Taşocağı işletmecileri: Devlet, önümüzü açmalı

Ülkemizdeki yaklaşık 12 taşocağı işletmecisi, devlet ve hükümet yetkililerini, taşocakları ve özellikle ithal edilen taşocağı araç gereci ile ilgili uygulamaların sona erdirilmesi çalışmasına başlatmaya çağırdı.

Taşocakları Birliği Başkanı Metin Uluğ, taşocağı işletmecilerine teşvik verilmesi ile ilgili konularda İçişleri Bakanlığı ile Jeoloji ve Maden Dairesi'nin çalışma yapmasından dolayı bugün bir yerlere gelindiğini, ancak taşocağı işletmecilerinin özellikle KDV ile ilgili sorunlarının da bir an önce çözülmesi gerektiğini söyledi.

Uluğ, Ulusal Birlik Partisi döneminde geçici bir teşvik verildiğini ancak taşocağı işletmecilerinin tam teşvik kapsamına alınmadığını anımsatarak, 1991 yılından beri taşocağı işletmecilerine tam anlamıyla teşvik verilmediğini kaydetti.

Teşvik ile devletten, Kalkınma Bankası'ndan kredi alınmasının söz konusu olabileceğini ancak, taşocağı işletmecilerinin istediğinin bu olmadığını kaydeden Uluğ, işletmecilerin isteğinin yurtdışından ithal edilen malzeme, araç gereç ve teçhizata tüm sanayicilere uygulanan sıfır KDV uygulamasının yapılmasını beklediklerini ifade etti.

Uluğ, fon ve vergilerin alınmadığını, ülkede sanayici olarak yer aldıklarını ancak çevreye zarar verdikleri gerekçesiyle teşvik dışında bırakıldıklarını belirterek, şöyle konuştu:

"Çevreyi bozmak ayrı bir konu. Çevre bazında tartışılacak bir konu varsa o ayrı bir olay. Ancak Ekonomi Bakanlığı, ekonomiyi kalkındırmakla yükümlü. Çevreye zarar verdim diye beni sanayici sınıfından atarsan olmaz. Sanayici şu veya bu şekilde teşvik edilir değil mi? O zaman neden bizi sanayici sınıfından muaf tutasınız? Sanayici sınıfında olunduğu zaman yurtdışından mal getirdiğiniz zaman KDV ödemezsiniz, gümrük ve fon zaten yok, ama bunları da ödemezsiniz. Senelerdir bize yarı teşvik uygulaması yapılıyordu, yani yüzde 5 KDV öderdik, yüzde 2.2 Güvenlik Kuvvetleri fonu, yüzde 1.1 de rıhtım harcı öderdik."

Taşocağı işletmecileri, devletten kredi istemediklerini, özel bankalardan borçlanarak devletin talep ettiği makine ve araç gereci satın aldıklarını dile getiren Uluğ, devletten işletmecinin önünü açmasını istediklerini ifade etti.

Metin Uluğ, yasal kararlara rağmen yurtdışından ithal edilen araç-gereç ve makinelerden gümrük, fon ve harç alınmaması gerekirken, bunlara uyulmadığını söyledi.

Uluğ, İçişleri Bakanlığı'nın "tesisleri modernize edin, Güney Kıbrıs'a da mal satacak şekilde hazırlanın, teraslama sistemine geçin" dediğini ifade eden Uluğ, bunları kabul ettiklerini ve bu doğrultuda çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.

Uluğ, çevre bozukluğu olduğu konusunu kabul ettiklerini, ancak gerekli iyileştirmeleri yapmaya çalıştıklarını belirterek, iyileştirme yapılabilmesi için gerekli makineleri yurtdışından getirenler olduğunu ancak geçici izin alabildiklerini, ortadaki sorunu halen çözülmediğini ifade etti.

Taşocaklarında daha modern bir sisteme geçmeye çalıştıklarını ve her şeyin birbirine bağlı olduğunu kaydeden Uluğ, işletme sahipleri için ilk uygulanmasını talep ettikleri konunun da yasaların uygulamaya geçmesi olduğunu belirtti.

Uluğ, Güney Kıbrıs'a ihracatın denetimli mal sınıfına alındığını, ancak bu konuda kesin kararlar alınmasının daha doğru olduğunu, tek egemenlik ve birleşik bir Kıbrıs'tan söz edenlerin güney ve kuzey diye şimdi bir ayırım yapmasının yanlış olduğunu söyledi.

Kum ve çakıl ihracatının yasaklandığının söylendiğini ifade eden Uluğ, ihracatı yasakladık denilmesine rağmen, her hafta ülkemizden bir şirketin yurtdışına ihracat yaptığını kaydetti.

