Sanayi Odası ile Ticaret Odası, ambargoyu kırma girişimleri başlattı

ODALARDAN YOĞUN TEMAS... İş çevrelerinin temsilcisi konumundaki Ticaret Odası ile Sanayi Odası, ambargoların kaldırılması, Kuzey Kıbrıs'ta üretilen malların direkt uçak seferleriyle AB pazarına girebilmesi ve yıllardır süren tecridin aşılması için uğraş veriyor

Referandumun ardından hükümetin siyasi atağa girişmesi yanında, iş çevrelerinin temsilcisi konumundaki ticaret ve sanayi odaları da ambargoların kaldırılması, Kuzey Kıbrıs'ta üretilen malların direkt uçak seferleriyle AB pazarına girebilmesi ve yıllardır süren tecridin aşılması için birtakım girişimler başlattı. Gelişmeleri temkinli, iyimser olarak değerlendiren iki oda, hedefe varabilmek için, yapacak daha çok iş olduğuna işaret ediyor.

AB Konseyi'nin geçtiğimiz perşembe onayladığı, Kıbrıslı Türkleri izolasyondan çıkarmak yönünde 'ilk adım' olarak nitelendirilen "Kıbrıs Tüzüğü" (Yeşil Hat tüzüğü), aralarında güney Kıbrıs'ın da bulunduğu, on yeni üyenin birliğe katıldığı dünden itibaren yürürlüğe girdi. Tüzük, Yeşil Hat'tan geçişlerde AB vatandaşlarının serbest dolaşımına izin vererek KKTC turizm sektörüne katkı sağlayan, kuzeyin bazı ürünlerinin, güney üzerinden AB'ye aktarılmasına yeşil ışık yakan, AB'nin Türk tarafı için öngördüğü 259 milyon euroluk yardımın değerlendirilmesine izin veren kapılar açıyor.

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Salih Tunar ve Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, referandum sonrasındaki gelişmeleri, Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğinin sağlanması ve ambargolardan kurtulması için yapılan girişimler ve AB kurumlarında Kıbrıs'la ilgili alınan kararları, TAK muhabirine değerlendirdi.

Tunar: AB'ye giren güney, kapıda bekletilen kuzey

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Salih Tunar, referanduma gelene kadar beklentinin, her iki taraftan da "evet" çıkması ve Kıbrıs'ın bütün olarak AB üyesi olması olduğuna işaret ederek, Rumların "hayır"ının, Kuzey Kıbrıs'taki Türklerin beklentilerini boşa çıkardığını, AB'ye girenin güney, kapıda bekletilenin ise Kuzey Kıbrıs olduğunu söyledi.

"AB vatandaşlarının, iki tarafa da geçebilecek olması olumlu"

AB'nin kararının (Kıbrıs tüzüğü), daha olumlu olacağını umduklarını ama kararı, beklentilerinin altında bulduklarını kaydeden Tunar, iki kesim arasındaki geçişlere kolaylıklar sağlanırken, 1 Mayıs'tan sonra sadece Ledra Palace ve Metehan'dan insan geçişi yapılabileceğini kaydetti. Tunar, "Tek olumlu yanı, AB vatandaşlarının iki tarafa da geçebilecek olmasıdır" dedi ve bunun turizmi hareketlendirebileceğini vurguladı.

Salih Tunar, mal dolaşımı ile ilgili bazı kurallar konulduğunu, sadece Kıbrıs'ta üretilen malların güneye geçebileceğini, hangi ürünlerin serbest dolaşımda olacağını gösteren listeyi henüz görmediğini belirterek, "Bizim beklentimiz Kuzey Kıbrıs'tan direkt ihracat imkanının olmasıydı. En azından Gazimağusa Limanı ve Ercan'dan ihracat yapabilmekti. Bu şu anda mümkün değil. Kuzeyden güneye geçecek malın, buradan ihracatına olanak verildi ki bu daha önce denendi ve başarılı olmadı. Onun için tekrar ben bu ihracat modelinin başarılı olacağına da inanmıyorum şu anda" diye konuştu.

"Kuzeydeki limanlardan ihracatta ısrarlı olmalıyız"

Tunar, kuzeydeki limanlardan ihracat yapılabilmesi için ısrarlı olmak gerektiğini belirterek, güney Kıbrıs'ın da üye olduğu bir AB'den bu tür kararları çıkarmanın da biraz güç olacağı görüşünü dile getirdi.

