Kıbrıs'ta süreç hızlanıyor

Denktaş, BM planı üzerine görüşmeler için haftaya masaya oturuyor

Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın dünkü Radikal'de yer alan ve Türkiye'nin
1974'ten bu yana izlediği Kıbrıs politikasını günün gerekleri doğrultusunda yenilediğini duyuran sözleri, dün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yusuf Buluç tarafından tekrarlandı. Böylece Dışişleri Bakanı ile Bakanlığı arasında bir süredir görülen çelişkili açıklamalar, bu örnekte ortadan kalkmış oldu. Üstelik Büyükelçi Buluç'un kullandığı 'Düzeltme' fiili çok şey anlatıyor.
Ankara'nın, şimdiye dek en değişmez sanılan dış politika unsuru sayılan Kıbrıs'a artık farklı baktığı bir gerçek.
İşin ilginç yanı, bu politika değişikliğinin aslında 29 Kasım'da yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısından bu yana geçerli olması. Diplomatik ve askeri kaynaklar, o MGK sonrasında yayımlanan açıklamada Denktaş'ın BM planını müzakere edilir bulmasına verilen desteğin, politika değişikliğinin
başlangıcı sayılması gerektiğini söylüyorlar.
Aynı kaynaklar, bu çizginin BM planının aynen kabul edileceği anlamına gelmediğini vurguluyorlar. Yapılan, 'koşulların dayattığı bir değişimi, Türk çıkarlarını koruyacak şekilde ve BM planı çerçevesinde müzakerelere öncelik verme yoluyla' sağlamak olarak özetleniyor.

Ayrıntılara gelince...
Üst düzey Türk Dışişleri heyetinin dün Denktaş'la yaptığı görüşme sonrasında ortaya çıkan ve Denktaş'ın "Ankara ile görüş ayrılığımız yok" sözleriyle dolaylı kabul gören tablo şöyle özetlenebilir:

İkinci plan masada
Birinci plana yapılan itirazlar üzerine BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan ikinci plan görüşmelere esas alınıyor. Ankara planın bu son hali üzerinde Türk tarafının lehine bir, aleyhine iki noktayı saptamış durumda.
Türk tarafının lehine olan, parça devletlerde oy kullanabilmek için o devletin vatandaşı olma zorunluluğu. AB üyeliğini garantilemiş Rum Cumhuriyeti vatandaşlarından, salt oy kullanmak için KKTC vatandaşlığına geçmek için bir akın olmayacağı ve bu durumun "Rumlar içimize dolacak" endişesini gidereceği hesaplanıyor.
Sakınca oluşturan ilk konu harita. Ankara'ya göre, Karpaz Yarımadası'nda bir Rum kantonunun öngörülmesi Türk tarafının güvenliği için sakıncalı. Ankara'daki askeri ve sivil makamlarla KKTC makamları arasında yürütülen ayrıntılı çalışmalar sonucunda oluşturulan ve Rumlar tarafından da kabul edileceğine inanılan yeni bir harita önerisi hazırlanmış bulunuyor.
İkinci konu ise, nüfus hareketleri. Plan aynen kabul edilirse, Türkiye'den adaya göçmüş olan nüfusun 15-20 bin kadarının geriye dönmesi gerekecek. Zaten soruna müzakereler yoluyla çözüm bulunması da bu sakıncaları giderebilmeyi amaçlıyor.
Muhtemelen 10 Ocak'ta (yarın) Ankara'da olacak BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'ya, Türk tarafının görüşmelere başlama kararlılığı iletilecek.
13-14 Ocak'ta da adada olacak. BM planı üzerine görüşmeler de muhtemelen haftaya başlayacak. Görüşmeler KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından yürütülecek.
Görüşmelerin dolaylı mı, yüz yüze mi, yoksa ikisinin bir karışımı şeklinde mi yürütüleceği, De Soto'nun temaslarıyla ortaya çıkacak. Çünkü Rum tarafını sıkıştıran bir sorun da bulunuyor:
16 Şubat'ta Rum Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılıyor. Klerides'in en büyük rakibi, Denktaş'la görüşmelerdeki iki numaralı müzakereci olan başsavcı Markides. Klerides kazanırsa, süreç yeni sorunlara yol açmadan gelişebilir. Kazanamazsa, görev süresi, tam da BM planında son tarih sayılan 28 Şubat'ta doluyor.
28 Şubat tarihinin müzakerelerin başlamasıyla değiştirilmesi ihtimali, bu nedenle de var.
Türk tarafı bu kez müzakere pozisyonunu açıklamama kararı aldı. Gizlilik ilkesi üzerinde Denktaş ile de anlaşmaya varıldı. Rum tarafının da gizliliğe uymasının sağlanması için BM temsilcisinden yardım istenecek.
Bütün bu gelişmeler içinde Türkiye'yi endişelendiren bir yan var. O da Kıbrıs Türk kamuoyunun içinde bulunduğu kamplaşmanın, müzakereleri olumsuz etkilemesi ihtimali. Ancak yine de Ankara'daki politika değişikliğinin Kıbrıs'ta çözüm sürecini canlandıracağı görülebiliyor.