Ortada emsal teşkil eden bir konu olduğunu, ancak kendilerine izin verilmediğine değinen Uluğ, şöyle konuştu:

"Emsali olan bir şeyde anayasanın eşitlik ilkesi söz konusudur. O emsal her zaman için mahkemede bir kanıttır. İhalelerde de aynı sorun söz konusu. Ülkemizde yapılan ihalelerde Türkiye'den ihale alan şirketler buradaki taşocağı şirketlerinden daha fazla ve ucuza malı piyasaya satıyorlar. Birçok işletmeci makine yönünden ocaklarını geliştirme çalışması yapıyor ve bu şekilde devam ederse buradaki şirketleri olumsuz yönde etkileyecek. Tesisler yenilenip, gelişince Türkiye'den gelip ihale alan şirketler malzeme satmaya devam ederse buradaki taşocakları mal satamayacak. Bu yüzden ortada bir haksızlık söz konusudur."

Ülkemizde yeni ocak açılması için izin verilmediğini bildiklerini dile getiren Uluğ, buna rağmen, malzemenin yetersiz kaldığı konusunda yerli taşocaklarına baskı yapıldığını söyledi. Yerli firmaların yeni firma açılmasına karşı olduklarını, çünkü var olan firmaların büyümesi yönünde çalışma yaptıklarını belirten Uluğ, devletten de başkalarına ocak açma ruhsatı vermemesini talep ettiklerini söyledi.

"Önlem alınmazsa malzeme fiyatları artacak"

Taşocakları Birliği Başkanı Metin Uluğ, ülkede ruhsatlı olan ocakları yenilemek için bazı şirketlerin çalışma yaptığını kaydederek, taşocaklarına alınan yeni makineler nedeniyle maliyetlerinin yüzde 100 arttığını ve bu konuda tedbir alınmaması durumunda malzemelerde fiyat artışının kaçınılmaz olduğunu kaydetti.

Uluğ, taşocağı işletmecilerinin önündeki teşvik sorununun çözülmemesi durumunda, malzeme fiyatlarında ister istemez bir artış yapmak zorunda kalacaklarını dile getirerek, sorunlarının çözülmemesi durumunda tüm üyelerin alacağı bir karar ile satışı ve üretimi dahi durdurabileceklerini açıkladı.

Uluğ, ülkedeki piyasa açığını kapatmak ve malzeme yetiştirmek için daha çok çalıştıklarını da ifade ederek, tesislerin modernize edilmesi ile piyasanın daha da rahatlayacağını kaydetti.

Uluğ, taşocakları işletmecilerinin özellikle teşvik konusunda ve gümrük sorunlarının çözülmemesi durumunda üretim ve satışı durdurmak yönünde eylem yapabileceklerini de belirtti.

Uluğ, ülkede bütün sanayiciye teşvikler verilirken, taşocağı işletmecilerini dışta bırakmamaları gerektiğini söyleyerek, şöyle konuştu:

"Örneğin ben 18 bin sterline bir kaya kamyonu aldım ve bunu gümrükten geçirmek için 28 milyar 500 milyon TL ödedim, sırf bu muafiyet olmadığı için... Makineyi iki kez satın aldım sayılır. Bu memlekette kalkınmak istiyorsak artık bunları aşmamız lazım. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar gümrük ödemek nerede görüldü. Bir vagon-drill 200 bin eurodur ve bundan da yüzde 15 KDV isteniyor. Uzakdoğu ülkelerinden geldiği için gümrüğü var, Güvenlik Kuvvetleri ödemesi var. Geçici muafiyette yüzde 5 KDV ve yüzde 2.2 Güvenlik Kuvvetleri ödemesi yapılacak. Bu da bir yıllık süre içindir. Muafiyetiniz olsa, bunları da ödemezsiniz. Burada var olan yasayı bize uygulamıyorlar."

Sorunlarla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı ile görüşmeleri olduğuna da değinen Metin Uluğ, Jeoloji ve Maden Dairesi'nin söz konusu teşvikin verilmesi için çok uğraştığını ve sonuca ulaştığını ancak uygulanmadığını dile getirdi.

Uluğ, görüştükleri bakanlıkların gayet anlayışlı davrandığını ancak var olan yasanın bir an önce uygulamaya geçilmesi gerektiğini ifade etti.

 

"Güzelyurt deniz sahili başkasına verilmemeli "

Güzelyurt deniz sahilindeki yerli işletmecilere ait kum-çakıl ocaklarının kaynaklara zarar verildiği için devlet tarafından kapatıldığını belirten Uluğ, buraların başka bir firmaya verilmesinin son anda engellendiğini dile getirdi.

Uluğ,bu sahillerde kazı yapılmasının sakıncalı olduğunu söyleyen yetkililerin, buradaki malzemeyi işlemesi için bir başka firmaya vermemesi gerektiğini yineledi.

Uluğ, söz konusu bölgede az bir miktar malzeme bulunduğunu ve ileride burada kazı yapılmamasını engelleyemeyeceklerini sözlerine ekledi.

