Çözüm masada değil sokakta..

Kıbrıs'ta sınır açıldı..

İki taraf da birbirinin 'öcü' olmadığını anladı..

Çünkü fiziki temas sağlandı.. Onbinlerce Rum, Türk tarafına geçti.. Kuzey'in anlatıldığı gibi olmadığını gözleriyle gördüler..

Barbarlık beklerken sevgi buldular.. Alışveriş yaptılar, lokantaları doldurdular, eğlendiler.. Güzel bir gün geçirdiler..

Aynı şey Türkler için de geçerliydi.. İki halk bir araya geleceğini gösterdi..

Temas süresi şimdilik geceyarısına kadar.. KKTC bir adım daha atarak haftasonları konaklamaya da izin verecek..

Rum tarafı da bir paket hazırlıyor.. Onların da amacı daha çok Türk'ün Güney'e geçmesi..

Her iki yönetim de karşı tarafın halkına sevimli görünme, amiyane tabirle, birbirini 'tavlama' derdinde..

Bundan sonra olacaklar belli..

Bir adım KKTC atacak, bir adım Rum kesimi..

Ada'da barış, kalıcı çözüm artık masada değil, sokakta sağlanacak.. Türklerle Rumlar arasında her gün biraz daha artan ilişki, barışı zorlayacak...

Çünkü halklar arasında diyalog başladığı zaman, halklar birbirine anlayışla yaklaştığı zaman, bunun karşısında hiçbir yönetim duramaz..

Kıbrıs'ta bu adım atıldı..

Geri dönüş zor olur diyeceğim ama henüz erken.. Çünkü iki tarafta da çözüm istemeyen aşırı milliyetçi unsurlar var..

Bunlar ortalığı karıştırmak isteyebilir.. Çünkü zemin provokasyona açık..

Dilerim olmaz..

KKTC Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile konuştum.. "Gençler arasında hiçbir sorun yok" dedi; "Hemen diyalog kurdular. Birbirlerine sıcak davrandılar. Ama 1974 öncesini yaşayanlar, haklı olarak biraz soğuk duruyor."

Şunu da belirtmek gerekir.. İki halk arasında ekonomik olarak büyük bir uçurum var..

Rumlar zengin oldu, Türkler yerinde saydı..

Şu anda 40 bin kişi devletten maaş alıyor.. Türkiye'den giden para maaş olarak dağıtılıyor..

Bir kişinin yapacağı işe on kişi alınmış.. Yine de iş görülmüyor..

Neden?

Herkes o yapsın diye topu birbirine atıyor da ondan..

6-7 yıl önce kısa bir tatil için Salamis Bay Oteli'ne gittim.. Sabah kahvaltıya indik, ortalık garsondan geçilmiyordu ama bir bardak çay verecek kişiyi bulamadık..

Kimi tavana bakıyor, kimi yere, kimi dışarıya..

Müşteriye bakan yoktu.. Hizmet eden yoktu..

Çünkü adam çay getirse de getirmese de parasını alacak.. Otel dolsa da alacak, sezon boş geçse de alacak..

Vatandaş sırtını devlete, devlet de Türkiye'ye dayamıştı..

Sınırın açılmasıyla en büyük darbeyi bu sistem aldı..

Daha birinci haftada sarsıntı başladı..

Devlet baba dönemi bitti.. Üretmeden, kendi kendine yetmeden devlet olunmayacağını, geç de olsa Türkler de anladı..

Düşünebiliyor musunuz? Kıbrıslı Türkler, Ankara'nın parasına muhtaç.. Ama Kıbrıslı Rumlar Atina'ya muhtaç değil..

Her şeyden önce 'muhtaçlık' durumunun eşitlenmesi lazım..

KKTC'nin kendi kendine yeter duruma gelmesi lazım..

23 Nisan'da bu yolda bir adım atıldı..

Umarım ve dilerim gerisi gelir..