YÖK’ten bir darbe daha

Aytuğ TÜRKKAN

Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK) kısa bir süre önce aldığı kararla TC uyruklu öğrencilerin KKTC üniversitelerine gelişlerini kısıtladı. Öğrenci sayısının kısıtlanması üniversitelerimizi maddi sıkıntıya sokacağı gibi ülke ekonomisine de önemli bir darbe vuracağı uzmanlar tarafından açıklanmış ve her kesimden konuyla ilgili tepki gelmişti ve halen gelmeye de devam ediyor.

Bunun yanında bir süre önce YÖK aldığı bir kararla KKTC’nin en büyük ve gözde üniversitesi olan Doğu Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nden mezun olan ve Türkiye’nin çeşitli illerindeki Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda öğretmenliğe başlayan 12 mezunun işlerine son verdi.

Genç öğretmenlerin işlerine son verilme gerekçesi olarak DAÜ’den aldıkları ve TC Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK tarafından kabul gören, denklik alan Eğitim Bilimleri diplomalarının tanınmaması gösterildi.

DAÜ’deki aynı fakülteden daha önce mezun olanlar herhangi bir sorun yaşamadan öğretmenlik yaşamlarına asaletlerini alarak devam ederken, 2003 yılında mezun olup 5-8 aylık sürelerde öğretmenlik de yapan 12 gencin işine son verildi.

YÖK’ün son dönemde KKTC üniversitelerine karşı takındığı olumsuz tutum KKTC hükümetinin de dikkatinden kaçmamış ve iki ülke arasındaki eğitim köprüsünün sarsılmaya başlamasına neden oldu.

MAĞDUR ÖĞRENCİ: “BU İŞTE KÖTÜ NİYET VAR”

Mağduriyetini duyurmak isteyen TC vatandaşı Ahmet Salman isimli genç neden DAÜ’yü tercih ettiğini, okulu bitirdikten sonra öğretmenliğe başlayışını ve ani bir kararla işinden durduruluşunu HALKIN SESİ’ne anlattı:

“YÖK tarafından denkliği kabul edilen, öğretmenlik sertifikası veren ve mezunlarının TC Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmen olarak atandığı DAÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne 1999 yılında kaydımı yaptırdım. Dört yılın sonunda her yıl paket program içerisinde yer alan eğitim derslerini de vererek, Eğitim Fakültesi’nce verilen Türkçe-Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Sertifikası ile birlikte 11 Temmuz 2003’te mezun oldum. İstenen tüm evraklarla birlikte YÖK’e müracaat ettim. 6 Temmuz 2002 tarihinde yapılan KPSS Öğretmenlik sınavından alınması gereken barajın üstinde puan alarak öğretmenlik sertifikasına başvuruda bulundum. Başvurum kabul edildi ve onaylandı. TC Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Çankırı Merkez Endüstri Merkez Lisesi’ne 5 ay Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak görev yaptım. Bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığı’nın aday öğretmenlerin yerleştirilmesi için açmış olduğu Temel ve Hazırlayıcı Eğitim Kurslarını başarıyla bitirdim ve uygulamalı eğitime başladım. 18 Mayıs 2004 tarihinde DAÜ’nün Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü tarafından öğretmen yetiştirmek amacıyla yürütülen Türkçe-Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Sertifikası’nın Milli Eğitim Bakanlığı tarafından incelenmesinden sonra evrakların belirtilen esaslara uymadığı gerekçesiyle işten çıkarıldım. TC Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın 31 Mart 2003 tarih ve 04 kararla değişik 1 Mayıs 2000 tarih ve 340 sayılı kararı sonucunda görevime son verildi.”

Sahip olduğu diplomanın TC Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK işbirliği içinde verildiğini belirten Ahmet Salman isimli mağdur genç, “Bu durumda görevime son verilmesi ya kararın yanlış yorumlanmasına ya da işin içinde bir kötü niyetin olduğuna göstergedir” dedi.

Bir önceki sene Türkiye’deki öğretmen atamalarında kendilerinin de aynına sahip olduğu (KPSS 2002) formasyon belgesiyle öğretmen ataması yapılmış ve atanan bu şahısların asaleti de onaylanmıştı.

Aynı sertifikanın bir sene sonra nasıl geçersiz olduğunu soran Ahmet Salman, kendilerine hakısızlık yapıldığını ve ortada bir eşitsizlik olduğunu ifade ederek bu kararın iptal edilmesi gerektiğini ifade etti.

GÜVEN: TÜRKİYE BÜROKRASİSİNDE KAYBOLDUK!

DAÜ Rektörü Halil Güven ise konu ile ilgili olarak HALKIN SESİ’ne yaptığı açıklamada, Türkiye’de bir karmaşıklık ve kaosun yaşandığını söyledi.

Güven, “Türki Cumhuriyetlerindeki üniversitelerden Türkiye’ye gelen eğitim sertifikaları var. Türkiye’de buradaki üniversitelerden gelen eğitim sertifikalarını kabul etmiyorlar. Bu sene bizi de Türki Cumhuriyetlerdeki üniversiteler arasına koydular. Bu nedenden dolayı geçen yıl mezun olan ve öğretmen olarak işe başlayan öğrencilerimiz işten durdurulmuşlardır” dedi.

Konunun yeni olmadığını belirten Güven, “4-5 aydır Türkiye’deki yetkililerle istişare içerisindeyiz. Fakat Türkiye’deki diplomasi içerisinde resmen kaybolmuş durumdayız. Türkiye hükünmeti ile YÖK rasındaki uçurum bizim de istişarelerimizi etkiliyor” şeklinde konuştu.

Prof. Halil Güven, kendisinin Türkiye Milli Eğitim ve Kültür Bakanı’yla konuyu görüştüğünü, bölüm dekanının da Talim ve Terbiye Dairesi ile istişare ettiğini belirterek,  “Son zamanlarda YÖK’ün KKTC’ye karşı takındığı bir durum vardır. Ama biz herşeye rağmen her zaman öğrencilerimizin arkasındayız” dedi.

Görüşmeler sonrasında konunun çözümünün son aşamada olduğuna dikkat çeken Rektör Güven, YÖK’ün tatilde olmasının işin çözümünü geciktirdiğini vurguladı.

Sorunun giderileceğine olan inancını anlatan Halil Güven, “Kayıt döneminde bu tip haberler yapıp üniversite aleyhinde bunu kullanmak isteyenler var. Bunlar kayıtlarımızı olumsuz etkilebilir” dedi.

Bu sorunun ortaya çıkmasında üniversitenin hiç bir hatası olmadığının altını çizen Prof. Güven, “DAÜ kaliteli eğitimini vermeye devam edecektir. İyileşmeye ve büyümeye de devam edeceğiz. Tekrar söylüyorum, DAÜ her zaman öğrencilerinin arkasında olacaktır” diyerek sözlerini noktaladı.

OLAY MAHKEMELİK OLDU

Türkiye’de yayınlanan yüksek trajlı gazetelerden biri olan Zaman, 21 Temmuz tarihindeki sayısında “Formasyonu eksik olan öğretmenlerin ataması iptal edildi” başlığıyla haberi okurlarına duyurmuştu.

Haberde Ahmet Salman gibi mağdur duruma düşen DAÜ mezunu ve 5.5 ay Kırşehir’de öğretmenlik yapan Ahmet Siyahi ile 8 ay Zonguldak’ta öğretmenlik yapan Eminer Dikici olay sonrası mağduriyetlerini dile getirdiler. Zaman gazetesi mağdur gençlerin olayı mahkemeye taşıdığını yazdı.