KKTC'li ilk
general
Kuzey Kıbrıs Güvenlik Güçleri'nde bir
albay, tuğgeneralliğin eşiğinde.
İlk kez KKTC yurttaşı ve Kıbrıs kökenli
bir paşa...
"KKTC'den gelen neden, bizim güvenlik güçlerinde
KKTC'li subaylar, albaylıkta bırakılıyor... Neden general yapılmıyorlar"
sorusunun cevabını araştırırken, bu bilgiyi Genelkurmay'dan aldım.
KKTC Güvenlik Güçleri'ndeki Kıbrıslı
subaylar, Türkiye'deki harp okullarında eğitim alıyorlar. KKTC'de
subay olarak görev yaparken kurmaylık sınavlarına katılıyorlar. Başarılı
olanlar İstanbul'da Harp Akademileri'nde eğitim alıyorlar.
Kurmay subay çıktıktan sonra adaya Güvenlik Güçleri'ne dönüyorlar.
Öngörülen sürelerde rütbeleri yükseliyor.
Aralarında, artık kıdemleriyle general olmaya
yaklaşmış gerçekten yetenekli albaylar var.
Onlardan biri tuğgeneral olacak.
Türk komutanın kadrosu da bu nedenle tümgeneralliğe
yükseltildi.
Şimdilik bu kadroda bir tuğgeneral var ama KKTC'li
albay generalliğe terfi edince, kuvvetin komutanlığına da TSK'dan bir
tümgeneral atanacak.
TSK, Adada değişen sosyal ve psikolojik
yapıya esneklik gösteriyor.
Bu çok önemli.
Çünkü dış dayatmalar öylesine yoğunlaşmakta
ki... Ada içinde psikolojik bütünlük ve Türkiye ile dayanışma ruhu
sürmeli.
Üç yanlış Kıbrıs'ta
Türk ve Rum kesiminin liderleri Denktaş ve Klerides biraraya
gelip çözüm arayacaklar. Çözüm demek, iki tarafın da karşılıklı adımlar
atarak bir ortak çizgide uzlaşmaları.
Ama bakınız, AB, bu görüşmeyi ister görünürken
nasıl sabote etmiş oluyor.
İşte Örnekleri:
AB Parlamento Başkanı Nicole Fontaine
"bundan sonraki AB genişlemesi Kıbrıssız düşünülemez" diyor.
Yani Kıbrıs Rum yönetimin bütün adanın temsilcisi olarak AB üyesi
olacağını peşinen kayıtsız şartsız ilan ediyor.
Klerides, bu söylemden sonra artık Denktaş'la
uzlaşma için neden adım atsın?. Zırnık ödün vermez.
Denktaş, "evet" de dese "hayır"
da dese bütün Ada Rum yönetiminde AB üyesi yapılmayacak mı?
Geçelim...
AB'nin Genişleme Sorumlusu Verheugen,
"Türkiye Denktaş'ta neden hala ısrar ediyor... Anlamıyorum. Denktaş için
Türkiye'nin çektiği acılar yetmiyor mu?" diyor.
Yani Türk tarafının bunca yıllık
liderini görüşme masasından adeta siliyor.
O gidicidir mesajını veriyor.
Geçelim...
AB Karma Komisyonu bugün TÜSİAD'la
toplandı. Cohn Bendit "Kıbrıssız genişleme olmaz, Kıbrıs'ta çözüm
bulun, bir çözüm oluşturamaz ve Kıbrısı ilhak ederseniz. Yani, Kuzey Kıbrısı
Türkiye ile birleştirirseniz, Avrupa topraklarını ilhak etmiş
olursunuz" diyor.
Şu üç örnek ortaya net fotoğraf koymakta.
Klerides karşısında Denktaş'ın
sözlerinin bir ağırlığı olamaz. Türkiye'de, Denktaş'a
sahip çıkarsa kendi zarar verir.
Hele Kıbrıs'ın bir bütün halinde AB'ye
tam üyeliğine taş koyar ve Kuzey Kıbrısı Türkiye'ye bağlarsanız
Avrupa topraklarına tecavüz etmiş sayılırsınız.
Bütün Avrupa'yı karşınızda
bulursunuz.
Pirincin taşları Sormak
gerek...
AB Kıbrıs'da gerçekten çözüm
istiyorsa, bunu artık Denktaş - Klerides görüşmesinden bekleyebilir
mi?
Bu görüşme anlaşmazlık dışında ne sonuç
beklenir?
Peki, Rum kesimi kiminle diyalog kuracak? Türk
kesimini kim temsil edecek?
Bu durumda "siz aranızda çözüm yolunu
bulun, biz AB olarak anlaşmanızı kabul ederiz" sözlerinin pratiği
nedir?
Türkiye açısından da bakalım.
En son söylenecek sözü daha başta söyledik. AB,
"Kıbrıs'ı tam üye yaparsa biz de Kuzey Kıbrıs'ı ilhak ederiz" demeçleri
verdik.
Şimdi ne olacak?
Üstelik daha sırada Avrupa Güvenlik ve
Savunma politikası, Kopenhag kriterleri gereği anadilde eğitim ve
radyo televizyon yayın hakları gibi duyarlı konular da var.
Bakalım pirincin taşları nasıl ayıklanacak.