Başbakan Mehmet Ali Talat'ın ABD ziyaretinden sonra KKTC'nin tanınmasını engelleyen BM Güvenlik Konseyi kararı uyarınca uygulanan direkt uçuş yasağının kaldırılabileceği umudunu belirten Salih Tunar, ABD'nin ağırlığını koyması halinde bu yönde karar alınabileceğini söyledi.

Salih Tunar, 24 Nisan'daki referandumda evet diyen Türk tarafının, mutlaka bu tür uygulamalarla tatmin edilmesi gerektiğini kaydetti.

"Kararın düzeltilmesi için çalışacağız"

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Yönetim Kurulu'nun kararı uyarınca AB ve diğer ülkelerin büyükelçileriyle görüşmeler yaptıklarını bildiren Tunar, iki ayda bir gözden geçirilmesini öngören AB kararının ileriki safhalarda düzeltilmesi için çalışacaklarını açıkladı.

Tunar, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde Kıbrıs Türk tarafının temsiliyeti konusundaki kararın az bir oyla kaybedilmesini üzüntüyle karşıladıklarını belirterek, ileride Rum tarafının olumlu tutumu sonucu Kıbrıs'ın birleşmesinin mümkün olabileceğini ifade etti.

Güneyin en büyük korkusunun, kuzeyin tanınması olduğuna işaret eden Tunar, izolasyon ve ambargoların kalkması ve temsiliyetin sağlanması için KKTC'nin tanınmasının gerekmediğini kaydetti ve "Çok büyük ümitsizliğe kapılmamak gerekir, başbakanın ABD'deki temasları büyük önem taşıyor" dedi.

Salih Tunar, AB'nin kuzeyde temsilcilik açmasıyla görüşmelerin başlayabileceği, yardımların alınabileceği beklentisi bulunduğunu kaydederek, AB'nin yardımlarının altyapı yatırımlarına gideceğini, bunlardan mutlaka yararlanmak gerektiğini belirtti.

Direkt uçuşların başlaması ve AB'den yardım alınmasının ilerisi için büyük umutlar doğuracağını ifade eden Salih Tunar, AB'nin, müktesebatının ileride uygulanması için Türk tarafıyla görüşebileceği bir ortam yaratılmasının BM şemsiyesi altında olsa da yararlı olacağını anlattı.

"Umutsuzluğa kapılmamalı"

"Çok umutsuzluğa kapılmamak gerekir ama ilk anda beklentilerin çok altında kaldı" yorumu yapan Salih Tunar, Yeşil Hat'ın AB sınırı kabul edilmemesiyle, buranın Kıbrıs Cumhuriyeti'ne de bağlı olmadığının da teyit edilmiş olduğunu belirtti.

Ambargolara karşı pankartlar

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Salih Tunar, ambargoların kaldırılması istemiyle İngilizce olarak hazırladıkları sekiz adet büyük pankartları, sınır kapılarına ve Ercan kavşağına asacaklarını, bunu ileriki günlerde üretim tesislerine de yayabileceklerini ve bir kampanya başlatabileceklerini açıkladı.

Tunar, belirsizliğin motivasyonu azalttığını ve halen de devam ettiğini kaydederek, direkt uçuşların sağlanabilmesi halinde yatırımcıların ülkeye çekilebileceğini, KKTC ve Türkiye hükümetinin aldığı kararların süratle uygulanmasıyla bazı belirsizliklerin kalkacağını söyledi.

Direkt gitmesi halinde narenciyeye her zaman pazar bulunduğunu, patateste ise üretimin çok düştüğünü, eğer ihracat sağlanabilirse üretimin teşvik edilebileceğini kaydeden Tunar, sanayi dalında en önemlisinin konfeksiyon ürünleri olduğunu belirtti. Şu anda yüzde 13 gümrük ödeyerek AB'ye girebilen konfeksiyon ürünlerinde direkt ihracat şansı doğarsa iyi rakamlara ulaşılabileceğini ifade eden Tunar, Londra'daki Kıbrıslılara yönelik sebze ve süt ürünleri ihracatının yeniden gündeme gelebileceğini, alkollü içkilerin de Avrupa'da pazar bulabileceğini anlattı.

