Rekabete hazırız
Bir yılı aşkın bir süredir AB'ye hazırlanan, ancak Kıbrıs'ta çözüme ulaşılamaması ve Kuzey Kıbrıs'ın AB dışında kalması nedeniyle hayal kırıklığı yaşayan otelciler, Güney Kıbrıs ve diğer AB ülkeleriyle rekabetten korkmadıklarını açıkladı
Rekabete hazırız
BURUĞUZ, ANCAK PES ETMEDİK... Kıbrıs'ta çözüme ulaşılamadı, Kuzey Kıbrıs AB üyesi olamadı ama ülkeyi ileriye götürecek sektörlerin başında gelen turizm sektörünün her türlü rekabet ortamına hazır olduğu bildirildi. KIBRIS'a konuşan Otelciler Birliği Başkanı Turhan Beydağlı ile sektörde faaliyet gösteren otel işletmecileri, Kıbrıs'ta çözüme ulaşılamamasının burukluğunu ve çözümsüzlükten kaynaklanan bazı sorunlar yaşadıklarını, ancak gerek Güney Kıbrıs, gerekse diğer AB ülkelerindeki turizm sektörleriyle tam anlamıyla rekabete hazır olduklarını vurguladı
DOĞANIN BAKİRLİĞİ VE KÜLTÜR ZENGİNLİĞİ AVANTAJIMIZ... Beydağlı: Bugüne kadar mevcut düzenin yarattığı sebeplerden dolayı turizm ve turizmciler, layık olduğu yerlere gelemedi. Avrupa Birliği'ne girmek bir fırsattı. Bir yılı aşkın bir süredir hazırlanıyoruz. Bu hazırlığın sürmesi gerekiyor. AB'ye uyum çalışmalarına, hızlı bir şekilde aksatılmadan devam edilmelidir. AB'deki yerini alan Rum komşularımıza oranla, altyapı eksikliğimiz olmasına rağmen, doğanın bakirliği ve kültür zenginliği nedeniyle avantajımız büyüktür
DIŞ YATIRIMCIDAN KORKMAMALIYIZ... "Dış kaynaklı yatırımcıların kuzeyden mal almasının yarattığı endişeler yersizdir. Annan Planı kabul edilmiş olsaydı, yüzde yirmi dokuz oranında toprak Türklerin elinde kalacaktı, bu da hem yerli, hem de yabancı yatırımcılara yetebilecekti. Eğer biz tarım ülkesi olacaksak, bu endişe gündeme gelebilir. Ama olası bir çözümde, ya da izolasyon biter, ambargolar kalkarsa, turizm adası, hafif sanayisi olan bir ülke olacağız. Belki bir serbest liman olacağız. Olası çözümde, toprak oranının nüfusa göre sıkıntı yaratacağını düşünmüyoruz. Turizmde kalkınmanın temelleri dış yatırımcılarla birlikte entegre olabilmektir"
Gizem ÖZGEÇ
Kıbrıs'ta çözüme ulaşılamadı, Kuzey Kıbrıs AB üyesi olamadı ama ülkeyi ileriye götürecek sektörlerin başında gelen turizm sektörünün her türlü rekabet ortamına hazır olduğu bildirildi.
Bir yılı aşkın bir süredir AB'ye hazırlanan, ancak Kıbrıs'ta çözüme ulaşılamaması ve Kuzey Kıbrıs'ın AB dışında kalması nedeniyle hayal kırıklığı yaşayan otelciler, "Biz hazırız, Güney Kıbrıs ve diğer AB ülkeleri bizi korkutmuyor, çözüm sürecinin yeniden başlamasını veya ambargoların kalkmasını bekliyoruz" diyor.
Otelciler Birliği Başkanı Turhan Beydağlı ile sektörde faaliyet gösteren otel işletmecileri, Kıbrıs'ta çözüme ulaşılamamasının burukluğunu ve çözümsüzlükten kaynaklanan bazı sorunlar yaşadıklarını, ancak gerek Güney Kıbrıs, gerekse diğer AB ülkelerinin turizm sektörleriyle tam anlamıyla rekabete hazır olduklarını belirtti.
