Soyer: "Papadopulos-Annan görüşmesinde tutarsızlıklar var"
 

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Annan-Papadopulos görüşmesine işaret ederek, görüşmeden sonra taraflarca yapılan 3 ayrı basın açıklamasında tutarsızlıklar bulunduğunu vurguladı.

Kıbrıs Türk halkının, 24 Nisan referandumunda "evet" derken askersizleştirmeye de "evet" dediğini belirten Soyer, Annan Planı'na  karşı "hayır" kampanyası açan Papadopulos'un dolayısıyla askersiz-leştirmeye de "hayır" dediğinin unutulmaması gerektiğini vurguladı. Soyer, mayınların adadan arındırılması çalışmalarının da başarıyla devamını sağlayanın Türk tarafı olduğunu belirtti.

Rum liderliğinin; Annan-Papadopulos görüşmesini, "olası yeni bir müzakere sürecinin çerçevesi ve parametreleri konusunda Sekretarya ve Rum tarafı arasında Kıbrıs Türk tarafının yokluğunda bir uzlaşmaya varıldığı" şeklinde kullanarak yanlış haberler yaydığına da işaret eden Başbakan Soyer, doğal olarak, Kıbrıs Türk tarafının bulunmadığı bir ortamda bu konular üzerinde mutabakata varılmasının mümkün olmadığına vurgu yaptı.

Görüşmeden sonra yapılan ortak açıklamada Mağusa'nın ayrı bir konuymuş gibi sunulmaya çalışılmasının kabul edilemeyeceğini kaydeden Soyer, Rum Yönetimi'nin uzlaşmaz olduğunu açıkça ortaya koymayan açıklamaların, soruna BM şemsiyesi altında kapsamlı çözüm bulunması çabalarını olumsuz etkileyeceğini ve Papadopulos'un uzlaşmaz tutumunu sürdürmesine yardımcı olacağına dikkati çekti. Başbakan konuyla ilgili açıklamasında şöyle dedi.

 

"AÇIKLAMALARDA BÜYÜK FARKLILIKLAR…"

"Bilindiği üzere, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tassos Papadopulos, 28 Şubat 2006 tarihinde Paris'te görüşmüştür. Bu görüşmenin ardından sırasıyla BMGS Sözcülüğünce ortak bir basın açıklaması yapılmış, Annan ve Papadopulos gazetecilerin sorularını yanıtlamış ve BMGS Sözcü Yardımcısı da ayrıca başka bir basın açıklaması yapma gereğini duymuştur.

Dikkatle incelendiğinde, bu üç metnin ton ve içerik açısından büyük farklılıklar taşıdığı görülmektedir. Ortak açıklamada, Rum tarafının olumsuz tutumu nedeniyle yıllardır çözümsüz kalan günlük hayata ilişkin çeşitli konuların teknik bir çerçevede iki taraf arasında ele alınması amacıyla Kıbrıs Türk tarafı olarak yaptığımız çağrıların bir sonucu olarak oluşturulması kararlaştırılan komitelere atıfta bulunulmaktadır. Ancak bu teknik içerikli komitelerin kapsamlı görüşmelerin yerini tutamayacağı ve bu şekilde yansıtılamayacağı hususundaki anlayışımızın en üst seviyede BM'ye açık bir şekilde iletilmesine ve bu anlayışımızın BM tarafından da paylaşıldığının bize söylenmiş olmasına rağmen, ortak basın açıklamasında; teknik seviyede ele alınacak olan meselelerin kapsamlı görüşmeler sürecinin bir parçası olarak sunulması, taraflar arasında bu hususta varılan uzlaşıyı doğru ve tam olarak yansıtmamaktadır."

 

"ASKERSİZLEŞTİRME BÜTÜNLÜKLÜ ÇÖZÜMÜN PARÇASI"

Kıbrıs Türk halkının, 24 Nisan referandumunda bütünlüklü çözüm için "evet" derken, askersizleştirmeye de bu kapsamda "evet" dediğinin unutulmaması gerektiği kaydeden Başbakan Soyer, halkına yanlış bilgiler vererek referandumda "hayır" kampanyası açan Papadopulos yönetiminin askersiz-leştirmeye de, "hayır" dediğinin gözden uzak tutulmamasını istedi. Soyer, adanın mayınlardan arındırılması çalışmalarının başarı ile devamını sağlayanın Kıbrıs Türk tarafı olduğunu, dolayısıyla askersizleştirmenin bütünlüklü çözümün parçası olduğu gerçeğinin gözden kaçırılmaması gerektiğini vurguladı.

 

MAĞUSA KONUSU VE AÇIKLAMALARDA TUTARSIZLIK

"Ortak açıklamada ayrıca, diğer unsurların yanı sıra, kapsamlı bir çözümün parçası olan adanın askersiz-leştirilmesi konusuna bu çerçeve dışında yapılan atıf ve BM gündeminde hiçbir zaman yer almayan 'Mağusa'nın bir konuymuş gibi sunulmaya çalışılması da kabul edilemezdir" diyen Başbakan Soyer, Mağusa bağlamında dile getirilebilecek tek hususun; limanın, diğer deniz ve havalimanlarıyla birlikte, biran önce doğrudan ticarete açılması beklentisi olduğunu belirtti. 

