Kıbrıs kararına
‘hayır’
Çankaya Köşkü’nde Kıbrıs’ın ele alındığı
zirvenin sonucu, toplantı başlamadan önce Dışişleri tarafından dünyaya
duyuruldu. Açıklamada AB, "uluslararası anlaşmaları ihlal
etmekle" suçlandı
Dışişleri Bakanlığı, Kopenhag Zirvesi’nden
tam beş gün sonra "uluslararası anlaşmaları ihlal etmekle" suçladığı
AB’nin Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni (GKRY) tam üye yapma kararının
"kabul edilemez" olduğunu açıkladı. Bakanlık, AB üyesi 15 ülke
ve AB Komisyonu’na da Türkiye’nin kararını yazılı bir notayla iletti.
Çankaya Köşkü’nde Kıbrıs konusunun ele alındığı
zirvenin sonucu, toplantı başlamadan önce Dışişleri tarafından dünyaya
duyuruldu.
KKTC lideri Rauf Denktaş’a sahip çıkan Türkiye,
sorunun çözümü için BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın hazırladığı
planın müzakere edilmesinden yana olduğunu bildirdi. Açıklamada tüm dünyaya
şu mesajlar verildi:
• 12 - 13 Aralık’ta Kopenhag’da yapılan zirvede, GKRY yönetiminin
tek yanlı müracaatı üzerine "Kıbrıs"ın AB’ye üye olarak
kabul edilmesi kararı alındı. Bu karara göre, fiilen sadece Rum yönetiminin
AB’ye üye olması söz konusudur.
• Ancak 1960 ortaklık devletinin 1963’te Rumlarca silah zoruyla
yıkılmasından bu yana, Ada’nın tümünü temsil etmeye yetkili tek bir
devlet, hükümet ve parlamento mevcut değildir. Kıbrıs’ta bugün iki ayrı
halk, iki ayrı demokratik sistem, iki ayrı hukuki düzen ve iki ayrı devlet
bulunmaktadır. KKTC egemen bir devlet olarak varlığını sürdürmektedir.
• AB uluslararası anlaşmaları ihlal ederek Kıbrıs Adası’nın
geleceğiyle ilgili tek taraflı kararlar almak ve uluslararası mükellefiyetler
yaratmak hakkına sahip değildir. Türkiye Kopenhag Zirvesi’nin Sonuç
Belgesi’nin Kıbrıs’la ilgili kararını hukuki ve siyasi bakımdan kabul
etmemektedir.
Sorumlu Denktaş değil
Kıbrıs’ta iki taraf arasında sürdürülen doğrudan müzakere süreci de
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın girişimleri sonucu mümkün oldu.
Denktaş, BM Genel Sekreteri’nin planını da müzakere etmeye hazır olduğunu
dile getirdi.
Kopenhag Zirvesi sırasında Annan’ın danışmanı
Alvaro de Soto ile görüşmelerde Türk tarafı önerileri müzakere etmeye hazır
olduğunu teyit etti. Buna mukabil de Soto, Rum tarafının BM Genel
Sekreteri’nin önerilerini kabul ettiğini Türk tarafına teyit edememiştir.
Dolayısıyla Kopenhag’da bu öneriler üzerinden bir çözüme varılamamış
olmasının sorumluluğu Türk tarafına ait değildir.
Görüşmelere devam Türkiye,
Kıbrıs’ta barışın ve mevcut garantilerin devamını sağlayan, Ada’daki
iki tarafın egemenliğini ve eşitliğini kabul eden, uzlaşmaya dayalı yeni
bir ortaklık oluşturulmasına yönelik bir siyasal anlaşmaya varılmasını
arzu etmekte ve Annan’ın önerilerinin müzakeresine devam edilmesini
desteklemektedir.
Açıklama neden gecikti? Dışişleri
açıklamasının hemen ardından Ankara’da "açıklama neden
gecikti?" yorumları yapıldı. Açıklamanın perde arkasında şu gelişmeler
yaşandı:
1. AB’nin Kıbrıs’la ilgili karar taslağı
perşembe günü açıklanmasına rağmen Türkiye’yle ilgili kararı
etkilememesi için taktik olarak son ana kadar sert tepki verilmedi.
2. Zirve metni pazartesi ve salı günü Cumhurbaşkanlığı
ile Genelkurmay Başkanlığı ve Dışişleri’nin ilgili birimlerinde mercek
altına alındı.
3. Türkiye’nin karara karşı uluslararası
platformlarda yürüteceği girişimlerin habercisi olarak metne 1959 - 60
Londra ve Zürih garantörlük anlaşmalarını hatırlatan ve Rum kesiminin
adanın tümünü temsil etmediğini vurgulayan ifadeler konuldu.
4. Türk ve dünya kamuoyunda Rauf Denktaş’a yönelik
eleştirilerin artması üzerine özellikle askerlerin isteğiyle açıklamada
KKTC liderine sahip çıkıldı.
5. Açıklamanın Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’ın
sözleriyle yaşanan kafa karışıklığını gidermesi hedeflendi.