Çözümsüzlüğe, Slovak-Çek Modeli

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Rum tarafının Kıbrıs konusundaki uzlaşmaz tutumunun sürmesi halinde, Kıbrıslı Türklerin  alternatif çözüm arayışları içine gireceği uyarısında bulunarak, "olasılıkla bunlardan biri de, Slovak ve Çek modelidir. Bunun adına, 'ayrılıkla birlikte gelen birleşme' de diyebiliriz. Devleti paylaşamıyorsak, adayı paylaşacağız ve ardından da Avrupa içinde yeniden birleşeceğiz" dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Denktaş, Kıbrıs konusuna duyduğu büyük ilgiyle ve arabuluculuğuyla tanınan, uluslararası topluluk içerisindeki saygınlığı her geçen gün artan BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi Slovakya'daki temaslarını sürdürüyor.

Denktaş, "Türkiye'nin Avrupa Birliği Süreci Perspektifi ve Kıbrıs Sorunu" konulu raporla gündeme gelen sivil toplum örgütü Slovak Dış Politika Derneği'nin (SFPA) davetlisi olarak bulunduğu başkent Bratislava'da, "Kıbrıs'ta Anlaşmanın Geleceği" konulu konferans verdi.     

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Avrupa Parlamentosu'ndan bazı milletvekilleri, Slovakyalı politikacı ve bürokratlar ile yabancı ülke misyon şefleri ve bilim adamlarının hazır bulunduğu konferans sonrasında, kendisine yöneltilen soruları da yanıtladı.

Denktaş, yoğun ilginin olduğu konferans sırasında, Kıbrıs konusunda ayrıntılı bir sunum yaparak, son gelişmeler üzerinde durdu.

 

"TAM BİR ÇIKMAZ VAR"

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye hükümetlerinin çözüme yönelik katkı ve çabalarına işaret ederek, bunun süreceğinin altını çizen Denktaş, ancak adada varolan çıkmazın aşılması için Rum tarafının da iyi niyet göstermesi gerektiğini vurguladı.

Kıbrıslı Türklerin, 24 Nisan 2004'te adanın her iki tarafında eş zamanlı gerçekleştirilen  referandumda Annan Planı'na "evet" dediğini, ancak Rum tarafından çıkan "güçlü hayır" nedeniyle Kıbrıs konusunda çözüme ulaşılamadığını belirten Denktaş, Güney Kıbrıs'ta bu ay yapılacak seçimler nedeniyle Rum siyasilerde şoven görüşlerin daha da hakim olduğunu ifade etti.

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un önceki gün yaptığı bir açıklamaya atıfta bulunarak, Rum liderin, halkından, referandumda çıkardığı "hayırı" daha da güçlendirmesi çağrısında bulunduğuna işaret eden Denktaş, "Papadopulos, 24 Nisan referandumunda 'hayır' diyenlerin sesinin, milletvekilliği seçimlerinde daha gür çıkması gerektiğini söyledi. Papadopulos, halkına çağrısında 'OHİ'ye oy verin…' diyor' " şeklinde konuştu ve şöyle dedi:

"Rum tarafının Kıbrıslı Türkleri siyasi eşit ortak olarak kabul etmemesi, bizimle güç paylaşımına gitmeyi reddetmesi nedeniyle, adada siyasi eşitliğe dayalı, iki bölgeli, iki toplumlu bir çözüme ulaşamı-yoruz. Biz, Rum tarafı ile güç paylaşımına varız, anlaşmaya varız, ancak önce siyasi eşit haklarımıza ve toprak bütünlüğümüze saygı bekliyoruz."

Referandumun ardından ortaya çıkan çıkmazın, iki yıldır sürdüğüne işaret eden Serdar Denktaş, şöyle devam etti:

"Kıbrıs sorunu hiçbir yöne gidemiyor, tam bir çıkmaz var. İki halk arasında güven sağlayıcı önlemleri hayata geçirme konusunda bile, iki halkın her gün karşılaştığı sıradan ve basit sorunları çözme hususunda dahi gayrı resmi de olsa iki taraf arasında işbirliği yok. Rum tarafı, el sıkışmamızın bile KKTC'yi tanıyacakları anlamı taşıyacağı endişesi içinde hareket ediyor. Siyasi tanıma endişelerini artık bir kenara bırakarak, hep birlikte Kıbrıs'ın geleceği için çalışabileceğimiz bir ortamın sağlanması için gayret göstermelidirler."

