Kıbrıs'ta bahar

     Halklar isterse adaya barış da gelir, anlaşma da sağlanır. 2004'ten itibaren Avrupa Birliği üyesi olacak Kıbrıs'ta umulmadık gelişmeler oluyor. KKTC hükümetinin Ledra Palas sınır kapısını 'serbest dolaşıma' açması üzerine on binlerce Rum kuzeye geçti. Binlerce Kıbrıslı Türk de 1974 barış harekatı sonunda terk ettikleri güneydeki topraklarını ziyaret ettiler.
     Kıbrıs'ta 2003 baharı, AB çatısı altında çözüm umutlarını artıyor.
     Benzer süreci 17 Ağustos depreminde Ege'nin iki yakasında yaşamıştık. Binlerce insanın ölümüne yol açan trajedinin ardından Atina'nın da sarsılması üzerine iki ülkenin insanları hiç umulmadık biçimde yakınlaşarak depremin yaralarını sarmışlardı.
     Diplomasi masalarında sağlanamayan dostluğu sivil toplumun gücü başarmıştı.
     Kıbrıs'taki çözümsüzlük duvarları da yeni felaketleri beklemeden yıkılıyor. Çünkü iki toplum da barış istiyor.
     Nelerin olamayacağı görüldü. Hükümetler, özel temsilciler, planlar, haritacılar, 'ver kurtulcular' ne çok çözüm önerdiler. Son fırsat 'Kopenhag'da kaçırıldı' denilirken iyi niyet hamlesi kuzeyden geldi. Sınır iki tarafında günlük geçişlere açıldı. KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, hafta sonu konaklamaya da olanak tanıyacak yeni bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
     BM koridorlarında, Atina'da, Ankara'da yıllarca süren köşe kapmacalardan sonra hayli basit ama o ölçüde de cesur gözüken bir adım adada yeni bir dönemin başlangıcı oluyor.
     29 yıldır birbirini 'düşman' gibi gören iki halk AB çatısı altında yaşamanın provasını yapıyorlar. Medyadaki görüntüler, geçen yüzyılın başında 'mübadele' acısı çekmiş Akdeniz kuşağının son temsilcisi Kıbrıslıların geçmişin anılarıyla geleceği birleştirme özlemini yansıtıyor.
     Eski evlerini ziyaret eden, Paskalya nedeniyle katıldıkları ayinden sonra çarşı pazar dolaşan, balık yiyip Türk kahvesi içen Rumlarla, Limasol'da bıraktığı evinin bahçesindeki yenidünya ağacının meyvesini yiyen Türklerin barış içinde yaşama arzusundan siyasiler sonuç çıkarmayacak mı?
     KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, gelinen bu yeni aşamayı şöyle açıklıyor:
     "Biz her türlü seçeneğe göre hazırlıklarımızı yapmıştık. Bir süre önce güven artırıcı önlemler önerisinde bulundum. Maraş'ı teklif ettim, buna karşılık geçiş kolaylıkları önerdim. Ama tartışmadan reddettiler. Böyle olunca da bu kararı yürürlüğe soktuk. Bu defa da hem serbest dolaşımı sağlamış olduk, hem de Maraş'ı vermedik."
     Kıbrıs'ta iki halkı yaklaştıran 'serbest dolaşım' kararı 'taktik' bir girişim olarak kalmamalı. Arkası gelmeli... Tarafların 'Annan planı' ardından yeni bir metin üzerinde uzlaşmaları gerekiyor. Kuzey - güney geçişlerinde parmak hesabı yapmak yerine adadaki bahar havasını kalıcı kılacak adımlar atılmalı.
     2004'te AB ile tam üyelik müzakerelerine başlamaya hazırlanan Türkiye, Kıbrıs'ta çözümü zorlamalıdır.