Özgürlük Bayramı’nda Rumlara ‘zeytin dalı’
Ada’ya barış ve huzur getiren 20 Temmuz Mutlu Barış Harekatı’nın 31’inci yıldönümü resmi geçit töreni Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda görkemli şekilde yapıldı.
Türkiye’nin TBMM, Cumhurbaşkanlığı, Hükümet ve Türk Silahlı Kuvvetleri düzeyinde kalabalık bir heyetle temsil edildiği, dünyanın dört bir yanındaki 30 ülkeden gelen parlamenter ve yetkilinin de katılımıyla ayrı bir anlam kazanan resmi geçit töreninde dünyaya anlamlı mesajlar verilirken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye’nin adada kalıcı barış ve çözüm için hazır olduğu bir kez daha vurgulandı.
KKTC-TC bayrakları yanında balonlar ve “20 Temmuz Rum Katliamından Kurtuluş Günüdür,” “Eşitliğin de, Adaletin de, Özgürlüğün de Temeli Özgürlüktür,” “Teşekkürler Anavatan Teşekkürler Mehmetçik,” “Öz Benliklerini Kaybeden Milletler Tarih İçinde Yok Olmaya Mahkumdur,” “20 Temmuz Dirlik, Birlik ve Beraberlik Günüdür” yazılı pankartlarla düzenlenen Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki törene aşırı sıcağa rağmen vatandaşlar da yoğun ilgi gösterdi.
TÖREN
Tören İstiklal Marşı’nın okunması, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Tevfik Özklılıç’la birlikte askeri birlikleri denetlemesi ve halkın bayramını kutlaması, bunun ardından Barış Meşalesi’nin yakılmasıyla başladı.
CUMHURBAŞKANI TALAT BARIŞ ÇAĞRISINI YİNELEDİ
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum tarafına yaptığı barış ve dostluk çağrısını yineledi. Cumhurbaşkanı Talat, “Rum tarafını bir kez daha, BM Genel Sekreteri’nin taleplerini karşılayarak görüşme masasına oturmaya, yurdumuzun ve halklarımızın acılarına karşılıklı anlayış ruhu içinde son vermeye çağırıyorum” dedi.
“Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların kaderinin savaş, ayrımcılık ve düşmanlık değil, barış, birlik ve kardeşlik olması” gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, bu amaçla her türlü barışçı girişime hazır olduklarını, Kıbrıs sorununu çözmenin stratejik hedefleri olduğunu vurguladı.
Talat, “Halkımızın ezici çoğunlukla bize verdiği görev ‘çözüm ve AB’ sürecini tamamlamaktır. Adil ve kalıcı barışa ulaştığımız gün, yani gelecek nesillere, Kıbrıslı Türk olarak bu adada başları dik yaşayabilecekleri, her yanıyla Avrupalı ve barış içinde bir ülke bıraktığımız gün , 31 yıl önce başlayan Türkiye’nin etkin girişimi de amacına ulaşacaktır” dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Rum liderliğinin hakimiyetçi anlayışının sadece Kıbrıs Türklerine değil, geçmişte Rum halkına da çektirdiği acıların artık bir daha tekrarlanmamak üzere sona ermesi için, barış elinin tutulmasını beklediklerini, bugünün sürdürülebilir olmayan Kıbrıs dengelerinin ve yanlış parametreler üzerine oturmakta olan hukukun yarattığı avantajların Kıbrıs Rum tarafını yanıltmaması gerektiğini vurguladı.
Haksızlıkların mutlaka değişeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Talat, “Ama haksızlık ortamı, hakları tanıma ortamına dönüşürken tarafların nereye sürüklenecekleri, nerede duracakları şimdiden kestirilemez” ifadelerini kullandı
Cumhurbaşkanı, Kıbrıs Türk tarafının Doğu Akdeniz’de bir barış köprüsü yaratmak istediğini, bunun için de fazla bir şey değil, diğer toplumlar gibi en temel hak ve özgürlüklerini talep ettiğini vurguladı.
20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenlerine katılanlara da seslenen Cumhurbaşkanı Talat, “Kıbrıs Türk halkının barış ve huzur içerisinde, gönenmiş bir ada yaratma yolunda verdiği uğraşın tanığı olarak, ülkelerinize dönecek ve dünyaya açılımımızda olumlu katkılar yapacaksınız. Özellikle 24 Nisan referandumu sonrası, ülkeler arası dayanışma ve barış için kurulmuş bir örgüt olan Birleşmiş Milletler’deki temsiliyet sorunumuzun aşılması ve sesimizin duyurulmasında devletlerinizin yardımına ihtiyacımız vardır” dedi.
