Kıbrıs'ta duvarların
sonu
Demek bu iş bu kadar kolaymış.
Sadece "geçiş serbest" demek, 29 yıldan beri Kıbrıs'ı ikiye ayıran
duvarların ortadan kalkması için yeterliymiş.
Pazartesi günü KKTC, Türkler'in
Rum, Rumlar'ın Türk tarafına günübirlik geçmesini serbest bırakacağını
açıkladı. Dün sabah kapılar 29 yıldan bu yana ilk defa açıldı. Ondan
sonra, Lefkoşa'yı ikiye ayıran Lidra Palas Barikatı'nda ne olduğu haberini,
arkadaşım Salih Canbaz'dan aldım. "İzdiham yaşanıyor, sana haber
vereyim dedim," dedi öğleye doğru arayarak. "Kuyruğa girecek olsam
üç saat sonra ancak geçebilirim Rum tarafına. Saray Casino'da 10-15 Rum
kumar oynuyor."
Biraz sonra Erdal Andız ile
konuştum. "Bizim polisin mühür vurmak için kullandığı mürekkebi
bitmiş," dedi kahkahayı basıp. "Doğru yalan bilmiyorum ama sana
hikayeyi anlatıyor."
Lefkoşa'nın Rum tarafından
Türk tarafına motosikletlerle, bisikletlerle, arabalarla geliyorlardı. Yürüyerek
gelen birçok Rum taksiye binerek köylerinde eski evlerini görmeye gitti.
Yabancı bir gazeteci ile
konuştum sonra. "Neden sizinkiler akıllı davranmaya başladı?"
diye sordu. "Sertlik denizi bitti de ondan" dedim. KKTC Cumhurbaşkanı
Denktaş'ın eski Başbakan Bülent Ecevit ile yaptığı anlaşmaya göre
Rumlar'ın Avrupa Birliği'ne girmesi halinde, Türkiye KKTC'yi ilhak edecekti.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Lefkoşa'yı ziyaretinde bu oyun planının
artık geçerli olmadığını söyledi.
Kapıların açılması ile Kıbrıs
sorununun çözüm kapısı aralanmış oldu. Hem Türk hem de Rumlar'ın bir
takım yeni önlemler açıklayarak 200.000 Türk ile 700.000 Rum arasındaki
barikatları yıkmaya çalışacaklarını biliyorum.
Eğer bu önlemler tutarsa,
yumuşama havası içinde belki BM'nin sunduğu barış planının başarı şansı
olabilir. Mayıs 2004'e kadar vakit var.