"Elektrik sorunu çözülmeli"

Taşocakları Birliği Başkanı Metin Uluğ, yıllardır elektrik sistemindeki aksaklıklardan dolayı taşocaklarının milyarlarca liralık zarara uğradığını da belirterek, sürekli elektrik kesintileri olduğunu, voltaj düşüklüğü bulunduğunu bu yüzden de büyük sorunlar yaşandığını söyledi.

Uluğ, Elektrik Kurumu'nun bölgede çalışma yaptığını ve 66 bin voltluk hat geçirdiklerini dile getirerek, bölgede kurulacak bir trafo merkezi ile bölgedeki elektrik sorununun ortadan kaldırılmasının söz konusu olacağını kaydetti.

Uluğ, bu trafonun yapılmaması durumunda ileride bölgedeki hiçbir taşocağının çalışma imkanı da bulamayacağını belirterek, bu konuda ilgililerin çalışma yapmasının önemli olduğuna değindi.

Alkaravlı: Taşocağı işletmecilerinin

sorunlarının çözülmesi için çalışmalar sürüyor

Jeoloji ve Maden Dairesi Müdürü Mustafa Alkaravlı, "taşocakları işletmecileri"nin imzasıyla hükümete yönelik yaptıkları çağrı ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, taşocağı işletmecilerinin 30 yıllık sorunlar birikimini ortaya koyduklarını ifade ederek, önceden teşvik sistemi kapsamında olan taşocaklarının bundan yararlanamadığından şikayet ettiklerini söyledi.

Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) kaynaklarında taşocaklarının sanayici olarak yer aldığını belirten Alkaravlı, teşvik dışı bırakılan taşocaklarının somut faaliyetlerini devam ettirmesi gerektiğini kaydetti.

Alkaravlı, Annan Planı sonrasında ülkemizde inşaat sektöründe patlama yaşandığını dile getirerek, taşocağı malzemelerinin özellikle Güney Kıbrıs'a ihracatı yapılması konusunda Bakanlar Kurulu'nun "denetimli mallar" adı altında ihracat yapılması ile ilgili çalışmaların devam ettiğini kaydetti.

Alkaravlı, ihracat konusunda süren çalışmaların neticelendirilmesi sonucunda ihracatın tamamıyla yasaklanması, kota uygulaması veya tamamıyla serbest bırakılmasının da söz konusu olabileceğini belirterek, bu konudaki çalışmaların sonuçlarını takip edeceklerini ifade etti.

 

"Ocak izni kimseye verilmedi"

Daire müdürü Alkaravlı, ülkemizde 1996 yılından beri hiçbir kimseye kırma-kum çakıl (agrega) taşocağı açma izni verilmediğini dile getirerek, bu konuda daireye yapılan dilekçeler bulunduğunu ancak, bunların değerlendirilme aşamasında olduğunu söyledi.

Alkaravlı, taşocağı işletmecilerinin teşvik sistemine dahil edilmesi için bir yıllık geçici süre veren devletin, bu konuda gerekli inisiyatifi sağlamaya çalıştığını ifade ederek, Bakanlar Kurulu'nda onaylanmasına rağmen KDV konusunda ilgili bakanlık bünyesinde çalışmaların devam ettiğini ve bu çalışmaların en kısa zamanda tamamlanarak bu sorunun da çözüleceğini kaydetti.

Öte yandan ülkemize klinker (çimento hammaddesi) getiren bir firmanın uzun bir süreden beri izinli olarak Türkiye'ye alçı taşı ihraç ettiğini belirten Alkaravlı, bu konuda gayri yasallık olmadığını söyledi.

Alkaravlı, Türkiye'den ihale alarak burada çalışan bazı firmaların iç piyasaya malzeme satması konusuna da değinerek, söz konusu sorunun ancak Karayolları Dairesi veya polisiye tedbirlerle önlenebileceğini dile getirdi.

Güzelyurt deniz sahilinde bulunan kapalı ocağın bir firmaya verilmesi konusunda da konuşan Alkaravlı, böyle bir müracaatın bulunduğunu ancak konunun değerlendirme aşamasında olduğunu kaydetti.

 

Bakanlar Kurulu kararı

"KKTC Resmi Gazete

Sayı: 91 Ek IV 23 Haziran, 2004

Sayı: 37

Karar numarası: T-944-2004

Jeoloji ve Maden Dairesi'nin onayı ile ithal edilecek araçlar

(Önerge No: 998/ 2004)

Bakanlar Kurulu, taşocaklarının teşvik kapsamına alınabilmesi ve gereken yasal düzenlemelerin yapılabilmesi için gereksinim duyulan bir yıllık süreç zarfında, taşocaklarının rehabilitesine yönelik Jeoloji ve Maden Dairesi'nin onayı ile yurtdışından ithal edilecek araç, gereç ve makinelerden gümrük, fon ve harç alınmamasına karar verdi. "