Türkçe English Ben Raziye Kocaismail. 1991 yılında bana meme kanseri teşhisi konuldu. Adamızdaki tek uzman radyoterapistin, kızkardeşinin tedavisi için Londra’da olması üzerine, ben de panik içinde apar topar Londa’ya gitmeye karar verdim. Devletten yardım talebinde bulundum fakat bir sonuç alamadım. Ailem ve yakınlarımın gösterdiği duyarlılık sayesinde, elimde ameliyat ve tedavi masraflarımı zor karşılayacak bir para ile Londra’ya gittim. Orada, yakınlarımın maddi desteği ve sevgi dolu yürekleri bana moral olmuşsa da, çocuklarımdan uzak olmamın yanında daha birçok sorun bana birtakım olumsuzluklar yaşattı. Tüm bu olumsuzluklar beni , çocuklarımın yanına daha çabuk dönme ümidi ile ,doktorların emirlerine harfiyen uymaya itti. Tam iyileşme umutları yeşermişti ki, ikinci ve hemen ardından gelen üçüncü ameliyat hem bana hem de bana yardım eden yakınlarıma sert darbeler vurdu.Bu darbeler bizi hem maddi hem de manevi yöneden yıkıyordu. Üçüncü ameliyatım için İbrahim Murat Karagözlü ve ailesi, benim adıma bir balo düzenledi. Yabancı bir ülkede, başakasının evine ve parasına muhtaç olma sıkıntısına karşılık, maddi olanaksızlıklar ve hayata bağlılığım beni bu balo gelirini kabul etmeye zorladı. Dernek kurmaya karar verişim, balo teklifine evet dememden birkaç hafta önce idi.Yaşamalı ve “Kanser Hastalarına Yardım Derneği ” ’ni kurmalıydım ki muhtaç olan hastalara yardım götürebileyim. Teşhiste çok geç kalındığı için, kanser hastalığı çok ileri bir safhaya ulaşmış bir insan olarak yaşıyordum. Bugün dahi kontrole gidişimde, Profösörüm bana “şansı artırılmış”, iyileşmemiş bir hasta olduğumu hatırlatır. Ben bugün hayatta isem, bunu sevgiye...yoğun bir sevgiye...birbirlerini seven insanlara ve derneğimiz ile yaptığım çalışmalara borçluyum. İnanın bana sevgi hayat kurtarıyor. K.K.T.C. ‘ye döndükten sonra, üç ay arayla dört kez kontole gittim. Kontrollerim biter bitmez ADAK gibi verilmiş olan sözümü tutup dernek kurma çalışmalarına başladım. Bölge doktorlarına, yakın arkadaşlarıma başvurdum. Aldığım cevapların olumlu olmasına rağmen hiçkimse dernek kurulduktan sonra fazla bir yardım sözü vermiyordu. Yine de isimlerini kullanarak derneği kurdum ve AND’ımı, ADAĞIMI gerçekleştirdim. Bu öyle bir anddı ki, hiçbir maddi çıkar gözetmeksizin sadece yardım amacıyla kolları sıvadım. Amacım, yaşadığım olumsuzlukları, bize gelen hastalara yaşatmamaktı. Böylece derneğimizin amacı, ihtiyacı olan hastaların gıda ve ilaç giderlerini karşılamak, kanser hastalarını kanser tedavisi konusunda bilgillendirmek ve tedavide moralin önemini vurgulamak olarak belirlendi. Kapı kapı dolaşmaya, duyduğum her hastaya ulaşmaya çalıştım. Bunların yanında, gelir getirici faaliyetlerin onayı için İçişleri Bakanlığı’na baş vurdum. İkinci el eşya satış dükkanı ve bağış kutularının iznini, bakanlık müsteşarı Mustafa Tolga ve Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Uğur Karagözlü ‘nün duyarlılıkları sayesinde aldık. Onlara candan teşekkürler. O gün bugündür, dernek binamızın kirasını ödeyen Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkürler.Ve biricik