Soyer: "Rum Yönetimi bizi dikkate almıyor"

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Rum Yönetimi’nin Güney’e akredite bütün büyükelçilere Kuzey Kıbrıs’ta cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, siyasi partiler ve kamu görevlileriyle devlet binalarında, akademisyenlerle de üniversitelerde görüşmemelerini isteyen bildirimde bulunduğunu açıkladı.

Bu girişimin, Rum Yönetimi’nin  Kıbrıs Türk Halkının kurumsallaşmış yapısını dikkate almadığının bir göstergesi olduğunu söyleyen Başbakan Soyer, Rum Yönetimi’nin bu tavrını anlamsız ve bağnaz diye niteledi ve bunun Kıbrıs Türk Halkına saygısızlık olduğunu vurguladı.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, dün sabah GÜSAD heyetini kabulü sırasında gazetecilerin Kıbrıs sorunuyla ilgili sorularını yanıtladı.

Güney Kıbrıs’ta yayın yapan Antenna televizyonunda önceki akşam yayımlanan habere göre, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un BM Genel Sekreteri Kofi Annan’la mart ayında görüşeceği ve bu görüşmede masaya “Genel Sekreter’in adaya bir an önce temsilci tayin etmesi; AB’nin ve 5 daimi üyenin Kıbrıs sürecine katılım ve karışmasının sağlanmasını” olmazsa olmaz şartlar olarak getireceği belirtilerek yorumu istenen Başbakan Soyer, şöyle konuştu:

“Kıbrıs sorunu BM’nin sorunudur ve BM Güvenlik Konseyi’nin mandasında, Genel Sekreter’in gözetiminde sürdürülen görüşmelerle gerçekleşen bir süreçtir. BM Genel Sekreteri kendi başına hareket eden bir müessese değildir. Güvenlik Konseyi’nin kararlarıyla ve onun verdiği mandayla hareket etmektedir.

Bunları, bir nevi mazeret yaratma açıklamaları olarak görüyor ve anlamsız buluyorum. Sayın Papadopulos’un tek yanlı AB üyeliği gerçekleştikten sonra sürekli olarak AB’yi Kıbrıs sorununa dahil etmek veya Kıbrıs sorununu bir AB sorununa döndürme eğilimi vardır. Bu görüşlerinde de bunu görüyoruz. Esas kurtulmak istediği 2003’ün sonunda ve 2004’ün başında yapılan New York anlaşmasıdır. İki toplum, Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve kendisiyle ilgili konularda AB’nin dahil olduğu, BM nezaretinde ve gözetiminde yapılan bir anlaşmaydı. Bu anlaşma çerçevesinde görüşmeler başlamıştı. Şimdi bu zemini berhava etme girişimleridir. Çünkü çözümsüzlüğü savunan bir lider olduğu herkes tarafından görülüp anlaşılmıştır.”

 

“GÖRÜŞLERİNİ LİSTELEYİP MASAYA OTURSUN”

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos’un bir an önce Annan Planı’na dayalı görüşleri ve değişiklik önerilerini listeleyip görüşme sürecine oturmasının Genel Sekreter tarafından beklendiğini hatırlatarak, “Bunu yapması gerekir, beklenti bu olması gerekir” diye konuştu.

Papadopulos’un zaman sınırlaması olmaması, BM’nin hakemliğinin bulunmaması ve Annan Planı’nın temel olmaması gibi argümanları da bulunduğuna işaret eden Soyer, “Bunlar da onun zamana oynama ve çözümsüzlüğü sürdürme niyetinin açık ifadeleridir. Temennim bir an evvel BM Genel Sekreteri’nin kendi zemininde ve temelinde bu görüşme sürecini başlatmasıdır” dedi.

Soyer, Papadopulos’un bunları seçimlere dönük kamuoyuna propaganda malzemesi olarak kullandığını da belirterek, Türkiye’nin eylem planıyla doğan olumluluğu farklı mecraya kanalize etme niyetini de sergilediğini söyledi.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza’nın ziyaretinin gerçekleşmeyeceği yönündeki haberlerle ilgili soru üzerine, Kıbrıs Rum tarafının son derece bağnaz bir tutum izlediğini ifade etti.

