25.11.2002
Birleşmiş Milletler Genel
Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs
konusunda taraflara sunduğu çözüm plânı
hazırlanırken Türk tezleri egemenlik, eşitlik ve güç dağılımı
gibi konular esas teşkil etmiştir. Bu bakımdan belgenin, müzakerelerin bir
an önce başlatılmasına zemin hazırlayan bir fırsat olduğu görüşündeyiz..
Kıbrıs Sorunu'nun en kritik aşamasında bulunduğumuz bir dönemde
yetkililerin plâna karşı ortaya koydukları tavır,
bugüne kadar uygulanan politikaların
yanlışlığının bir göstergesidir. Yıllardır Kıbrıs Türk
Toplumu'nu yok olma noktasına getiren politikaların bir devamı olarak
barış karşıtı olan, çözümden korkan güçlerin basın ve yayın
organlarını kullanarak gerçek olmayan senaryolarla
yaratmaya çalıştıkları olumsuz davranışlara
itibar edilmemelidir. Çözümsüzlüğü çözüm olarak sunan ve AB'ye karşı
olan bazı akademisyenlerin, milliyetçiliği
kendilerine kalkan yapan bazı çıkarcıların ve
öneri paketinde Kıbrıslı Türklere verilen hakları bilerek ve
isteyerek göz ardı edenlerin geleceğimiz
konusunda söz söyleme, karar
verme hakkı olmadığına inandığımızı
belirtmekte yarar görüyoruz.
Taraflara sunulan çözüm plânını, insanımızı daha rahat bir yaşama
kavuşturacak bir fırsat olarak değerlendirirken
siyasi eşitliği, iki bölgeliliği ve kurulacak olan devlette yüzde elli
ortaklığı kimsenin Kıbrıs Türk Halkı adına
elinin tersi ile itme hakkı olmadığını açıkça vurgulamak isteriz.
Bu nedenle sunulan belgede var olan pürüzleri masaya taşıyarak görüşmelerin
devam etmesi gerektiğini hatırlatmak isteriz.
Türk-Sen, çocukların gelecek endişesi olmadan yaşayabilmesini, halkımızın
daha mutlu olacağı bir düzene kavuşarak Avrupa ve dünya vatandaşı olmasını
yürekten istemektedir. İçinde bulunduğumuz belirsizlikten kurtulmak için
atacağımız ilk adım Kıbrıs Sorunu'nun çözümüyle başlayacaktır. İşçilerimizin,
çalışanlarımızın yıllardır çektiği sıkıntıların bitmesi, göçün
durdurulması için önümüze konulan belgeyi iyi değerlendirmeli ve fırsatı
kaçırmamalıyız.
Avrupa ve dünya insanı olarak önümüzün açılmasını
istemeyenler; terör havası estirerek belde belde gezip insanlara yalan
yanlış bilgiler vererek çözüme karşı kışkırtıcılık yapanlar
12 Aralık 2002 tarihinden sonra hayal kırıklığına uğrayacaklardır.
Çözümsüzlüğün devamı halinde kaybedecek taraf kesinlikle Rum tarafı
olmayacaktır.
Tüm baskı ve yasaklara rağmen Türk-Sen yıllardır savunduğu düşünceleri
ile gerek ülkemizde gerekse uluslararası platformlarda
insanların daha iyi bir yaşama kavuşması
için verdiği mücadelesini sürdürerek bu aşamada da çözüm için katkılarını
koymaktan geri kalmayacaktır. Unutmayalım ki toplumumuzun, TC'nin AB'ye
girmesini bekleyecek gücü kalmamıştır.
Daha demokratik bir ortamda mücadele
için çözüm mutlaka gereklidir. Bu bağlamda tüm Kıbrıslıları ve Kıbrıs'ı
gerçekten vatan seçenleri 27 Kasım
Çarşamba günü Atatürk Meydanı'ndaki mitingde, kendi dinamiklerimiz, kendi
irademizle gerçek bir çözüm isteğimizi duyurmaya
çağırıyoruz. İnsanca
bir yaşam için sesimizi duyuralım.
Elimize
geçen fırsatı kullanma zamanıdır.
Türk-Sen
İcra Kurulu