Otelciler, çözüme ulaşılamamasına rağmen, ambargoların kaldırılabileceği veya hafifletilebileceğini dikkate alarak hazırlıklarını sürdürüyor.
Gelinen aşamada, Kuzey Kıbrıs'ta turizm sektörünü nelerin beklediğini ve ne gibi önlemler alınması gerektiğini otelcilere sorduk.
KIBRIS'a değerlendirmelerde bulunan Otelciler Birliği Başkanı Turhan Beydağlı ve diğer turizmciler, ülkeyi ileriye götürecek en önemli sektörün turizm olduğuna dikkat çekerek, hızlı bir şekilde Avrupa Birliği'ne uyum çalışmalarının aksatılmadan devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Turhan Beydağlı: Avantajımız büyük
Otelciler Birliği Başkanı Turhan Beydağlı, referandum öncesi Avrupa Birliği'ne hazırlandıklarını, çözüm olmamasına rağmen Güney Kıbrıs ve diğer AB ülkeleri ile rekabete hazır olduklarını söyleyerek, bugüne kadar mevcut düzenin yarattığı sebeplerden dolayı turizmin ve turizmcilerin layık olduğu yerlere gelemediğini ifade etti.
Beydağlı, şunları kaydetti:
"Biz yatırım yaparken veya harekete geçeceğimiz zaman en büyük şikayetimiz haksız rekabet, tekel yasaları, acentelik yasaları gibi gayrı medeni bulduğumuz birçok yasanın ve engellemenin olmasıydı. Aslında AB mevzuatı, bize serbest piyasayı yani rekabet edebilmeyi getiriyordu. Rekabet etmek amacındayız ve yatırımlarımızı, birbirimizi ezerek değil, kıskanarak, daha iyisini yapma hevesiyle yapacağız. Bugün AB'deki yerini alan Rum komşularımızdan, sosyal yönümüzle ve yatırımlarımızla, altyapı eksikliğimiz olmasına rağmen, doğanın bakirliği ve kültür zenginliği sebebi ile avantajımız büyüktür."
Turizm sektörüne, lokomotif sektör olarak bakılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Turhan Beydağlı, oluşacak rekabet ortamında turizmin layıkıyla yerini bulacağını ifade etti.
Altyapı eksiklerimiz var
Beydağlı, mevcut olan 12 bin yatak sayısının yanında, inşaat halinde 7 bin yatak daha olduğunu belirterek, bu yatak kapasitesinin de altı ayda tamamlanacağını belirtti.
Olası bir çözüm ya da ambargoların kalkması durumunda ülkeye, yaşanacak turist akımı ile yatak kapasitesinde eksik kalınacağı görüşüne katılmadığını da ifade eden Beydağlı, "Bir milyon turistin hedef olarak gösterilmesi, bir milyon turistin bir anda akacağı anlamına gelmez. En önemli nokta, gelen turist sayısındaki büyüklük değil, 12 bin yatak ile, yüzde seksen doluluk oranlarında, 10-14 gün kalış süresinin yakalanabilmesidir. Bu da 600- 700 bin turist ile gerçekleşecektir" diye konuştu.
Kuzey Kıbrıs'ta özellikle altyapı eksikliği bulunduğunun altını çizen Beydağlı, "Otel var ama yol yok, sokak yok, telefon ve arıtma tesisleri yok. Tesisler çalışmıyor. Ama AB sürecinde altyapı eksikliklerini giderici çalışmalar başlatılır ve teşvik edici yönde çalışmalar olursa 12 bin yatağın hepsi, turiste hizmet edecek yapıya dönüştürülebilir" dedi.
