Kıbrıs ve Avrupa Ordusu

Kıbrıs da AGSP de Türkiye'nin AB üyeliği önünde engel olarak duruyor

Türkiye-AB ilişkileri Kıbrıs ve yeni Avrupa savunma yapısı (AGSP) konusunda sıkıştıkça, aydın kesimdeki tartışma ve çelişkiler artıyor.
Ankara'nın resmi tezi, bu önemli iki konuyu da AB çerçevesinden bağımsız ele almak.
Bu teze göre, Avrupa Güvenlik Savunma Politikası'na Türkiye'nin katkısı (Türkiye AB üyesi olmadığı için) Türkiye ve NATO arasında bir sorun. Önceki gün apar topar Ankara'ya gelen Belçika Başbakanı'na açıkça söylenen ve onun "İyi o zaman siz İngilizlere
söylersiniz, biz onlardan alırız" yanıtına yol açan hat bu. Türkiye AGSP konusunda NATO' daki veto hakkından kaynaklanan karar mekanizmalarına katılma imkânını yakalayamazsa, Avrupa hedefi büyük yara alacak ve bu nedenle direniyor.
Aynı teze göre, Kıbrıs da Türkiye ile AB arasında değil, Kıbrıs'taki Türk ve Rumlar ile Birleşmiş Milletler arasında bir sorun. Kıbrıs Rum hükümetinin AB üyesi olmasının Türkiye'nin Avrupa yolculuğuna en az AGSP dışında kalması kadar ağır hasar vereceğini düşünen Ankara'nın, bu sorunu AB dışında tutmak istemesi de doğal.
Gelin görün ki, gerçekler her zaman ilkesel doğrulardaki gibi olmuyor.
Gelinen noktada, Kıbrıs da, AGSP de, Türkiye'nin AB ilişkileri önünde iki büyük engel olarak duruyor, gerçek bu.
Türkiye'nin birinci stratejik önceliği olduğu sık sık söylenen AB üyeliği konusundaki bu sıkışma, kamuoyunda daha önce görülmemiş canlılıkta bir tartışmayı da başlatmış bulunuyor.
Çelişkiler de burada su yüzüne çıkıyor.
Brüksel'den ve hatta Washington'dan bakıldığında, belki de Kıbrıs konusundan (14-15 Aralık'taki Laeken Zirvesi'nde görüşüleceği için) daha acil öneme sahip AGSP konusu çok az tartışılıyor. Tartışıldığında da, Ankara'nın resmi tezlerine itiraz edene rastlanmıyor. Görünürde Dışişleri ve Genelkurmay tarafından
oluşturulan, ama gerçekte son sözün (askeri bir proje olduğu için belki de kaçınılmaz olarak) askerler tarafından söylendiği AGSP politikası, aydınlar nezdinde de kabul görüyor, kimileri tarafından tümüyle destekleniyor.

Ya Kıbrıs?
Oysa dünkü İstanbul Sanayi Odası seçimlerinde
polemik malzemesi olacak kadar toplum kesimlerine nüfuz etmiş Kıbrıs sorunu konusunda aynı tutumu görmek mümkün değil. Aydınların çoğunluğu, 28 yıllık ataletin getirdiği bıkkınlık ve hayal kırıklığının da etkisiyle, tezlerini Kıbrıs konusunda Ankara'dan yükselen her sesi yanlış varsayarak üretme eğiliminde. Kıbrıs Türk tarafının da, Türkiye'nin de Kıbrıs konusunda meşru çıkarları olduğunu söylemek, neredeyse ayıplanıyor. Özellikle son TÜSİAD açıklaması, sanki Ankara inadı bırakıp, Denktaş'ı koltuğundan indirse, bütün engellerin ortadan kalkıp Türkiye'nin AB üyeliğine kabul edileceği gibi yanlış bir izlenim doğuruyor.
Ancak durum böyle değil: Türkiye'nin AB ile bütünleşme sürecinde Kıbrıs ne kadar büyük bir engelse, AGSP de o kadar büyük bir engel.
Üstelik, Deniz Zeyrek'in haberinden ayrıntılarını okuyabileceğiniz gibi, Türkiye'nin AGSP'deki itirazları gelip Kıbrıs'ta düğümleniyor.
Kurulacak bir Avrupa ordusunun, diyelim ki Kıbrıs'a müdahale etmesi ihtimalinde Türkiye'nin elinin kolunun bağlı kalacağı endişesi Ankara'nın AGSP politikasındaki baskın unsur.
Yani AGSP'ye destek veren aydınların, onunla bire bir bağlantılı, hatta gerekçesini oluşturan Kıbrıs konusunda tam aksi yönde tavır alması bir çelişki gibi duruyor.
Oysa, salt bu nedenle, bu iki sorunun, resmi tezin söylediği gibi ayrı ayrı çözülemeyeceği
görülüyor. Daha da ötesinde bu iki sorunun da, resmi tez ne derse desin, Türkiye'nin AB ile ilişkileri çerçevesinde ve birlikte bir çözüm yoluna gireceği anlaşılıyor.
Öyleyse Kıbrıs konusundaki resmi tutumdan taviz vermeme amacındaki AGSP politikası desteklenirken, Kıbrıs'ın buna yalnızca gerekçe oluşturduğu neden görülemiyor?
Denktaş'ın ve Türk siyasetçilerinin genel yıpranmışlığına (bir de Kıbrıs üzerinden) vurmanın daha kolay olmasından mı?
AGSP'nin askeri bir proje olduğu bilindiği için (sanki Kıbrıs konusunda askerler taviz verme yanlısıymış gibi) Genelkurmay'ı karşısına almamak tedbirliliğinden mi?
Madem tartışmaya başladık, kendimize bu soruları da sorup dürüstçe yanıtlamakta yarar var.