Rum'dan toplumsal hak talebine hayır

 

Aral MORAL

Kıbrıs Rum Yönetimi İçişleri Bakanı Andreas Hristu, Mustafa Akıncı ve Ali Erel'in önderliğini yaptığı bir grup Kıbrıslı Türk'ün, 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki toplumsal hakların geri alınması'na yönelik yaptıkları talebin, nihai çözüme kadar, 'imkansız' olduğunu söyledi.

Kıbrıslı Türkler'în, 1960 anlaşmalarından doğan toplumsal haklarının geri alınması için başlatılan girişimleri değerlendiren Hristu, başvuruyu yapan Mustafa Akıncı ve Ali Erel'in önderliğindeki gruba yönelik, talep edilen hakların, verilmeyeceğini içeren bir 'Ret' mektubu göndereceğini de belirtti.

1960 Anayasası'nı kesinlikle değiştirmediklerini vurgulayan Andreas Hristu, İhtiyaç Yasası gereği, bazı yasalarda değişiklik yaptıklarını kayde-derek, Kıbrıslı Türkler'in haklarının aynen korunduğunu işaret etti.

Kıbrıs sorununda, politik problemin yanında, önemli bir yeri olan mülkiyet sorunu hakkında da açıklamalarda bulunan Hristu, binlerce Kıbrıslı Türk'ün, Güney Kıbrıs'ta bıraktıkları malları için araştırma belgesi aldığını ifade etti.

Andreas Hristu ayrıca, Arif Mustafa'nın, evi için dava açan ilk Kıbrıslı Türk olduğuna dikkat çekerek, bir çok Kıbrıslı Türk'ün de, istimlak edilen malları için mahkemede dava açtığını işaret etti

Hristu'nun, HALKIN SESİ'ne verdiği özel demeci şöyle: 

"TOPLUMSAL

HAKLAR ÇÖZÜMDEN SONRA"

HALKIN SESİ: Bir grup Kıbrıslı Türk'ün, Güney'de gerçekleştirilecek seçimlere yönelik talepleri olmuştu. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?

HRİSTU: Kıbrıslı Türkler'in, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bütün kurumlarında temsiliyetini umut ediyorlar ve diliyorlar. Onlara açıkladım. Maalesef, Kıbrıslı Türkler'in, 1960 Anayasası'nda belirtilen toplumsal hakları, Kıbrıs sorununa bir çözüm bulana kadar, kullanılamaz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) almış olduğu son karara yönelik olarak, yeniden düzenlenen seçim yasasıyla, Güney Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Türkler'in, seçimlere katılması sağlandı.

HALKIN SESİ: Ama, bir Kıbrıslı Rum partisinin listesi altında değil mi?

HRİSTU: Ayrı olarak da seçime gidebilirler. Her türlü şeyi yapma hakları vardır. Fakat, bir Kıbrıslı Rum ile ortak bir listede seçime girebilirler.

HALKIN SESİ: 1960 Anayasası'nın ön gördüğü gibi, ayrı ayrı seçmen listelerinde değil?

HRİSTU: Evet. Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler'in seçimlerde,  Kıbrıslı Rumlar ile aynı listenin altında seçime katılabilir. Kimin aday olduğu ya da,       verilecek oyun kime verileceği konusunda bir ayrımcılık yok. 1960 Anayasa'dan hatırlayacağınız üzere, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar seçimlerde, ayrı listeden aday oluyorlardı. Kıbrıslı Rumlar, parlamentodaki 56 sandalyeyi seçiyorlar, Kıbrıslı Türkler ise 24 sandalye için temsilcilerini seçiyorlar.

Burada bir uzlaşma var. Anayasa'dan biraz ayrı olarak, Güney Kıbrıs'ta yaşayan yaklaşık bin Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı Rumlar'ın listesinden oy kullanabilecek. Bu durum, 1960 Anayasası'nda, yasaklanmıştı. Ama şimdiki durum, "İhtiyaç Yasası"ndan (Law of Necessity) kaynaklanıyor. Bu, bireysel hakların kullanılması için çıkış yoludur. Çünkü İbrahim Aziz, mahkemede "Ben Güney Kıbrıs'ta yaşıyorum, Cumhuriyet'in vatandaşıyım. Seçme ve seçilme hakkım yok" demişti.

HALKIN SESİ: Peki, Kuzey'de yaşayan Maronit ve Kıbrıslı Rumlar, Güney Kıbrıs'ta              gerçekleştirilecek seçimlerde            oy kullanabilecekler mi?