Yedi bin yatak ve dıştan gelecek yatırımcıların bu sayıyı yükseltebileceğini belirten Turhan Beydağlı, şöyle konuştu:
"Biz çok sayıda turist değil, tatmin edici getiriyi sağlayacak, sosyal yapımıza uygun, onları kabullenebileceğimiz veya bizi kabullenecek yapıdaki, dinlence amaçlı, para harcayan turist profilidir".
Turizm örgütü kurulmalı
Beydağlı, süreç şimdi durdu gibi görünse de AB'ye bu kadar yaklaşıldığı bir dönemde, turizmcilerin turizm örgütü kurması gerektiğini vurguladı. Beydağlı şunları ifade etti:
"Bu iş bakanlıkla olmadı ve olmayacaktır da. Turizm örgütü oluşturularak bütün sektör bir araya getirilebilir ve hedeflerini ortaya koyabilir. Pazarların belirlenmesi ve bu pazarlara yönelik, gerekli lisanlarda broşürler hazırlanması gerekir. O zaman doğabilecek bu yeni profilleri karşılayabilecek eksiklikler ortaya çıkacaktır. Değişik ülkelerden gelecek insanların değişik istekleri olacaktır. Mevcut tesisleri, teşvik sistemleriyle destekleyerek hemen ayağa kaldırmamız gerekecek. Bu hükümet tarafındaki kaynaklarla olabileceği gibi, uluslararası finans kuruluşlarının desteği ile de olabilir. Önemli olan uzun vadeli, düşük faizli kredilerin ve yatırım teşvikinin oluşturulmasıdır."
Hükümetin bu işi turizmcilere devretmesini, verilecek en doğru karar olarak niteleyen Beydağlı, siyasilerin elinde turizm yapmanın imkansız olduğu yorumunu yaptı.
"Bütün sektörün bacaklarının birlikte çalışması gerekir. Bugüne kadar Kıbrıs Türk Hava Yolları, yeteri kadar hizmet verememiş, başka kuruluşların da önünü kapatmıştır. Bu durumun yarattığı sakıncalar, haksız rekabet, devletin gücünü arkasına alarak bir tekel anlayışının sürdürülmesi, bugüne kadar turizmdeki başarısızlığın, temel sebebidir" diyen Turhan Beydağlı, AB sürecinde turizmin, başı çekeceğinin unutulmaması gerektiğini kaydetti.
Güneyle aramızda önemli farklılıklar yok
Beydağlı, kuzey ve güney turizm sektörleri arasında önemli farklılıkların bulunmadığını söyleyerek, şöyle devam etti:
"Rum tarafından fazla bir eksiğimiz yok. Bizim artılarımız olduğu kadar eksilerimiz de vardır. Aynı şey Rumlar için de geçerlidir. Rum tarafında hizmet dalında gelen şikayetler vardır. Güneydeki yanlış turist profili ve Trodos turizmi ile Ayia Napa turizmi arasındaki farklılığın ne kadar çok beğeni getirdiği göz önündedir."
Kuzeyde lisan bilen, deneyimli, eğitimli kalifiye eleman bulmanın zor olduğunu söyleyen Beydağlı, bunun sebebini de şöyle açıkladı:
"Kısa süreli turizm yaptığımızdan dolayı değerli elemanları ödeyebilmek ve bütün bir yıl boyunca istihdam edebilmek, işten durdurmadan devam ettirmek mümkün olmamıştır. Bu da doluluğa ve ne kadar çalıştığınıza bağlıdır. Büyük bir eksiklik olduğu gerçektir ama endişe yaratmamalıdır. Biz üniversite mezunlarımızı yurtdışına kaçırmaz ve burada kalmasını sağlayabilirsek böyle bir endişe kalmaz. Kendi otellerimizde gerek ISO 9001 hazırlığı içinde, gerekse hizmet içi dallarda eğitim verilmeye başlanmıştır."
