Talat: Rumlar beni karalamaya yöneldi
 

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, “Kıbrıs sorununu çözme düşüncesi olmayan Rum yönetimi ile karşı karşıya olduklarını” belirterek, “Kıbrıs sorununun çözümü konusunda eğer söz sahibi sadece biz olsaydık çoktan çözülmüştü” dedi.

Kendisine karşı Güney Kıbrıs’ta büyük bir karalama kampanyası yürütüldüğünü belirten Talat, “Kıbrıs’ın geleceğinde Türklerle Rumların birlikte yaşayacağına inandığını, haksız yere karalamaların doğru olmadığını” söyledi.

Talat, Ankara ziyaretinden özel bir beklentisinin olmadığını, görüş alışverişinde bulunulacağını ve bir çalışma ziyareti olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in kendisini KKTC Cumhurbaşkanı olarak resmen davet ettiğini kaydeden Talat, Cumhurbaşkanı Sezer’in dışında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’le görüşeceğini belirtti. Talat, TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın da kendisini telefonla arayarak, ziyareti sırasında “yurtdışında olacağını, bu yüzden görüşmelerde meclis başkan yardımcısının bulunacağını” söylediğini aktardı.

“Cumhurbaşkanı Sezer’in kendisine randevu vermediği ve ilişkilerin soğuk olduğu” yönünde basında çıkan iddia ve yorumların “doğru olmadığını” vurgulayan Talat, şunları söyledi:

“Sayın Sezer sonuçta davetini yaptı. Dolayısıyla ilişkilerin soğuk olması gibi bir şey söz konusu değil. Soğuk olmasını gerektirecek bir neden de yok. Niye olsun ki. Sonuçta bu ülkede, KKTC’de demokrasi var. Demokratik bir ülkede her şey halkın oyuyla belirlenir. Halkın oyuyla belirlenmiş her şeye de herkes saygı duyar. Bu yüzden bu, Türkiye Cumhuriyeti devletinin başı tarafından ancak takdir edilebilir. Dolayısıyla soğukluğa neden olacak herhangi bir şey görmüyorum. Basındaki yorum ve eleştirilerin hangi hususlara dayandırıldığını bildiğim için böyle konuşuyorum. Böyle bir şey söz konu değil.”

“EĞER SÖZ SAHİBİ SADECE BİZ OLSAYDIK”  

“Kıbrıs sorununun çözümü konusunda yakın gelecekte ne bekliyorsunuz?” sorusuna, “Kıbrıs sorununun çözümü konusunda eğer söz sahibi sadece biz olsaydık, çoktan çözülmüştü” karşılığını veren Cumhurbaşkanı Talat, şöyle devam etti:

“Ancak ne yazık ki Kıbrıs sorununu çözme gailesi olmayan, düşüncesi olmayan Rum yönetimi ile karşı karşıyayız. Bu nedenle de Rum yönetimi liderinin açıkça ifade ettiği gibi, ‘yeni bir Annan planına

yeni bir hayıra hazırım’ diye de pervasızca ifade ettiği gibi bir gerçekle karşı karşıyayız.”

“KARALAMA KAMPANYASI”

“Bana karşı Güney Kıbrıs’ta çok büyük bir karalama kampanyası yürütülüyor” diyen Talat, “O kampanyanın Kıbrıs Rum halkının kendiliğinden ürettiği düşüncelerle olmadığını, Rum liderliğinin ve

propaganda makinesinin yarattığı bir fırtına olduğunu” kaydetti “Kendi durumlarını değerlendirmeyi           Rumlara bırakmaya tercih ettiğini” ifade eden Talat, şöyle konuştu:

“Rum tarafında çok örgütlü siyasi bir yapı var. Rum yönetimi liderinin tutumunun Kıbrıs sorununu çözmeye ne kadar yönelik olduğuna Rum siyasi partileri ve Rum halkı karar versin. Benim o konuyla ilgili söyleyecek daha fazla bir şeyim yok. Ben gördüklerimi, bildiklerimi, anladıklarımı anlattım. Ancak ne yazık ki Rumlar çeşitli biçimlerde istismar edildi ve aleyhime bir kampanyaya dönüştürüldü. Ben Kıbrıs’ın geleceğinde Türklerle Rumların birlikte yaşayacağına inanıyorum. Dolayısıyla da haksız yere karalamaların doğru olmadığını düşünüyorum.”

