Ya Denktaş olmasaydı (2)

DEĞERLİ başyazarım Oktay Ekşi, ki ben ona Oktay Abi demeyi tercih ederim, geçtiğimiz günlerde ‘‘Ya Denktaş Olmasaydı’’ başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Oktay Abi'nin yazısı Kıbrıs davası açısından Rauf Denktaş'ın önemini anlatıyordu.

Çok önemli, çok değerli tahliller yer alıyordu bu yazıda.

Okuyunca görüyor ve anlıyorduk ki, Denktaş olmasaydı ya da Oktay Abi'nin deyimiyle ‘‘Denktaş'ın mücadele gücü’’ olmasaydı, bugün KKTC diye bir şey yoktu.

Yazıya göre, eğer Denktaş olmasaydı, Kıbrıslı Türkler bugün ancak Rumların ‘‘tuvaletlerini temizliyor’’ olacaklardı.

Oktay Abi'nin yazısı Denktaş'ın önemini bana öğretti ama ‘‘çözümü’’ öğretemedi. Tam aksine, bu yazıyı okuduğumdan beri müthiş bir panik içindeyim. Türkiye ya hızla ‘‘ölümsüzlük iksirini’’ bulup Rauf Denktaş'a içirecek, ya da Allah gecinden versin Türkiye, Kıbrıs'ı kaybedecek. İşin özeti bu.

Denktaş'ın KKTC'nin kuruluşunda yazıda bahsedilen önemde olması kabul edilebilir ve saygıdeğer bir durumdur.

Ancak artık ‘‘reşit olma’’ yaşına gelmiş bir ülkenin tüm mevcudiyetinin tek bir adama bağlı olarak kalması, o adamın sorgulanması gereğini doğrurur.

Atatürk arkasında hiç kimse olmadan, masraflarını başkasına ödetmeden, yokluklar içinde bir ülke kurdu.

O ülkeyi çok kısa sürede öylesine örgütledi ki, ülkenin kuruluşundan 15 yıl gibi kısa bir süre sonra ölmesine rağmen o ülke dimdik yoluna devam edebildi.

Denktaş ise Kıbrıs için ‘‘sittin senedir’’ aynı önemde.

Ortaya koyulan denkleme göre Denktaş yoksa KKTC yok.

Ama galiba tersi de söz konusu.

1 adam ile 1 ülkenin kaderleri birbirine özdeşleşmiş.

Belki de, asıl mesele burada.

Türkiye'nin asıl çözmesi gereken sorun bu.

NOT: ‘‘Ya Denktaş Olmasaydı (1)’’, Oktay Ekşi tarafından kaleme alınmıştı.


.