Referandum sonuçları, tüm topluma yeni ufuklar açtı
 

CTP-BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, referandum sonucunda ortaya çıkan tablonun, geleceğe doğru tüm topluma yeni ufuklar açtığını vurguladı.

Soyer, yayımladığı açıklamada, "İşte halkımızın açtığı bu yeni ufuklarda daha da ileri gitmek için Başbakan Mehmet Ali Talat'ın halkımız adına Avrupa'da yoğun temaslar içinde bulunduğu bu aşamada, içte ansızın çeşitli nedenlerle boy veren siyasi kriz herkesi etkilemiş bulunmaktadır" dedi

CTP-BG olarak bu yoğun gündemin birinci meselesi olan Kıbrıs sorunundaki çözüm süreci ve Avrupa ile dünyaya açılım meselesinin önüne bu aşamada herhangi bir olayın geçmemesi gerektiği inancı içerisinde olduklarını belirten Soyer, işte bütün bunlardan ötürü olarak bu temel sorunla uğraşırken, içte başlayan bu yeni gelişmeyi de çözümün ve AB sürecinin hızlanması içinde ele almak istediklerini kaydetti.

Bir taraftan DP'de meydana gelen gelişmelere şimdi de BDH'da ortaya çıkan yeni sorunların eklendiğini belirten ve bu olumsuz gelişmelerin "halkın yüzde 65 desteğini alan çözüm sürecine kin duyan ve bu desteği verdiği için Kıbrıs Türk halkına öfke dolu olan Denktaş ile Rum şoven güçlerine birlikte süreci kesintiye uğratmak için cesaret verdiği" şeklinde görüş savunan Soyer, parti olarak bu gelişmelerin halkın çözüm isteğini darbelemesine fırsat vermeyeceklerini vurguladı.

Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk devleti olgusuna dayalı çözüm sürecini ilerletmek ve AB vizyonu zemini dışında hareket etmeme kararlılığında olduklarını vurgulayan Soyer, "Bu, halkın iradesidir. Bu iradenin dışındaki herhangi bir oluşuma kapalıyız. Siyasi belirsizlik durumunu kaldırmayacak denli önemli günler yaşadığımız için doğan bu boşluğun hemen bir erken seçimle ele alınmasını doğru bulmuyoruz" dedi.

Buna karşın hükümet olma durumunu da kimsenin şantajına ya da himmetine bağlı olarak sürmek niyetinde olmadıklarını kaydeden Soyer, "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Kıbrıs Türk devleti ve AB vizyonuna içten bağlı olmayacak bir oluşumla karşı karşıya kalınırsa, o zaman yüzde 65'lik iradenin istemi doğrultusunda erken seçimin kaçınılmaz olacağını" ifade etti. Soyer şöyle dedi:

"Halkın iradesinin dışındaki her gelişmenin ise tam da bu aşamada kimsenin beğenmediği ve kabul etmeyeceği siyasi alt üstlüklere yol açacağı inancındayız.

CTP-Birleşik Güçler olarak Başbakan Mehmet Ali Talat'ın yurt dışından dönmesiyle bu durumu, her yönü ile kesin çözüme kavuşturmak için ele alacağız.

Bu arada CTP-Birleşik Güçler olarak halkımızın bu iç siyasi gelişmelerle dikkatinin dağılmaması gerektiğine inanıyoruz. Bu yüzden 1 Mayıs'ta AB'nin gelişmesinde evet deyip de dışta kalan bir halk olarak tüm dünyaya, Avrupa'ya, Kıbrıs Rum halkına ve içimizdeki statükocu güçlere sözümüzün arkasında durduğumuzu, siyasi eşit ve Kıbrıs'ın Kıbrıslı Rumlar kadar ortağı olduğumuzu ve AB üyeliğini elde etmek hakkına sahip demokratik olgunluk içinde bir halk olduğumuzu göstermek için, barış güçlerinin 1 Mayıs'ta düzenlediği 'Çözüm ve AB Hakkımız' şölenine halkımızı, üye ve sempatizanlarımızı davet ediyoruz."

Özellikle çözüm ve AB yolunda kararlılıkla mücadele eden insanların hiçbir şekilde referandum sonrası yaşanan bazı üzücü siyasi gelişmelerden etkilenmeden demokratik birliktelik ve kararlılıkla bu düzenlenecek mitinge katılmasını isteyen genel sekreter Soyer, açıklamasını şöyle tamamladı:

"Evet hep meydanlara geldik. Yorulmuş olabiliriz. Ancak bu ulaştığımız sonuca tüm zorluklara karşın bu kitlesel mücadele ile ulaştığımızı hiç unutamayız. Şimdi tam sırası. Haydi; 1 Mayıs'ta İnönü meydanında çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek demeden siyasi görüş farkı gözetmeden buluşalım...

Unutmayın; tıpkı -2002 Aralık ayı başında Denktaş ve Eroğlu sayesinde Kopenhag'da kapandı derken- 27 Aralık'ta yaptığımız büyük mitingle açtığımız AB kapısı gibi ya da 14 Ocak'ta ve arkasından 27 Ocak'ta 80 binlerle ifade edilen mitingler gibi...

Lahey'den sonra, "bitti, öldü gömüldü" diye tanımlanan noktadan sonra, Doğancı demokratik tepkisi ve arkasından gerçekleşen Lefkoşa, Girne eylemleriyle yeni gelişmelere yol açan ve 14 Aralık seçimleri sonrasında bizi %65'lik evete taşıyan, Kıbrıslı Rumların hayır demesine karşın bugün AB'ye giriş kapısından içeri adım atmaya götüren süreçleri bu demokratik kitlesel hareketlerimiz ve birlikteliklerimiz yarattı.

Şimdi ise artık 1 Mayıs 2004'te meydanlara dökeceğimiz irademiz bize Kıbrıs'ta siyasi eşitlik statümüze ve AB'de tam haklı olarak yer alacağımız, çözüme son çivileri çakmamızı getirecektir.

İnsan için evrensel değerlere sahip bir halk olduğumuzu ve Kıbrıs'ta Kıbrıslı Rumlar kadar hak sahibi olduğumuzu kanıtlamak ve dünyaya 'ne Denktaş, ne Papadopulos bizi dışta tutamaz' demek için 1 Mayıs'ta İnönü meydanında saat 20'de buluşalım."