Serdar Denktaş'ın öfkesi
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş dün düzenlediği basın toplantısında, yeniden hapse giren kayınpederi Salih Boyacı'yı savunarak herkese öfke kustu. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Salih Boyacı ile ilgili düzenlediği basın toplantısında adeta öfke saçtı.
Serdar Denktaş, dün öğleden sonra Lefkoşa'da Ledra Palace yakınlarındaki Dış Basın Birliği lokalinde düzenlediği basın toplantısında kayınpederi işadamı Salih Boyacı'yı savunmaya çalıştı ve Boyacı'nın suçsuz olduğunu iddia etti. Denktaş, basında Boyacı ile ilgili bir çok şeyin yazılıp çizildiğini ancak Boyacı'nın kendi hukuk sisteminden korkup kaçmadığını iddia etti. Denktaş, Kredi Bankası'nın kuruluşundan, batışına kadarki süreci kendi yorumlarıyla anlatarak, dönemin hükümetinin bankaları batırmak için seferber olduğunu ve Kredi Bankası'nın da bundan nasibini aldığını kaydetti. Denktaş, kendisinin politikaya gerçek anlamda atılmasının ardından Salih Boyacı'nın çökertilmek üzere hedef alındığını söyledi.
Serdar Denktaş, Salih Boyacı'nın hak etmediği şekilde cezalandırıldığı görüşünü de belirterek işadamı Asil Nadir'in de cezalandırılması gerektiğini iddia etti.
Boyacı davasında esas hedef alınanın Denktaş ailesi olduğunu söyleyen Serdar Denktaş, Boyacı'nın adaletsizlikle karşı karşıya geldiğini kaydetti.
Doğan Harman'a hakaretimiz
sözlerle saldırı
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Serdar Denktaş, "Ercan'a Boyacı'yı almak için devletin arabasıyla mı gitti?' sorusu üzerine ise, gazeteci Doğan Harman'a hakaretimiz sözlerle saldırdı. Serdar Denktaş, "psiko-manyak, iki ayaklı köpek" gibi ifadeler kullandı.
Serdar Denktaş, basın toplantısını, kendisini ve Boyacı ailesini temsilen düzenlediğini de sözlerine ekledi.
Serdar Denktaş, "Aylardır insafsız saldırılara cevap vermediği için kendini aciz zanneden zavallılar" olduğunu belirterek, bugün suskunluğunu bozduğunu söyledi. Denktaş, "Boyacı konusunda konuşmamı isteyenler, iddialarım üzerine söyleyecek çok şey bulacaklardır belki. Bana verecekleri cevaba ispatla geri döneceğimden kimse kuşku duymasın" dedi.
Kayınpederi Salih Boyacı hakkında söylenenlerden, yazılanlardan kahrolduklarını ama suskun kaldıklarını belirten Denktaş, kırgınlığını "Ağzı olan konuşur misali her Allah'ın günü belki söyleyecek başka hiçbir şeyleri olmadığı için Boyacı adını ağızlarında sakız etmişlerdir" sözleriyle ifade etti ve şimdi onların dinleme kutusuna geçmesini istedi.
Kıbrıs Kredi Bankası'nın 1978'de kurulduğunu, daha sonra yüzde 81 hissesini Salih Boyacı'nın aldığını, İngiltere ve Türkiye'deki şubeleriyle ve 250 personeliyle güçlü bir banka olduğunu anlatan Serdar Denktaş, Salih Boyacı'nın da 2. Dünya Savaşı'nda Pakistan'dan ithal ettiği iplikleri boyayarak İngiliz ordusuna satan, tulum yağı ithalatı yapan, o dönemin müteşebbisi Salih Mehmet Salih'in torunu olduğuna işaret etti.
Serdar Denktaş, Boyacı'yı "babası ve amcalarından toprağın önemini öğrenen, vatan mücadelesine katılan, çarşıdaki birçok insanın ticarete atılmasına yardımcı olan, kazandığı her kuruşu kendi ülkesine
yatıran iş adamı" olarak tanımladı.
