'Bahçeli'nin idam, dil öğrenim ve yayını
gibi konularla Kıbrıs'ı birbirine bağlaması yanlış. Zaten kimse bu dört
konuyu bir arada ele alalım da demiyor. Ama Bahçeli'nin tutumunda bir tutarsızlık
yok. Onlar ne yapmak istediklerini hep açıkça söylediler'. Kıbrıs işlerinden
sorumlu Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel bir nefes alıp devam ediyor:
"Asıl tedirgin olduğum, Mesut Yılmaz'ın hükümeti de aşacak bir şekilde
Avrupa Birliği şampiyonluğu yapmaya kalkışması, bunu siyaseti için bir
malzeme yapması."
Bugün Brüksel'de Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu toplantılarına hükümet
adına katılacak olan Gürel, MHP'li başbakan yardımcısından sonra ANAP'lı
başbakan yardımcısına da yükleniyor. Hem de asıl hedefin Yılmaz'ın AB ve
özellikle de Kıbrıs tutumu olduğunu saklamadan. Gürel sürdürüyor:
"Yılmaz, AB konusunda gereksiz telaş yaratıyor. AB konusunda en son
yapacağımız, ilk önce yapalım diyor; Kıbrıs'ta açılıma gidelim diyor.
Telaşa kapılarak Türkiye'yi AB yanlıları ve karşıtları diye bölmeye çalışmak
yanlış. AB üyeliği Cumhuriyetimizin kurulmasındaki hedeflerin billurlaşmış
hali. Bu, yalnızca belli bir siyasi partiye ve onun geleceğine
indirgenemez."
İlginç bir ayrıntı, Gürel'in koalisyon ortağının lideri hakkındaki bu
sert eleştirileri görünür bir kızgınlık içinde değil, tersine, alışkın
olduğumuzdan da sakin bir tonda, tane tane sıralaması. Akla gelen soru, bu
gerilimle hükümetin daha ne kadar gideceği. Bu kadar badire atlatan
koalisyonu AB ve Kıbrıs konusu mu dağıtacak?
Aynı zamanda hükümet sözcüsü de olan Gürel yanıtlıyor: "Yalnız Yılmaz'ın
son açıklamaları sanırım hatasından döndüğünü gösteriyor. AB'den Kıbrıs
politikasını açıklaştırmasını ve Türkiye'nin önüne tarih perspektif
koymasını talep etmesi, Yılmaz'ın sağlıklı bir tutum değişikliği içinde
olduğunun işareti. Sanırım böyle bir konunun bu kadar abartılarak ve
cendere baskısı yaratılarak tartışılmasının yararı olmayacağını o da
görmüş olmalı. Bence AB bir hükümet sorunu haline gelmeyecektir."
Gürel'e göre, Kıbrıs'ta Türk tarafının haklarından söz etmek AB karşıtlığı
anlamına gelmiyor.
Zaten Kıbrıs konusundaki görüşlerinden de
'hayali bir AB hedefi için vaçgeçmeyeceğini' söylüyor. 'Çünkü bazı
soruları doğru sormak gerekiyor':
1- Türkiye'nin AB'ye girmesi için nesnel hedefleri, yani Kopenhag Siyasi
Kriterleri'ni
yerine getirmesi yeterli olacak mıdır?
2- Türkiye bu hedefleri yerine getirirse AB sadece Türkiye'ye özel, Kıbrıs
gibi başka engeller dikecek midir?
"AB, Türkiye ile bir güven ilişkisi oluşturmak istiyorsa, nesnel
kriterler yerine getirilirse başka koşul olmadan Türkiye'yi alacağız
demelidir."
Gürel'in AB-Kıbrıs senaryoları ise daha çok yıl sonundaki Kophenag
zirvesine ayarlı:
1- AB siyaseti aynen devam eder ve Kıbrıs'ın tamamını temsilen sadece Rum hükümetini
üye kabul eder. Bu, Kıbrıs'ta yeni çatışmalara yol açabilir. Zaten bunu söyleyen
Kıbrıslı Rum bakanlar var. Ya da Rum hükümetini, yalnızca güneyi temsilen
alırlar. Bu Doğu Akdeniz'de başka sürtüşmelere yol açabilir. Bir de
AB'nin Türliye ile bir yolculuğu düşünmediğini gösterir ve ilişkiler
derin yara alır.
2- AB, Kıbrıs'ın üyeliğini ertelemeyi seçebilir. Burada AB'yi en çok
korkutan, Yunanistan'ın AB genişleme politikasını sabote edeceğidir. Ama
zaten Avrupa'da görülen sağa kayış bunun önünde daha büyük engel.
Fransa ve Hollanda'dan sonra eylül ayında Almanya'da yapılacak seçimler ardından
genişleme politikasının değişmesi ihtimali var. Kıbrıs'ın üyeliğinin
ertelenmesi hem AB'yi, hem Türkiye'yi rahatlatır.
Haftalardır söylüyoruz ve giderek netleşiyor:
Türkiye kendi AB üyelik sürecini garantiye almadan, Kıbrıs'ta kalıcı bir
çözüm beklemek gerçekçi değil. Brüksel'de hesapların buna göre yapılması
lazım.