Üreticiler, "kolları sıvadı"
ÇALIŞMALAR BAŞLADI... Avrupa Birliği Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklere yönelik hazırladığı paketin ardından reel sektörle uğraşan sivil toplum kuruluşları, uyumlaşma çalışmalarına başladı. Sivil toplum örgütleri, AB'nin süratle kuzeyde bir ofis açmasını bekliyor. Başta Kıbrıs Türk Sanayi Odası, Hayvan Üreticileri Birliği ve Kıbrıs Türk Otelciler Birliği olmak üzere AB'nin KKTC'deki yetkili kurulları, temasa geçerek neler yapılabileceğini araştırmaya başladı
Gizem ÖZGEÇ
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklere yönelik hazırladığı paketin ardından reel sektörle uğraşan sivil toplum kuruluşları uyumlaşma çalışmalarına başladı. Sivil toplum örgütleri, AB'nin aldığı kararın ardından, kendi içlerinde birtakım düzenlemelere gidiyor.
Başta Kıbrıs Türk Sanayi Odası, Hayvan Üreticileri Birliği ve Kıbrıs Türk Otelciler Birliği olmak üzere AB'nin KKTC'deki yetkili kurulları, temasa geçerek neler yapılabileceğini araştırmaya başladı. Buna karşın, ihracat ile birlikte en çok rağbet görecek ürün konusunda mücadele göstermesi beklenen Narenciye Üreticileri Birliği, hükümeti "Güzelyurt bölgesini satmakla" suçlayarak kimseyle görüşmeyeceklerini söyledi. Birliğin diğer üretici örgütlerine oranla gelişmelere kayıtsız kalması narenciye üreticilerini de rahatsız ediyor.
AB Komisyonu'nun KKTC'ye ambargoyu kaldıran ve ihracatın önünü açan tasarıyı onaylamasının ardından bazı birlikler Avrupa Birliği yetkilileri ile direkt temasa geçerken, bazıları artık ülkede hiçbir şeyin olacağına inanmadığından Avrupa Birliği'nden umudunu kesti.
Avrupa Birliği Komisyonu'nun açıkladığı paketle KKTC'de üretilen malların AB ülkelerinde dolaşımı "sıfır" gümrükle serbest bırakılıyor. Taslağa göre adanın kuzeyi ile AB arasında doğrudan ticaret yapılacak. Narenciye ve patateste sağlık sorunu çıkmazsa ihracata hemen başlanabilecek. Ülkemizde üretim ve hizmet sektöründe uğraş veren birliklere bu süreci nasıl değerlendirdiklerini sorduk.
Tunar: Yeniden görüşüyoruz
Sanayi Odası Başkanı Salih Tunar, AB Komisyonu tarafından hazırlanan paketin Kıbrıslı Türklerin yararına olacağını, fakat alınan kararların yeterli olmadığını kaydetti. AB'nin Kıbrıs Büyükelçisi Van der Meer ve AB Komisyonu ile görüşmelerin yeniden başlatıldığını da açıklayan Tunar, AB'nin genişlemeden sorumlusu üyesi Günter Verheugen'e de görüşlerini bir yazı ile bildirdiklerini söyledi.
Kıbrıslı Türklerin ekonomik kalkınmasının sağlanması için bu açılımların yetersiz kalacağını belirten Tunar, direkt uçuşların başlamasıyla ancak kalkınmanın sağlanabileceğini bildirdi. Tunar, gerçek refahın turizmle geleceğini ifade etti. 1994 yılından beridir ihracı engellenen bazı ürünlerin, ihracında kolaylık sağlandığını söyleyen Tunar, konfeksiyon konusunda tam bir açıklık olmadığını vurguladı.
Tunar, ticarete tam serbestlik gelmediğini ve esas arzulananın Kıbrıs ve AB arasında serbest ticaretin sağlanması olduğunu kaydetti. Tunar, alınan kararın bunu tam olarak sağlamadığını dile getirdi ve şöyle konuştu:
"Paket 259 milyon euro mali yardım öngörüyor. Bu miktarın Kıbrıs Türk toplumu için kullanılacak olması güzel. Fakat Kıbrıs Rum yönetiminin bu olumsuz tavrı, mali yardımın verilmesini engelleyebilir. Bunun direkt verilmesi için çalışıyoruz. Mali yardımın kullanılması konusuna belli kısıtlamalar da var."
Yıllardan beridir tarım ürünlerinin Ticaret Odası, diğer ürünlerin de Sanayi Odası aracılığıyla ihraç edildiğine dikkat çeken Tunar, AB'nin oluşan bu yeni koşulda her iki odaya da görev vermesi gerektiğini vurguladı. Tunar, "Bunu ayırmacılık ve eksiklik olarak görüyoruz" diyerek, Sanayi Odası'nın da görevlendirilmesi için uğraş vereceklerini söyledi.
Tek ihraç kapısının AB ülkeleri olmadığının altını çizen Salih Tunar, diğer ülkelerle de ihraç yapılabilmesi için çalışacaklarını belirtti.
Can: AB önlem almazsa, hayvancılık yok olur
AB Komisyonu'nun paketine göre sağlık kontrolleri AB standartlarına çıkana kadar canlı hayvan ve ürünleri birliğe satılmayacak.