HRİSTU: Dipkarpaz'daki Rumlar ve Kormacit bölgesindeki Maronitler kullanabilirler. Onlar liste-de var. Neden biliyor musunuz? Çünkü onlar, parlamento için Kıbrıslı Rumlar'ı seçebiliyorlar.

HALKIN SESİ: İhtiyaç Yasası'ndan bahsettiniz. Tek taraflı olarak yapılan Anayasa değişiklikleri ne kadar meşru olabiliyor?

HRİSTU: Anayasa'da bir değişiklik yok. Anayasa'ya dokunmadık. Sadece yasaları değiştirdik. Örneğin, hatırlayacaksınız, Yüksek Mahkeme, Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türk ve mahkemeye başkanlık yapan yabancı bir yargıçtan oluşuyordu. 1964 olaylarının sonucu olarak, Güney'de, yargıçlık yapabilecek bir Kıbrıslı Türk yargıç bulmak imkansızdı. Daha sonra verilen kararla, 13 Kıbrıslı Rum yargıçtan oluşan başka bir Yüksek Mahkeme oluşturuldu.

HALKIN SESİ: 1960 Anayasası'nın, Kıbrıslı Türkler'e verdiği haklar duruyor. Fakat, Kıbrıslı Türkler, nihahi bir çözüme kadar bunu kullanamı-yorlar.

HRİSTU: 'Kıbrıs Cumhuriyeti' Parlamentosu'ndaki, Kıbrıslı Türkler için ayrılmış olan 24 sandal-yeyi, doldurmamamızın nedeni de bu. 24 sandalye oradadır. Biz sadece, parlamentonun %70'ini oluşturan 56 sandalyeyi doldurduk.

HALKIN SESİ: Peki ya Avrupa Parlamentosu'ndaki sandalye-ler? Kıbrıs için ayrılan altı               sandalyenin altısını da Kıbrıslı Rumlar kullanıyor. Bunlardan ikisi Kıbrıslı Türklere ait.

HRİSTU: Avrupa Birliği diyor ki, "Bütün sandalyeler doldurulmalı" diyor. Bu farklı bir karar. Bizim verebileceğimiz bir kararın ötesinde olan bir karar. Bu sandalyeleri boş bırakamazsınız.

TOPLUMSAL HAKLARA

YANIT HAYIR

HALKIN SESİ: Eğer, Hükümet, toplumsal haklar içn başvuruda bulunan ve içinde Ali Erel ve Mustafa Akıncı gibi isimlerinde bulunduğu bir grup Kıbrıslı Türk'ün talebine 'Hayır' yanıtı verir ve konu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınırsa ne olacak?

HRİSTU: Benden yazılı olarak cevap vermemi istediler. Bende, önümüzdeki hafta, kendilerine,    cevabımızı ileteceğiz. Bu cevapta, politik ve teknik olarak, taleplerini karşılamanın mümkün olmayacağını içeren bir cevap vereceğiz.

HALKIN SESİ: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, talepte bulunan Kıbrıslı Türkler'e "Siz haklısınız" derse, tutumunuz ne olacak?

HRİSTU: Ben hukukçu değilim. Bilmiyorum ama, sanırım ilk önce buradaki Yüksek Mahkeme'yi geçmeleri lazım. Şimdiden bişey göremiyorum. Çünkü, AİHM, kişisel hakları görüyor, toplumsal hakları değil.

HALKIN SESİ: Sizce bu hareket, çözüm için müzake-relerin başlamasını sağlar mı? Sizce kendileri, ne yapmaya çalışıyorlar?

HRİSTU: Bana açıkladılar. Söylediklerine göre, Kıbrıslı Türkler'in, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, politik hayatında ve kurumlarında yerlerini almaları ve oluşacak bu durumun, yeni imkanlar ve inisiyatif-ler yaratarak, çözümü itekleyeceğine inanıyorlar.  Ben onların ortak devlet anlayışına saygı duyuyorum. Aynı zaman bu benim kişisel inancımdır.

"KIBRISLI TÜRKLER'İN

MALLARI GÖZETİM ALTINDA"

HALKIN SESİ: Gazetelerden takip ettiğimize göre, 1974 yılından 2005'e kadar, 143 Kıbrıslı Türk, Güney'deki malını devretti.

