Demirel, De Gaulle, Kıbrıs'ta çözüm...

     ANKARA

     Yıl 1967. Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle'ün Ankara'ya resmi ziyareti. Sohbet sırasında Başbakan Demirel, kendisine Kıbrıs nasıl çözülür diye soruyor. De Gaulle bir parça kağıda adayı çiziyor, ortasından bir çizgiyle ikiye ayırıp Demirel'e uzatıyor, "İşte böyle çözülür!" diyerek...
     Demirel'le dünkü sohbetimizde "Aynı realite bugün de geçerli" dedi, şunları ekledi:
     "Kıbrıs'ta de facto, fiili bir durum var. Etnik temizliğe uğramış Müslüman Türk halkı... İki taraf arasında ırk, din, kültür ayrılığı... Çözümün bu realiteleri göz önünde tutması lazım. Taraflar gerçekten samimiyse, bu realiteleri kabul ederler."
     
Şöyle devam etti Demirel:
     "Türk tarafı diyecek ki: 'Beraber bir devlet kurmuştuk. Siz yıktınız. Şimdi gelin yeniden ortak bir devlet kuralım. Yükselen bayrak indirilmez. Kuzey'de KKTC'nin bayrağı dalgalansın, Güney'deyse sizin bayrağınız. Ama bir de yeni devletin, Kıbrıs Birleşik Devletleri'nin bayrağı olsun. Bu bayrağı da birlikte dikelim.' Anlaşsınlar, Türkiye'yle Yunanistan da tasdik etsin."
     Kıbrıs'ta bu realiteleri göz ardı eden bir anlaşmanın kalıcı olamayacağı kanısında Demirel. "Ver kurtul, teslim ol!" anlayışıyla varılacak bir anlaşmanın yürümeyeceğine işaret ediyor.
     Ayrıca Kıbrıs'taki realiteler gibi, bir de Türkiye'yi ilgilendiren stratejik realiteler olduğunu, bunların şu ya da bu ölçüde geçerliğini halen koruduğunu, çözümde bunların da göz önünde tutulması gerektiğini belirtiyor.
     Kıbrıs'ın çok çetrefil bir konu olduğunu, temelinde 'tarihi korkular'ın da yattığını söylüyor Demirel. Bu açıdan 1910'a kadar Osmanlı toprağı olan Girit'in kaybedilmesini zikrediyor.
     Ama Demirel'in havası iyimser.
     "İyi bir konjonktür yakalandı" diyor.
     Rauf Denktaş'a önceki gün telefon etmiş. "İyi bir yaklaşım oldu. Hep haksız yere yokuşa süren taraf olarak siz gözüküyordunuz" demiş KKTC Cumhurbaşkanı'na...
     Demirel, nihai çözüm olmadan Güney Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne alınmasının büyük bir hata olacağını vurguluyor.
     Özetle diyor ki:
     "Varsay ki Güney Kıbrıs'ı içine aldın. Ekonomik olarak, siyasi ve stratejik olarak ne kazanacaksın? Karşılığında ne kaybedeceksin? İçine koca bir sorunlar yumağını almış olmayacak mısın? Türkiye ne olacak? Türkiye'nin Avrupa nezdindeki değeri, Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra çok daha arttı bence... Birçok Avrupalı lider bana, 'Çözüm olmadan Kıbrıs'ın AB'ye alınması, Türkiye AB'ye girmeden alınması yanlış olur' demiştir."
     
Demin de belirttiğim gibi, Kıbrıs'ta çözüm konusunda Demirel de iyimser. İyi bir konjonktür yakalandığına inanıyor. "Anahtar deliği kadar, iğne başı kadar bir aydınlık görünse, bizim kamuoyumuz destekler" diyor Demirel.
     Özetlersek:
     Ankara'da Kıbrıs'la ilgili iyimserlik havası yaygın. Yukarıdan sokaktaki adama kadar yayılan bir hava bu.
     Denktaş'la Klerides eğer tarihe kocaman harflerle geçmek istiyorlarsa, şartlar müsait. Kıbrıs'ta hakça bir anlaşmadan herkes, bütün taraflar Türküyle, Rumuyla, Yunanıyla kazanacak çünkü...