Hayvan Üreticileri Birliği Başkanı Ali Osman Can, Avrupa Birliği'nin aldığı karardan tedirginlik duyduklarını ve hayvansal orijinli malların ihracatının AB'ye yapılamayacak olmasının haksız bir karar olduğunu söyledi. Neler yapılabileceği konusunda "yol haritası" belirlemeye çalışan Kıbrıs Türk Hayvan Üreticileri Birliği AB'nin Kıbrıs büyükelçisi Van der Meer ile temasa geçti. Birlik başkanı Ali Osman Can, Tarım ve Orman Bakanlığı ile bu yönde önemli mesafe kaydeden Kıbrıs Türk Ticaret Odası ile de yakın temas halinde olduklarını bildirdi.
Can, AB'nin en kısa zamanda, Kuzey Kıbrıs'ta bir ofis açması gerektiğini vurguladı. "Güney Kıbrıs'taki hayvan üreticilerinin seviyesine gelene kadar bize destek verilmelidir" diyen Can, kapıların açılmasıyla, güney ve kuzey hayvancıları arasında büyük dengesizliklerin yaşandığını ifade etti.
Hayvan üreticisinin canlı hayvanını çok ucuza satmak zorunda kaldığını belirten Ali Osman Can, şunları kaydetti:
"Güney Kıbrıs'a otuz yıldan beridir destek veriliyor. Bu otuz yılda güneyde soğuk zincir sistemi, çağa uygun ağıl sisteminin temelleri oturtuldu. Geçmiş hükümet hiçbir şey yapamadı. Örgüt olarak mücadeleye devam edeceğiz. AB ile temaslarımız sürecek. AB eğer bizler için önlem almazsa, hayvancılar üretimden vazgeçmek durumunda kalacaktır. Bu süreç içinde hayvancılık yok olacaktır. AB Kıbrıs Büyükelçisi Van der Meer'den randevu istedik. Kendisine sıkıntılarımızı aktaracağız. Bu aşamada Ticaret Odası ile de işbirliğinde bulunacağız. Onların daha fazla bilgi ve temasları vardır. Bu olayı takip edeceğiz."
Beydağlı: Hazırlanıp karşılarına öyle çıkacağız
Turizmde beklentilerin 2004 yılı için suya düştüğü ülkemizde AB standartlarına uyum için çalışan Otelciler Birliği de hazırlık çalışmalarını tam hız sürdürüyor.
Otelciler Birliği Başkanı Turhan Beydağlı, birlik olarak boş durmadıklarını, belli süreçleri tamamlayarak AB'nin karşısına çıkmak için hazırlandıklarını söyledi. Beydağlı, turizmle ilgili temasları bundan böyle Rumlarla değil de AB ile yürüteceklerini kaydetti. Türkiye'deki bazı kurumlarla bağlantı halinde olduklarını belirten Beydağlı, her şeye rağmen uluslararası kuralları aşmanın mümkün olmadığını ifade etti. Beydağlı, bunun ortadan kalkması için siyasi irade gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi:
"Rumlar bu oyunu kuralına göre oynuyor. Biz elbette baskı unsuru olmalıyız. Sivil toplum örgütlerinin bu noktada yasal mevzuatın dışında bir şey istemesi mantıksız olur. Her şeye rağmen ısrarcı olacağız. Ulaşım konusundaki izolasyonların kaldırılması temel noktadır. Kendimizi bir an önce hazırlamamız gerekir. Otellerdeki sigorta konusu hallediliyor. Prosedür olarak AB'nin istediği şartlarda sigorta şirketleri ile anlaştık. Bunun uluslararası geçerliliği de vardır. Bunun dışında belgeler konusunda çalışmalarımız devam ediyor."
AB ve UNOPS yetkilileri ile görüşmelerde bulunduklarını söyleyen Beydağlı, Türk siyasilere güven duyulmadığını gözlemlediklerini savundu. Beydağlı, aynı yetkililerin proje sunabilecek sivil toplum örgütleri ile çalışmak isteğinde olduklarını da belirterek şöyle konuştu:
"Özellikle içteki kültür katliamı konusunda bozulanı, kirleneni tamir etmenin zaman kaybı olduğunu, bozulabilecek konuları ele almak için proje istiyorlar. Bizim hazırlandığımız sürede izolasyonların kendiliğinden kalkacağını belirtiyorlar. Birlik olarak bu noktada boş durmuyoruz, hazırlanıyoruz. Devletin ve yerel yönetimlerin de yapacağı çok iş var. Hükümete de buradan çağrıda bulunuyorum. İçte ve dışta istikrarlı olsunlar. Bir an önce hükümet krizi aşılsın. Bizim tepinmemizden yine Rumlar fayda görüyor."
Özerdem: Mücadele diye bir şey kalmadı
Pakette, meyve-sebze ihracında sağlık kontrollerinin Ticaret Odası ile işbirliği içinde AB Komisyonu yetkilileri tarafından yapılacağı belirtilmişti. Buna karşın, "sarı altın" narenciye üreticilerini temsil eden Narenciye Üreticileri Birliği Başkanı Hasan Özerdem, karamsar bir tablo çizdi.
Hükümetin büyük ortağı CTP ve medya kuruluşlarının Güzelyurt bölgesini "sattığını" iddia eden Özerdem, "Mücadele verecek bir şey kalmadı" dedi.
Özerdem, "Benim hükümetim, benim medyam, narenciye bölgesi Güzelyurt'u Rum'a peşkeş çektikten sonra ben kimseyle görüşmem. Ben malımı yurtdışına göndermek için hiçbir şey yapmam. Herkes narenciyeden soğudu. Mücadele diye bir şey kalmadı" ifadelerini kullandı