"Siyasete atılmamla Boyacı'nın işleri bozuldu"
Serdar Denktaş, 1980'lerin başında UBP'ye karşı kurulan bir partiden aday olan, daha sonra UBP'yle yakın ilişkiye giren Boyacı'nın işlerinin kendisinin siyasete atılmasıyla bozulduğunu, UBP genel sekreterliğine Derviş Eroğlu'nun adayına karşı aday olduğu dönemde ilk kez kayınpederine karşı alınan cepheyi kendi kulaklarıyla duyduğunu bildirdi.
"İşte o gün karar alınmıştı"
Serdar Denktaş şöyle konuştu:
"Adaylıktan çekilmem için beni iknaya gelen çok sevdiğim bir iş adamı arkadaşımız kendisine ret cevabı verince bana 'Memleketi Boyacı'ya mı terk edeceğimizi zannedersin?' sorusunu yönelttiğinde şok olmuştum. Bu sözü bana söyleyen kişi Eroğlu'nun temsilcisi olarak görüşmeye gelmişti. İşte o gün karar alınmıştı. Serdar'ın ve Denktaş'ın mali gücü olarak kabul edilen Boyacı zayıflatılmalıydı."
Denktaş, önce İngiltere'deki şubesinin işlemleri durdurulan Kıbrıs Kredi Bankası'nın planlı hareketlerle iki kez mevduat krizi yaşadığını, o dönemde hükümetin beceriksizliği yüzünden ekonominin de çökmeye başladığını anlattı.
1990'lı yılların ortasından itibaren faiz yükünden kurtulmak için banka kurmak isteyen iş adamlarının isteklerine, ekonominin daha fazla banka kaldıramayacağı gerekçesiyle karşı çıktığını kaydeden Serdar Denktaş, "O dönemde bize yakınlığıyla bilinen bir işadamına da bu cevabı verdiğimde 'Bu tekerlek dönecek Serdar, göreceksin' diyerek yanımdan ayrıldı. O gün bugündür bu arkadaşımız UBP'lidir ve sonradan ona verilen izinle bir banka kurmuştur ve o banka da şimdi tasfiye halindedir" dedi.
"Kontrollü kriz başlatıldı"
O günlerde yeni bankaların kurulmasına karşı çıkışını "Eroğlu ve takımının, 'Kredi Bankası'na rakip istemediği için karşı çıkıyor' diye yorumladığını anlatan Serdar Denktaş, bankanın 25 büyük müşterisinden 20'sine banka kurma izni verildiğini belirtti. Serdar Denktaş, "2000 yılında da Cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle babası Rauf Denktaş zayıflatılsın diye Türkiye'de başlayan kriz kullanılarak kontrollü bir kriz başlatıldığını, UBP'li belediyeler ile bazı iş adamlarının ortada fol yok yumurta yokken Kıbrıs Kredi Bankası çeklerini kabul etmediklerini duyurduklarını", 3.5 ay süreyle yurt dışı bankalardaki 25 milyon dolar mevduatın bankaya enjekte edilmesine rağmen, "dürtüler ve bilerek yapılan yanlış açıklamalar" nedeniyle krizin durdurulamadığını anlattı.
Everstbank ile Hürbank da...
Denktaş, aynı dönemde CTP'ye yakın olan Everestbank'a ve TKP'ye yakın olan Hürbank'a da aynı şeylerin yapıldığını kaydederek, UBP-TKP hükümeti döneminde Asil Nadir'e her türlü anlayış gösterilirken, Salih Boyacı'ya "burun kıvrıldığını" savundu.
Serdar Denktaş, UBP-TKP döneminde fona alınan bankaların yönetim kurulu başkanlarının ve kapatılan bankaların çalışanlarının cezalandırıldığını; UBP-DP döneminde ise hem yöneticilerin hem de çalışanların bu duruma düşürülmediğini, bu banka yönetimlerine halen dava bile açılmadığını kaydetti.
