Soyer: Yakında meydanlardayız
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs Türk halkının yakında meydanlara çıkarak Kıbrıs’ta çözümü ve AB’ı istediğini, demokratik bir taleple 24 Nisan iradesinin arkasında durduğunu göstereceğini belirtti.
Başbakan Soyer, Kıbrıslı Türkler’in meşru olarak kabul etmediği bir yönetimin kendini AB’a ve dünyaya, onların hükümeti olarak tanıtma gayretinin yanlışlığını göstereceğini ifade etti.
Erdoğan Özbalıkçı kabulde, başbakana Makarios Drusiotis’in kitabında yer alan ve Dillirga köylerine 1964’de Kıbrıslı Rumlar tarafından yapılan saldırılarla ilgili ilgi ve belgelerin kullanıldığı “Mansura-Kokkina Krizi” adlı bölümün türkçe metnini sundu.
ÖZBALIKÇI: SORUNLARIMIZA ÇÖZÜM BEKLİYORUZ
7-8 Ağustos’ta Erenköy’de törenler olduğunu ve hatırlandıklarını ancak bundan memnun olmadıklarını belirten Dillirgalılar Dayanışma Derneği Başkanı Erdoğan Özbalıkçı, 1964’den beri devam eden sorunlarına önceki yöneticilerin eğilmediğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı ve başbakanın desteklerine teşekkür eden Özbalıkçı, “İlk defa Dillirga olayları Kıbrıs Türkleri’nin 1964’den doğan haklılığı toplumun içinde tartışılmaya başlandı” dedi.
Bakanlar Kurulu’nda Dillirga olayının yeniden ele alınıp Kıbrıs Türkleri’nin yok edilmesi direktifini veren “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin ilk işgalci olduğunu göstererek Dillirgalıların haklarının uluslararası alanda savunulmasını isteyen Özbalıkçı, Makarios Drusiotis’in kitabında Kıbrıslı Türkler için iki önemli cepten bahsedip Lefkoşa-Ağrıdağ ve Dillirga ceplerinin düşmesi durumunda Kıbrıslı Türkleri’nin direnişinin kırılacağı düşünülerek planların uygulandığının yazdığını anlattı.
“Milliyetçi çizgiye düşmeden sadece hukuksal, siyasal haklarımızı aramada bize yardımcı olmalarını talep ediyoruz” diyen Özbalıkçı, uluslararası hukuğun verebileceği şans ve bireylerin tercihleri doğrultusunda sorunlarının çözülmesini istedi.
Erdoğan Özbalıkçı, “İki net çizgi var. Dillirga’nın Türk idaresi altında bir birim olarak geleceğe taşınması, bazı arkadaşlarımız da Karpaz bölgesinde bir yaşam kurma olayını düşünüyorlar. Her ikisine de saygılıyız. Her ikisi için de yardım istiyoruz” dedi.
SOYER: HÜKÜMET, GÜNEY’DEKİ MÜLK TECAVÜZÜYLE İLGİLİ HUKUKİ VE SİYASİ DURUŞUNU GELİŞTİRECEK
Makarios Drusiotis’in kitabının Türkçe metnini okuduğunu belirterek sözlerine başlayan Başbakan Ferdi Sabit Soyer, kitapta ilginç bilgiler olduğunu söyledi.
Bu kitabın, ilgili yazarın Kıbrıs Türk halkının 24 Nisan referandumu ile yarattığı devinim ile Kıbrıs Rum toplumunun kendini sorgulama çerçevesindeki katkısının sonucu olduğunu belirten Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs sorununun çözümünde Kıbrıs Türk halkının haklı ve meşru bir zeminde olduğunu kaydetti.
Bugünlerde Türkiye’nin AB süreci ile ilgili olarak Kıbrıs sorununu meze haline getirme girişimleri olduğunu vurgulayan Soyer, buna karşı olduklarını, Türkiye’nin AB sürecinin önüne Güneyde’ki yönetimi tanıması ve buna bağlı koşullar konmasının demokratik ve insani hiçbir yanı olmadığını söyledi.
1964’te gaspedilen Dillirga ve diğer birçok sorunu, özellikle Kıbrıs Cumhuriyeti’ni gaspetmeyle oluşan bu hükümeti, herşeyden önce tanımayanın Kıbrıs Türk halkı olduğunu kaydeden Soyer, “Kıbrıs Türk halkı Papadopulos yönetimini bu iki toplumlu anayasaya darbe ile oluşturulan yapının hükümeti olarak görüyor. Bu hükümeti Kıbrıs Türkü kendi hükümeti olarak tanımıyor” dedi.
Soyer, hükümetin, cumhurbaşkanıyla birlikte 1964’ten 1974’e ve 1974 sonrası da güneyde Kıbrıs Türklerinin haklarına ve mülklerine tecavüzlerle ilgili hukuki ve siyasi duruşunu geliştireceğini belirtti.
Ferdi Sabit Soyer, “Dillirga’da yapılan yıkımı ve diğer başka unsurları hukuk bağlamında ileriye götürmek isteyen bütün insanlarımıza manevi yönden destek olmayı sürdüreceğiz” dedi.
Erenköy’de yaşayan insanların birbirleriyle tartışıp zıtlaşmasının sıkıntı yaratabileceğine de dikkat çeken Soyer, bu konuda uzlaşma sağlanacağına inandığını söyledi.
Kıbrıs Türk halkının yakında meydanlara çıkarak Kıbrıs’ta çözümü ve AB’ı istediğini, demokratik bir taleple 24 Nisan iradesinin arkasında durduğunu göstereceğini ifade eden Başbakan Soyer, AB’a ve dünyaya kendisinin meşru olarak görmediği bir yönetimi hükümeti olarak tanıtma gayretinin yanlışığını göstereceğine olan inancını da belirtti.