Dış yatırımcıların gelmesi olumludur
Dış kaynaklı yatırımcıların kuzeyden mal almasının yarattığı endişelerin yersiz olduğu görüşünü belirten Beydağlı, "Annan Planı kabul edilmiş olsaydı, yüzde yirmi dokuz oranında toprak Türklerin elinde kalacaktı, bu da hem yerli, hem de yabancı yatırımcılara yetebilecekti" dedi.
"Eğer biz tarım ülkesi olacaksak, bu endişe gündeme gelebilir. Ama olası bir çözümde, ya da izolasyon kaldırılır, ambargolar kalkarsa, turizm adası, hafif sanayisi olan bir ülke olacağız. Belki bir serbest liman olacağız. Toprak oranının nüfusa göre sıkıntı yaratacağını düşünmüyoruz. Turizmde kalkınmanın temelleri dış yatırımcılarla birlikte entegre olabilmektir" diye konuşan Beydağlı, dış yatırımcıların küçük alanları değerlendirmesiyle turizmin daha da önem kazanacağını belirtti.
Beydağlı, az sayıda, kaliteli, çok kalan ve çok para harcayan turist istediklerini ifade ederek, milyonlarca insanın günübirlik gelip doğayı tahrip ederek, bir şey almadan gitmesinin ülkeye hiçbir şey katmayacağını söyledi.
Mehmet Kıral: Kıbrıs'ın geleceği turizmdedir
Salamis Bay Otel Genel Koordinatörü Mehmet Kıral, son zamanlarda basında Rum otelcilerin tedirgin olmalarına dair yayımlanan haberlere anlam veremediğini söyleyerek, KKTC'deki en çok yatak kapasitesine sahip Salamis Otel'in durumunun büyük önem taşıdığını kaydetti.
Güneyde 110 bin yatak kapasitesine karşın, kuzeyde sadece 12 bin yatak olduğuna dikkat çeken Kıral, "Anlaşma gerçekleşse ve AB'ye girilse, bir kaç yıl sürecek bir geçiş süresinin ardından kuzeydeki yatak kapasitesi büyük oranda artacaktı" dedi.
Kıral, olası bir çözümde ya da ambargoların kalkması durumunda, fiyatların da bu gelişime oranla dengeleneceğini ifade ederek, "Sağlanacak bir anlaşma ile gerek kuzeyde, gerekse güneyde talebin artmasıyla birlikte fiyatlarda bir dengelenme olacaktır. Bizim sıkıntılarımız daha farklı boyutlardadır" diye konuştu.
Birleşik bir Kıbrıs'ta personel ücretlerinde sıkıntılar yaşanacağını vurgulayan Kıral, bugüne kadar kalifiye personelin güneyde iş bulup çalıştığını ve bundan sonra da daha yüksek ücret verildiği takdirde gidip yine orada çalışabileceğini dile getirdi. Bir taraftan talep artarken diğer taraftan da kalifiye personel sıkıntısı yaşanacağını belirten otel koordinatörü, bu aşamada hizmet içi eğitimin önem taşıdığının altını çizdi.
Kıral, şunları kaydetti:
"Hizmet içi eğitim artırılarak, kalifiye eleman yetiştirilmelidir. Şu andaki hizmet kalitesinden memnun değiliz. Kalifiye eleman yetersizliğinden, bazı dönemlerde Türkiye'den eleman getirmek zorunda kalıyoruz. Biz kendi insanımıza öncelik vermek hedefindeyiz fakat bu yola gitmek zorunda kalıyoruz. Gerçekleşecek bir anlaşma, turizm açısından çok hayırlı olacaktır. Ama yine de sıkıntılı günler yaşayacağız. Kıbrıs'ın geleceği turizme bağlı. Diğer konulardan önce turizme öncelik verilmelidir."
Metin Şahinoğlu: Hizmet kalitemiz Rumlardan daha iyi
Palm Beach Hotel Genel Müdürü Metin Şahinoğlu da, KKTC'de lokomotif sektör olan turizmi güneye gidip incelediklerini anlatarak, hizmet kalitemizin Rumlardan daha iyi olduğunu gözlemlediklerini söyledi.
