içerisinde Lefke ve yöresi için paha biçilmez avantajlar
sağlayacaktır.
Yörede, üniversite faaliyeti devam ederken tarım alanında da bazı
gelişmeler oldu. 1990 yılında temeli atılan Gemikonağı Göleti 1994 yılında
tamamlandı ve 1995 yılından itibaren Lefke kent topraklarının kuzey bölümü ile
Gemikonağı Bölgesi’ne sulama suyu sağlamaya başladı. Bu arada büyük uğraşılar
sonunda Gemikonağı Göleti’nin (0) noktasında, Kafizes Sulama Suyu’na gerektiğinde
takviye yapabilecek su kuyusu devreye kondu.
Turizm alanında ise üniversitenin açılmasına paralel olarak Soli
Inn Hotel hizmete sokuldu. Ancak yenileri eklenmediği için halen yöredeki tek turizim
aktivitesi olarak kaldı.
Şimdiye kadar verilen tüm uğraşı ve çırpınışlar, yöremizde
arzu edilen ekonomik canlılığı maalesef yaratamadı.
Bu arada ülkemizde çok yakın geçmişte coğrafì bölünme vc yani
ilçeler oluşturuldu. Yeni oluşuma göre, Lefke artık Lefkoşa İlçesi’nin
Güzelyurt Bucağı ile eş bir bucağı olmaktan çıktı ve Güzelyurt'un ilçe
olmasıyle, çok daha yakın bir ilçe merkezine bucak olma konumuna sokuldu. Bu
yapılırken ekonomik veya idari bir kazanımı olmamakla beraber, bir moral yaklaşım
olarak yeni ilçenin ismi Güzelyurt - Lefke İlçesi olabilecekken -ki ilçeleşme
çalışmaları esnasında hep bu söylev gündemde tutulmuş tu- sadece Güzelyurt ilçesi olarak yasallaştı.
Madencilik faaliyetinin durmasıyle doğan ekonomik boşluk, şimdiye
değin verilen tüm uğraşılara rağmen doldurulamamış, çabalar yetersiz
kalmıştır. Ekonomik durgunluk devam ettiği sürece yörenin sosyal ve kültürel
yapısı da ister istemez menfì yönde etkilenmektedir.
Lefke Yöresi’nin tarihi süreci ve bugün gelinen nokta özetle irdelendikten sonra,
şimdi ileriye 21. yüzyıla dönük olarak neler yapılabilir onu düşünelim |

Cengiz Küçük
LÇTD.'ği Sosyal İşler Sor.
Bizanslılar 789 yıl Kıbrıs’ı ellerinde tutmuşlardı. İşte kilise
bu devirde inşa edilmişti.
Kesin inşaat yılı bilinmemektedir. Yedinci yüzyılda oluşan Arap
Deniz Kuvvetleri adaya akınlar yapmış ve bu akınlar 963 yılına kadar 24 kez
tekrarlanmıştır. Bu akınların birincisinde Başkomutan Muaviye idi. 647 yılında yapılan akında komutan Ubeyde’nin eşi Hala Sultan da sefere katılmıştı. Bu seferde Hala
Sultan Hazretleri Tuzla mevkiinde attan düşerek şehit olmuştu. Kabri üçüncü derecede
kutsal bir meşherdir. İslâm Âlemince ziyaret
edilmektedir. İşte Lefke Pir Paşa Camisi
bu seferlerin birinde kiliseden camiye çevrilmişti. Hangi seferde olduğu saptanamamıştır. 963 yılındaki Araplarla Bizanslılar arasındaki savaş durarak Kıbrıs Bizanslılar’a bırakılmıştı.Kıbrıs, 1570-1571 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’nun düzenlemiş olduğu harekâtla Osmanlı topraklarına katılmıştır. Harekâta Kanuni Sultan Süleyman’ın
vezirlerinden Pir Paşa’nın torunu Mehmet
Bey de katılmıştı.
Türk düzeninin kurulmasında Me hmet Bey Baf Sancaktarı olmuş ve Lefke de bu sancağa katılmıştı. Mehmet Bey Lefke’yi
ziyaretinde bu harap camiyi görmüş ve
seceresi Hazreti Ebubekir’e kadar dayanan bu muhterem camiyi
yenileyerek inşa etmiş ve camiye dedesinin adı olan Pir Paşa
ismini vermiştir.