HRİSTU: Rakamı tam olarak bilemiyorum. Siz rakam konusunda haklı olabilirsiniz. Kıbrıs'ı 1974 yılından önce terk eden ve 1974 yılından beridir yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türkler, bazı koşullar altında, Kıbrıs'a gelerek mallarını kullanabilir, geliştirebilir ya da satabilir. Çünkü, 1974 yılında yaşanan olaylar nedeniyle, Güney'den Kuzey Kıbrıs'a giden Kıbrıslı Türkler'in malları, 'Gözetim Yasası'na göre, İçişleri Bakanlığı'nın gözetiminde tutuluyor. Ve bu malları, ne kendileri, ne de gözetim altında tutan kurum satabilir. Ayrıca, söz konusu bu mallar, eski sahiplerinin rızası olmadan kullanılamaz. Kıbrıslı Türkler, Güney Kıbrıs'ta bıraktıkları mallarının akıbeti için, gerekli bilgiye ulaşabilirler. Çünkü biz, Kıbrıslı Türkler'in, malları konusunda tam bilgiye sahip olmalarını istiyoruz. Malları onlara aittir.

HALKIN SESİ: Az önce bahsettiğim 143 Kıbrıslı Türk, mallarını bireylere mi devretti yoksa hükümete mi sattı?

HRİSTU: Kesinlikle, yapılan işlemler, bireyler arasında yapıldı. Hükümete yönelik satış olmadı. sadece iki konuda öyle olmadı. Londra'da ve Avustralya'da yaşayan iki Kıbrıslı Türk'ün arazileri, Hükümet tarafından alınarak, göçmenlere yönelik yerleşim yeri inşa edildi. bahsettiğim iki Kıbrıslı Türk, mallarını satmak istedi, ve Hükümet de bu arazileri onlardan satın aldı. Bay Vaiz ve Bay Bahçecioğlu isminde iki Kıbrıslı Türk.

"ARİF MUSTAFA DAVASI NADİR BİR DAVAYDI"

HALKIN SESİ: Güney'de malları için soruşturma belgesi alan ve başvuran Kıbrıslı Türkler'in sayısı ne?

HRİSTU: Size şu an tam olarak rakamı söyleyemiyorum. Ama binlerle telafuz edilen bir rakam olduğunu biliyorum. Biz, malları için araştırma yapmak isteyen herkesi, buraya davet ediyoruz.

HALKIN SESİ: Arif Mustafa'nın davasına benzer daha kaç dava var?

HRİSTU: Arif Mustafa davası nadir bir davaydı. Kıbrıslı Türkler'den "Evimi istiyorum" şeklinde sık sık talepler alıyoruz. Onlara, "1974'ün sonucu olarak, Kuzey'den göç etmek zorunda bırakılmış göçmenlere verildi. Biz size, başka bir ev vererek, evin onarılması gibi harcamaları da yardımcı olabiliriz" dedik. Ve bu geçici çözümü, evini  talep eden bütün Kıbrıslı Türkler kabul etti. aynı zamanda, bu öneriyi, Kıbrıslı Türk'ün evinde yaşayan göçmene de sunuyoruz. Anlayacağınız, bu konuda uzlaşı arıyoruz. 60 tane ev konusu bu şekilde çözüldü. Arif Mustafa, mahkeme yoluyla evini talep eden tek Kıbrıslı Türk'tür. Onun davası bu yüzden nadir bir davadır.

HALKIN SESİ: Mahkeme'de daha başka davalar var mı?

HRİSTU: Evet, Mahkemede olan başka davalar da var. Kuzey'de, ya da yurt dışında yaşayan bir kaç Kıbrıslı Türk, yol yapımı gibi ihtiyaçlar nedeniyle istimlak edilen malları için tazminat istiyor. Gözetim Yasası'na göre, bu tazminatlar, şahıslar adına, Devlet Hazinesi'nde tutuluyor. Fakat bu parayı kimse kullanamıyor. 

HALKIN SESİ: Sizce, nihai bir çözüme kadar, mülkiyet sorununun çözmek için ne yapılmalı? 

HRİSTU: Tavsiyem, bütün Kıbrıslılar, kendi mallarını, bir çözüme kadar ellerinde tutmalıdır. Bu, politik bir tavsiye değil, kişisel bir tavsiyedir. Çünkü çözüm er ya da geç gelecektir. Herkesin, doğru zaman geldiğinde, mülkiyeti ile ne yapacağına karar verebilme hakkı olduğunu düşünüyorum. Satmak isterse satabilir. Ama, böyle, hataların yapılabileceği bir dönemde değil