İyimser
dalga
Belki de 1992 yılından beri ilk kez Kıbrıs'ta
çözüme bu kadar yaklaşılıyor.
Aslında ne kadar yaklaşıldığını tam olarak bilmiyoruz, belki bilmememiz
daha doğru ama ortada umutlu bir havanın olduğuna kuşku yok.
Kofi Annan'ın çoktan seçmeli 'Kıbrıs Planı' dört başkentte de bu olumlu
havayı doğurdu. Kıbrıs'ın hem Kuzey'inde hem de Güney'inde, Ankara'da ve
Atina'da aynı anda aynı havanın doğması çok rastlanılan bir durum değil.
Hele geçen yıl bu vakitler Kıbrıs konusunda yaşadığımız ümitsizliği
akla getirince bu ilerlemenin sadece bir yılda yaşanması insanı şaşırtıyor.
Şimdi fazla detaya girmeden, ana hatlarıyla Kıbrıs'ta yaşananlardan benim
anladığımı aktarayım:
Kofi Annan'ın 'planı' tam olarak bir plan değil. Kritik konularda taraflara
çeşitli seçenekler sunan bir çözüme yaklaştırma, bir yıldır BM
nezaretinde yapılan ikili görüşmeleri bir amaca ulaştırma çalışması.
Bu kez genel sekreter taraf tutmuyor. Hatırlayın, 1999 sonunda görüşmelerin
kesilmesine, Rauf Denktaş'ın masadan kalkmak için gerekçe bulmasına Kofi
Annan'ın sunduğu bir belge neden olmuştu.
'Annan planı'nın tümüne yansıyan dengeli dil, taraflardan birinin bunu peşinen
reddetmesini önledi. Şimdi, ilk verilen tepkilerden sonra anladığım,
yeniden müzakerelere başlanacak. Belki müzakereler çok hızlanabilecek bile.
Ama tahminimi şimdiden söyleyeyim, iki tarafın da Kopenhag'da yapılacak
Avrupa Birliği zirvesi öncesinde kendisini bağlayıcı nihai sözü söylemesini
beklememek lazım.
Seçenekleri, dolayısıyla tartışma imkânları son derece kısıtlanmış,
hatta iki ya da üçe indirilmiş bir müzakere sürecinden söz ediyoruz.
Esasen, tarafların önerileri reddetmemesinden anlıyoruz ki, aslında çözüme
ulaşmak da zor değil.
Şu hayale kapılmamak lazım: Çözüme taviz vermeden ulaşılamayacak.
Önemli olan, her iki tarafın da vereceği tavizlerle bir denge noktasının
bulunması.
Üstelik taviz verilecek alanlar da, daha doğrusu pazarlık unsurları da
belli. Birinci konu kuşkusuz toprak konusu. Türk tarafı bir miktar toprak
verecek. İkinci konu ise, 1974'ten bu yana Kıbrıs'a göçen ve KKTC vatandaşı
olan Türkiyeliler. Herhalde onların anlaşma sonrası doğacak Bileşik Kıbrıs
Cumhuriyeti vatandaşlığı biraz gecikmeli olacak. Bunlara karşılık Rumların
Kuzey'de toprak satın almaları ve eski tapularını kullanmak istemeleri
engellenecek.
Kısacası anlaşma, öyle sancısız olmayacak. Her iki tarafta da gerçek
insanlar gerçek acılar çekecekler, dramlar yaşanacak.
'Annan planı' ile ilgili Ankara'dan sızan bilgiler, Dışişleri'nin ve Türk
Silahlı Kuvvetleri'nin planı olumlu bulduğu yönünde. Atina'dan da aynı
hava yayılıyor. Atina'dan gelen tek çatlak ses muhalefet partilerinin sesi.
Unutmayın, Kıbrıs meselesi Yunanistan iç politikasının önemli unsurlarından
biri, oysa Türkiye'de benzer bir durum yok. Bu da hükümetin avantajı.
Açıkçası, AKP çok şanslı bir iktidar dönemine başlıyor. Bir yanda düzelme
eğilimine giren, daha doğrusu krizden çıkış sinyalleri veren ekonomi, bir
yanda Kıbrıs gibi karmaşık bir sorunda böylesi önemli bir noktaya gelinmiş
olması ve son olarak yapılacak bir-iki küçük hareketle Kopenhag'da AB'den müzakere
tarihi alma ihtimalinin yüksekliği...
Eğer hem Kıbrıs çözümü olur hem Kopenhag'da Türkiye bir yıl sonraya
tarih alırsa, Türkiye önümüzdeki yıl kanatlanıp uçacaktır. Elbette AKP
fahiş siyasi hatalar yapmaz, birkaç gündür amatörce sürdürülen başbakanlık
tartışması gereksiz yere uzatılmaz, çatışma konusu yapılmazsa...