Kilisenin adı olan Ayyorgi zamanında bile anılıyor. Cami kurbundaki hark bendine halâ “Ayyorgi” bendi
diyoruz. Mehmet Bey camiyi yenileyerek inşa
ettirmişti. Bitişiğinde açılan medresede birçok ünlü din
adamı yetişmiştir. Medrese kalıntıları halen mevcuttur.
1580 y ılında kurulan medrese, 1584 yılında harap olmuştu.
Medrese 1825 yılında
Lefkoşalı bir hanım tarafından tamir edilmiş ise de daha sonra bakımsızlık ve ihmal yüzünden harap
olmaktan kurtulamamıştı.
Pir Paşa Camisi ’nin üç kemerli toplantı yeri ve kesme taştan yapılmış silindirik bir
mimarisi vardır. Hemen yanında 1839’da ölen Vezir Osman Paşa’nın oldukça iyi durumdaki kabartma işlemeli
mermer mezarı yer almaktadır.
Osmanlı Devri taş işçiliğini en iyi bir şekilde yansıtan bu
mermer mezar, görülmeye değer bir sanat
eseri olarak karşımızda
durmaktadır.
Pir Paşa Mezarlığı ise 1930’larda defne kapatılmıştır. 1970 ’lerde mezarlığın tarlaya
tahviline karar verilmiş
ve bütün mezarlar buldozerlerle
kaldırılmıştır.

b) ORTA CAMİ:
Osmanlılar devrinde yapılmış olan bu
cami, Lefke’nin ortasında bulunmaktadır. Üç kemerli olan bu camide iki bölüm
vardır. Birinci bölüm haremlik, ikinci bölüm ise selâmlıktır. Bu camiye dıştan
bakıldığı zaman görünen on penceresi vardır.
c) AŞAĞI
CAMİ:
Lefke’nin aşağı bölgesinde (Fadıl
Nekibzade Caddesi üzerinde) bulunduğu için Aşağı Cami adını almıştır.
Yapılış biçimi Orta Camisinin aynısıdır. Takriben Orta Cami’den 300 m.
Uzaktadır. 1995 yılında restore edilerek minaresi de yapılmıştır.
d) TARİHİ KÖŞKLER :
Lefke’nin orta Cami ile Yukarı Cami
arasındaki anayol üzerinde tarihi iki köşk vardır. Bu tarihi köşkler sekizer
odalı, koridorlu, üçer kemerli, içten merdivenli, mertekli ve kemerli olup herbirinin
27 penceresi vardır. Kapıları üzerinde 1898 ve 1908 yazmaktadır. Bu tarihi köşkler
Ahmet Paşa İzzet ve Salih Suphi İzzet tarafından yaptırılmıştır.
e) Lefke Kasabası’nda tarihi nitelikli 34 yapı bulunmaktadır. Bu 34 tarihi yapı
içerisinde haneler, camiler, kilise, çeşme, havuz, eski mezarlık, dükkan, otel, sıra
kuyular ve su kemerleri bulunmaktadır.
f) ACENDU SUYU: (Akva De Cento)
Kıbrıs’ın İtalyanlar idaresinde
olduğu 15-16. asırlara ait bir pınar suyudur. Kasabanın doğusunda, Lefke Deresi ile
Lağuna Dağı yamaçları arasında bulunan bu suyun, Cento isimli bir Venedikli komutan
tarafından bulunduğu ve onun adına hitaben Çento’nun suyu- Akva De Cento- diye
isimlendirildiği ancak zamanla halk dilinde Acendu şeklinde yayıldığı kabul
edilmektedir. Diğer bir rivayete göre ise
buranın adı “Acıttı” imiş. Çok evvelden Lefke’de su yokmuş. Venedikliler
buraya gelince Hacı Paşa isimli bir kumandan buraya bir çeşme yaptırmış. Ancak bu
suyun bir özelliği varmış. Her içen acıkıyormuş. Suya “Acıttı Suyu” denmiş.
Ama zamanla Acendu olmuş ve bu suyun
bulunduğu bölgeye de Acendu Bölgesi denmiş.
LEFKE BELEDİYESİ
Bir asırlık dönemi
kapatmaya hazırlanan Lefke Belediyesi’nin tarihçesini ve bölge halkına özveriyle
hizmet götürmeye çalışan belde kuruluşumuza başkanlık etmiş kıymetli adamları
tanıyalım.
Lefke Belediyesi 1900 yılında kurulan ilk Türk belediyesidir. Rum meclis üyeleri
olmasına rağmen belediye başkanları hep Türk olmuştur.
DEVAM EDECEK.... |