Soyer, BMGS Sözcü Yardımcısı tarafından bilahare yapılan açıklamada, Mağusa ve nöbetçilerin birbirlerinden uzaklaştırılması konularına yer ve-rilmemesinin, açıklamalar arasındaki tutarsızlığı daha da pekiştirdiğini söyledi.

 

"GENEL SEKRETER PAPADOPULOS'U SAMİMİ BULMADI"

Soyer, Annan'ın açıklamalarına işaret ederek, Genel Sekreter'in açıklamalarından Papadopulos'un samimiyetinden tatmin olmadığının anlaşıldığını belirtti. Başbakan şöyle dedi:

"BM Genel Sekreteri'nin basın mensuplarının sorduğu sorulara verdiği yanıtlarda,  Papadopulos'un Annan'ın en kısa sürede bir özel danışman ataması yönündeki talebini, 'zaman uygun olduğunda atayacağım' cevabı vermek suretiyle reddetmesi, söylenenlerle yapılanlar arasında farklılıklar bulunduğunun altını çizmesi ve ancak irade bulunması durumunda olumlu gelişme-ler olabileceğini ifade etmesi, BM Genel Sekreteri'nin Papadopulos'un ortaya koyduğu argümanlarda samimi olduğu konusunda tatmin olmadığının açık bir göstergesidir.

Ayrıca, Genel Sekreter'in önümüzdeki dönemde yeni bir Kıbrıs Özel Danışmanı atanması için zamanın uygun olduğunu değerlendirmesi durumunda, teamüller gereği ve bundan önceki uygulamalarla uyum içerisinde tüm ilgili taraflarla bu konuyu istişare edeceğini hatırlatmakta yarar görmekteyiz."

 

"ANNAN YETERİNCE BİLGİLENDİRİLMEDİ"

Söz konusu görüşme sonrası, özellikle yapılan iki açıklama arasındaki önemli farklılıkların, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs konusundaki gelişmeler ile tarafların tutum ve hassasiyetleri konusunda yardımcıları tarafından yeterince bilgilendirilmediği hususundaki kanılarını pekiştirdiğini belirten Soyer, "Bu tür çelişkili ve muğlak ifadeler içeren ve kapsamlı müzakerelere başlanamamasının asıl sebebinin Rum yönetiminin uzlaşmaz tutumu olduğunu açıkça ortaya koymayan açıklamaların, Kıbrıs sorununa BM şemsiyesi altında kapsamlı bir çözüm bulunması yönündeki çabaları olumsuz yönde etkilemesinin ve Rum lideri Papadopulos'un uzlaşmaz tutumunu sürdürmesine yardımcı olmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

"KIBRIS TÜRK TARAFININ OLMADIĞI BİR ORTAMDA…"

Soyer, ayrıca, Rum parlamento seçimleri arifesinde, bu tarz açıklamaların Rum liderliğince iç siyasete yönelik olarak Rum halkını yanıltmak amacıyla suistimal edilmesinin de beklenmesi gerektiğini belirterek, Rum liderliğinin, "hali hazırda bu toplantıyı olası yeni bir müzakere sürecinin çerçevesi ve parametreleri konusunda Sekretarya ve Rum tarafı arasında Kıbrıs Türk tarafının yokluğunda bir uzlaşmaya varıldığı" şeklinde kullanarak, yanlış haberler yaydığını kaydetti. Soyer, doğal olarak, Kıbrıs Türk tarafının bulunmadığı bir ortamda bu konular üzerinde mutabakata varılmasının mümkün olmadığını ifade etti. Soyer şöyle dedi:

 

"TEK TARAFLA GÖRÜŞEREK PARAMETRE DEĞİŞEMEZ"

"Genel Sekreter'in sadece taraflardan biriyle yapmış olduğu bir toplantı sonucunda Kıbrıs sorununun ve müzakere çerçevesinin ana parametrelerinin değiştirilmesi söz konusu olamaz ve müzakerelere başlanabilmesi yönünde gerçek bir adım atılabilmesi ancak Kıbrıs Türk ve Rum tarafının BM Genel Sekreteri'nin İyi Niyet Misyonu çerçevesinde bir araya gelerek belirli prosedürsel ve içeriğe yönelik konularda görüş birliğine varılmasıyla mümkündür.

Bu vesileyle, Kıbrıs Türk tarafı olarak Annan Planı çerçevesinde ve BM gözetimi altında sürdürülecek yeni bir müzakere sürecine hazır olduğumuzu bir kez daha vurgularken, ilgili tarafların ve özellikle BM'nin görüşme masasından kaçan Rum tarafının istismarına açık olabilecek açıklamalar yapmaktan kaçınması gerektiğini bir daha hatırlatmakta fayda görmekteyiz."