YAŞAM MÜCADELESİNİ UNUTMADIK
Kıbrıs Türk halkının kaderinde bir dönüm noktası olan 20 Temmuz Barış Harekâtı’nın 31. yılı olan bu günde 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzeninin bozulduğu 1963 yılının o karanlık ve soğuk, acı ve ölüm kokan günlerini herkesin iyi hatırladığını, Kıbrıslı Türklerin kuşatıldıkları dar bölgelerde on bir yıl boyunca inatla verdikleri o yaşam mücadelesinin hiç unutulmadığını, her şeye rağmen kararlılıkla direnen ve yaşamlarını Kıbrıs’ta sürdürmek isteyen insanların direngenlikle beslenen kavgasının Kıbrıs Türk tarihinin önemli sayfalarını oluşturduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, yaşamın ölümle burun buruna olduğu ve her an bitebileceği korkusunun, Kıbrıslı Türkleri bu adadan dışlayamadığını ve bu topraklara kök salmalarına yol açtığını kaydetti.
RUM PROPAGANDASI
Aradan geçen zaman içerisinde, Kıbrıs Rum liderliğinin, sanki 20 Temmuz Harekatı ortada hiçbir sebep yokken yapılmışçasına ve Kıbrıs sorunu da 21 Temmuz sabahı başlamışçasına bir propagandaya yöneldiğini, Kıbrıs Türk köylerindeki katliamları, Kıbrıslı Türk kayıpları, yakılıp yıkılan köy ve mahalleleri, terk etmek zorunda bırakılan ata yadigarı toprakları, o çileli göçmenlik hayatını; ikinci sınıf bir toplum muamelesi gören Kıbrıs Türkünü adanın sosyal, ekonomik, kültürel haritasından silmek için uygulanan şiddeti unuttuklarını veya unutmuş göründüklerini belirten Cumhurbaşkanı Talat, “Adanın tümünün tek sahibi gibi davranmak ve çoğunluk psikolojisine yenik düşüp Kıbrıslı Türkleri 400 yıllık misafir olarak ilan edip geleceği sadece kendileri için kurgulamak aslında şoven ve ırkçı bir yaklaşımın ürünü değilseydi neydi? sorularını sordu.
DÜNYAYA AÇILMA DÖNEMİ
Kıbrıs Türk halkının, bugün dünyayla aynı dili konuştuğunu belirten cumhurbaşkanı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Halkımız uzun erimli ve kitlesel bir mücadeleyle dünyaya açılma dönemini başlattı. İradesini, barış ve demokrasi için, yurdumuz Kıbrıs’ın Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin hazırladığı Annan Planı parametrelerinde ve Avrupa Birliği çatısında birleştirilmesi için kullandı. Böylece, geçmişin karanlık gölgesinden çıktık. Artık Kıbrıs’ın eşit ortağı olarak ileriye bakıyor, dünyanın gıpta ettiği barışçı dönüşümün kahramanları olarak haklarımıza gurur ve güvenle sahip çıkıyoruz. TÜRKİYE İLE BİRLİKTE
Tarihsel süreç içerisinde kopmaz bağlarla bağlı olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti halkının da gelecekte bir parçası olmak istediği Avrupa Birliği’nin -henüz somut kazançlara dönüşmese bile- bize yaklaşımında dışlama değil anlayış var. Bu konuda, işbirliğinden onur duyduğumuz Türkiye’nin geliştirdiği olumlu ve ileriyi gören yeni politikalarının katkısını unutmamak gerek.
BARIŞ ÇAĞRISI
Konuşmasında, geçen yıl başbakanlık görevine geldiği andan itibaren yaptığı barış çağrısını cumhurbaşkanı olarak da Rum tarafına yineleyen Talat şöyle konuştu:
“Kıbrıslı Türkler olarak Barış elimizi Rum halkına uzattık, tutulmasını bekliyoruz. Kıbrıs Rum liderliğinin hakimiyetçi anlayışının sadece bize değil, geçmişte Rum halkına da çektirdiği acıların artık bir daha tekrarlanmamak üzere sona ermesi için elimiz bekliyor. Bugünün sürdürülebilir olmayan, Kıbrıs dengelerinin ve yanlış parametreler üzerine oturmakta olan hukukunun yarattığı avantajlar, Kıbrıs Rum tarafını yanıltmamalıdır. Özellikle savaşı yakından yaşamış, yıkımı bizzat tanımış olan bizler, var olan maddi zenginliklerin de bir gecede nasıl yokluğa dönüştüğünün bilincinde olmalıyız. Amacımız bunu Rum tarafına sürekli hatırlatmak değil ama haksız ve yanlış dengelerin mutlaka değişmeye mahkum olduğunun bilinciyle uyarmaktır.
Haksızlıklar mutlaka değişecektir. Ama haksızlık ortamı, hakları tanıma ortamına dönüşürken tarafların nereye sürüklenecekleri, nerede duracakları şimdiden kestirilemez… Biz Kıbrıs’ta barış istiyoruz. Yurtta barış, dünyada barış istiyoruz… Biz Kıbrıslı Türkler, Türk-Yunan halkları arasında ve Doğu Akdeniz’de bir barış köprüsü yaratmak istiyoruz. Bunun için de, fazla bir şey değil, diğer bütün insan toplumları gibi en temel hak ve özgürlüklerimizi talep ediyoruz.