Türkiye'den gelen bilim adamları ve
hukukçular uluslararası alanda, Lefke ve Çevre Tanıtma Derneği ise, KKTC'de hukuksal
mücadele başlattı.
Çevre Avukatı Senih Özay: "KKTC'de gerek sivil toplum
örgütleri, gerekse diğer kuruluşların vereceği her türlü desteğe ihtiyacımız
var. Bu dava ancak top yekun mücadeleyle başarılabilir. Özellikle KKTC hükümetinin
bizim yanımızda olmasını bekliyoruz"
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği Başkanı Teoman Oktay: "Ksantat
dolu variller, asit bidonları, Gemikonağı Göleti'ndeki kirlilik ve CMC atık
havzasından denize akan su konusunda bugüne kadar tedbir almamıştır. Bu nedenle dava
aşamasına geldik"
Dünyanın en büyük çevre felaketlerinden biri olan CMC havzasında,
gerekli önlemlerin alınması ve temizlenmesi yönünde çok yönlü hukuksal mücadele
başlatıldı.
Konuyu uluslararası arenaya taşımak için geçtiğimiz mart ayında
ülkemize gelen bilim adamları ve hukukçular heyeti, uluslararası alanda hukuk
mücadelesi başlatma kararı verdiklerini bildirdi.
Bergama'da siyanürle altın arama çalışmalarına karşı verdikleri
mücadelelerle tanınan heyet, hazırlanan bilimsel ön rapor ve CMC gerçeğine
dayanarak, Avrupa ve Amerika'daki mahkemelerde dava açacak.
Türkiye'den gelen çevre konularında uzman avukat Senih Özay, KKTC
hükümeti ve ilgili birimleriyle temas içinde, hukuksal mücadele vermek istediklerini
belirtti.
Özay, "KKTC'deki gerek sivil toplum örgütleri, gerekse diğer
kuruluşların vereceği her türlü desteğe ihtiyacımız var. Bu dava ancak top yekun
mücadeleyle başarılabilir. Özellikle KKTC Hükümeti'nin bizim yanımızda olmasını
bekliyoruz" dedi.
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği dün, Lefke bölgesi noteri Enver
Şener ile birlikte tutanak tuttu. Tutanakta, "CMC tesisleri içinde yer alan
yaklaşık 200 varil kanserojen madde içerdiği bilinen ksantat maddesinin tüm
uyarılara rağmen kaldırılmadığı", "CMC havzasından denize su
akışının kesilmediği" belirtildi.
Dernek, noter tasdiki ile önümüzdeki günlerde tesisin bağlı
bulunduğu Maliye Bakanlığı Devlet Emlak Malzeme Dairesine dava açacak.
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği'nin avukatı Vehit Nekibzade, söz
konusu olayın KKTC Anayasası'na da aykırı olduğunu söyleyerek, "İlgililerle
gerekli temasları yaptıktan sonra elde edilecek sonuçlar ışığında dava yoluna
gidilecektir" dedi.
"Devletle birlikte hukuksal mücadele"
Avukat Senih Özay, konunun oldukça ciddi ve hassas olduğunu
belirterek, şöyle konuştu:
"CMC'nin yarattığı kirlilik ortadadır. Olay özverili
çalışma ve sürekli mücadele gerektirmektedir. Bu mücadele çeşitleri yüzlercedir
ve hiç biri de aradan çatlak sesler çıkmasına izin vermez, vermemesi gerekir. Hele bu
konuda muhalif düşünceler ortaya koymak kaş yapayım derken göz çıkarmaya
benzer."
Özay'ın gazetemize hukuksal mücadele başlatmalarını konu alan bir
bildiri gönderdi. Bildiride şu ifadelere yer veriliyor:
"Kıbrıs'ta, Lefke yakınlarında Güzelyurt Gemikonağı
civarında Amerikan firması CMC bakır ve altın çıkarır. 1974 yılında 30 milyon ton
civarında atık bırakarak çeker gider.
Bunca yıldır etkisi kaybolmayan ve bizzat benim de bir-iki saat
içinde dudaklarımı parçalayan, insana, floraya ve faunaya (tüm canlılar) zararı
ortada bulunan telafisi imkansız zararlar yaratmış bulunan bu durum için yöre Lefke
Çevre ve Tanıtma Derneği ile Mühendis odaları mücadele kararı almışlar.
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği Başkanı Teoman Oktay vasıtasıyla
yöre insanları bana başvurmuş ve avukatları olmam konusunda beni ikna etmişlerdir.
Ben de çevre hareketi avukatlarına bana yardımcı olmaları
konusunda ikna etmişimdir. Avukat Erkan Avşar ile de bizzat bu çalışmayı
yürütmüşüzdür.
