Kıbrıs'ta ipler neden gevşetiliyor?

1963'te Kıbrıs'ta toplumlararası çatışmalar başlayınca Türkler çoğunlukta bulundukları bölgelere çekildiler.

Osmanlılar'ın 1571'de gelmesinden sonra ilk defa Rumlar'la Türkler adada karışık değil ayrı ayrı yaşamaya başladı.

Türkler Rum bölgelerine serbestçe girip çıkıyorlar ama Rumlar'ı kendi bölgelerine sokmuyorlardı.

Türkler çekilince, ortak olan hükümet ve kamu yönetimi tamamen Rumlar'ın eline geçti. Türkler gittikçe fakirleşen gettolarda yaşarken Rumlar ekonomik hayata da egemen oldu.

Bu durum 1974'te Türk askerlerinin adaya çıkmasına kadar devam etti. Savaştan sonra ada etnik olarak temiz Türk ve Rum bölgelerine bölündü. Türkler'in Rum tarafına, Rumlar'ın Türk tarafına geçmesi yasaklandı ve iki toplum arasında ekonomik alışveriş tamamen durdu.

Rumlar, yedikleri büyük darbeye rağmen zenginleşmeye devam etti. Türkler, Türkiye'den büyük miktarda para gelmesine rağmen, eskiden olduğu gibi yerinde saydı.

Enflasyon, işsizlik, rüşvet ve yolsuzluk, gelecekle ilgili ümit kalmaması, zamanla Türkler'in gözlerini kuzeyden güneye çevirdi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ekonomik bir bütün olarak sınıfta kalması çözüm taleplerini artırdı. Türkler'in çoğunluğu "Ada birleşsin, Türkler de Rumlar'la birlikte Avrupa Birliği'ne girsin" demeye başladı.

KKTC hükümeti Pazartesi günü ani bir karar alarak Türkler'in günübirlik Rum tarafına gitmesini serbest bıraktı. Kıbrıslı Rumlar da günübirlik Türk tarafına gelmekte serbest olacaklar.

Açıklamayı KKTC hükümeti yaptı. Ama karar Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başkanlığında Türkiyeli askeri ve sivil yetkililer tarafından verildi ve Ankara tarafından onaylandı.

Öğrendiğime göre bu bir başlangıçtır. Ardından Kıbrıslı Türkler'in Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti kimliği ve pasaportu (yani AB pasaportu) alması serbest bırakılacak. Ticaret teşvik edilecek ve Türk mallarının Rum limanlarından ihracat yapmasının yolu açılacak. Türkler Rum tarafında şirket kurabilecek, hatta arzu ederlerse yaşayabilecekler.

Bu kararlar neden alındı? Amaçlanan nedir?

Türkiye artık Kuzey'deki statükoyu koruyamayacağını, Kıbrıs davasının yitirilmeye başladığını anladı. Bunun için biriken basıncın havasını almak, Kıbrıslı Türkler'i rahatlatmak istiyor.

Ama esas davadan -adanın bir bölümünün Türkiye'ye bağlı bir üs olarak kalması- vazgeçilmiş değil. Türkiye, insanları serbest bırakarak toprağı muhafaza etmeye devam edebilmeyi umuyor.

Ada insan olarak birleşirken toprak olarak bölünmüş kalacak.

Bu politika da sürdürülemez. Kıbrıs'ta adanın birleşmesine giden sonun başlangıcına geldik.