Erel: Ambargo ABAD kararından kaynaklanıyor

Aynı konularda TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargoların, Irak'a uygulanan ambargolar gibi olmadığını, ambargoların tanınmamış devletin verdiği sertifikaların ABAD kararıyla kabul görmemesinden kaynaklandığını söyledi.

Erel, uluslararası tanınmışlığı olan ticaret odasının vereceği belgelerle bu ambargonun aşılması için 2000 yılından beri girişimleri bulunduğunu hatırlatarak, birtakım olumlu gelişmeler yaşandığını, en üst noktaya ise 12 Aralık Kopenhag zirvesinde ulaşıldığını anlattı. Kuzey Kıbrıs ekonomisinin geliştirilmesi ve Kıbrıslı Türklerin AB'ye yakınlaştırılması için gerekli önlemlerin alınması yönünde bir karar verildiğini kaydeden Ali Erel, bu karar neticesinde 3 Haziran 2003'te AB Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklere yönelik önlemler paketi hazırladığını belirtti.

Sadece ticaretin değil, turizmin de önemli olduğuna işaret eden Erel, ticaret odasının güneydeki oda ve komisyon üyeleriyle çok sayıda toplantılar yaptıklarını, ancak güney Kıbrıs'ın daima buna çok yasal açıdan baktığını ve ticaret emtialarını sadece narenciye ile sınırlandırmaya çalıştığını kaydetti.

Tüzükteki düşünce yanlışı

AB Daimi Temsilciler Konseyi'nde perşembe günü onaylanan Kıbrıs Yeşil Hat Tüzüğü'nün referandum öncesinde, Kıbrıs'ta çözüm olmaması ve adanın bütün olarak AB'ye girememesi halinde uygulanmak üzere hazırlandığını anlatan Ali Erel, tüzüğün "Kıbrıs'ta çözüm olmazsa, Kıbrıs Türk tarafının 'hayır'ı yüzünden olmayacak" anlayışıyla hazırlandığını söyledi.

Ali Erel, Rum tarafının hayır diyeceğinin kamuoyu yoklamalarıyla ortaya çıkması üzerine, 17 Nisan'da AB başkanı İrlanda'ya ve üye ülkelerin daimi temsilciliklerine mektup göndererek bu tüzüğün değiştirilmesini, kuruma ait ve yasal altyapının iyileştirilmesini istediklerini anlattı.

Rum tarafının tüzükteki düzenlemeyi kuzeyden sadece narenciyenin ihraç edilmesine indirgemeye çalışırken, kendilerinin kuzeyde üretilen bütün ürünler şekline çevirmeye çalıştıklarını kaydeden Ali Erel, 1 Mayıs itibarıyla kuzeyde üretilen malların güneye geçebildiğini, ancak iki ay içinde ticaret odası ve komisyonun hazırlayacağı bir kurallar zinciriyle diğer üretilen ürünlerin de güneye geçmesinin mümkün olacağını bildirdi.

"Listeyi biz verdik"

Ali Erel, güneye geçebilecek malların listesini, komisyona kendilerinin verdiğini belirterek, ihracat konusunda ise Yeşil Hat tüzüğünde kural bulunmadığını ama güneye geçen mal tek pazara girmiş sayılacağı için engel kalmayacağını söyledi.

"Limanlar süratle uyumlaştırılmalı"

Kuzeyin de tek pazara alınabilmesi için, limanların süratle uyumlaştırılmasını istediklerini belirten Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, gümrük tarifelerinin uyumlaştırılması, limanların fiziki donanımı çağdaşlaştırılması gerektiğini, personelin eğitimi için de AB'den uzman talep ettiklerini kaydetti.

Erel, "Bunların yapılması halinde elimizde güçlü bir argüman olacak. Sadece ürettiklerimizi değil, ayrıca AB kurallarıyla ithal ettiğimiz ürünlerin de güneye gitmesi mümkün olabilecek ya da en azından bunu talep edebilir hale geleceğiz" diye konuştu.

2.6 milyon turist ve pasta paylaşımı

Ali Erel, tüzükte kişilerin hareketiyle ilgili düzenlemeler bulunduğunu belirtti ve güneye yılda 2.6 milyon turist geldiğine işaret ederek, "Larnaka'ya inen turistlerin kuzeyde gecelemesine imkan sağlıyor. Kuzeyden giriş yapan turistlerin güneye de gitmesi için kuzeyi cazibeli hale getiriyor. Antalya'ya gelen 4 milyon turistin bir kısmının lüks gemilerle Girne'ye taşınması için cazibe artmıştır çünkü buraya gelen turistler güneye de geçebilecektir" dedi.