Kuzey Kıbrıs'ta kişiye özel hizmet yapıldığı için turistin daha fazla memnun kaldığı yorumunu yapan Şahinoğlu, turistin beklentisinin değişken olduğunu söyledi. Güneyde kitle turizmi uygulandığını ve daha çok gençlere hitap edildiğini belirten Şahinoğlu, "Orada tesisler değil, şehirler turizmden yararlanıyor" şeklinde konuştu.
Şahinoğlu, turizm sektöründe, referandum öncesinde AB'ye giriş için hazırlıklar yapıldığını, çözüme ulaşılmamasına rağmen, AB normlarına uygun tesisler yapılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.
Şahinoğlu, "Eşit şartlar altında rekabete hazırız. Gerekli olan kalifiye elemanlara da sahibiz. Bundan sonra yapılacak oteller AB normlarına uygun yapılmalı ve mevcut oteller de gerektiği şekilde yenilenmeli" dedi.
Bu süreçte belli konularda tesis sahiplerinin uyarılması gerektiğine inandığını dile getiren genel müdür, "Örnek olarak, Avrupa Birliği'ndeki otellerde havuz yüksekliğinin 1.5 metreyi geçmemesi lazım. Bunun yanında mutfak ve hijyene de Avrupa'da büyük önem veriliyor. Bu konuda da belediyelere büyük pay düşüyor" diye konuştu.
"Olası bir çözüm ya da ambargoların kaldırılması durumunda, bir buçuk milyon turistin bir anda kuzeye gelmesi ile birlikte yatak kapasitemizin artırılması gerekecektir. Ülkeye 400-500 bin turistin gelmesiyle otellerimizde yüzde yüz doluluk yaşanacaktır. Şimdilik süreç durdu gibi görülüyor ama olası bir anlaşmayla birlikte turizmden elde edilecek gelirlerle yatırımlar artacaktır. Turizm, ekonomik yönden lokomotif olacaktır" diyen Şahinoğlu, hükümetten özellikle toprak alım satımları konusunda önlem almasını istedi.
Şahinoğlu, toprakların Türk işletmecilerin elinde kalması gerektiği üzerinde durarak, "Aksi takdirde turizm yapan bizler olmayacağız. Lapta dışında denize sıfır Türk arazimiz yok. Bu da otelciler için büyük tehlike olur" ifadelerini kullandı.
Şahinoğlu, Kuzey Kıbrıs'taki otelcileri bekleyen diğer bir tehlikeye de dikkat çekerek, otellerin tur operatörlerine kiralanmasının hatalı bir davranış olacağını söyledi ve şöyle konuştu:
"Turizmciler bu hataya düşmesin. Aşırı derecede ucuz fiyatlar uygulamasınlar. En azından yeterli sayıda turiste sahip olana kadar, kendimizi çok yönlü normlara uydurabiliriz. Kalite her zaman korunmalıdır. İşletmeciler duyarlı olsunlar ve yıllarca turiste susamışlığın verdiği heyecanla her şeyi teslim etmeyelim. Örnek olarak Danimarka'da komşu ülkeler sadece yazlık ev alabilirken, Malta'da da yabancılara mal satılamaz. Ülkemiz son zamanlarda aşırı derecede yabancı akımına uğradı. Topraklar Türk işletmecilerin ve yerlilerin elinde kalmalı."
Niyazi Beydağlı: Yerli yatırımcı korunmalı
Denizkızı Hotel Resepsiyon Müdürü Niyazi Beydağlı, Kıbrıs'ta çözüme ulaşılamaması ve kuzeyin AB'ye girememesine rağmen, Avrupa Birliği'ne hazırlanmaya çalıştıklarını ifade ederek, ilk iş olarak otel ücretlerinde baz olarak euronun alınmaya başlanacağını kaydetti.
