Artık çözülsün!

Kıbrıs konusunda gerçekle yüzleşme vakti geldi, geçiyor. Bakın dün Rauf Denktaş ve danışmanları Mümtaz Soysal ile Ergün Olgun, Çankaya Köşkü'nün bahçesindeki Camlı Köşk'te çalışmaya başladılar bile.
Başladılar ama ne çalışıyorlar? Hiç boşuna umutlanmayın, onların aradığı Kıbrıs'ta çözüm değil, çözümsüzlüğü nasıl yapıp da sürdürecekleri...
Şimdi ciddi bir kamuoyu baskısıyla karşılaşınca Denktaş ve danışmanları Annan Planı'nı konuşur oldular. Yani plan teslim edildikten bir ay sonra...
Ama yaptıkları da aslında 'semantik'ten ibaret... Çünkü Kofi Annan'ın sunduğu 'belge'nin kapağında, 'Kıbrıs'ta kapsamlı bir çözüm için temel' yazıyor. Ama Denktaş ve arkadaşları bunu 'MÜZAKERELER için temel' kabul
etme eğilimindeler.
Oysa Annan'ın planı, Kıbrıs meselesinin 28 yıllık tarihini ve özellikle de son bir yıldır Denktaş ile Klerides arasında yürütülen pazarlıkları temel alıp bunlardan yola çıkan bir çözüm planı.
Şimdi, Denktaş ve arkadaşları bir kez daha bitmek tükenmek bilmeyecek bir müzakere maratonuna hazırlanıyorlar anlayacağınız.
Oysa Kıbrıs'ta zaman tükendi. Şu anda uzatmalar oynanıyor. Kıbrıs Türkü Avrupa Birliği üyesi olmak istiyor. Fakirlikten kurtulmak istiyor. Dünyadan soyutlanmışlıktan kurtulmak istiyor.
Sadece Kıbrıs Türkleri mi? Hayır, Türkiye de bunu istiyor. 'Yavru' vatanın artık yetişkinliğe geçmesini, kendi ayakları üzerinde yürümesini ve kapısına kadar gelen fırsatı kullanıp AB'ye tam üye olmasını istiyor.
Halen iktidarda olan AKP hükümetinin bunu istediğine kuşku yok da, acaba hükümet isteklerini 'Türkiye'nin görüşü' haline getirecek güce sahip mi? Bunu da hep birlikte göreceğiz.
Hükümetin önümüzdeki günlerde konuyu önce AKP parti grubuna, sonra kamuoyuna anlatması bekleniyor. Ardından sıra Milli Güvenlik Kurulu'na gelecek ve kuruldan Kıbrıs'la ilgili bir karar çıkarmaya çalışacak hükümet.
Açıkçası, Kıbrıs sınavı AKP'nin ilk gerçek sınavı da olacak. Bakalım kendi görüşlerini ne kadar hayata geçirebilecekler? Bakalım Denktaş'la ve onun Türkiye'deki destekçileriyle nasıl başa çıkacaklar?
Kıbrıs meselesi, Türkiye için artık çok ciddi bir mesele. Çünkü Kıbrıs'ta çözümsüzlük yeni bir boyuta geldi artık. Bu boyutta da, Türkiye'nin AB üyeliğinin engellenmesi esasen ikincil bir nokta. Kıbrıs'ı çözme iradesini ortaya koyamayacak olursak, bu bize gerçekten çok pahalıya patlayabilir.
AB'nin koyduğu tarih 28 Şubat. Bu tarihin seçilmesinin nedeni, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın koyduğu zamanlamada yatıyor. Yani, Türk tarafı boşa geçirdiği 1 ayın ardından şimdi o temel metin üzerinden konuşmak zorunda ve bu konudaki anlaşma da en geç 28 Şubat'ta tamamlanmalı.
Denktaş'ın bakış açısının gerçekten çözümü aramak olmasını çok isterdim, ama maalesef o hep çözümsüzlüğü arıyor, zaman zaman Türkiye tarafından bir şeyleri kabule zorlandığında da 'İnşallah Rumlar bunu imzalamaz' diye duaya başlıyor. Ama korkarım bu sefer duaları kabul olunmayacak.