Bu düzenlemenin güneye gelen 2.6 milyon turistin yarattığı pastanın pay edileceği anlamına da geldiğini kaydeden Ali Erel, kuzeydeki 10 bin yatak kapasiteli turizm tesislerinin yüzde 32'sinin kullanıldığını, bunun yüzde 60-70'lere çıkarılmasıyla 250-300 milyon dolar artı gelir sağlanacağını, inşası süren 5 bin yatağın da devreye girmesiyle bir o kadar getiri daha elde edilebileceğini anlattı.

Erel, bunun ekonomiye AB'nin yapacağı 259 milyon eurodan daha fazla fayda sağlanacağını belirtti.

Uluslararası Sivil Havacılık'a başvuru

Referandum sonrasında toplumda yanlış beklentiler yaratıldığını, örneğin direkt uçuşların hemen yarın başlayacağının zannedildiğini belirten Erel, "Siyasi rüzgârlar bizim yelkenimizi dolduruyor şu anda, ama yasal olarak zeminimiz çok sağlam değil. Bu siyasi rüzgârlar eserken, Yeşil Hat tüzüğünün belki ekine ilâve edilir diye Uluslararası Sivil Havacılık Kurumu'na 3 Mayıs Pazartesi günü müracaat edeceğiz" açıklaması yaptı.

Ali Erel, AB'nin kabul ettiği bir oda olarak, ekonominin Kopenhag kararlarına göre iyileştirilmesi için, uçuşların serbest kalmasını talep edeceklerini bildirdi.

Direkt uçuşları engelleyen tek sebep tanınmamışlıksa, nasıl ticaretin önünü tanınmış bir kurumun vereceği belgelerle açıyorlarsa burada da benzer bir formül bulabilmek gerektiğini anlatan Erel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sempatinin sürmesi için makul olmalıyız"

"Bunu, özellikle bugünlerde yapmamız lazım. Çünkü bize duyulan sempati maksimum seviyededir. Bu sempatinin devam edebilmesi için bizim makul olmaya ihtiyacımız vardır. Makul taleplerle dünyanın önüne çıkmaya ihtiyacımız var. Referandumun hemen arkasından kullanılan bazı kelimeler beni rahatsız etmiştir. 'KKTC'yi şimdi tanıyın' gibi bazı çağrılarda bulunduk. Bunu yapmamamız gerekirdi. Çözüm vizyonundan uzaklaşmamamız, bunların da geçici tedbirler olduğunu söylememiz lazım. Geçici tedbirlerle insanımızın hayatının rahatlatılması lazım ama hedefin de hiç gözden kaçırılmaması lazım. Yani çıkıp KKTC'yi tanıyın veya güney Kıbrıs'ta AB müktesebatını askıya alın dersek, orada makul olmayan zemine doğru taşınırız. Belki siyasi olarak böyle bir söylem yaparız ama gerçekte bunun mümkün olmadığını bilmemiz lazım. Çünkü bu 16 Nisan 2003'te yirmi beş üye ülkenin başkanlarının altına imza attığı bir anlaşma gereğidir. Arkasından parlamentolarında onaylandı. Geri çevirmek mümkün değil."

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, bu açılımın kendisini yüzde yüz tatmin etmediğini belirterek, "Yüzde yüz tatmin olmam için çözüm olması lazım, ya da çözümün beraberinde getireceği ortamın bize verilmesi lazım" dedi.

"Projeler hazırlanmalı"

Tanınmamışlığın engellediği her şeyi talep etmek gerektiğini belirten Erel, yasal ve idari altyapıdaki eksikliklerin giderilmesi için projeler hazırlanmasının önemine işaret etti. AB'den gelecek 259 milyon euronun proje olmadığı için kullanılamaması tehlikesinden endişe duyduğunu dile getiren Ali Erel, bütün sivil toplum örgütleriyle devletin, AB'ye yakınlaşacak, ekonominin rekabet gücünü artıracak proje hazırlaması gerektiğini vurguladı.

Ali Erel, ticaret odası bünyesindeki AB merkezinin güçlendirilmesi için talepleri olduğunu, bilgiyi herkes için ulaşılabilir hale getirmeye çalıştıklarını da sözlerine ekledi.