Talat, Denktaş’tan görevi devraldı

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın 11 Kasım 2002’de taraflara sunduğu ve üzerinde yapılan görüşmelerle dört kez değiştirilerek, beşincisinin Kıbrıs’ta Türk ve Rum halklarının onayına sunulduğu 24 Nisan referandumunun üzerinden bir yıl geçti.

Referandum öncesi yaşanan yoğun propaganda sürecinde, Rum lider Papadopulos ve KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, plana “hayır” diyeceklerini açıkladı. KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, halkın plana “evet” demesi yönünde propaganda yaptı.

Yoğun propagandanın yapıldığı ve Kıbrıslı Türklerin “evet” demesi halinde dünyada yalnız bırakılmayacakları yönünde vaatlerde bulunulan referandum, 24 Nisan 2004’te Kıbrıs’ın iki kesiminde eş zamanlı yapıldı.

Referandum sonucunda, KKTC’den güçlü “evet”, Rum kesiminden de güçlü “hayır” sonucu çıktı.

KKTC’de plana yüzde 64.91 “evet”, yüzde 35.09 “hayır” denildi. Kıbrıs Rum kesiminden de yüzde 24.17 “evet”, yüzde 75.83 “hayır” sonucu çıktı.

Referanduma KKTC’de yüzde 84.35, Güney Kıbrıs’ta da yüzde 96.53 katılım oldu.

Referandumda Rumların “hayır” demesiyle Annan planı uygulamaya girmedi. Rumlar, 1 Mayıs’ta Avrupa Birliği’ne resmen dahil oldu.

Referandumun üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, verilen sözlerin yerine getirilmesi ve izolasyonların kaldırılması yönünde tatmin edici somut gelişmeler olmadı.

GÜL: KIBRIS TÜRKLERİ REFERANDUMDA, UZLAŞMAZ OLMADIKLARINI DÜNYAYA KANITLADI

Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, geçmişte uzlaşmazlıkla, çözüm istemeyen taraf olmakla suçlanan Kıbrıs Türklerinin, bu suçlamaların gerçek olmadığını referandumda Annan Planı’na “evet” diyerek kanıtladıklarını vurguladı. Gül, bunun Kıbrıs Türkleri için önemli bir kazanım olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türklerine verilen sözler bulunduğunu belirten, ancak bunların yerine getirilmediğine, ambargoların henüz kalkmadığına işaret eden Gül, “Kıbrıs Türklerine verilen sözler vardır. Bugün dünyada utanç olan ambargo Kıbrıs Türklerine uygulanmaktadır. Bunun sona ermesi gerekir. Bunun sona ermesi için şüphesiz ki henüz yeterli adımlar atılmamıştır. Bazı olumlu gelişmeler söz konusu ise de, henüz daha beklenen adımlar atılmamıştır, verilen sözler yerine henüz getirilmemiştir” dedi.

Kıbrıs Türklerine bu noktadan sonra hiç kimsenin Kıbrıs konusunda suçlamada bulunamayacağının  altını da çizen Bakan Gül, “Top artık Kıbrıs Türklerinde değil, diğer taraftadır” diyerek, Rum tarafının da uzlaşmanın Avrupa kültürü olduğunu, bugünkü çağdaş dünyanın değerlerinden bir parça olduğunu görerek, adım atması gerektiğini söyledi.

TAK muhabirinin “referandumun ardından bir yıl geçmesine karşın uluslararası topluluğun Kıbrıs Türklerine verdiği sözleri yerine getirmemesini TC Hükümeti olarak nasıl değerlendirdiklerini” sorması üzerine şöyle dedi:

“SAHTECİLİK VE ÖNEMLİ KAZANIM”

“Sizin de söylediğiniz gibi, referandumdan bu yana bir sene geçti. Bir sene önce ne olmuştu? Aslında olan en önemli şey şudur:

Bütün dünyada, Kıbrıs’ın haritada yerini bilmeyenler dahil, Kıbrıs Türklerini devamlı surette uzlaşmazlıkla suçlarlardı. Kıbrıs Türklerinin uzlaşmaz olduğunu, kavgacı olduğunu, çözüm istemediğini, Kıbrıs Türklerinin çağdaş değerlerin farkında olmadığını, ama buna rağmen Kıbrıs’taki Rumların ise barışçı, uzlaşıcı, çözümcü olduğunu bilirlerdi... Ve böyle bir sahtecilik dünyada devam ediyordu.

Bir sene önce Kıbrıs Türkleri bütün dünyaya bunun gerçek olmadığını ispatladılar. Yıllardır bunun zaten böyle olmadığını, başta Sayın Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş olmak üzere, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tüm liderleri, önderleri, sorumluları, bakanları bütün dünyaya anlatmak için uğraşırlardı, ama dünya buna hep kulak kapatırdı.Bir sene önce Kıbrıs Türkleri, bunun böyle olmadığını anlattılar ve tabii bütün dünya da şok oldu. Çünkü bütün dünya buna gerçekten inanmıştı, aldatılmışlığın farkına vardı.

Bu dolayısıyla Kıbrıs Türkleri için önemli bir kazanımdı.”

“KIBRIS TÜRKLERİNİN BU SAATTEN SONRA YAPACAĞI BİRŞEY YOK”

Kıbrıs Türklerine bu noktadan sonra hiç kimsenin Kıbrıs konusunda suçlamada bulunamayacağının altını çizen Bakan Gül, “Top artık Kıbrıs Türklerinde değil, diğer taraftadır” diyerek, Rum tarafının da uzlaşmanın Avrupa kültürü olduğunu, bugünkü çağdaş dünyanın değerlerinden bir parça olduğunu görerek, adım atması gerektiğini söyledi. Rum tarafından beklentilerinin bu olduğunu kaydeden Gül, şöyle devam etti:

“Kıbrıs Türklerinin bu saatten sonra yapacakları birşey yoktur, çağrılarını zaten yapmışlardır.

Şüphesiz ki dünya buna kulak vermektedir, şüphesiz ki dünyanın artık çağrı yapacaksa, çağrıyı başka tarafa yapması gerekir.

Bu bağlamda her kurumun, her ülkenin, her bireyin kredibilitesi de ölçülüyor, inanılırlığı, güvenilirliği, sözlerinin sadakatı, bütün bunlar da test ediliyor.

Dolayısıyla Kıbrıs Türklerine verilen sözler vardır. Bugün dünyada utanç olan ambargo Kıbrıs Türklerine uygulanmaktadır. Bunun sona ermesi gerekir. Bunun sona ermesi için şüphesiz ki henüz yeterli adımlar atılmamıştır. Bazı olumlu gelişmeler söz konusu ise de, henüz daha beklenen adımlar atılmamıştır, verilen sözler yerine henüz getirilmemiştir.

“KIBRIS TÜRKLERİ ŞİMDİ DAHA GÜÇLÜ”

Kıbrıs Türkleri, şimdi haklı davalarını çok daha güçlü ve kuvvetli bir şekilde takip edeceklerdir. Şüphesiz ki onların bu mücadelesinde Türkiye olarak biz de elimizden gelen desteği ve çabayı vereceğiz.”