Toprağa, doğaya, insana ihanete dur!
Çevre Kurulu, anız yakmanın yasaklanmasını önerdi Toprağın yapısını bozarak tarımsal üretime, doğal yaşam alanlarını kül ederek doğaya, kanserojen partiküller içeren dumanıyla ve neden olduğu zararlarla insana ihanet olan anız yangınlarına, sonunda "Dur" deniliyor...
Çevre Danışma Kurulu, anız yakmanın koşulsuz yasaklanmasını kararlaştırdı ve Çevre Koruma Dairesi Müdürü Bülent Arkın'ın imzasıyla, gereği için başbakanlığa yazılı öneride bulundu.
Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Fikretler, Çevre Danışma Kurulu'nun önerileri yönünde gerekli çalışmaların yapılması için bakanlıklara, Başsavcılık ve Polis Genel Müdürlüğü'ne yazı gönderdi.
Çevre Danışma Kurulu'nun önerisinde, anız yakmanın toprağa, flora (bitki varlığı) ve faunaya (hayvan varlığı) verdiği zarar dikkate alınarak koşulsuz yasaklanması gerektiği ifade edildi.
Anız yakmaya, "Arazi Yangınlarıyla Mücadele ve Önlemler Tüzüğü"nde belirtilen kurallar çerçevesinde izin veriliyor. Ancak tüzük kuralları uygulanmıyor. Çıkarılan binlerce anız yangının
tamamına yakını yasadışı. Genelde anızlar tutuşturulup öylece bırakılıyor ve dere-tepe-orman ne varsa yakılıyor. Emniyet için düz tarlaların etrafının 6 metre, meyilli tarlaların etrafının ise 20 metre genişliğinde sürülmesi gerekiyor. Ancak bu kural tam olarak uygulanmadığı için çoğu kez alevler "emniyet şeridini" geçip arazi-orman yangınına neden oluyor.
Anız yangınları toprağın organik yapısını bozuyor, doğal yeşil örtüyü kül ediyor, dumanıyla insanları zehirliyor, neden olduğu zararlar ve söndürme masrafları nedeniyle genel ekonomiye, yarattığı kötü görüntülerle turizme zarar veriyor. Yol boylarında yakılan tarlalardan çıkan dumanlar, görüşü engelliyor ve trafik güvenliğini dahi tehdit ediyor. Bu nedenle Gazimağusa yolunda ölümle sonuçlanan trafik kazası olmuştu. Bir kişi de Alayköy'de, yangın söndürme çalışmaları sırasında traktörünün devrilmesi sonucu ölmüştü.
Anız yangınları ağaç ve diğer yeşil örtüyü de yok ettiği için, yağmur sonrasında tarım arazileri rüzgar nedeniyle hızla kuruyor ve toprak erozyona karşı tamamen savunmasız kalıyor...
Anız yangınları doğadaki biyolojik çeşitliliği önemli ölçüde zayıflattı. Ovalarda alıç ağacı kalmadı. Derelerde ılgınlar, kamışlıklar, sazlıklar hep kül oldu. Binlerce zeytin ve harnup ağacı; binlerce dönüm orman ve makilik, "kolay çiftçilik" uğruna çıkarılan anız yangınları nedeniyle artık yok. Ovalarda kuşlar, sürüngenler, böcekler tükendi. On binlerce dönüm küskün, yorgun ve verimsiz toprakta, cılız arpalardan başka bitki neredeyse yok.
Uzun yıllardır acımasızca yakılan bu topraklarda aslında hayat yok... Umut yok, gelecek yok... Ve Çevre Danışma Kurulu'nun -çok geç kalınmasına rağmen- "anız yakmanın koşulsuz yasaklanması" önerisi; toprağa, doğaya ve insana ihanete artık "dur" diyebilmek için bir umut ışığı...