Pazarlıklar, Türkiye lehine sonuç verdi
 

AB’ye üye ülkelerinin daimi temsilcilerini bir araya getiren COREPER toplantısında 17 Aralık zirvesi sonuç bildirgesi üçüncü kez tartışılarak Türkiye lehine iki önemli değişiklik yapıldı.

AB’nin kültürel değerleriyle ilgili olan paragraf tamamiyle kaldırıldı; ayrıca Türkiye’ye tam üyelik yerine özel bir statünün gündeme getirilmemesi gerektiği ifade edildi.

AB üyesi ülkelerin daimi temsilcilerinin (COREPER) dün Belçika’nın başkenti Brüksel’de yaptıkları toplantıda 17 Aralık zirvesinin sonuç bildirgesi taslağı bir kez daha tartışıldı.Üçüncü kez gözden geçirilen taslak belge sabah saatlerinde netleştirildi ve üye ülkelere gönderildi. Üçüncü taslakta Türkiye lehine iki önemli değişiklik bulunuyor.
Birincisi AB’nin kültürel değerleriyle ilgili olan paragraf tamamiyle kaldırıldı. Bu çerçevede Türkiye’nin AB’nin kültürel değerlerine uyması gerektiğine dair ifadeler de belgeden çıkartılmış oldu. Bu ifade Türkiye’yi rahatsız ediyordu. Çünkü Ankara, sanki Türkiye’nin AB’ye uyum sağlayamayacağı, sanki kültürel açıdan Avrupalı olmadığına dair bir izlenime sebep oluyordu.

Türkiye açısından önem teşkil eden ikinci unsur ise yine, müzakerelerle ilgili olarak müzakerenin ucunun açık olduğuna dair ifade. Sonuç bildirgesi taslağından, “Genişleme sürecinde, AB’nin yeni üyeleri entegre etme kapasitesi hesaba katılmalıdır” şeklindeki ifade atıldı.
Türkiye adına nihai amacı tam üyelik olan müzakerelerin sonucu konusunda bulanıklığa yol açan ve Avusturya ile Danimarka’nın ısrarı üzerine ikinci taslak metne dahil edilen ifade; Almanya, Fransa, İngiltere ve Hollanda’nın girişimleriyle taslaktan çıkarıldı.
Bunun yanında Türkiye’ye yönelik olarak özel bir statünün veya özel bir algılamanın olmaması gerektiği belirtiliyor ve 1997’deki Lüksemburg zirvesini de AB’ne aday 12 ülke için de aynı yönde bir karar alındığı dile getiriliyor.
KIBRIS PARAGRAFINDA DEĞİŞİKLİK YOK
Üçüncü nokta da Lahey ile ilgili. Türkiye’nin Ege sorununun çözümü konusunda Lahey Adalet Divanı’na gitmesi gerektiği ifade ediliyor ve bu konuda da Helsinki Sonuç Bildirgesi’nin 4’üncü paragrafına atıfta bulunuluyor. Bu da Türkiye açısından büyük önem teşkil ediyor.
Kıbrıs konusuyla ilgili olarak ise herhangi bir değişiklik yapılmadı. Bu da Türkiye açısından önem teşkil eden bir unsurlar arasında yer alıyor. Gerek dönem başkanı, gerekse AB’nin ağır toplarından Almanya, Fransa gibi ülkeler, bu paragrafta herhangi bir değişiklik yapılmasını talep etmediler.
Rum kesimi, bu konuyu bakanlar düzeyindeki toplantıda yeniden gündeme getireceğini dile getirdi.

İŞTE YAPILAN EKLEME VE DEĞİŞİKLİKLER
Taslaktan çıkarılan cümleler
17. Madde- AB'nin bir taraftan entegrasyon süreci devam ederken, Birliğin yeni üyeleri hazmetme kapasitesinin dikkate alınması hem birliğin hem de aday ülkelerin genel çıkarınadır.
Taslağa eklenen cümleler
18. Madde- Avrupa Birliği katılım ortaklığı antlaşmasındaki öncelikleri temel alarak reform sürecini yakından takip edecektir.
20.Madde- AB Konseyi, katılım surecinde etki yaratan ve Uluslar arası Adalet Divanına götürülen anlaşmazlıkların çözüm sürecinden gerekli görülmesi durumunda haberdar edilecektir.
Taslaktaki değişiklikler
22. Madde- Komisyon kendi inisiyatifi ya da üye ülkelerin talebine göre görüşmelerin askıya alınmasını ya da yeniden başlaması için gerekli koşulları tavsiye edebilir (daha önceki taslakta ise ''tavsiye edecektir'' şeklinde bir ifade var)

RUM YÖNETİMİ MEMNUN OLMADI

Müzakerelere ilişkin genel kuralların açıklandığı bölümde ise "görüşmelerin, hükümetlerarası konferans şeklinde bütün üye ülkelerin ve adayların katılımı ile yürütüleceği" ifadeleri konuldu. Bu sözler de dolaylı olarak Rum yönetiminin, Ankara ile oturulacak müzakere masasında söz sahibi olacağı anlamına geliyor.

Ancak bu jest Rumları tatmin etmedi. Nitekim, Kıbrıs sorununa ilişkin formülde, Rum yönetimi ve diğer AB ülkeleri arasında bir uzlaşma bulunamadı. Böylece üçüncü taslakta, Kıbrıs ifadeleri bir önceki taslağın aynısı olarak korundu. Kıbrıs’la ilgili ifadelere ilişkin AB liderler zirvesi öncesinde bir uzlaşma zor görünüyor.