Olası bir anlaşma veya izolasyonun kalkması, ambargoların aşılması durumunda, talebin büyük ölçüde artacağına işaret eden Beydağlı, turizm sektöründe şu an varolan yatak kapasitesiyle bu talebe cevap vermenin imkansız olduğunun altını çizdi. Beydağlı, "Bu koşullarda AB'ye hazır değiliz ama hazır olacağız. Öncelikle kalite artırılarak, otele ilaveler yapılacaktır. Kalite arttığı oranda, fiyatlar yükselecek, buna bağlı olarak da gelecek turistin kalitesi yüksek olacaktır. Rum tarafında Ayia Napa'da fiyatlar ucuz tutulmuştur ama kaliteli müşteri kazanamamışlardır" şeklinde konuştu.
Kuzey Kıbrıs'ın güneye oranla çok daha güzel olduğu yorumunu yapan Beydağlı, korunmuş doğal güzelliğe sahip Kuzey Kıbrıs'ın bu koşullarda turizm açısından daha iyi kullanılabileceğinin üzerinde durdu.
Beydağlı, anlaşma gerçekleştirildiği takdirde yeni tesislerle daha iyi hizmet verilmesi gerekeceğine dikkat çekerek, "Az ve öz tesis olmalı ama kaliteli olmalı" dedi. Girne bölgesinde yeni yapılan turizm tesislerinin daha iyi hizmet için yola çıktığını belirten Beydağlı, güneydeki otelcilerle yarışmaya hazır olduklarını söyledi. Beydağlı şunları kaydetti: "Güneyde turizm yapanlar yarışa bizden daha önce başladılar ama biz de bu yarışı başarıyla kapatacağız. Hükümet kendi halkını koruyacaktır. En önemli tehlikelerden biri her isteyenin buradan mal satın alabilmesidir. Yerli halk bu konuda bir müddet sonra sıkıntı yaşamaya başlayacaktır. Ülkemiz, hem yabancı yatırımcılara açık olmalıdır, hem de var olan yerli yatırımcılar korunmalıdır. Unutulmamalıdır ki turizm sektörü ülkemizi ileriye taşıyacak en önemli sektördür."
Hasan Çakır: Hızla çalışmalara başladık
Acapulco Tatil Köyü Genel Müdür Yardımcısı Hasan Çakır da, bugüne kadar adada turizmin çok zor şartlar altında yapılmaya çalışıldığı yönünde görüş bildirerek, tanınmamışlığın ve dolayısıyla ulaşım sorununun ortadan kalkmasının turizmin gelişmesinde büyük önem taşıdığını kaydetti. Çakır, sektör olarak gerek Avrupa'nın gerekse Türkiye'nin çok gerisinde olunduğunu söyleyerek, "Büyük ölçüde kaliteli eleman sorunu var. Hedefimiz tesislerimizi dünya standartlarına taşımak. Bu sebeple hızla çalışmalara başladık. Otelimizde, insan haklarına aykırı olan her şeye yenilik getiriyoruz. Özürlüler için giriş ve çıkışlar yapıyoruz. Personel eğitimi çok önemli. Personelimize dil ve teknik konularla ilgili eğitim verdik. Yangın anında giriş ve çıkışların sağlanabileceği kapılar yapılacak. Yön levhaları konacak. Yani dünya standartlarında olması gereken şeyler yerine getirilecek. Tek idealimiz tesisimizi dünya standartlarına taşımak. Yapacağımız ataklar sonrasında güneyden gelen otelciler bilgilerimizden yararlanmak isteyeceklerdir" diye konuştu.
İşyerinde çalışan personelin memnuniyetinin de çok önemli olduğuna dikkat çeken Çakır, "Personelin memnuniyeti, müşteri ye de yansır" dedi.