Lefke'de içme suyuna zehir (bakır sülfat, demir, siyanür ve
kükürt) karışmasını da, göletten zehirlenen hayvanlara da, radyasyona da,
izotoplara da, rehabilitasyon tazminatına da, Türkiye'den profesörlerle yapılmış
bilimsel ve hukuksal tespitlere de, uluslararası hukuk ve kamuoyuna konuyu kaydırışa
da, Türkiye ile KKTC Çevre Bakanları arasındaki ÇED çalışma protokolünü de
devreye sokmaya da, KKTC anayasasının 40. maddesinde, 'Herkes sağlıklı ve dengeli bir
çevrede yaşama hakkına sahipti' dendiğini, bizim anayasamızın 56. maddesiyle ikiz
konuda olduğuna ve yine anayasalarının 112. maddesinde 'ekonomik konularda ivedilik
varsa Bakanlar Kurulu yasa gücünde kararname çıkarabilir' hükmü gereğince Bakanlar
Kurulu'nun toplanmasına ve zaten bizi dinleme kararlarının gerçekleştirilmesinin
gündeme geldiğine, gördüğümüz ve bilim adamlarının gördüğü tablonun gereği
için, koşullar bulunduğundan anayasalarının 124. maddesinde yeri olan, 'bir veya
birden fazla bölgede süresi 3 ayı geçmemek üzere olağanüstü durum ilan edilebilir'
hükmü çalıştırılarak yörede lokal olarak bu hukuksal tedbir alınmalıdır
görüşümüze dikkat çekiyor ve bunları söylüyoruz.
Yine anayasalarının 114. maddesiyle kurulan Yüksek Yönetim
Denetçisi (Ombudsman) için çıkarılan 38/1996 sayılı yasaları gereği bu organı
harekete geçirmeye çalışıyoruz.
Londra Mine Match (Maden İzleme Kuruluşu) kaynaklı edindiğimiz
bilgiye göre, Kıbrıs ve Akdeniz kıyılarında bu tehlikeye yol açan firma CMC patronu
Amoco... ve Amax..
Bu Amoco firması ise, 'Standard, Oil of Indiana' isimli petrol
şirketine aittir. Bu firma Papua Yeni Gine'de Ok Tedi maddesinde çevre faciasına yol
açmıştır. Bu firmaya, Amoco 0/0 30+BHP 0/020+ Mineral Geselshhaft+
Degussa+Dresdnerbank üçlüsü 0/020+ Papua Yeni Gine Hükümeti 0/020 ortaktır. (BHP
1990 Bergamalı Eurogold'un babası olan Posseidon firmasına katılmıştır)
Ok Tedi'de yaratılan çevre kirliliğinden dolayı BHP halka tazminat
ödemiştir. Amoco Yeni Zelanda Coromandel Waitekauri altın madeni çalıştırdı. Amoco
uranyum da arar. 1988 yılında Kanadalı Dome Petrolieum ile birleşmiştir. Kanada'nın
en büyük petrol üreticisi oldu. 1978 yılında petrol atıkları ile Fransa'nın kuzey
kıyılarını kirletti. Balıkçılara ve turizmcilere 90 milyon dolar tazminat ödedi.
Amax ise, daha çok molibden çıkaran bir firma olup, bu firmanın
Oklohama, New Jersey, Missouri, Washington eyaletlerinde maden çıkarma projeleri
reddedildi.
Bu firma British colombiada Nighy molibden madeninde köylülerce
yoğun protestolara uğradı, şikayet edildi.
Bu firma ile bir temasta yetkililerin 'Siz işgal yaptınız bu nedenle
tazminat ödemeyiz' yollu savunmalarına rastlanmıştır.
Bu ABD firmasına karşı EPA (Enviromental Protection Agency (Çevre
Koruma Ajansı) ile temas kararı alınmıştır.
Bu konuda kişisel bir çalışma içinde olan ABD Başkan
Yardımcısı Al Gore ile temas kararı alınmıştır.
Öte yandan bu konuda, KKTC ile TC Sağlık ve Çevre bakanlıkları
arasına ortak çalışma programı bulunmakla bu edimler için harekete geçilmesi
isteyecektir.
Bergama, Gediz ve Çamlıhemşin sivil itaatsizlik ve hukuk
örneklerinden oluşan tavsiyeler yürürlüğe sokulacaktır. Hukuksal mücadele kararı
verilmiş ve başlatılmıştır."
Avukat Senih Özay'ın gönderdiği bildiride ayrıca Türkiye'deki
çeşitli yörelerde çevreyi korumak uğruna verdikleri savaşta kullandıkları 307
maddelik mücadele şekline de yer verdi.
Maddelerin hemen hemen tümü en küçük bir olayı dahi sorunun
çözümüne kanalize etmenin yöntem, yol ve etkinlik biçimini içeriyor.