Serdar Denktaş, Boyacı'nın yargılandığı 12 davadan beraat ettiğini, savcılığın, bazı üst düzey banka çalışanlarına kendilerine dava açılmayacağı vaadiyle şahadet verdirdiğini, bu kişilerin her soruya "Ben Boyacı'dan emir aldım" dediğini ifade ederek, "Azmettiren cezalandırılırken, tetiği çeken cezalandırılmaz mı?" diye sordu. Denktaş, şöyle devam etti:
"Suçlu olsa beraat ettikten
sonra kaçmaz mıydı?"
"Bankanın bütün idaresi bu esnada hükümetteyken olmayacak bilgi ve belgeler Boyacı'dan istendi. Aylarca süren mahkeme esnasında ilgili hakimlerin bazı üstleri tarafından tehdit edildiği bilgimizdedir. Buna rağmen Boyacı tarafından ortaya konulan şahadetler beraatını sağladı ve iş Savcılık tarafından istinafa götürüldü.
Şimdi size sorarım. Suçlu olduğunu bilen birisi bu beraattan sonra kaçmaz mı? Bu arada kaç kez yurt dışına gitti ve geldi. Kaçmadı. Çünkü bankası kendi ihmali nedeniyle değil, döneminin hükümetinin ihmali nedeniyle batmıştı. O gün bugündür kendi şirketlerinin borçlarına ise düzenli yatırım yapmaya devam eden tek banka yöneticisidir. Devletimize ve onun hukuk sistemine güvenmekteydi. Ve istediği ise adının tam anlamıyla temize çıkmasıydı. Bu nedenle kaçmadı. Kapatılan bütün bankalar içinde borcuna en çok yatırım yapan kişi yine Boyacı'dır."
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, her bankada olduğu gibi Boyacı'nın da yeminli murakıp raporuna imza attığını, bu yüzden iki bankacının daha az ceza yediğini, ama Boyacı'nın "farklı olduğu için 6 yıl yediğini" söyledi.
Boyacı'nın her iki mahkemede de "hortumculuk" suçlamalarından beraat ettiğine işaret eden ama mecliste hâlâ kendisine "hortumcu" diye hitap edilmesini eleştiren Denktaş, siyasetleriyle bankaların bünyelerinin zayıflamasına neden olanların bir kısmının halen mecliste bulunduğunu kaydetti.
Boyacı'nın yargılandığı mahkemenin başkanını "son derece önyargıyla hareket etmekle" suçlayan Serdar Denktaş, kararı haksız bulduğunu belirtti, ancak buna rağmen saygı duyduklarını dile getirdi.
"Siyasetten linç edildi"
Denktaş, "Zaten Boyacı siyasi nedenlerle daha mahkemeye çıkarılmadan yargılanmış, halk gözünde yanlış ve eksik bilgilendirme nedeniyle suçlu konumuna sokulmuş ve sonra dava edilmiştir. Dönemin başbakanının başsavcıyla birlikte yaptıkları mutat toplantılardaki açıklamaları anımsayacaksınız" diye konuştu.
Boyacı'nın üzerine Denktaş ailesine yakınlığı yüzünden yüründüğünü savunan Serdar Denktaş, Asil Nadir'in basının yarattığı kamuoyuyla İngiltere'de adil yargılanmayacağına inandığı için Kıbrıs'a kaçtığını, Boyacı'nın da aynı konumda olduğunu, siyasetten linç edildiğini söyledi ve kendi basın organında Boyacı aleyhine yayınlar yapan ve "adalet üzerine baskı oluşturan" Asil Nadir'in hedefinin ne olduğunu sordu.