Olası bir çözüm ya da ambargoların kalkması durumunda, gelişecek turizmden, 35 sektörün yararlanacağını ifade eden Çakır, üreticiden, taksiciye kadar her kesimin bu anlaşmadan fayda sağlayacağını ifade etti.
Böyle bir ortamda tanıtım ve pazarlamanın en iyi şekilde yapılması gerektiği üzerinde duran Çakır, bölgeye gelecek yabancı otelci ve otellerin kendilerini korkutmadığını dile getirdi.
"Şimdiden kolları sıvadık ve çalışmalara başladık. Biz rekabete hazırız. Gerekli bilgi ve altyapımız var. Türk insanının ruhunda olan misafirperverlik bile, turistleri buraya çekmeye yeter. Burası yıllarca kapalı kalmış ve bilinmeyen bir cevherdir. İnsanlar burayı keşfetmek isteyecektir" diyen Çakır, anlaşmanın sağlanmasıyla eşitlenecek gelirin, yansıyacağı maaşlar karşılığında daha iyi hizmet bekleneceğini de söyledi.
Çakır, turizm sektöründeki hizmet kalitesinin düşük olduğunu ifade ederek, otellerde çalışan elemanların eğitilmesi gerektiğini belirtti. Bazı garson ve barmenlerin yabancı dil bilmediklerinin üzücü bir gerçek olarak niteleyen Çakır, şöyle devam etti:
"İleride iyi maaş alacak garsonların, işini tam yapması gerekecek. Bunlar meslek haline gelecek. Eğer şimdiden çalışma yapmazsak çok geride kalacağız. Fiyatlarda muhtemelen artma olacak ama buna oranla kalite de artacak. Müşteri memnuniyeti arttığı anda, talep de artacak. Otelciler dünyayı baz alarak çalışma yapmaya başlasınlar ve profesyonel düşünsünler."
Devletin öncelikli olarak ulaşıma çözüm bulması gerektiğini ifade eden Çakır, yurtdışında yaşayan iş adamları ve çevrelerin dağıtacağı ülkeyi tanıtıcı broşürlerle, büyük ölçüde turist çekilebileceğini kaydetti.
Nihat Develioğlu: Rekabete hazırız
Jasmine Court Hotel Genel Müdürü Nihat Develioğlu, yaklaşık bir yıldan beridir AB'ye uyum çalışmaların sürdürüldüğünü açıklayarak, nisan ayında ISO 9001 belgesini almaya hak kazandıklarını da belirtti. Develioğlu, bu belgenin kaliteye bakılarak verilen bir belge olduğuna da dikkat çekti.
Develioğlu, yapılan onca çalışma rağmen Kıbrıs'ta çözüme ulaşılamaması ve Kuzey Kıbrıs'ın AB'ye girememesinin üzücü olduğunu söyledi.
Hizmet ve servis kalitesi olarak güneyden daha geride olunduğu görüşüne katılmadığını ifade eden Develioğlu, buna karşın personelde büyük ölçüde lisan eksikliği olduğunu vurguladı. Otel personellerine özel hocalar vasıtasıyla dil eğitimi verildiğini kaydeden Develioğlu, bunun yanında mesleki eğitim çalışmalarının da devam ettiğini anlattı.
Şu an süreç durdu gibi görünse de Kıbrıs'ta bir anlaşma olacağına gönülden inandığını dile getiren Develioğlu, hizmet ve kalite olarak çok altlarda kalınmayacağı görüşünü ifade etti.
"Jasmine Court olarak bizler rekabete hazırız" diye konuşan Develioğlu, hükümetin de otelcilere yardımcı olarak turizmle ilgili bir komisyon oluşturabileceğini belirtti. Develioğlu şöyle konuştu:
"Otelcileri AB'de nelerin beklediği yönünde ve yaşanacak gelişmelerle ilgili bilgiler verebilir. Tesislerin AB ile entegrelerinin nasıl olacağı açıklanabilir. Bizler bugüne kadar kendi imkanlarımızla AB'de otel işletmeciliğinin nasıl olacağını öğrendik. Bu konuyla ilgili bilgi vermek amacıyla uzmanlar getirtilebilir" dedi.
