AB Türkiye konusunda uzlaşma sağlayamadı
AB üyesi ülkeler yayınlanacak
deklarasyon metni üzerinde görüş birliği sağlayamadılar.AB üyesi ülkeler
deklarasyon ile ilgili uzlaşıyı bir sonraki Coreper toplantısına kadar sağlamaya
çalışacaklar.
Abhaber.com haber sitesinin haberine göre, yayınlanacak deklarasyon ile ilgili
AB üyesi ülkeler arasında görüş ayrılıkları devam ediyor. AB Dönem Başkanı
İngiltere’nin hazırladığı son taslakta üye ülkeler tarafından kabul görmedi.
Ancak İngiltere yayınlanacak deklarasyon metni üzerinde uzlaşıya varmak için
ikili düzeyde AB üyesi ülkeler ile istişarelerde bulunacak.
DEKLARASYONUN SON TASLAK METNİ
AB Dönem Başkanı İngiltere tarafından hazırlanan son taslaktan Rumlar ve
Yunanlılar memnun değil.S öz konusu bu taslakta değişiklik yapılması bekleniyor.
-Türkiye’nin imzaladığı Ankara Antlaşması Ek Protokolü ile ilgili olarak, imza
sırasında Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilgili bir deklarasyonda bulunma ihtiyacı
hissetmesini üzüntüyle karşılıyoruz.
-Bu deklarasyon tek taraflıdır, Protokolün bir parçasını oluşturmamaktadır ve
Türkiye’nin yükümlülükleri üzerinde herhangi bir yasal etkisi yoktur.
-AB Ek Protokolün tam olarak, ayrım yapılmaksızın uygulanmasını ve malların
serbest dolaşımı üzerindeki, ulaştırma araçları ile ilgili olanlar dahil tüm
zorlukları ortadan kaldırmasını beklemektedir. Türkiye Protokolü AB üyesi tüm
ülkeleri kapsayacak şekilde uygulamalıdır. AB tam uygulamayı 2006 yılında
yakından izleyecek ve değerlendirecektir.
-Türkiye sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmedikçe müzakere
başlıklarının açılması söz konusu değildir.
-Kıbrıs Cumhuriyeti 1 Mayıs 2004 tarihi itibariyle AB’nin bir üyesidir. AB
uluslararası hukuk çerçevesinde yalnızca Kıbrıs Cumhuriyeti’ni devlet olarak
tanıdığının altını çizer.
-AB Türkiye ile tüm AB üyesi ülkeleri arasındaki ilişkilerin en kısa sürede “de
jure” (hukuki) olarak normalleştirilmesine verdiği önemi vurgular.
-Türkiye’nin BM Genel Sekreteri’nin çabaları çerçevesinde Kıbrıs sorununun
kapsamlı çözümü doğrultusundaki çabaları destekleme taahhütünün devam ettiğine
dikkati çeker; kalıcı çözümün barış, istikrar ve uyumlu ilişkilere katkıda
bulunacağı konusunda hemfikir olduğunu belirtir.
-AB yukarıda belirtilen hususları Katılım süreci çerçevesinde hazırlanan
Komisyon raporları vasıtasıyla takip edecek ve 2006 yılında gözden geçirecektir.
İNGİLTERE TÜRKİYE İÇİN ÖZEL
BİR KONSEY TOPLANTISI YAPMAYI PLANLIYOR
Türkiye konusunda AB içinde görüş ayrılıkları giderek derinleşiyor. AB Dönem
Başkanı İngiltere, Türkiye ile ilgili birlik içinde çıkış yolu arıyor.
İngiltere 18 Eylül tarihinde AB Bakanlar Konseyi'nin toplanarak,Türkiye için
hazırlanan müzakere çerçeve belgesinin onaylanmasını planlıyor.
Ancak bu tarih henüz kesinleşmiş değil.Bu konuda diğer AB üyesi ülkelerin de
olumlu görüş belirtmesi gerekiyor.AB Dönem Başkanı 18 Eylül veya yine Eylül
ayının son kısmında özel Türkiye toplantısı yaparak Türkiye tartışmalarına son
noktayı koymak istiyor.
