İki çalım
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, bugün yüzyüze
konuşacağı Rum kesimi lideri Klerides'le adadaki İngiliz Koleji'inde
arkadaşlar.
Birbirlerinin ciğerlerini bilirler.
Lafı nereye götüreceklerini daha ilk kelimeden
anlarlar.
Peki... Bugün başlayacak görüşmelerden sonuç
çıkmaz mı?
"Financial Times'e göre ikisi üzerinde
çözüm olmadan masadan kalkmamaları için son çeyrek yüzyılın en ağır
baskısı var".
AB'nin, Türkiye itiraz etse de "genişlemede
ilk üye Kıbrıs olacak. Klerides adanın meşru Cumhurbaşkanıdır" söylemleri
ile, artık Klerides'in Denktaş karşısında ödün vermeyeceği
düşünülebilir.
Ama...
AB'nin, Rum yönetimine kapılı kapılar
ardında şöyle uyarılarda bulunduğu da sızmakta:
"Bugüne kadar anlaşmanın hep sizinle
ilgili bölümlerini konuştuk. Tamamladık.
Fakat, Ada'da Türklerin bulunduğu çoğrafya ve
Türklerle ilgili hiçbir görüş alamadık.
Ya Türklerle anlaşın ve bize bir formül
getirin...
Ya da biz, Türklerin de görüşlerini, önerilerini
dinleyeceğiz."
Yani, Klerides'in eli sanıldığı
kadar "zaman ve mekan üstü" güçte değil.
Türk kesimine güvence sağlanacak yönetim kimliğinin
ve coğrafyanın tanımlanacağı formüller üzerinde konuşuluyor.
Kıbrıs santracı Bu
arada...
Satranç tahtasında Türkiye iki sürpriz
hamle yaptı, kendine alan yarattı.
Yunanistan şimdi "düşünme sürecinde."
Türkiye'nin birinci hamlesi, daha önce görüşme
masasını terk etmiş, uzlaşmazlığı seçmiş" görünümüyle, AB tarafından
"istenmeyen adam" olan Denktaş'ı, ansızın ileri sürmektir.
AB Genişleme sorumlusu Verhaugen'in
"Türkiye Denktaş'ı taşıyarak daha ne kadar acı çekecek" iğnelemesinde
bulunduğu şu günlerde Türkiye, Denktaş'a, Klerides'le "baş
başa görüşme çağrısı" yaptırdı.
"Cumhurbaşkanı koltuğunu korumak için
her türlü çözümün önünü tıkayan Denktaş" ve "Adanın
kuzeyini işgal etmiş, KKTC'yi kendi topraklarına katmak için çözümsüzlük
politikası uygulayan Türkiye" iddiaları, böylece en azından bir süre
geriye itilmiştir.
Derin siyaset Türkiye'nin,
"koşullu olarak Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası için NATO güçlerinin
kullanılmasını kabulü, ikinci sürprizdir." Derin siyaseti dipten
vurmuştur.
Şöyle ki:
Kıbrıs'ın 2004'te AB'ye
tam üye olması öngörülmekte.
O tarihe kadar Kuzey Kıbrıs sorunu çözülmezse
Kıbrıs artık AB toprağı sayılacağı için, adadan Birleşmiş
Milletler Barış Gücü'nün çekilmesi istenecekti. Yerine Avrupa Güvenlik
ve Savunma Politikası çerçevesinde kurulmakta olan Avrupa ordusundan barış
birlikleri konulması hesapları yapılıyordu.
Tabii...
Artık Adanın kuzeyindeki TSK'ya gerek
kalmayacaktı(!)
Dantelin ipliği pazara Bu
plan dantel gibi işlendi.
Ancak önemli bir sorun vardı. AB ordusu, NATO
ulaşım araçlarından ve NATO'nun her ülkenin köy sokaklarına
kadar bilgisayarlara geçmiş planlarından yararlanmalıydı.
Oysa Türkiye, "AB ordusunun müdahale
karar sürecinde yeralmadıkça, NATO güçlerinin ve planlarının kullanılmasını
veto ediyordu."
Türkiye ikinci sürpriz hamlesiyle sürekli
veto'ya dayalı olumsuz izlenimlere de bir çalım atmış oldu.
"Avrupa ordusunun NATO üyesi ülkelerin güvenliğini
tehdit edecek şekilde bu ülkelere karşı kullanılmaması" koşuluyla,
Türkiye, vetosunu kaldırmaya hazır olduğunu bildirdi.
Bunun tercümesi "Avrupa ordusunun Kıbrıs,
Ege ve Türkiye'nin taraf olduğu diğer çatışmalarda kullanılamayacağıdır."
Mola Türkiye,
bu formülü ABD ve İngiltere ile yoğurmuştur.
Koşullar, ABD tarafından NATO ülkelerine...
İngiltere tarafından da AB üyelerine götürülecek.
Bakalım Yunanistan'ın tavrı ne olacak?