Annan, Rauf Denktaş için geliyor
Kıbrıs’ta
gerilim var. Sokakta dolaşırken hemen görebiliyorsunuz. İnsanlar
bir şeyler olacağını hissediyor, ancak ne
olacağını bilemediklerinden dolayı rahatsızlar.
• Ya anlaşmazlık olur ve eski sıkıntılı günlere dönersek ne
olur?
• Ya anlaşma olur ve elimizdekileri kaybedersek ne yaparız?
• Rumlarla birlikte mi yaşayacağız, evimizi kaybetmek durumunda
mı kalacağız ?
Bunlar gibi bitmeyen sorular soruluyor.
İnsanlar çözüm istiyorlar.
Ancak, çözüm uğruna her şeylerini kaybetmek
veya belirsiz bir yaşamın içine düşmeyi de arzulamıyorlar. Bulundukları
yerde, ellerindeki gayrimenkullerde yaşamak ve bu şekilde çözüme gitmeyi
arzuluyorlar.
Yani ne pahasına olursa olsun da, çözüm gelsin
denilmiyor.
Siyasi ve resmi çevrelerde daha da büyük bir
gerilim hissediliyor.
Tabii bu arada bol miktarda da
komplo teorileri üretiliyor. Amerika’nın
kolları sıvadığı, Avrupa Birliği’nin harekete geçtiği ve gizli planlar
yaptıkları anlatılıyor.
Son yenilik, Birleşmiş Milletler (BM) Genel
Sekreteri Kofi Annan’ın ani bir kararla Ada’ya gelmeyi kararlaştırması.
23 yıldır ilk defa bir BM Genel Sekreteri’nin kişisel müdahalesinin altından
ne çıkacağı merak ediliyor.
Ankara’nın Kofi Annan’a uyarısı
var Ankara, pek renk vermek
istemiyor, ancak Kofi Annan gezisinden rahatsızlık duyuyor. Bunun nedeni de,
Annan’ın Denktaş ve Klerides ile masaya oturur oturmaz, cebinden bir kağıt
çıkartması ve "Ben sizin için çalıştım ve şu ana kadar söylediklerinizi
bir araya toplayarak formül geliştirdim. Tabii bunu aynen kabul
etmeyebilirsiniz. Üstünde gereken değişiklikleri yapabilirsiniz... Ha
unutuyordum, Washington’un her ikinize çok selamları var!" deyivermesi.
Belki şaka gibi geliyor, ancak emin olun ki değil.
Annan kağıt çıkartmayıp, arkasına aldığı
ABD desteği ile ikna yeteneğini(!) kullanmaya da kalkabilir.
Her iki durum da, Ankara’nın
işine gelmiyor.
Anlaşılan, New York’tan hareket etmeden önce
dikkati çekilmiş.
Biliyorsunuz, BM Genel Sekreterlerinin "iyi
niyet misyonu" 1975 yılında saptanmıştı. Türkiye’ye göre, bu
misyonun çerçevesinde Genel Sekreter ortaya kağıt çıkaramaz. Çözüm önerisinde
bulunamaz. Tarafları
teşvik etmenin,
çözümü kolaylaştırmanın ötesine geçemez.
Tabii Annan’ın farklı bir yaklaşımını önlemek
de çok güç...
Aslında, Annan Denktaş’ı görmeye geliyor.
Kuzeye geçme nedeni de belki bunu gösteriyor. Birleşmiş Milletler çevrelerinde
Denktaş’ın ayak sürüdüğü kanısı yaygın.
Rumların da önemli kaygıları var... Sadece
Türk tarafı değil. Rumlar da bu geziden dolayı kuşkulular.
Onlar da, Kofi Annan’ın 12 Eylül yaklaşımını
tekrarlamasından çekiniyorlar. Yani, Denktaş ile Klerides’in eşit statülerde
bulundukları ve hedefin yeni bir Kıbrıs kurmak olduğu anlamına gelecek açıklama
veya konuşmalar yapması. Hatırlayacaksınız, geçen yıl 12 Eylül’de
Annan bu yönde bir adım atmış, ancak ardından Rumların büyük itirazlarıyla
karşılaşınca korkup iptal etmişti.
BM Genel Sekreteri’nin ziyareti, neresinden bakılırsa
bakılsın son derece önemli. Önümüzdeki aylarda yepyeni bir müzakere sürecine
girileceğinin işaretleri şimdiden görülüyor.
Avrupa Birliği’nin Kıbrıs yaklaşımının ne
olduğunu hâlâ anlayabilmiş değiliz. Belki onlar da tam anlayamadılar.
Kesin bir politikalarının bulunmadığı da açıkça görülüyor. Her
kafadan bir ses çıkıyor. Bir başkentin söylediğini bir diğeri yalanlıyor.
Dolayısıyla, top yine Amerika’nın sahasına geçiyormuş gibi görülüyor.
Tekrar etmekte yarar var.
Kıbrıs’ta çözüm, sadece Rauf Denktaş’ın
esnekleşmesiyle bulunamaz. Karşılıklı adımlar atmak gerekmektedir.
Gözden kaçırılmaması gereken diğer bir nokta
da, Ada’daki bugünkü gerçeklerin çözüm formülüne
yansıması gerekliliğidir.
Türk tarafı tekrar 1960 Anayasası’na dönemez.
Bu olasılık, her iki taraf için de
çok tehlikeli olur.