Rumları, "KKTC'ye direkt uçuş" korkusu sardı

ABD VE İNGİLTERE, KOORDİNELİ BİR ÇALIŞMA İÇİNDE... Amerikalıların ve İngilizlerin, Avrupa Konseyi'ni adım adım izleyerek KKTC'ye direkt uçuşların yakında başlaması için koordineli ve hararetli bir şekilde çalıştıkları, bu hedefle ABD ve İngiltere'yi bağlayan uluslararası anlaşmalar nedeniyle var olan hukuki engelleri aşmak için formül arayışında oldukları bildirildi

Amerikalıların ve İngilizlerin, Avrupa Konseyi'ni adım adım izleyerek KKTC'ye direkt uçuşların yakında başlaması için koordineli ve hararetli bir şekilde çalıştıkları, bu hedefle ABD ve İngiltere'yi

bağlayan uluslararası anlaşmalar nedeniyle var olan hukuki engelleri aşmak için formül arayışında oldukları bildirildi.

Güney Kıbrıs'ın en yüksek tirajlı gazetesi Fileleftheros'un konuya ilişkin haberine göre, Rum yönetiminin halen ICAO ve Eurocontol'e başvurarak, yürürlükteki düzenleme hakkında bilgi aldı.

Haberi, "Uçuşlar Konusunda Görüntü Soluk - ABD ve İngiltere, Özel Şirketleri Seferber Ederek Formül Arıyor. Lefkoşa, ICAO ve Eurocontrol'e Başvurdu" başlık ve spotlarıyla manşete çıkaran gazete, Amerikalılar ve İngilizlerin uluslararası anlaşmalar nedeniyle karşılarına çıkan hukuki engelleri aşmak ve hedeflerini kolaylaştırmak için özel şirketleri seferber etmeye çalıştıklarını yazdı.

Gazete, iyi bilgili kaynaklarına dayanarak KKTC'ye direkt uçuşların başlayabilmesi için ya uluslararası sözleşmelerin ilgili maddelerinin değiştirilmesi gerekeceğini -ki bu çok zordur-, ya da uçuşların "yasadışı" olarak gerçekleştirileceğini söylediklerini yazdı, haberini özetle şöyle sürdürdü:

 

"Hükümet Angloamerikanların

hareketlerinden endişe duyuyor"

"Yetkili kaynaklar Fileleftheros'a, Lefkoşa'nın gerek dünya çapındaki sivil havacılığı düzenleyen ICAO'ya gerek Avrupa'daki hava trafik kontrolleriyle ilgilenmekte olan Eurocontrol'e başvurduğunu söyledi. Edindiğimiz bilgilere göre her iki merci de Lefkoşa'ya uçuşlar, havaalanlarının kullanımı ve havaalanlarının tanınması standartları konusunda nelerin yürürlükte olduğunu izah etti. Bu kurallar temelinde, işgal bölgeleriyle direkt uçuşların başlaması gündemde bulunmuyor. Ancak hükümet, Angloamerikanların bu konudaki hareketlerinden endişe duyuyor ve başta İngilizlerin ısrarı olmak üzere, bunları takip ediyor.

İngiliz Lordlar Kamarası'nda İngiltere hükümeti adına konuşan Warony Simons, İngiltere'den işgal bölgelerine direkt uçuşlar konusunda ortaya çıkan hukuki problemlerin aşılması için yöntem arayışında olunduğunu itiraf etti. Bu konunun zor ve çok karmaşık olduğuna işaret eden Simons, Chicago Sözleşmesi gibi sözleşmelerde sorun bulunduğunu söyledi.

Buna paralel olarak ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, uluslararası camianın, Kıbrıslı Türklerin hava ve deniz limanlarını kullanmaları yöntemlerini bulması zamanının geldiğini söyledi ve Kıbrıslı Türklerin, bürokratik nedenlerle ticaret yapamadıklarını öne sürdü. Bush hükümetinin almaya karar verdiği önlemleri haklı göstermek için yoğun çaba üstlenen Boucher, Beyaz Saray'ın Kıbrıs Cumhuriyeti aracılığıyla değil, doğrudan Kıbrıs Türk toplumuna 30 milyon 500 bin dolarlık mali yardım paketi vereceğini açıkladı.

 

"KKTC, Akdeniz'in Tayvan'ı

haline getirilecek"

 

Boucher'in açıklamalarından çıkan sonuç, Kıbrıslı Türklerin desteklenmesi konusunda yeni politikanın benimsenmesi yönteminin Boucher, böyle bir şeyin söz konusu olmadığı konusunda ikna etmeye çalışsa da; sahte devletin tanınması sınırlarına dokunduğudur.

Edindiğimiz bilgilere göre Birleşik Devletler referandumlar sonrasında kararlaştırdıkları önlemleri aşamalı olarak açıklamaya devam edecek. İşgal bölgelerinin Akdeniz'in Tayvan'ı haline getirilecek olmasından korku belirtiliyor."

Mahi gazetesi, "İngiltere İşgal Bölgelerine Direkt Uçuş İstiyor" başlıklı haberinde, Warony Simons'un Lordlar Kamarası'nda yaptığı; İngiltere hükümetinin KKTC'yle direkt uçuşlar konusunda ortaya çıkan hukuki sorunları aşmak için yöntem arayışında olduğuna ilişkin açıklamasına yer verdi.

Gazete, Lord Hawell'in, Ercan Havaalanı'nın modernize edilmiş olduğunu ve bu nedenle uçuşların süratle başlaması gerektiğini söylemesi üzerine Simons'un şunları söylediğini yazdı:

"Lord Hawell'in hoşuna gitmeyebilir. Ancak, yasaya uygun şekilde hareket etmemiz gerekir. AB'nin Açık Semalar politikası, AB'nin egemen ülkeleri arasında hava bağlantılarına genişletilmedi. Direkt hava bağlantıları ikili anlaşmalarla düzenleniyor ve bu tür anlaşmalar yasal izinlere bağlıdır." Gerek İngiltere hükümetinin gerek meclisinin, Kuzey Kıbrıs'la direkt uçuşları arzu etmekte olduğunu söyleyen Simons, hava bağlantısına ilişkin herhangi bir ikili anlaşmanın tabi olacağı iznin Chicago sözleşmesini kapsaması gerektiğine işaret etti.

Alithia, Simons'un Lordlar Kamarası'nda yaptığı açıklamayı okurlarına, "Londra'dan Yasa ile Uçuşlar - İngilizler İşgal Bölgelerine Direkt Uçuşlar Konusunda Ortaya Çıkan Hukuki Sorunları Aşma Yöntemleri Arıyor" başlığıyla aktardı.

Haravgi haberini, "İngilizler İşgal Bölgelerine Direkt Uçuşlar İçin Yöntem Arıyor" başlığıyla verdi.