Tıpkı 60'lı yılların "Utanç Barikatları"
Araçlarında proje, koçan veya "şüpheli" yazılı belge taşıyan Kıbrıslı Türkler ve Güney'e geçen yabancılar saatlerce sorgulanıyor, hamile kadınlara bile işkence ediliyor...
Tıpkı 60'lı yılların "Utanç Barikatları"
"UTANÇ BARİKATLARI"NDA DA BÖYLE
YAPIYORLARDI
Türk tarafının barış yolundaki tüm çağrıları, çabaları ve ısrarına rağmen,
Kıbrıslı Türklere yönelik tacizini sürdüren Rum yönetimi, sınır kapılarını
1960'lı yılların "Utanç Barikatları"na dönüştürdü. Özellikle Metehan Sınır
Kapısı'ndan Güney'e geçen Kıbrıslı Türklere yapılan kötü muamele, hamile
kadınlara çektirilen işkence, 1960'lı yılların kan ve gözyaşıyla dolu o karanlık
günlerinin belleklerimizden hala silinmeyen "Utanç Barikatları"nı çağrıştırıyor
"KOÇAN VE PROJE" ARIYORLAR
Geçtiğimiz aylarda "kuş gribi" iddiasıyla sınır kapılarından Güney'e geçenleri
saatlerce kuyruklarda bekleten, yağmurlu havalarda dahi "ilaçlı halıya
bastırtma" bahanesiyle genç, yaşlı, çocuk demeden insanları arabadan çıkarttıran
Rum Yönetimi, şimdi de "koçan ve proje" avına başladı. Lefkoşa'daki Metehan
Sınır Kapısı'ndan geçişte önceki gün bir Kıbrıslı Türk'ün aracını yoklayan ve
araçta koçan bulunduğu gerekçesiyle onu 4 saat sorgulayan Rum gümrük yetkilileri
ve polisi, dün tacizini, dozunu artırarak sürdürdü
Türk tarafının barış yolundaki tüm çağrıları, çabaları ve ısrarına rağmen, Kıbrıslı Türklere yönelik tacizini sürdüren Rum yönetimi, sınır kapılarını 1960'lı yılların "Utanç Barikatları"na dönüştürdü. Özellikle Metehan Sınır Kapısı'ndan Güney'e geçen Kıbrıslı Türklere yapılan kötü muamele, hamile kadınlara çektirilen işkence,
1960'lı yılların kan ve gözyaşıyla dolu o karanlık günlerinin belleklerimizden hala silinmeyen "Utanç Barikatları"nı çağrıştırıyor.
Geçtiğimiz aylarda "kuş gribi" iddiasıyla sınır kapılarından Güney'e geçenleri saatlerce kuyruklarda bekleten, yağmurlu havalarda dahi "ilaçlı halıya bastırtma" bahanesiyle genç, yaşlı, çocuk demeden insanları arabadan çıkarttıran Rum Yönetimi, şimdi de "koçan ve proje" avına başladı.
Lefkoşa'daki Metehan Sınır Kapısı'ndan geçişte önceki gün bir Kıbrıslı Türk'ün aracını yoklayan ve araçta koçan bulunduğu gerekçesiyle 4 saat sorgulayan, ancak avukat geldikten sonra onu serbest bırakan Rum gümrük yetkilileri ve polisi, dün tacizini, dozunu artırarak sürdürdü.
Çoğunluğu alışveriş olmak üzere çeşitli amaçlarla Güney'e geçen Kıbrıslı Türklerin araçları didik didik ediliyor.
Onlarca araçta yapılan aramalarda proje, koçan veya bunların fotokopilerinin yanı sıra bunlardan alakasız herhangi bir yazılı belgeye "şüpheli" olduğu gerekçesiyle el konuluyor.
Evraklar, "soruşturma yapılacağı gerekçesiyle" kesinlikle iade edilmezken, saatlerce sorgulanmak için güneşin altında kuyrukta bekleyen Kıbrıslı Türklerle, Kuzey'den Güney'e geçen yabancılar, sorgulandıktan sonra serbest bırakılıyor. Bu arada araçlarında emlak broşürleri bulunan ve Kuzey'de yaşayan veya turist olarak bulunan bazı yabancılar da Güney'e sokulmayarak geri döndürülüyor.