"KKTC devletini görmek istiyoruz"
Bu arada, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı
Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Ümit Erdem, heyetin CMC'ye ait özgün bir komite
arayışı içinde olduklarını belirtti. Erdem, "Bundan sonraki aşamada
karşımızda muhatap olarak KKTC devletini görmek istiyoruz. Bugüne kadar
söylediklerimizin fazlası var, azı yok" dedi.
Ümit Erdem, bu konuda sonuna kadar mücadele etmekte kararlı
olduklarını bu nedenle kösteğe değil desteğe ihtiyaç duyduklarını dile getirdi.
Erdem, Gemikonağı Göleti konusuna da değinerek, "Eğer bir bilim adamı analiz
sonuçlarına göre söz konusu göletteki suyun tarımsal amaçlı kullanılmasını
sakıncalı görüyor ve kullanılmaması gerektiğini söylüyorsa bu dikkate
alınmalı" diye konuştu.
Öte yandan Erdem, aynı zamanda Kıbrıslı bir örencinin
"Lefke'de CMC Alanı ve Çevre Sorunları Üzerine Bir İrdeleme" lisans tezi
verdiğini de sözlerine ekledi.
"Hükümet tedbirini almalıydı"
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği, ksantat dolu varillerin, asit
bidonlarının, Gemikonağı Göleti'ndeki kirliliğin ve denize CMC atık havzasından
akan su konularında bugüne kadar tedbir almamasını eleştirdi.
Dernek Başkanı Teoman Oktay, konunun yaklaşık 4 aydır çeşitli
kesimlerde ve özellikle basında sürekli yer almasına karşılık, ilk aşamada
alınabilecek tedbirlerin göz ardı edildiğini savundu.
Teoman Oktay şöyle devam etti:
"Bu nedenle bugün noter gözetiminde tutanak hazırlanarak,
tesisin bağlı olduğu Maliye Bakanlığı'na dava açmaya hazırlanıyoruz. Diğer
taraftan da, olayı hukukçular ve bilim adamları heyetiyle birlikte çevre felaketinin
ortadan kaldırılması için uluslararası hukuk mücadelesine taşıyacağız."
Oktay, bir kısım şahıs ve çevrelerin "çevrecilik"
adına çevre düşmanlığı yaptığını savunduktan sonra madenin insanları ölüme
kadar götüren siroz hastalığına yol açtığının 1963 yılında yapılan
yazışmalarda ortaya konduğunu vurguladı.
Oktay tepkisini şu ifadelerle dile getirdi:
"6 Haziran 1963 yılında maden şirketine Kıbrıs Türk İşçi
Birlikleri Federasyonu tarafından gönderilen yazıda 'silikossis' yani siroz
hastalığına yakalanan ve ölen işçilerin tazminatlarına artış getirilmesi
isteniyor. Yazıda ayrıca, hasta işçilerin şirketin tozlu ve zor olmayan işlere
kaydırılması da isteniyor. Diğer bir yazıda ise, ciğerlerinden rahatsız beş
yeraltı işçisinin iki aydan beri tam bir tedavi görmeden ilaç alarak ailelerini
geçindirmek için işe gittiklerinden bahsediliyor. Bütün bunlar madenin insan
sağlığı üzerindeki etkilerini çıplak gözle görmemize yeterlidir."
Teoman Oktay, önümüzdeki hafta İzmir'den 3 kişilik bir bilim
adamları heyeti geleceğini kaydederek, "Gelecek uzman ekip, su, deniz, bitki,
toprak örnekleri alarak detaylı araştırmalarda bulunacak" dedi.
Nekibzade: "Anayasa'da hükümler var"
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği Avukatı Vehit Nekibzade, anayasanın
40. ve 41. Maddesinin herkese sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı vererek,
insan sağlığını bozacak ekinlikleri yasaklayan hükümler bulunduğuna dikkat çekti.
Vehit Nekipzade şöyle konuştu:
"Bu maddeden hareketle CMC'nin yarattığı kirlilik ortadadır.
Ayrıca, yine 159. maddenin b fıkrasına göre de 1975 yılında terk edilmiş ve
sahipsiz taşınmaz malların tasarrufu kamuya aittir. Devletin kısa vadede alması
gereken önlemleri almadığı bugün noter huzurunda tespit edildi. CMC'nin neden olduğu
çevre felaketi ise ayrı bir uluslararası boyutta bir davadır."
Vehit Nekibzade, bu konuda hükümetin ilgili birimine dava yoluna
gitmeden önce konuyu bir kez daha değerlendirmekten yana olduğunu belirtti. Nekipzade,
"Yine de bir sonuç alınmadığı takdirde dava yoluna mutlaka gidilecektir"
dedi.