Denktaş, "Serdar Denktaşsız bir hükümet oluşturarak bir 4.5 milyon doların yarattığı çekicilik buna neden oluşturmuş olabilir mi? Takip edeceğiz ve Boyacı'nın işlediği iddia edilen suçları aynen işleyen, ayrıca Sosyal Sigortalar'ın 5 milyon dolarını hala ödemeyen Asil Nadir'i takip edeceğiz ve yargı sisteminin de bu olayı nasıl ele alacağını görmek için konunun üstüne gideceğiz" dedi.
Kayınpederi Salih Boyacı'nın uğradığı şokun da etkisiyle sağlık sorunları yaşadığını, 65 yaşında ve cezaevindeki en yaşlı ikinci mahkum olduğunu bildiren Serdar Denktaş, dört uzman doktorun raporuyla, yasalara uygun şekilde Türkiye'ye tedaviye gittikten sonra 20 Haziran'da KKTC'ye döneceğini, ancak uçak saatine 3 saat kala rahatsızlanarak yoğun bakımda tedavi gördüğü için gelemediğini, daha sonra da dün geldiğini, hastaneye yatması gerekirken "ısrar ve talimatla" cezaevinde tutulduğunu savundu.
"Asıl hedef Denktaşlar"
Denktaş, herkesin hasta olabileceğini, ancak Boyacı için kamu oyunda büyük bir baskı olduğunu kaydetti ve "eşeğini dövmeyen semerini döver" atasözünü anımsatarak Boyacı'ya yönelik eleştirilerde asıl hedefin kendisi ve babası Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş olduğunu söyledi.
"Hukuk ve tıp kamuoyu baskısına yenildi"
Hukukun da, tıbbın da kamuoyu baskısına yenik düştüğünü savunan Denktaş, halkın yanlarında olduğunu, devlete ve hukuk sistemine güvendiklerini belirtti. Serdar Denktaş, Boyacı'nın sorunlu dönemi atlatacağını, ama kaybettiği sağlığını kimsenin iade edemeyeceğini ifade etti.
"Ayrıcalık yok"
Toplantının sonunda soruları da yanıtlayan Serdar Denktaş, kayınpederini önceki gün Ercan Havaalanı'nda karşılamaya resmi arabasıyla gitmediğini, Boyacı'ya ayrıcalık veya VIP uygulaması da yapılmadığını ve bir gardiyanın özel arabasıyla cezaevine götürüldüğünü söyledi.
"Biz dört ayaklı
köpekleri severiz"
Ercan'daki karşılanışla ilgili bir gazetenin yaptığı yayını eleştiren Serdar Denktaş, "Biz Denktaşlar olarak köpekleri çok severiz ama dört ayaklı olanları severiz, iki ayaklı olanları değil" dedi ve o yayınları yapan gazetenin ciddiye alınmamasını istedi.
Serdar Denktaş, Salih Boyacı'nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmasıyla ilgili soruyu yanıtlarken, dün Yüksek İdare Mahkemesi'nde ara emrinin reddedilmediğini, Boyacı ülkeye geldiği için düştüğünü kaydetti. Boyacı'nın AİHM'e başvuru hakkı bulunduğunu, çünkü mahkemenin bilinçli bir kampanyayla baskı altına alındığını savunan Denktaş, batan birçok banka varken sadece Kıbrıs Kredi Bankası'nın yönetim kurulu başkanı olan kayınpederi Salih Boyacı'ya "hortumcu" denildiğini söyledi.
Denktaş, bir gazetenin yargılanmadan kaçan banka sahibini "kahraman" ilan ederken, kaçmayıp yargılanmayı bekleyen Salih Boyacı'yı "hortumcu" diye nitelemesini eleştirdi ve konuyu kamuoyunun değerlendirmesine bırakmak istediğini belirtti.
Bir başka soruyu yanıtlarken, Asil Nadir'in hem geçen hükümetten, hem şimdiki hükümetten 4.5 milyon dolar istediğini "4.5 milyon dolar verin hükümetle barışayım" dediğini iddia eden Serdar Denktaş, buna hep karşı çıktığını, böyle bir haksızlığa göz yummayacağını ve konuyu takip edeceğini ifade etti.