 

BÜYÜKELÇİLERE “KİMSEYLE DEVLET BİNASINDA GÖRÜŞMEYİN” TELKİNİ

Geçtiğimiz gün öğrendiği bilgiye göre, Rum Yönetimi’nin Güney’de akredite tüm büyükelçilere yaptığı bildirimde, Kuzey Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı, Başbakan, siyasi partiler, bakanlar ve kamu görevlileriyle hiçbir devlet binasında görüşmemelerini, akademisyenlerle de çalıştıkları üniversitelere girerek görüşmemeleri gerektiğini telkin ettiğini açıklayan Başbakan Soyer, şöyle konuştu:

“Yani insanlar Kuzey’e geçtiklerinde yalnız yollarda yürüyecekler. Hiçbir Kıbrıslı Türkle, onun müesseseleriyle görüşmeyecekler. Bu noktada bu tutumu özellikle (İngiltere Dışişleri Bakanı) Jack Straw’un, (ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı) Bryza’nın ziyaretiyle gelişen süreçte de açık şekilde gösterdiği gibi, Kıbrıs Türk Halkının kurumsallaşmış hiçbir yapısını dikkate almadığını  göstermektedir. Bu çok anlamsız ve bağnazdır ve bugüne kadar hiçbir şekilde Kıbrıs Rum siyasi liderliğinin takip etmediği bir siyasi hattır. Papadopulos yönetimi uzlaşmazlığını tırmandırmak ve statükosunu korumak için Kıbrıs Türk halkını tamamen yok farzeden, gündemden düşürmeye çalışan, basit bir azınlık haline getirmeye çalışan, halkımıza saygısızlık temelinde bir tavır içerisindedir.”

Başbakan Soyer, Bryza’nın ziyaretinin iptaline ilişkin kendilerine bir bilgi gelmediğini, böyle birşey olmadığını kaydederek, Bryza’nın ziyaretinin ve Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la görüşmesinin Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı olacağını söyledi.

 

“ÇELİŞKİ VE SAMİMİYETSİZLİK”

Papadopulos yönetiminin BM Genel Sekreteri’ne görüşmeleri başlatma çağrısını, Kıbrıs sorununu çözmek için yaptığını ve masada da karşısında Cumhurbaşkanı Talat’ın oturacağını unutmamasını isteyen Başbakan Soyer, “Sayın Talat’ın karşısına oturacak olan Sayın Papadopulos, şimdi hangi hak ve yetkiyle Sayın Talat’ın, Kıbrıs Türk Halkının kurumsallaşmış yapısını reddeden siyasal girişimlerini sürdürebiliyor? Bu açıklıkla onun çelişkisini, samimiyetsizliğini gösteren bir hadisedir ve Kıbrıs Türk Halkını yok farz eden bir noktadır” diye konuştu.

Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Papadopulos’un Kıbrıs Türk Halkının çözüm iradesinden korktuğu için geçmişte olmayan bu taleplerini ortaya çıkardığına inandığını da ifade etti ve “Biz bu korkuların üstüne gideceğiz, akıl dolu, vicdan dolu ve dünya demokratik değerlerine bağlı bir siyasetle bu gerici saldırıları da Kıbrıs Türk halkı püskürtecektir” dedi.

 

“ESAS OLAN ÜZÜM YEMEK... SAPLANTIMIZ YOK”

Başbakan Soyer, hükümetin ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza’nın Ercan üzerinden Kıbrıs’a gelmesi için girişimi olup olmadığı sorusuna da, “Biz, bu tür konuları politik istismar konusu yapmayan bir siyasal izlenim ve hareket içerisindeyiz. Bizim için esas olan üzümü yemektir, çözümü sağlamaktır. Bizim Kıbrıs Rum tarafı gibi saplantılarımız, paranoyalarımız yoktur” karşlılığını verdi.

Kendileriyle görüşmek isteyenlerin ister Kuzey’den isterse Güney’den gelebileceğini kaydeden Başbakan Soyer, sembollere saplanıp kalmadıklarını, Kıbrıs Türk ve Rum halklarının huzur içinde yaşayabileceği bir ortamı sağlayabilmenin esas olduğunu vurguladı.