Buraya nasıl geldik?
1960'ta İngiliz sömürge idaresi adadan çekilip Kıbrıs'ın idaresini Türk-
Rum ortaklığına terk ettikten sonra, Türkiye ve Yunanistan adaya birer alay
asker yolladı.
Albay Turgut Sunalp komutasındaki 650 kişilik Türk alayının Lefkoşa'ya
girişini çok iyi hatırlıyorum. Ondört yaşında idim.
Herkes sokaklara dökülmüştü. Magosa'da karaya çıkıp karayolundan Lefkoşa'ya
gelen yeşil üniformalı askerler çılgın bir sevinçle karşılandı. Surların
içinde, askerlerin geçeceği yollar bayraklar, çiçekler ve dallarla süslenmişti.
Dar sokaklarda, damların arasında, bir uçtan bir uca, sicim üzerine sıralanmış
kağıt Türk bayrakları sallanıyordu.
Yerler, askerler üzerinde yürüdükçe koku fışkıran, mersin dalları ile
kaplıydı.
Sunalp en öndeydi. Açık bir cipin içinde ayakta duruyordu. Kalabalık,
cipinin ilerlemesine izin vermiyordu. İnsanlar onu omuzlarına aldı. Bir ara
Sunalp'ın cipi de omuzlara alınacak sandım.
Hayatımda bir daha bu kadar büyük coşku görmedim.
Geçen hafta, Lefkoşa'nın İnönü Meydanı'nda yapılan miting esnasında
kalabalığın şehri ayıran duvarları yıkma olasılığına karşı hududa
komando askerleri yerleştirildiğini söylediler.
İnönü Meydanı'ndaki mitinge 30-35 bin arasında insanın katıldığı söyleniyordu.
Adada 45 bin hane olduğuna göre, neredeyse her evden bir kişi vardı orada.
Birisinin, o günlerden buraya nasıl geldiğimizi sorgulaması lazım.
Sermayenin tükenişinin, zaferin yenilgiye dönüşmesinin kabahatinin kimlerde
olduğunu öğrenmekte yarar var.
Başka anılarım da var. Rauf Denktaş'ın bir çok defa, ona tapan kalabalıklar
tarafından omuzlarda taşındığını gördüm.
Denktaş 1964'te, Türkiye'den adanın batısında mücahitlik yaptığım bölgede
gizlice karaya çıkartıldığında, oradaydım. Şık, yeşil bir Amerikan
subay pantolonu ve kısa kollu gömlek giyiyordu ve belinde deri bir kılıf içinde
45 model bir Colt tabanca vardı. Onu sevinçle karşılamış, varlığından güç
ve moral almıştık.
Geçen hafta sonunda Denktaş, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait bir uçakla
adaya döndüğünde havaalanında protokole mensup hükümet mensubu ve
askerlerden başka kimse yoktu. Aleyhinde numayiş olmasın diye uçağın varış
saati açıklanmadı. Bir askeri helikopter onu alıp Girne'nin batısında
bulunan Yılan Adası'ndaki özel evine götürdü.
Sokakta görülse yuhalanacak. Politikalarını doğru bulanların oranı yüzde
60'lardan yüzde 20'lere düştü.
Denktaş o günlerden buraya nasıl geldiğini acaba kendi kendine soruyor mu?
"Bu sermayeyi nasıl tükettim? Beni omzunda taşıyanlar neden yuhalıyor
ve 'Denktaş istifa' diye bağırıyor? Neden, halk içine çıkamayacak duruma
geldim?" diye soruyor mu?
Bizim kalibremiz bu belki.
Kaba kuvvetten başka sermayesi, ganimetten başka bir ekonomisi olmayan bir
topluluk.
Veya, ben artık yaşlandım. Çok şey gördüm. İyimser olamıyorum.