AB HUKUK BÜROSU: MÜZAKERELERİN
BAŞLAMASI FİİLEN TANIMA DEMEK
AB Konseyi Hukuk Bürosu, Türkiye'nin Kıbrıs deklarasyonunu inceledi. Türkiye'nin
liman ve havaalanlarını Rumlar'a açması gerektiği görüşü savunulurken,
müzakerelerin başlaması için Türkiye'nin Rumları tanıması gerektiği yolundaki
bir hukuk kuralının bulunmadığı vurgulandı. Buna karşın büro, müzakerelerin
başlaması ile "fiilen" tanıma olacağını savundu.
AB Konseyi Hukuk Bürosu, AB'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerini başlatması
için Türkiye'nin Rumları tanıması gerekmediği görüşünü bildirdi. Türkiye'nin
liman ve havaalanlarını Rumlara açması gerektiği kanısına varan büro,
müzakerelerin başlaması ile "fiilen" tanıma olacağını savundu.
AB Konseyi Hukuk Bürosu'nun raporunda, Türkiye'nin Kıbrıs deklarasyonuna ilişkin
olarak hazırladığı raporda, Türkiye'nin liman ve havaalanlarını Rumlara açması
ve Kıbrıs Rum Kesimi'ni tanıması gibi konular hukuk açısından değerlendiriliyor.
Raporda Türkiye'nin Rum gemi ve uçaklarının engellemeyeceği savunulurken
Türkiye'nin şu aşamada Rum Kesimini tanıması gerekmediği görüşü dile
getiriliyor.
AB'nin bir karşı deklarasyon ile Türkiye'nin deklarasyonunun "tek taraflı" bir
niteliği olduğunu, Ek Protokolün bir parçası olmadığını açık bir biçimde dile
getirilmesi tavsiye edilen raporun diğer bazı unsurları şöyle:
- Türkiye'nin yaptığı deklarasyon, Türkiye tarafından Protokole atılan imzayı
hukuken gerçeksiz kılmıyor. Protokolün 4'üncü paragrafı, Türkiye'nin Protokolü
uygulama niyeti olduğunu gösteriyor.
- Türkiye'nin "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni(Rum Kesimi) tanımama politikasının pratikte
Protokolün uygulamasını engelleyip engellemediği AB tarafından kontrol edilmeli.
- Adalet Divanı'nın kararlarına göre, malları taşıyan bir ulaştırma aracına
engel konulamaz. Eğer Türk makamları sadece Rum malları için önlem alırsa, bu
üye devletler arasında ayrımcılık oluşturur.
- Türkiye'nin hukuki yükümlülükleri, Protokol'de açık bir biçimde belirtiliyor,
bu nedenle uygulaması, Türk yetkililerinin Rum gemi ve uçakları konusundaki
tavırlarını değiştirmesine yol açmalı.
- AB'nin, karşı deklarasyonunda Türkiye'nin yükümlülükleri ayrım yapmadan
uygulayacağını beklediğini belirtmesi uygun olur.
- Üyelik müzakerelerinin Türkiye ile AB üyeleri arasında yapılacağı için
müzakerelerin açılması ile Türkiye fiilen Rum Kesimi'ni tanımış olacak.
- Müzakerelerin sona ermesi, Türkiye'nin AB'ye katılımına yol açacağı için
"Kıbrıs Cumhuriyeti"nin Türkiye tarafından hukuken tanınması sonucunu da
doğurur.
- Müzakerelerin açılması için hukuken tanıma olmasını gerektiren bir hukuk
kuralı yok. Mesele politik. Müzakerelerin birinci gününde hukuken bir tanıma
olmasını şart koşup koşmama kararı, AB üyesi 25 ülkeye aittir.
- "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin hukuken tanınmaması Protokol'ün imzasının hukuki
gerçekliliğini sorgulamıyor. Türkiye'nin, hukuken tanıma olmazsa bile
Protokol'ün tüm yükümlülüklerini uygulaması gerekecek ve uygulayabilecek.
- Türkiye, tanımadığını teyit ederek BM Güvenlik Konseyi kararlarına uymuyor ve
AB'nin politikasına uygun olmayan bir politikayı izliyor. Bu nedenle yaptığı
deklarasyon yanıtsız kalamaz.