Yargıdan Meclis'e eleştiri yağmuru

Adli Yıl açılışında konuşan Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, Cumhuriyet Meclisi’nin yaptığı yasaların genelde hatalı olduğunu, hatta bazılarının hata rekoru kırdığını söyledi.

Erginel, “Genelde yasama meclisimizin yaptığı yasaların hatalı olduğunu hatta bazılarının hata rekoru kırdığını söyleyebiliriz.  En iyi hukukçuların en uzun sürede en titiz çalışmayla hazırlamaları gereken yasaların, hiç tecrübesi olmayan kişiler tarafından, hiç özen gösterilmeden  hazırlandığını görmekteyiz” dedi.

Erginel, şu veya bu şekilde Avrupa Birliği’ne (AB) girme ufukta göründüğüne göre yasaların AB yasaları ile uyumlu hale getirilmesi ve bu konudaki çalışmaların titizlikle yapılması gerektiğini vurguladı.

KKTC’de birçok yasal sorun arasında en önemlisinin anayasanın değişmezliği olduğunu kaydeden Erginel, “Anayasamız detaylı bir anayasa olmasına rağmen en küçük bir değişikliğin bile yapılmasına fırsat vermeyen katı anayasalardan biridir. Avrupa Birliği ile uyum çalışmalarının anayasanın değişmezliği nedeniyle çıkmaza girmesini arzu etmiyorsak bu konu üzerinde önemle durulmalıdır” dedi.

Erginel, meclisin üçte iki çoğunluğu ve halkoylamasıyla değişebilecek olmasından dolayı anayasanın değişmesinin çok zor olduğunu ifade ederek, KKTC’de dünyaya örnek gösterilebilecek yasaların da fazla olmadığını belirtti.

“YARGININ İYİ ÇALIŞMASI DEVLETE GÜVENİ ARTIRIR”

Taner Erginel, yargının iyi çalışmasının ve adil olmasının halkın devlete güvenini artırdığını belirterek, bunun sonucu olarak da devletin güçleneceğini ve halkı koruma ve refaha kavuşturma görevini daha iyi yerine getireceğini kaydetti.

Çok fırtınalı bir yılın geride kaldığını ifade eden Erginel, yargının başarılı bir dönem geçirdiğini, tüm yargıçlarla özveriyle çalışarak en kritik günlerde halka yasaların öngördüğü hizmetleri verdiklerini anlattı.

Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, düşünce ve anlatım özgürlüğünün Anayasa’da yer alan en önemli özgürlüklerden biri olduğuna işaret ederek, KKTC’de bu konuda büyük sorunlar yaşandığını düşünen bazı yabancıların bunun doğru olmadığını, halkın üniversite mezunu oranında dünya rekoru kırdığını, kadın erkek eşitliğinin yargıda ve birçok alanda sağlandığını gördüğünü anlattı.

Düşünce ve anlatım özgürlüğünü sınırlayan Ceza Yasası’nın koloni devrinden kaldığını ve ömrünü tamamladığını, özellikle basın özgürlüğünü düzenleyen yeni bir yasaya kavuşmak  gerektiğini vurgulayan Erginel, bu yasaların çok dikkatli hazırlanması gerektiğine de işaret etti.

“YASALAR HATALI ”

Erginel, kötü yasaların yarattığı sorunlara değinirken de şöyle konuştu:

“KKTC’de dünyaya örnek gösterebileceğimiz, bizi en gelişmiş ülkelerin ilerisine götüren yasalar, maalesef fazla değildir. Genelde yasama meclisimizin yaptığı yasaların hatalı olduğunu hatta bazılarının hata rekoru kırdığını söyleyebiliriz.  En iyi hukukçuların en uzun sürede en titiz çalışmayla hazırlamaları gereken yasaların, hiç tecrübesi olmayan kişiler tarafından, hiç özen gösterilmeden, el çabukluğu ile hazırlandığını görmekteyiz.” 

YARGIÇLAR EKSİK

Yüksek Mahkeme Başkanı Erginel, adaletin gecikmemesi için yargıç eksikliklerinin giderilmesi gerketiğini belirterek, emeklilerin yerinin doldurulmadığını ve ilk mahkemede halen 22 yargıç görev yaparken 7 yargıç münhali bulunduğunu yani yargının 1/4 oranında yargıç eksikliği içinde çalıştığını anlattı. Erginel, meclisin bu konuda kendilerine yardımcı olmamasından yakınarak bu nedenle halkın sorunların gidermede ciddi sıkıntılar yaşadıklarını söyledi.