Denktaş, Rum tarafının sergilediği uzlaşmaz tavır nedeniyle adada çözüm olmayacağı inancının, Kıbrıs Türk halkında her geçen gün artmakta olduğuna dikkat çekti ve başta Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası topluluğa, Rum tarafını anlaşma için teşvik etmesi çağrısı yaptı. Serdar Denktaş, AB ile uluslararası topluluğa şu uyarı ve göndermelerde de bulundu:

 

"AB VAZGEÇMELİ AKSİ TAKTİRDE…"

"Tasos Papadopulos, Avrupa Birliği'nde Kıbrıslı Türkleri temsil etmiyor, Kıbrıslı Türkler adına ne AB platformlarında ne de diğer uluslararası platformlarda söz söyleme hakkı var. Papadopulos, eğer Kıbrıslı Türkleri eşit siyasi ortak olarak kabul etmeye, Kıbrıslı Türk kimliğimizi korumaya devam edeceğimiz ve azınlık haklarına asla razı olmayacağımız gerçeğini reddetmemeye ikna edilmezse, Rumlar uzlaşmaya yanaşmayacaklardır. Uluslararası topluluk ve Rum tarafını üye kabul etmekle yaptığı büyük hatanın farkında olan AB, Papadopulos'un inadını, ancak kendisine 'sizin Kıbrıslı Türkler üzerinde söz söyleme hakkınız yok" demekle kırabilir.

Biz, Kıbrıslı Türkler olarak referandumda Annan Planı'na 'evet' dememize karşın, dışarıda soğukta bırakılan, cezalandırılan taraf olduk, AB tarafından aldatıldık. İnsanlık dışı ambargolar hala daha sürü-yor, verilen tüm sözler havada kaldı, AB'nin Doğrudan Ticaret Tüzüğü rafa kaldırıldı, Mali Yardım Tüzüğü ise belirsiz bir hale sokuldu.

AB, izlemekte olduğu hatalı Kıbrıs politikasından artık vazgeçmelidir. Aksi taktirde adada anlaşma olmayacaktır."

 

AYRILIK VE AB İÇİNDE BİRLEŞME  

Papadopulos'un osmosis temelinde yürüttüğü uzlaşmaz tutumu ve AB'nin buna çanak tutan yanlış politikasının sürmesi halinde, ayrılığın kalıcı hale     gelerek perçinleşeceği uyarısında bulunan Dışişleri Bakanı, Başbakan Yardımcısı Denktaş, adada uzlaşmanın formüllerinden birinin, Slovakya ile Çek Cumhuriyeti'nin 1 Ocak 1993'te anlaşarak barışçıl biçimde Çekoslovakya'yı tarihe gömen büyük kararının, Kıbrıs Türk ve Rum taraflarınca hayata geçirilmesi olduğunun altını çizdi. Denktaş, bunun Kıbrıs'ın geleceği olduğunu ve bu gerçeği tüm ilgili tarafların artık görmesi gerektiğini de söyledi. Denktaş, şöyle konuştu:

"Rum tarafı, tıpkı Slovaklarla Çekler’de olduğu gibi, Kıbrıs'ta da iki ayrı dine, iki ayrı dile ve iki ayrı kültüre sahip iki halk bulunduğunu, bu iki halkın iki ayrı ulustan varolduğunu ve bu adanın siyasi açıdan eşit iki sahibi olduğunu anlamalıdır.

Slovaklar ve Çekler örneğinde olduğu gibi, barışçıl şekilde ayrılık ve bunun adından AB içinde birleşme, en makul çözüm yoludur. Rum tarafının Kıbrıs konusundaki uzlaşmaz tutumunun sürmesi halinde, Kıbrıslı Türkler alternatif çözüm arayışları içine girecektir. Olasılıkla bunlardan biri de, Slovak ve Çek modelidir. Bunun adına, 'ayrılıkla birlikte gelen birleşme' de diyebiliriz. Devleti paylaşamıyorsak, adayı paylaşacağız ve ardından da Avrupa içinde yeniden birleşeceğiz.

Kıbrıs'ta varolan çıkmaz, belirsizlik, artık aşılmalıdır. Her defasında iyi niyet gösteren Kıbrıs Türkü’nün artık bekleme lüksü kalmadı..."