Talat, pozisyonlarını gayet açık ve net olarak ortaya koyduklarını ve barış elini uzattıklarını, bu elin sürekli olarak açık duracağını söyledi.

AB KOMİSYONU’NUN “KIBRIS” TEMSİLCİSİ

AB Komisyonu’nun “Kıbrıs” temsilciliğine Rum Temis Themistokleus’un atanmasıyla ilgili olarak AB Komisyonu’na mektup yazacağını bildiren Cumhurbaşkanı Talat, gazeteci olan Themistokleus’un meslek yaşamı boyunca Kuzey Kıbrıs’a hiç geçmediğini ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un çözümsüzlük kampanyasının güçlü elemanlarından biri olduğunu kaydetti.

AB Komisyonu’nun Kıbrıs’taki olağanüstü şartları ve çözümsüzlüğü çok iyi bildiğini, bunun için tüzükler hazırladığını, ancak bunları bile bile bir Kıbrıslı Rumu atadığını kaydeden Talat, şöyle konuştu:

“Papadopulos’un çözümsüzlük kampanyasının güçlü elemanlarından birisini atıyor. Yani Kıbrıs Türk toplumuna olumlu bakışı olan, Kıbrıs sorununun çözümünü isteyen, uzlaşma isteyen, güç paylaşımı arzulayan bir ismi değil, Kıbrıslı Türklerle diyalog kurabilecek birisini değil, tam karşıtını atıyor. Onu da bir tarafa bırakın, meslek hayatında, gazeteci olarak, Kuzey’e hiç geçmemiş. Kıbrıs’ın ekonomisini izleyecek, bunu AB Komisyonu’na bildirecek, AB Komisyonu’nu burada temsil edecek... Kıbrıslı Türklerle temas kurmaktan meslek yaşamı boyunca da kaçmış birisi. Yani bu çok garip bir durumdur. AB Komisyonu açısından talihsiz bir durumdur.”

“TAPULARIN İPTALİ SÖZ KONUSU DEĞİL” 

Cumhurbaşkanı Talat, “1974’ten sonra verilen tapuların iptal edileceği yönünde Kıbrıs Türk basınında bazı iddialar çıktığının” anımsatılarak görüşlerinin sorulması üzerine, “Böyle bir şey yapmak, normal bir politik adım olamayacağı gibi, aslında aklını peynir ekmekle yemek demektir” dedi.

“Tapuların iptalinin söz konusu olmadığını, ekonomiyi çökertecek böyle bir propagandanın, ancak Kıbrıs Türk halkını sevmeyenler tarafından yapılabileceğini” kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, şöyle konuştu:

“Tapuların iptali nasıl bir prosedürle gerçekleşebilir, doğrusu ben bilmiyorum. Büyük bir hukuki zemin değişikliği gerekli. O hukuki zemin değişikliği Annan planıyla olurdu, o da iptal olmazdı, yeni bir hukuki rejime dönüştürme olurdu şu andaki mevcut hukuki durumu. Dolayısıyla böyle bir şeyi bugünkü anayasamız ve hukuki yapımız içinde düşünmek dahi abesle iştigaldir, kimse kusura bakmasın. Hele bu propagandaya katkı yapan anlı şanlı, eski ve yeni politik çevreleri de doğrusu anlamakta zorlanıyorum. Böyle bir şey söz konusu değil, olamaz. Anayasanın değişikliğiyle dahi olacak bir durum değil.

Dolayısıyla ekonomimizi zora sokacak, hatta çökertecek olan, bir tarafı huzursuz edecek olan böyle bir propaganda, ancak Kıbrıs Türk halkını sevmeyenler tarafından yapılabilir. Maalesef buna bilmeden

alet olanlar da çok kötü bir iş yapıyorlar. Demokratik yollarla seçilmiş ne bir hükümet ne de bir cumhurbaşkanı böyle bir şey yapabilir. Ne de demokratik rejimimiz böyle bir şeye izin verir.”