Rumlar, KKTC'nin tanınması endişesini yaşıyorlar
Gazeteler, ABD ve AB'nin KKTC'yi tanımayı metotladığını iddia ediyor, bu yöndeki haberlerine geniş yer veriyorlar.Fileleftheros, "İfşa Edici... ABD-AB Tanımayı Metotluyorlar... Sahte Devletle Doğrudan Ticari İlişkiler İçin Belge... Tayvan Modeli İçin Maurer'in ABD Dışişleri Müsteşarıyla Diyaloğu..." başlık ve spotlarıyla manşetten verdiği haberinde, şunları yazdı:
"Avrupa Birliği ve Washington Kıbrıs Türk toplumunun düzeyini yükseltmek için Tayvan modelini hayata geçiriyorlar.
Gazetemizin elde ettiği belgeye göre, her iki taraf 'Kıbrıs Türklerini ekonomik izolasyondan çıkarmak için sahte devletle doğrudan ticari ilişkilere girmeyi' dört gözle bekliyorlar.
AB'nin görüşlerini, Kıbrıs'ın üyelik müzakereleri başkanı Leopold Maurer ortaya koydu ve AB'nin Kıbrıs Türk toplumuyla doğrudan ticari ilişkilere girme amacında olduğunu belirtti, tanınma sorununa çözüm olarak Tayvan modelini işaret etti. ABD açısından AB konularından sorumlu müsteşar görüş belirtti ve ülkesinin kuzeyle ticari ilişkiler için muhtelif yöntemler incelediğini ifşa etti.
Bu yöndeki planlamalarla Brüksel teknokratları da meşgul oluyor. Böyle bir icraat için yasal zemin bulunduğunu savunuyor ve Kıbrıs Türklerinin 'ekonomik izolasyonunun' ortadan kalkması için Lüksembourg zirvesi sonuçlarına atıfta bulunuyorlar. Bu yöndeki planlamalarında ileriye gidebilecekleri değerlendirmesi içerisindedirler ve üstüne üstlük Kıbrıs Cumhuriyeti'nden kararı onaylaması ve es geçilmemesi için uygulamaya da katkı koymasını istiyorlar. Önerilerin haziran ayı içerisinde ortaya konması bekleniyor. Güvenilir bir kaynağa göre ise, AB bu konuda 'acele ediyor'.
Kıbrıs Cumhuriyeti ise Yeşil Hat Tüzüğü'nün uygulanması konusunda Kıbrıs Türk toplumuyla doğrudan ticari ilişkileri başlatma argümanını ileri sürüyor. Bu tüzükte Kıbrıs Türk ürünlerinin cumhuriyetin yasal hava ve deniz limanlarından sevkiyle ilgili kesin maddeler var."
Gazete, Politiki ekinde daha geniş yer verdiği haberinde, Kıbrıs konusunda AB ve ABD arasında telekonferanstan sonra hazırlanan belgenin 6 Mayıs 2004 tarihli olduğunu, gazetenin ele geçirdiği bu gizli belgenin AB ve ABD'nin KKTC limanlarından doğrudan KKTC makamlarıyla ticari ilişkilere girmeyi hayata geçirme konusunda tam bir koordinasyon içerisinde bulunduklarını da savundu.
Gazete, söz konusu belgenin bir bölümünün kupürünü de yayımladı.
Haberde, Rum yönetiminin "savunma silahlarına" da yer veriliyor ve şunlar savunuluyor:
"AB tarafından onaylanmış Yeşil Hat Tüzüğü'nün tam olarak uygulanmasının işgal altındaki hava ve deniz limanlarından doğrudan ticaret çabaları için caydırıcı rolü oynayacağına inanılıyor. Güvenilir bilgilere göre, Kıbrıs hükümeti bu yönde aydınlatmalar için diplomatik seferberlik başlattı. Her şeye rağmen yasa dışı hava deniz limanlarından Kıbrıs Türkleriyle doğrudan ticaret için öneriler getirilmesi halinde Kıbrıs hükümetinin adalete başvurma dışında başka bir seçeneği olmayacak. Bu durumda ise Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1994 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihat kararlarını öne çıkararak haklı çıkması bekleniyor.
Kıbrıs hükümetinin savunma silahları arasında Güvenlik Konseyi kararları ve özellikle 550 sayılı karar da bulunuyor. Bu kararın 2. maddesi 'tüm ayrılıkçı girişimleri' kınıyor. 3. madde ise ayrılıkçı hareketlerle kurulan sözde 'Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımamaları için tüm devletlere çağrı yapıyor. Bu maddede ayrılıkçı varlığa hiçbir şekilde kolaylık veya yardım yapılmaması çağrısı da yapılıyor."
Politis haberi, "Tayvan Modelini İleri Götürüyorlar... Verheugen ve İngilizler Tarafından Yoğun Kulisler... Komiser Verheugen Kıbrıs Türklerine Bir Nevi Tanınma Sağlanmasında Kararlı Görülüyor..." başlık ve spotlarıyla yayımladı.
Gazete, AB'nin ticari ilişkiler kurulmasını öngören AB sözleşmesinin 133. maddesine dayanarak KKTC'yle doğrudan ticari ilişki kurmak istediğini yazdı, şu yorumda bulundu:
"Avrupa Komisyonu işgal bölgeleriyle doğrudan ticaret yapılmasıyla ilgili -ki bu hava ve deniz limanlarının açılması demektir- argümanını savunmak için AB sözleşmesinin 133. maddesini 'silah' olarak kullanacaktır. Genişleme müdürlüğü ileri gelenleri bu konuda özellikle hukuki zorluklar bulunduğunu biliyorlar. Ancak Kıbrıs'la özel ilgisi bulunan AB üyesi İngiltere'nin yakın desteğinde hiçbir çabadan geri kalmayacaklar. Hedefleri açıkladıkları üzere 'referandum sonucu nedeniyle' Kıbrıs Türklerinin cezalandırılmamasıdır."
Gazete, Brüksel'de özellikle genişleme müdürlüğünde Rum tarafı açısından havanın hâlâ olumsuz olduğuna da dikkat çekti.
Alithia ise, "Sahte Devletin Düzeyi Yükseltiliyor, Ancak Dünya Yansa Umurlarında Değil.." başlığıyla verdiği haberinde, "İslam Konferansı'nın KKTC'nin düzeyini yükseltmeye baş koyduğunu fakat Rum yönetiminin tanınma hedeflerini başaramayacaklarını savunarak ilgisizliğini sürdürdüğünü" yazdı.
Gazeteye göre Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ASTRA radyosuna dün verdiği demeçte, "İslam Konferansı'nın tanınma değil KKTC'nin düzeyini yükseltme yönünde hareket ettiğini" kabul etti. Yakovu "İslam Konferansı genel sekreteri gelecek ay İstanbul'da yapılacak toplantıda sunacağı karar tasarısında Kıbrıs Türk toplumunun, İKO'nün tüm organlarına Annan Planı'nda belirtilen statü ve isimle katılmasını istiyor.
'Kuzey Kıbrıs Devleti' isminin kullanılması Türkiye'nin Annan Planı'nda kullanılan, ilgili terminolojiyi eyalet değil devlet olarak tanımlamasından kaynaklanıyor" diye de konuştu.
Gazete, Türkiye'nin KKTC'nin İKÖ'ye devlet olarak katılmasını başardığıyla ilgili Milliyet gazetesinin haberini de iktibas etti.