Tamer’e, Tamer gibi bizi düşünenlere, sonsuz teşekkürler. Dernek ikinci yılını, canla başla çalışan bir yönetim kurulu ile doldurdu. Üyelerimizi takdir ediyorum. Onalara hayranım. Biz kanser olayını yaşayanlarız. Bizim başımıza bu olay gelene kadar, biz de herkes gibi bu insanların sorunlarını, korkularını kabullenmekten kaçtık. KANSER adından korktuk. Hastaların maddi ve manevi bir yıkım yaşadıklarını düşünmedik. Ama bu çocuklar , adları Oya, Dincel, Ece, Güliz, Tamer.... , kanser olayını yaşamadan insan sevgisi ile, insana yardım etmenin verdiği haz ve gurur ile bize destek oldular. Peki, nereye vardık? Bence hiçbir yere. Kalıcı bir çözüm getiremedik. En büyük ve tek sorunumuz tam teşekküllü bir onkoloji servisine sahip olmayışımızdır. Uzman kadrosu ile A dan Z ye hemşiresinden, ilaçlı su akıtacak musluğuna kadar, adı gibi gerçek bir onkoloji merkezinden yoksunuz. Devlet bu konuya el atarsa, dernek olarak halkımızla bütünleşir tüm varlığımızla destek olabiliriz. Kıbrıs’ta yeterli olmayan bir servisle yeterli bir tedavi uygulanacağına inanmıyorum. Bunun için zaman zaman hastalrımızın çoğunu genellikle Türkiye’ye, tam teşekküllü onkoloji servislerinde kontrollere gönderiyoruz. Hasta, refakatçi , harçlık gibi harcamalarını karşılıyoruz. Bize ulaşan, yardıma muhtaç her hasta yardım görmüştür. Ancak Devlet burada tedavi olanağı sağlarsa, bizim yaptığımız bu harcamalar, hastalarımızın daha rahat yaşaması için harcanacak ve o zaman bu insanlar biraz da olsa gülümseyebileceklerdir. İnanın dostlar, küçücük bir gülümseme, bu insanlar için en son bulunan bir ilaçtan daha yararlıdır. Adamızda bir yangın olayı oldu. Güzelim Girne dağlarımız, alev alev yandı. Bu olay üzerine hem gönüllü hem de mecburi fonlar oluşturuldu ve çok anlamlı bir kampanya başlatdı. Bu kampanyanın meyvelerini görmeye başladık bile. Yanan alanlarda cılız yeşertileri artık görebiliyoruz. Gelin el ele verelim. Adamızda alevi görülmeyen, panik yaratmayan, sinsi sinsi yayılan bir yangın daha var. KANSER . Bu yangının, doktorlar, hastalar ve bizler farkındayız. Hemen hemen her yeni gün yeni bir kanser vakkası görmek mümkün.Yaş oranı da çok düşük seviyelere ulaşmıştır. Yeşermesine önem verdiğimiz dağ gibi, boynu bükük solan umutlarla başbaşa olan insanımıza arka çıkalım. Kanser zehrini mümkün mertebe azaltarak kaybettiğimiz fidanların yerine yenilerinin katılmasını engelleyelim. Her gün yeni bir fidanın göçtüğü bilinciyle “onlara nasıl yardımcı olabiliriz?” diye sorular sorup cevaplar arayalım.Kalıcı etkili yanıtlar bulalım. Dernek + Devlet + Halk bunun üstesinden gelebilir. Yeter ki, halk, verdiği bağışların, etkili, kalıcı ve gerçek bir araştırma merkezinin yapımında kullanılacağına inansın. Kanserin, erken teşhis ile yenilebileceğini bilsin. Taramalarla ölüm oranının düşürülebileceğini öğrensin. Hedefimiz, paraların dışarı değil kendi onkoloji merkezimize, kendi insanımıza akmasıdır. Hedefimiz, hastalarımızın gurbette ezilmemesidir. Gelin bu hedefimize birlikte ulaşalım. Birlikte KANSERE SON KANSERLİLERİN DERDİNE SON diyelim ve bu amaç için birleşelim.
|