Türkleri övdü, Rumları savundu
 

Güney Kıbrıs'taki ana muhalefet Demokratik Seferberlik Partisi'nin (DİSİ) lideri Nikos Anastasiadis, ''Referandumda hiçbir şüphesi, çekincesi olmadan 'evet' diyen bir lider olarak söylüyorum ki, Kıbrıs Rum toplumunun 'hayır' cevabı 'çözüme hayır' demek değildir'' dedi.

Anastasiadis, Sabancı Üniversitesi'nin Karaköy'deki İletişim Merkezi'nde, ''Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye-Avrupa Bağlamında Bir Denge Üçgeni'' konulu konuşma yaptı.

Konuşmasında, Avrupa'nın esaslı bir dönüşümün eşiğinde olduğunu dile getiren Anastasiadis, Gorbaçov'un dediği gibi ''ortak bir Avrupa evi''nin oluşturulduğunu söyledi.

Bundan önce başarılması gereken mücadelenin, Avrupa Anayasası'nın tüm üye ülkeler tarafından onaylanması olduğunu anlatan Anastasiadis, bu bağlamda Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan'ın ortak mücadelelerinin de nasıl bir arada yaşayabileceklerinin mücadelesi olduğunu belirtti.

İkinci Dünya Savaşı'nın yıkıcı etkilerinden sonra Avrupa'nın farklılıkları bir araya getirmekte ve geçmişin yaralarını sarmakta başarılı olduğunu kaydeden Anastasiadis, AB'deki son genişlemelerin de bunun bir göstergesi olduğunu ifade etti. Anastasiadis, ''Kıbrıs da, bu durumun bir istisnası değildir. Artık sancılı, travmatik bir dönemi kapatmanın zamanı gelmiştir'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın her zaman kullandığı ''Politika sorunları çözmek içindir'' ifadesini tekrar etmek istediğini söyleyen

Anastasiadis, Türkiye'ye ziyaretini de ''sorunların çözümü için birlikte çalışma politikalarının yansıması'' olarak değerlendirdi. 

''GEÇMİŞİ TARİHÇİLER YARGILAYABİLİR''

DİSİ lideri Anastasiadis, geçmişte şiddet ve karşılıklı nefretin getirdiği olayların insanlara acı verdiğini, ama Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye'deki politikacılar üzerlerine düşen görevi yerine getirmedikçe gelecek nesillerin de bu bölünmüşlük ve karşılıklı uyumsuzlukla yaşamaya devam edeceğini vurguladı.

Anastasiadis, ''Bölgemizi etkileyen sorunlar geçmişe dayanmaktadır. Geçmişi ancak tarihçiler yargılayabilir. Şundan eminim ki, gelecekte bir kazan-kazan durumunu birlikte sağlayabiliriz'' dedi.

Kıbrıs Rum kesiminin AB'ye tam üyeliğinin ''özlenen bir araya gelmeyi sağlamadığını'' söyleyen Anastasiadis, sözlerine şöyle devam etti:

''Bütün kalbimle, bu referandumda hiçbir şüphesi, çekincesi olmadan 'evet' diyen bir lider olarak söylüyorum ki, Kıbrıs Rum toplumunun 'hayır' cevabı 'çözüme hayır' demek değildir. Plan içinde güvenlik konuları, örneğin Ada'da askeri birliklerin bulunması, üçüncü ülkelerin müdahale hakkı, göçmenlerin geri dönüşü gibi konular, Kıbrıs'ın tam üyeliğinden bir hafta önce yapılan bir oylamada insanları 'hayır' demeye sevk etti. Ayrıca, yıllarca kendi yerlerine dönmek isteyen yüzde 70'lik göçmen kesimi de bu planı kabul etmedi.

Buradan Türkiye'ye, Avrupa'ya, tüm dostlarımıza şu mesajı vermek

istiyorum: Bizim halkımız her zaman iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon çözümüne inanmıştır. Bu, hala temel hedefimizi oluşturuyor.''

''ANKARA'YA UMUTLA GİDECEĞİZ''

Kıbrıs Türklerinin barışa yönelik çabalarını da öven Anastasiadis, ''Kıbrıs Türklerinin barış için cesur ve ısrarlı mücadelesi ve bölünmüşlüğe karşı durmaları, Kıbrıslı Rumlar tarafından memnuniyetle ve hayranlıkla izlenmiştir'' dedi.

Anastasiadis, iyi niyet ve uzlaşıyla ulaşılması gerekenin, Annan Planı'nı tekrar görüşmeden önce Kıbrıslı Türklerin haklarını zedelemeyecek, Kıbrıslı Rumların da kaygılarına cevap verecek yeni yasal düzenlemeler yapılması olduğunu vurguladı. Nikos Anastasiadis, ''Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs üçgeni, gerilim kaynağı olmak yerine, işbirliği ve ortak girişim alanı haline getirilebilir'' dedi.

Türkiye'nin AB üyeliğini de desteklediklerini kaydeden Anastasiadis, Ankara'ya yeni görüşme platformları oluşturabilecekleri umudu ve beklentisiyle gittiklerini, Ada'da devam eden politik ve tarihi ayrımları ortadan kaldırmak için her türlü çabayı sarf etmenin zorunlu olduğunu vurguladı.

Anastasiadis, sözlerini şöyle tamamladı:

''Umudum ve dualarım şudur ki; Türk, Kıbrıs ve Yunan halkı, karşılıklı dayanışma ve bütünleşmenin olduğu yeni Avrupa'nın bir parçası olabilirler ve totaliter ideolojiler ile milliyetçi çatışmalardan uzak kalabilirler. Türkiye'nin tam üye olduğu bir AB, izole olmuş bir Hıristiyan kalesi değil, farklı kültürler ve çoğulculuğun kazandığı bir birlik olacaktır.''

SORULAR

Anastasiadis, Kıbrıs sorununun çözümü hakkındaki görüşlerini soran bir basın mensubuna, ''Sorunun bir an önce çözülmesi Türkiye için de çok önemli. Avrupa Birliği'ndeki gibi, birbirimizi anlayıp, diyalog kurma yoluyla sorunu çözebiliriz. Türkiye'nin AB'ye üyeliğiyle Hıristiyan Avrupa'yı isteyenlere de bir mesaj vereceğiz. Başka dinler ve medeniyetlerin aynı yerde bulunabileceği, yaşayabileceği mesajını

vereceğiz'' yanıtını verdi.

Ada'da asker bulundurulmasına ilişkin bir soruya da Anastasiadis, şöyle cevap verdi:

''Bir gün hiç askere ihtiyacımız olmayacağına inanıyorum. Avrupalılaşmış bir ülkenin askere ihtiyacı yoktur. Geçmişten edindiğimiz kötü tecrübeler bize birlikte ne şekilde çalışmamız gerektiğini öğretmiştir.''