Günlerdir televizyonlara Kofi Annan planının
üstünde müzakere edilebilir bir plan olduğunu söyleyen KKTC Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, dün ağzındaki baklayı çıkardı, "Plan müzakere etmeye
değmez" dedi.
Türkiye'yi yöneten insanlar günlerdir "Planı müzakereden kaçmayacağız"
derken Rauf Denktaş'ın "Hayır" deyip işin içinden çıkması ne
anlama geliyor? Denktaş, bu cevabı verirken kendisinden ve bir-iki danışmanından
başka kime danıştı? Acaba Kıbrıs halkı ne diyor? Kıbrıs hükümeti ne
diyor?
Planın 'kötü' ya da 'tuzaklarla dolu' olduğunu, reddedilmesi gerektiğini söyleyenler
kervanına katılan Rauf Denktaş'ın amacının Kıbrıs'ı çözmek değil,
çözümsüzlüğü sürdürmek olduğu bence bir kez daha anlaşılmış
bulunuyor.
Kofi Annan'ın planında bula bula en 'büyük tuzak' olarak Türk tarafına geçecek
Rum nüfusunu bulanlar, anladığım kadarıyla planın orijinalini okumamışlar,
onun yerine gazetelere yansıyan özet bilgilerle yetinmişler.
20 yıllık bir geçiş döneminden söz ediliyor, bu bir. Her yıl Türk tarafına
geçecek Rum sayısı, Türk nüfusunun yüzde 1'iyle sınırlı. Yani ilk yıl
2 bin Rum gelebilecek Türk tarafına, eğer Türk tarafının nüfusu 200
binse. 20 yılın sonunda da Rum miktarı, Türk sayısının üçte birini aşamayacak.
Yani, bugünkü Türk nüfusunu sabit kabul etsek, 20 yıldan sonra Türk tarafında
en fazla 70 bin Rum yaşayabilecek.
Yalnız, göç ile ilgili tek parametre bu değil.
Gözden kaçırılan da bu zaten. Göçmen Rumlar, Türk tarafında siyasi bir
varlık olmak istiyorlarsa Türk tarafının vatandaşı olacaklar. Yani, Türk
tarafının anayasasına ve vatandaşlık mevzuatına uymak zorunda kalacaklar.
Bir başka unutulan şey var: Bu rakamlar da sonuçta müzakereye açık şeyler.
Bunları ben biliyorum ve görüyorum da, aslında 40 yıllık bir mücadelenin
sonunda Kofi Annan planıyla büyük bir zafer kazanan Rauf Denktaş görmüyor
mu? Elbette görüyor.
Kıbrıs Türk'ü için önemli olan nedir? Toprak mı, egemenlik mi? Önceki gün
CNN Türk'te Mehmet Ali Birand'ın programına çıkan 7. Cumhurbaşkanı
Kenan Evren, bu soruyu zamanında Rauf Denktaş'a sorduğunu söyledi ve ekledi:
"Elbette egemenlik daha önemli. Çünkü zaten biz zamanında,
'ileride pazarlık masasında geri veririz' diyerek fazladan toprak almıştık.
Denktaş, o zaman yüzde 29 artıya kadar toprak vermeyi kabul etmişti."
Peki Kenan Evren'in bu tanıklığına rağmen Denktaş neden "Müzakere
masasına oturmam" diyor? Neden Kıbrıs Cumhuriyeti'nin eş başkanlığını
elinin tersiyle itiyor? Anlamaya imkân yok gerçekten.
Ağır bir ameliyat geçiren, ameliyat sonrası çıkan komplikasyonlardan
kurtulamayan Denktaş'ın 12 Aralık'tan önce ayağa kalkamayacağı söyleniyor.
Durum bu kadar acilken ve hastalığı müzakere masasına oturmasına engelken
acaba Denktaş'ın yerine başka bir müzakereci atanamaz mı? Kıbrıs hükümeti
bu görevi Cumhurbaşkanı'ndan, o iyileşene kadar alamaz mı?
Ankara'nın Kıbrıs konusunda ne kadar kararlı olduğunu önümüzdeki günlerde
göreceğiz.
Kıbrıs'ta bunca yıldan sonra istenen alınmış, nüfusun yüzde 20'sine
sahip Türkler, toprakların yüzde 28.5'ini, devletin ise yüzde 50'sini ele geçirmiş
durumdalar.
Bu, kaçırılacak bir fırsat değildir.
12 Aralık'a kadar Kıbrıs'ta temel anlaşmaya imza atılmalıdır, atılmak
zorundadır