SAİT: SUÇ ORANI YÜKSEK

KKTC Başsavcısı Akın Sait, nüfusa göre suç işleme oranının yüksek olduğu KKTC’deki yasalarda öngörülen cezaların, caydırıcı olmaktan uzak ve suç işlemeyi adeta teşvik eder nitelikte olduğunu söyledi.

Sait, “Günün koşullarına uygun olmayan cezaların caydırıcı olma niteliği yoktur. Kesilen cezalar ise cezanın gülünç denecek derecede az olması nedeniyle suçların işlenmesini önlemekten uzak, suç işlemeyi adeta teşvik edici niteliktedir” dedi.

Sait, KKTC Anayasası’nın demokratik, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğüne dayanan laik bir cumhuriyet öngördüğüne işaret ederek toplumun hukuk bilinci ile demokrasi kültürünün de hukuk devletinin en sağlam güvencesi olduğunu belirtti. Sait, şöyle devam etti:

“Demokrasi hukukun üstünlüğü ilkesine dayalı, çoğulculuğa ve katılımcılığa yer veren hak ve özgürlüklerle donatılmış halkın özgür biçimde halk tarafından yönetilmesini gerektirir. Demokrasilerde devlet toplumun çoğulcu yapısını benimser ve çoğulcu düşünce ve inançlar karşısında devletin yansız durma zorunluluğu vardır. Hukuk devleti, insan haklarına saygı gösteren, temel hak ve özgürlükleri koruyarak adil bir hukuk düzeni oluşturup bunu sürdürmeyi zorunlu gören devlettir”

“YASAMA VE YÜRÜTME GÖREVİNİ YAPMADI”

Başsavcı Sait, KKTC Anayasası  gereğince yapılması gereken ve birçoğu kişilerin temel hak ve özgürlükleriyle sosyal içerikli ve toplumun yapısal durumunu ilgilendiren yasaların bugüne kadar yapılmamış olmasının  hukuk devletiyle bağdaşmadığını kaydetti.

Yasama ve yürütmenin bu yasaların yapılması ya da değiştirilmesiyle ilgili görevlerini geçmişte yapmadığı görüşünü savunan Sait, görevde olan hükümetin gerekli yasal düzenlemeleri yaptırmak suretiyle hukuk devleti olmanın gereklerini yerine getirmesi gerektiğini belirtti. 2004 Bütçesi’nin henüz Cumhuriyet Meclis’ten geçirilmemesinin anayasal sakıncalar içerdiğini kaydeden Sait, bütçenin ivedilikle karara bağlanıp, yasallaşması gerektiğini söyledi.

“CEZALAR CAYDIRI OLMAKTAN UZAK”

Akın Sait, uzun yılların getirdiği ekonomik ve sosyal olumsuzluklardan dolayı yapılması gereken yasal düzenlemelerin yapılmamış olmasının mahkemeler ile savcılığı çok güç durumlarda bıraktığını savundu.

Sait, “Yürürlükteki mevzuattaki boşluklar, cezaların caydırıcı olmaktan uzak olması veya yasaların günün koşullarına uygun olmaması durumunda mahkemeler ile başsavcılık dairesi sorunlara çare üretemez. Yasa yapma görev ve yetkileri yoktur” dedi.

Sait, icra işlemlerindeki tıkanıklığın giderilmesi için tedbir alınması gerektiğini belirterek, “toplumsal huzuru bozucu suçların önlenmesindeki başarısının hızla azaldığını” söylediğini polisin personel açığının giderilip teknolojik altyapısının geliştirilmesi ve cezası artmasına rağmen azalmayan ölümle sonuçlanan trafik kazaları konusunda halkın eğitilip bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

DOLMACI: İNSANLARIN YARGIYA GÜVENİ KAYBOLMA NOKTASINDA

Baro Konseyi Başkanı Avukat Süleyman Dolmacı, sorunları artarak devam eden yargının iş yoğunluğu yüzünden tıkandığını ve adaletin gerektiği gibi gerçekleşmediğini; insanların yargıya güveninin de giderek azalarak kaybolma noktasına geldiğini söyledi.

Dolmacı, yasalar hazırlanırken deneyimli hukukçulardan yararlanılmasını isteyerek, aksi halde yargının yükünü artıran yasaların artacağını ve meclisin emeğinin de boşa gideceğini kaydetti.