Olası bir anlaşmada ya da ambargoların kalkması durumunda, ülkeye turist talebinin artacağını ve buna bağlı olarak fiyatların da artacağını dile getiren Develioğlu, "Bu gelişmelerle güneydeki fiyatlar düşebilir. Bizde olumlu bir yansıma olurken onlar da olumsuz olabilir bu da bizi ilgilendirmez" dedi.
Develioğlu, bu yıl bir buçuk milyon dolarlık yatırım yapma kararı aldıklarını açıklayarak, mevcut olanı iyileştireceklerini bunun yanında da otele ek ilaveler yapma niyetinde olduklarını söyledi. "Daha fazla ünite ve istihdam ile daha fazla turist çekilebilir" ifadelerini kullanan Develioğlu, anlaşmadan sonra yaşanacak turist akımında şu anda var olan otellerin yetmeyeceğini kaydetti. Otel müdürü, kuzeye gelecek 500 bin kişinin tüm otellerde tam doluluk yaşatabileceğini de söyledi.
Develioğlu, Girne bölgesinde yeni yatırımlar yapıldığını ve bunların umut verdiğini kaydederek, özellikle Bafra'daki projenin tamamlanmasıyla, ekonomiye büyük katkı sağlanabileceğini belirtti.
Yaşar Türker: Yarışa hazırız
LA Holiday Genel Müdürü Yaşar Türker de çözüme ulaşılamaması ve KKTC'nin Avrupa Birliği'ne girememesinin üzücü olduğuna işaret ederek, "Çözüm olsa ve AB'ye girseydik, bunun, turizm sektörüne önemli getirileri olacaktı" dedi.
Yaşar Türker, ülkede yıllardır var olan mevcut düzen sebebi ile ulaşımda yaşanan problemlerin ülke turizmini baltaladığını kaydetti.
"Avrupa Birliği ile bütün kapılarımız dünyaya açılacaktı. Yıllardır ülkemizi görme imkanını bulamayan turistler, keşfedilmeyen Kuzey Kıbrıs'ı görme fırsatını yakalayacaktı. Süreç şu anda durmuş gibi görünüyor ama olası bir çözüm ya da ambargoların kalkması durumunda, her türlü koşulda yarışa hazırız." diye konuşan Türker, yıllardan sonra eşitlenecek gelir ve konumun da yardımıyla kuzeyde ve güneydeki turizmcilerin eşit şekilde rekabet edebileceğini söyledi.
Türker, "LA Holiday olarak Güney Kıbrıs'la ve diğer AB ülkeleri ile rekabete hazırız. Bizim standartlarımız ve uygulamalarımızın AB'den eksik olduğuna inanmıyorum. Eğer bazı yönlerimiz eksik kaldıysa, bu da maddi imkansızlıklardan dolayı olmuştur" şeklinde konuştu.
Personelin, güneyde hizmet veren elemanlardan dil dışında başka bir eksikliği olmadığını vurgulayan otel müdürü, hizmet kalitesinde de çok önemli sıkıntılar yaşamayacak kadar iyi olduğunu ifade etti.
Yaşar Türker, olası bir çözümde, kuzeye gelecek çok sayıda turist sayısıyla yatak kapasitesinde sıkıntı yaşanacağını belirterek, bunun uzun sürede çözülebilecek bir sorun olduğunu söyledi. Düzenledikleri birçok etkinlikle gelecek turistlerin otele çekilebileceğini kaydeden Türker, devletin bu devrede otellere uygun krediler sağlayarak, canlanmasını sağlayabileceğini ifade etti. Türker, "Umarız bir an önce bir çözüm olur ve yıllardır sıkıntı yaşanan sektörümüzde rahatlama olur" dedi.