Hamile kadına "proje işkencesi"
Dün öğle saatlerinde arkadaşlarıyla buluşmak üzere Metehan'dan aracıyla Güney'e geçmeye çalışan hamileliğinin son aylarındaki bir bayan, aracında inşaat projeleri bulunması üzerine saatlerce araç yanında bekletildi.
İlk isminin baş harfi A. olan, ancak hamileliğini gerekçe göstererek adının basına açıklanmasına ısrarla karşı çıkan 30'lu yaşlardaki bayana, yorulunca Rum gümrük memurlarının oturduğu kulübeden bir sandalye verildi.
Bu arada merkezden sorgu amacıyla gelecek "polis subayı" için uzun süre beklendi. Söz konusu bayan, uzun bekleyiş sonrasında yapılan sorgulama sırasında kendisini tutamayarak gözyaşlarına boğuldu. Bunun üzerine, olay yerindeki Kıbrıslı Türkler ve hamile bayanın üst düzey bir hükümet yetkilisinin eşi olan yakını, hamile bayanı teselli etmeye çalıştılar.
Hamile bayanın hıçkırıklara boğulduğu esnada orada bulunan Rum kadın polis memurunun bile gözlerinin dolduğu gözlerden kaçmadı.
Bu arada aramalar sırasında polis memurlarıyla gümrük memurlarının zaman zaman sert bir şekilde tartıştıkları dikkat çekti.
"Emir hükümetten"
Polislerin gümrük memurlarına kıyasla daha saygılı oldukları gözlemlenirken, vatandaşların ısrarlı soruları üzerine, bazıları "emirler yukardan geldi", bazıları ise direkt adres göstererek, "hükümetten gelen emirler doğrultusunda yapmak durumundayız" dediler. Öte yandan gümrük memurlarının ise, araçlarda dosya bulunca "hazine bulmuşçasına" mutlu oldukları dikkati çekti.
Yazılı her türlü belge alınıyor
Babaları için "bahçe aleti" bakmak amacıyla Güney'e geçmeye çalışan bilgisayar öğretmeni Hilmi Öksüz ve kardeşi TAK Muhabiri Hasan Öksüz de Rum Yönetimi'nin tacizinden payını aldı.
Hilmi Öksüz'e ait araçta, "Lefke'deki Türk koçanlı arsası için hazırlattığı inşaat projesini ve Lefkoşa'daki Türk koçanlı arsa üzerindeki dairesinin Merkezi Isıtma Sistemi Mekanik Projesi ile aracındaki dosyada sürekli taşıdığı, kendisine ait mülkün koçanları" ile ne koçan ne de projeyle ilgisi bulunmayan bazı yazılı belgelerini bulan gümrük memurları, ne olduğuna bile bakmadan söz konusu projelere ve evraka el koydu. Bu arada bayan gümrük memuru, Öksüz'ün aracından kredi kartı ekstreleri bulunan zarfı da almaya çalışırken, "Diğerlerini aldınız, kredi kartı ekstrelerini ne yapacaksınız?" diye tepki gösterilmesi üzerine ekstrenin bulunduğu zarfı iade etti.
Söz konusu dosya ve evraklar kaydedilerek, vatandaşlara bu evraklara el konulduğuna dair bir yazı verildi. Evrakların akıbetinin ne olacağı sorulunca; polisler, "Bir iki ay sonra karakolu arar öğrenirsiniz" dedi.
Bu muameleyi hak etmiyoruz
Vatandaşların olayla ilgili tepki göstermesi ve neden bu tavrın sergilendiğinin sorulması üzerine sorguyu yapan polis memuru, "Kıbrıslı Türkler, Kuzey'de Kıbrıslı Rumlara ait olan malı ve mülkü
kendilerinin olmadığı halde yabancılara satıyor, üzerine inşaat yaptırıyor, bunu da satıyor. Bunlar yasa dışıdır" dedi. Polis subayı da diğer polisler gibi söz konusu soruşturmayı "hükümetin emriyle" yaptıklarını kaydetti.
Söz konusu olaylara büyük tepki gösteren Kıbrıslı Türkler, "Devlet ve hükümet yetkililerini göreve çağırarak, bu muameleyi hak etmiyoruz. Lütfen KKTC yetkilileri artık vatandaşın bu duruma düşürülmesini engelleyecek bir şeyler yapsınlar" derken, bazıları da hemen geri döneceklerini ve bir daha Güney'e geçmeyi düşünmediklerini vurguladılar