Yüksek Mahkeme’nin önünde 1233 dava bulunduğunu açıklayan Dolmacı, adli yıl boyunca günde bir davaya bakılsa bu davaların tamamlanmasının 6 yıl alacağına işaret etti.

Süleyman Dolmacı, çocuk suçluların sayısının arttığını kaydederek, bunların çocuk mahkemelerinde yargılanarak ıslah evlerine gönderilmeleri gerektiğini belirtti. Aile Yasası’nda uygulamada birçok sorunlar yaşandığını ifade eden Dolmacı, meclisin bu yasayı yeniden ele almasını da istedi.

DAVALAR YÜZDE 20-25 ARTTI

Dolmacı, yeni adli yılın açılışı için YDÜ’de düzenlenen törendeki konuşmasında, bir yıl önceki törenden bugüne değişen birşey olmadığını, bekleyen davaların azalacağına yüzde 20-25 arttığını bildirdi.

Süleyman Dolmacı, mahkemelerin ağustos ayı faaliyet raporuna göre, Yüksek Mahkeme’de 6 Anayasa Mahkemesi davası, 293 Yargıtay Hukuk davası, 85 Yargıtay Ceza davası, 20 Yargıtay Aile davası, 823 Yüksek İdare Mahkemesi davası, 5 Yüksek İdare Mahkemesi istinaf davası ve 1 de asli yetki davası olmak üzere toplam 1233 dava beklediğini; geçen yıl bu rakamın 863 olduğunu açıkladı.

Mahkemelerde yılda yaklaşık 200 iş günü olduğuna işaret eden Dolmacı, Yüksek Mahkeme günde 6 dava bitirebilse başka dava açılmaması kaydıyla mevcut davaları 1 yılda bitirebileceğini; eğer günde 3 davaya bakarsa 2 yıla; günde 1 davaya bakacaksa da 6 yıla ihtiyaç duyacağını anlattı.

Dolmacı, “Bu da göstermektedir ki bundan böyle Yüksek Mahkeme davaları bitiremeyecek, mevcut davalara her sene yenileri eklenecek” diye konuştu.

“TIKANDI.. GÜVEN KAYBOLMA NOKTASINDA..”

Yargının başarılı bir yıl geçirmesinin inşallahlara kaldığını belirten Dolmacı, sorunların artarak devam ettiğini, yargının iş yoğunluğu yüzünden tıkandığını ve adaletin gerçekleşmesi görevini gerektiği gibi yerine getiremediği için insanların yargıya güveninin giderek azaldığını ve kaybolma noktasına geldiğini ifade etti.

Dolmacı, yargı yükünün azaltılması için önerilerini de şöyle sıraladı:

“İlamsız icraat, uzlaşmalı boşanma vb. konularda yeni usüller ihdas edilebilir. İdareden her türlü bilgi ve belgenin elde edilmesi için bilgi edinme özgürlüğüne ilişkin yasal düzenleme yapılabilir. Bireylere idarenin karar alma sürecine katılma olanağı verilebilir. Mevcut İdare Mahkemesi kararları bürokratlarca iyi okunabilir ve idare yeni kararları bu kararlar ışığında alabilir. Süper lüks oluşum olan Ombudsman işlerlik kazandırılıp çalışır hale getirilmelidir. Yasaların yapımından önce toplum ihtiyaçları, istatistiki bilgiler ve veriler tespit edilip bunlardan yararlanma yoluna gidilebilir. Yasalar ve bunlar altındaki amme enstrümanları uzmanlarca hazırlanmalıdır. Ben yaptım olur mantığı ortadan kaldırılmalıdır. Yasalar her okuyanın aynı şeyi anlayacağı şekilde kaleme alınmalıdır. Mahkemelerin kadroları genişletilebilir, duruşmalarda teknolojiden yararlanılabilmesi için düzenlemeler yapılabilir. Adalet hizmetinde tasarruf olmayacağı hatırlanmalı ve düzenlemeler buna göre yapılmalıdır. Talep edildiği zaman baronun gerekli katkıyı koymaya hazır olduğu da ilgililere duyurulur.”

Dolmacı, KKTC’deki üniversitelerin 3’ünde hukuk fakültesi bulunduğunu, ilk mezunların 2000 yılında verildiğini, 2000 yılına kadar 149 olan mesleğini icra eden avukat sayısının 2004 yılında 276’ya yükseldiğini, yani 4 yılda 127 yeni avukatın mesleğe başladığını, bunların 11’inin Türkiye ve üçüncü ülkelerdeki üniversitelerden; geriye kalanların KKTC’deki üniversitelerden mezun olduğunu bildirdi.

Bu rakamların mesleğe yılda 60 avukatın katıldığını gösterdiğini ifade eden Süleyman Dolmacı, hukuk fakültelerindeki öğretim yöntemlerinin ele alınıp yapılandırılmasını, yeterli öğretim üyesi, kütüphane, gerekli kitaplar olup olmadığının ve öğretim üyelerinin yeterliliğinin sorgulanmasını ve önlem alınmasını istedi.

Süleyman Dolmacı, çocuk suçlular konusuna değinirken, 2003 yılında 16 yaşından küçük suç işleyen çocuklara 163 dava açıldığını belirterek, 166 küçük suçlunun mahkum edildiğini açıkladı. Bunlardan 153’ünün erkek, 13’ünün kız çocuğu olduğunu kaydeden Dolmacı, çocuklardan 17’sinin adam öldürme, öldürmeye teşebbüs, vahim yaralama, darp, tecavüz; 2’sinin patlayıcı madde ve silah kullanma bulundurma; 66’sının soygun ve sirkat; 81’inin de trafik ve diğer suçlardan mahkum olduğunu bildirdi.

“YASA YAPMAK UZMANLIK İŞİDİR”

“Herkes adalet duygusuna sahip olmalı. Adalet duygusu en iyiyi yapma isteğini de beraberinde getirir” diyen Süleyman Dolmacı, yasa yapmanın bir uzmanlık işi olduğuna işaret ederek, milletvekillerinin “ben yaparım olur” yaklaşımı göstermesi halinde “yasaların yabancıların mal almasına ilişkin kısıtlamalar getiren yasa gibi her tarafından döküleceğini” söyledi.

Milletvekillerine seslenen Dolmacı, “Yasaları yaparken deneyimli hukukçulardan ve bu işin uzmanlarından yararlanın. Onların söylediklerine kulak verin. Aksi halde yaptıklarınızla yargının yükünü bir o kadar daha çoğaltırsınız ve emekleriniz de boşa gider” dedi.

Baro Konseyi Başkanı Süleyman Dolmacı, son seçimler öncesinde işe alınanlar ve yeni vatandaşlıkların davalara konu edildiğini hatırlatarak, bunun seçimleri etkileyen gelişmeler olduğunu kaydetti. Referandumdan çıkan sonucun halkın kalıcı bir barış istediğini gösterdiğini ifade eden Dolmacı, küçük bir azınlığın görmek istemediği sıkıntıların sürdüğünü belirtti.

“Düşünceyi suç olmaktan çıkaramamanın, vatandaşlara iş sahası yaratmayıp Güney’de çalışmaya mecbur bırakmanın, güvence sağlayamamanın, faili meçhul cinayet ve bombalamaların aydınlatılmamasının, eğitimdeki başarısızlığın” düzenin kötü işlediğinin belirtisi olduğunu anlatan Baro Konseyi Başkanı Dolmacı, bunların eşitlik ve egemenliğe dayalı bir çözümle giderilebileceğini söyledi.

BUMİN: AB’A SÜRECİNDE, HUKUK DEVLETİNE  ENGEL KURALLAR ANAYASADAN ÇIKARTILDI

Türkiye Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, hazırlandığı dönemin özelliklerini taşıması nedeniyle kimi anti-demokratik ve hukuk devletine aykırı kurallar içeren Türkiye Anayasası’nın AB’a giriş sürecinde yapılan değişikliklerle hukuk devletinin gerçekleşmesini engelleyen birçok kuraldan arındırıldığını söyledi.

Bumin, Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen 12 Eylül 1980-6 Kasım 1983 döneminde çıkarılmasından dolayı anayasaya aykırı oldukları ileri sürülemeyen bazı yasalardan dolayı çekilen sıkıntıların artık çekilmeyeceğini belirtti.

ÇETİNKAYA: HUKUK DEVLETİNİN ÖN ŞARTI BAĞIMSIZ YARGI DENETİMİDİR

Türkiye Danıştay Başkanı Ender Çetinkaya, demokratik hukuk devletinin ön şartının yargı denetimi olduğunu belirterek, denetimi yapanların da bağımsız olması gerektiğini söyledi.

Çetinkaya, uluslararası hukuk ilkelerinin KKTC’de de uygulanması için parlamento yanında yargıya da önemli görevler düştüğünü kaydetti ve Yüksek Mahkeme ile bilgi, deneyim ve düşünce paylaşımına hazır olduklarını ifade etti.